13 Aralık 2019 Cuma

SA8205/TG271: Amerikan Elit Yığını Nasıl Oluştu?-2

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, John Hopkins Üniversitesi Paul H. Nitze İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu (SAIS) profesörü ve Dünya Bankası, USAID, Dışişleri Bakanlığı, OECD ve Afrika Kalkınma Bankası gibi kuruluşlara danışmanlık yapmakta olan ve halen, sosyal bozulmanın nasıl tersine çevrilebileceği ve buna nasıl ulaşılabileceğine dair bir kitap üzerinde çalışan Seth D. Kaplan'a aittir. 'Karşılaştırmalı Tarih' etiketi ile yapılan bu analiz, toplumların değişiminde elitlerin etkisine odaklanırken, İbn-i Haldun'dan Samuel Huntington'a kadar bir çok ünlü batılı 'elit'in görüşleri eşliğinde Amerikan Elitleri arasında bir kıyaslama yapmaktadır. Yazarın düşüncelerindeki sorunsalın başlangıç noktası elbette Amerikan toplumunun dağılması ve ABD'nin çöküşüdür. Seth D. Kaplan'ın oldukça nesnel bir yaklaşımla yaptığı analizin en çarpıcı cümlelerinden biri şudur: "Bu nedenle, birçok bilim adamı, toplumların şekillenmesi; elit erdeminin oluşumu; halk arasında güçlü değerlerin teşviki ve kahramanca hareketlere ilham vermede din faktörünün çok önemli olduğunu düşünmektedir. Ancak toplumlar geliştikçe inancın da etkisini yitirerek toplumun gerilemesine katkıda bulunduğu konusunda da uyarıda bulunmaktadırlar. Rasyonalizm ve materyalizm öne çıkarken elitleri toplumlarına bağlayan ortak eğilimleri ve toplumun yükselişini arttıran değer ve inançları zayıflatır. Sosyal rahatsızlıklar ve dağılma riski artar." Ateizm'in yaygınlaştığı Avrupa-Amerika'dan oluşan Batı'da toplumun gerilemesinde 'Din' faktörünün ve elitlerin  etkisinin önemine değinen düşünür sayısı çok azdır. Bugün Batılı medya ve kültür araçlarının dünyanın her tarafını istila ettiği ve değersizleşmeyi arttırdığı düşünülürse, Türkiye'nin çıktığı büyük yolculuğun ne kadar küresel bir etki üretebileceği de hesaplanabilir. İnsanlık ciddi bir buhranla yüz yüzedir ve İslam en saf ve en büyük kurtuluş umudu olarak, insanların ulaşabileceği her yerde olmalıdır... Türkiye'nin sorumluluğu budur.
Seçkin Deniz, 13.12.2019

How Do America’s Elites Stack Up?-2
""Elitler, giderek artan oranda psikolojik ve finansal olarak genel nüfustan kopmakta, başkalarını düşünmeden kendilerine menfaat sağlayacak seçimler yaparak öfke ve tepki ile karşılaşmaktadırlar."

Amerikan Toplumundaki Elitler

Amerikan elitleri kimlerdir? “Elit” terimi tartışmalı olabilir. Maksadımıza binaen bu terim; hepsi bilgi üretmek ve işlemek için uğraşan kesimi oluşturan; hükümet, akademi, iş dünyası, medya, eğlence ve kar amacı gütmeyen kesimdeki profesyonellerin üst düzey kadrosunu oluşturur. Politikaya ve Occupy Wall Street gibi sosyal hareketlere konu olan “yüzde bir”(*) hakkındaki tartışmalar, elitlerin sahip olduğu orantısız zenginlik ve güç üzerine yoğunlaşmaktadır. 

Protestocular öncelikle adalet ve eşitsizlik konularında endişelidir. Ancak elitlerin bir kısmı illa zengin olmayabilir ve elitlerin sahip olduğu avantajların topluma nasıl daha büyük yükümlülükler getirdiği ve çağdaş elitlerin bunları yerine getirme konusundaki başarısızlıkları üzerine çok az değerlendirme bulunmaktadır. Eliterin, kişisel olarak kendilerini toplumla bütünleştirmeleri ve toplumun gücüne katkıda bulunacak şekilde hareket etmelerinden ziyade, özel bir konuya yönelik destekleri olup olmadığı daha fazla dikkatleri çekmektedir.

Bu tür tarışmaları sürdürenlerin [ironik olarak bu insanların çoğu, elit sınıfa veya hemen altındaki yarı ayrıcalıklı sınıfa dâhildir] değer ve standartları öylesine değişmiştir ki; ülkeyi ileriye götüren yapıcı bir rol oynayabilecek bir grup elitin varlığını kabul etmek bile bir tabu haline gelmiştir. İbn Haldûn, Toynbee ve Weber’in tartıştığı şekilde, elitlerin -kamu yararına- toplumun temel direği olduğu görüşü nadiren kabul görür hale gelmiştir.

Konuyu, egemen eşitlikçi ideolojinin aşağılayıcı olmayan terimleriyle tartışmak zor. Bazı elit teorisyenler, bu ideolojinin, her şeyden çok bir yanılsama olduğunu, önemli bir konunun daha ciddi bir şekilde tartışılmasını önlediğini ve mevcut politik ve hatta sosyal sorunlarımıza katkıda bulunduğunu savunuyor. G. Lowell Field ve John Higley'in Elitism adını taşıyan kitaplarında belirttikleri gibi; “Elitist ve liberal ilkelerin tamamlayıcılığını değerlendirmede yaşanan genel başarısızlık, liberalizm içinde ciddi bir doktrinal yozlaşmanın merkezinde" yer almaktadır. Peter Berger'in The Public Interest’te yazdığı gibi; “Modernizasyonun paradoksu şudur ki; eşitlikçi ideolojilerin güçlenmesiyle, [ülkelerin gelişmesiyle beraber] eşitlikçi rejimler giderek daha az uygulanabilir hale geliyor. Eşitlikçi ideoloji elitleri, “eşitlikçi retoriğin oluşturduğu bir sis perdesi” yaratır. Ancak bu, kendilerini bulundukları konumda daha az güvenli hale getirir ve böylece toplumda etkin bir şekilde sorumluluk alabilmelerinin önüne geçer. 

Elitler, sahip oldukları ayrıcalıklardan kaynaklanan sorumluluklardan bilerek kaçınırken, “ayrıcalıkların denetlenmesi” ve ötekileştirilenlere yardım etme yönündeki istekliliklerini alışıldığı şekilde vurgulamaya devam eder. Anand Giridharadas’ın da ifade etmiş olduğu gibi; “Amerikan elitleri genellikle sistemi korumaya çalışır... Yukarıya doğru gelişmeden kaynaklanan kazancı sömüren tüm ekonomi, kazananlarımızın elindedir.” Acıyı hafifletmek ve yaşamı iyileştirmek için çok çalışsalar bile bu böyledir, Giridharadas bunu “sahte değişim” olarak tanımlar. 

Para verebilir veya hayır işlerini teşvik edebilirler, ancak nadiren toplumu güçlendirecek şekilde kişisel düzeyde hareket ederler. Örneğin, nadiren üçüncü kademe şehirlere taşınır, kariyer olanaklarını tehlikeye atar veya çocuklarını düşük performanslı şehir okullarına yerleştirirler. Aksine, Richard Reeves'in yazdığı gibi; servet, eğitim, güvenlik, aile yapısı ve sağlıktaki farklılıkları kapsayan, “İngiliz sisteminden daha acımasız” bir sınıf sistemi yaratan elitler fırsatları kendileri için istifler. Seçimlerini kısıtlayacak veya kazanımlarını (örneğin, ticaret, işletme tekelleri ve vergi kaçakçılığı üzerindeki kısıtlamalar) sınırlayacak politikaları nadiren desteklerler. Ve kişisel yaşamlarında (göreceli olarak) erdemli davranabilirken, bir zamanlar toplum genelinde kişisel başarı için gerekli kabul edilen erdemli geleneksel değerleri ve alışkanlıkları (örneğin, çocuğunuz olmadan evlenin ve sonra evliliğinizi sürdürün; sıkı çalışın, aylaklık yapmayın; vatansever olun; tasarruf edin ve geleceğe yatırım yapın) teşvik etmeye yönelik herhangi bir girişimi olumsuz bir ayrıcalık işareti olarak görür ve sürekli saldırırlar.

Amerikan elitleri,uzun süredir komşu oldukları insanlar ile de kopuk bir hayat yaşıyor.Christopher Lasch'in yazdığı gibi: “Amerika'da bile her zaman ayrıcalıklı bir sınıf olmuştur; ancak bu sınıf, şimdi olduğu gibi, çevresinden hiç bu kadar tehlikeli bir şekilde izole olmamıştı. ”Hâlbuki elitler bir zamanlar, birkaç nesil boyunca yaşadıkları yerleşik oldukları yere bağlıydı ve sahip oldukları servetin çeşitli yükümlülükler getirdiğinin farkındaydılar" ancak bu tür bir mensubiyet günümüzde oldukça zayıflamış durumdadır. Yeni elitler, “nereye götürürse götürsün fırsat sireni”ni takip eden “çok daha kozmopolit” bir kesimden oluşuyor. Başarı şimdi, elit olmayanların en iyi ve en parlaklarını egemen sınıfa terfi ettiren ve bir zamanlar ülkenin demokratik idealini oluşturan “kaba eşitlik koşulunu” sona erdiren mobilite ile yakından ilişkilidir.

Bu kapsamda, elitlerin bir zamanlar konumlarının yükümlülüklerini yerine getirmekten kaynaklanan saygıyı kazanma arzuları artık yoktur. Paul Collier’e göre: (Elitlerin) kendileri ve diğer insanlar ile aralarında gitgide artan beceri ve tecrübe farklılığı, yaptıkları işten daha fazla saygı (ve daha derin anlamlar) kazandıkları ve böylece kariyerlerine, meslektaşlarına ve sosyal gruplarına diğerlerine göre daha fazla bağlılık hissettikleri anlamına gelmektedir. Collier: “Bu, sosyal elitlerin neden bu kadar aktif anlamda kendi ülkelerini küçük gördüklerini açıklıyor - saygınlık arıyorlar”. Ulusal kimliklerinin artık belirgin olmadığının, bağlılıklarının ve yükümlülüklerinin değiştiğinin sinyalini veriyorlar. Sonuçta, Lasch’in iddia ettiği gibi “ortak alandan kaçmaktan ziyade liderlikle daha az ilgileniyorlar”.

Bu kozmopolitizm, belirli bir yere yatırım yapmaya yönelik herhangi bir sadakat ve ihtiyaç duygusunu zayıflatır. İyi bir komşu olduğunu gösterme ihtiyacı, birlikte hareket etme ihtiyacına yenik düşer. Bütün bunlar, Rod Dreher’in blogunun bir okuyucusunun ifade etmiş olduğu gibi; kendine inançtan yoksun orta sınıf halkının durumuyla ilgili pasif bir şekilde konuşmaları gerektiği (“farkındalığı arttırma”) noktasında pratik olarak başarılı olamayan insanlara ekonomik elitlerin aktif şekilde yardım etmeleri gerektiğini göstermektedir.

Bugün ABD, bilim adamları tarafından açık bir şekilde dile getirildiği gibi, toplumsal evrimin son aşamalarıyla çarpıcı paralellikler gösteriyor. Gittikçe artan bir sekülerleşme, sosyal parçalanma ve anomi görülüyor. “Barbarlık” da belirgin bir yükseliş, toplumun canlılığını sağlamada bir zamanlar elzem sayılan norm ve değerlerde ise Vico’nun uyarıda bulunduğu şekilde toplumun “sivil hastalıkla” sarıldığına işaret eden, bu yükselişe eşlik eden bir düşüş var. Fedakârlık, tasarrufluluk, toplumculuk, inanç ve kamu yararı; bireycilik, materyalizm ve “özel çıkarlar” karşısında yenik düşmüştür. 

Elitler, giderek artan oranda psikolojik ve finansal olarak genel nüfustan kopmakta, başkalarını düşünmeden kendilerine menfaat sağlayacak seçimler yaparak öfke ve tepki ile karşılaşmaktadırlar.

(*) Yüzde Bir: ABD ve Batı toplumunda servetin %1’in elinde olduğu ve geriye kalan %99’un bu kesim tarafından sömürüldüğüne işaret eden slogan.


Seth D. Kaplan, 30 Ekim 2019, American İnterest

(Seth D. Kaplan , John Hopkins Üniversitesi Paul H. Nitze İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu (SAIS) profesörüdür ve Dünya Bankası, USAID, Dışişleri Bakanlığı, OECD ve Afrika Kalkınma Bankası gibi kuruluşlara danışmanlık yapmakta ve halen, sosyal bozulmanın nasıl tersine çevrilebileceği ve buna nasıl ulaşılabileceği üzerine bir kitap üzerinde çalışmaktadır.)



<<Önceki              Sonraki>>



Tamer Güner, 13.12.2019, Sonsuz Ark, Stratejik Araştırma, Çeviri








Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı