13 Aralık 2019 Cuma

SA8204/KY1-CÇ692: Ziyaret

- Gençtirler, olacak, dedi yaşlı kadın.
- Bak işte dedim, bunları bu hale sen getirdin.. gençmişler.. biz genç olmadık mı?



- Komşumuzun uyuz mu uyuz bir iti var, dedi yaşlı kadın.

- Bak.. dedi, yaşlı kocası, kaç kez sana öyle deme dedim değil mi? Başımıza iş açacaksın.. kızıyor kadın.

- Aman, diye karşılık verdi yaşlı kadın, ite it demeyecek miyiz? Bizim de vardı köyde.. çocukluğumuzda, hatırlasana hep it derdik, hem de ne itler.. kurt boğan cinsinden, gerçek itler..

- Allah Allah, diye öfkelendi yaşlı koca. Duyuyorsunuz değil mi çocuklar! Bak işte hep böyle yapıyor.. yaşlandıkça söz dinlemez, çenesi durmaz biri olup çıktı.

Yaşlı adam çocuklar dediği evlatlarına baktı. İki oğlan bir kız – büyük oğlan birer yaş aralıklı bir erkek bir kız babasıydı, küçük olanın bir oğlu vardı henüz yürümeye çıkmıştı küçük oğlan yalnız gelmişti, kızın ise henüz çocuğu yoktu, üç aylık evliydi, abisinin hanımıyla birlikte ikili koltuğa oturmuşlardı- çocukları hemen her hafta sonu aileleriyle birlikte ebeveynlerini görmeye gelirlerdi, yine öyle olmuştu. Akşam yemeği yenmiş, ortalık toparlanmış, oturma odasına geçmişlerdi. 

Damat ve iki oğlu üçlü koltuğa, kızı ve gelini ikili koltuğa kurulmuş, alelacele telefonlarına sarılmışlardı. Herkes kendi dünyasındaydı. Tek tek süzdü çocuklarını, torunlarını gelinini ve damadını yaşlı adam. Her biri telefonlarına gömülmüş, her biri telefonlarının ekranlarına adeta kilitlenmişler. Karı koca ne kadar laf atmışlarsa aldıkları karşılık ya bir, ‘Hı hı!’ yahut ‘Ya demek öyle!’ olmuştu, öyle oluyordu.

‘Hayır yani madem tek kelam etmeyeceksiniz, elinizden telefonlarınızı -neresi telefon ise- bırakmayacaktınız ne diye evinizde oturmadınız!’ dedi kendi kendine. Öfkeleniyordu. Karısının olanca saf gevezelikleri de işe yaramıyordu. Bari torunlarının telefonları -birinde telefon birinde tablet dedikleri şey- ellerinde olmasaydı da gucusuna gelselerdi. Kendisi onların yaşındayken dedesinin kucağından inmezdi. Ya bunlar? Çocuk dediğin oynar. Büyüklerini oyunlarına katmak için çırpınır. Büyükleri at yapar, tren yapar.. yapar da yapar.. çocuk işte. ‘Bunlar çocuk mocuk değil.. hallerine bak!’ dedi yaşlı adam.

- Ananız diyorum, dedi oldukça yüksek bir sesle, ilgisini çekmek için konukların. Konukları şöyle bir başlarını kaldırır gibi yaptılar. Tekrar telefonlarına daldılar.

- Ne olmuş analarına, dedi yaşlı kadın.

- Daha ne olsun? Dedi öfkeyle yaşlı adam.

- Seni duymazlar ki, dedi yaşlı kadın.

- Bunları sen bu hale getirdin, dedi yaşlı adam.

- Yine başlama, diye tersledi yaşlı kadın, önce kendine bak.. onları şımartan sensin!

- Hah, çatacak yer arıyorsun, dedi yaşlı adam.

- Ben mi?, diye üsteledi yaşlı kadın.

- Şunlara bak, dedi yaşlı adam, -üçlü koltukta oturan iki kardeş bir damat, halıya uzanmış bir oğlan -yedi yaşında- bir kız -altı yaşında- torunlarını ve ikili koltukta oturan göstererek-, biz ha varız ha yokuz..

- Gençtirler, olacak, dedi yaşlı kadın.

- Bak işte dedim, bunları bu hale sen getirdin.. gençmişler.. biz genç olmadık mı?

- Bizim zamanımız geçti, dedi yaşlı kadın.

- Yahu bir aradayız, ama herkes kendi dünyasında, bunun zamanla ne ilgisi var.. birbirimizle ilgimiz yok.. ilgisizliğin zamanı mı olur..

Yaşlı adam sözlerini daha bitiremeden elektrikler gitti. 

- Hayda! Sözleri yükseldi hep bir ağızdan. 

Yaşlı adam ve karısı bu nidaya katılmadılar. Şaşırmadılar da.

- Yani şimdi bu olacak iş mi? dedi damat.

- Valla yani olacak iş değil, dedi karısı.

- Hep böyle mi oluyor? Dedi büyük oğlan.

- Jeneratör vardır değil mi dede? Dedi erkek torun hüzünle.

- Ne arasın? dedi kız torun alay ettiğini belli ederek.

- Ne yapacağız şimdi? Dedi gelin.

Yaşlı kadın ahlayarak, inleyerek oturduğu tekli koltuktan kalktı.

- Mumlar mutfakta gider bir soluk getiririm, karanlıkta kalmayız, dedi.

- Dikkat bir yere çarpıp bir yerlerini incitme, dedi yaşlı adam mutfağa doğru emin adımlarla yürüyen yaşlı kadına.

- Anne yerlerini söyle ben getireyim, dedi kızı yerinden kımıldamadan.

- Yerleri hep aynı kızım, dedi yaşlı kadın, sen otur..

Yaşlı kadın oturma odasından çıkıp gözden kayboldu. 

- Yazık be kızım, dedi yaşlı adam kızına sitemle, bir çırpıda gidip alman gerekirken.. yazık.

- Aman baba, çıkıştı kadın, ben bulup getirinceye kadar sabah olurdu..


Cemal Çalık, 13.12.2019,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Öykü


Cemal Çalık Yazıları











Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı