14 Ekim 2019 Pazartesi

SA8051/ KY13-AO310: Sen Cumhurbaşkanlığı'nı da Türkiye’ye, O “Barış Harekatı”na Borçlusun!

"O “Barış Harekatı” olmasaydı şimdi orası bir Rum devletiydi, sen Cumhurbaşkanlığını da Türkiye’ye, o “Barış Harekatı”na borçlusun!"


Türkiye’nin gözü gibi koruyup, her tür desteği sağladığı, uğruna nice şehitler, gaziler verdiğimiz Kıbrıs'ın Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 'Barış Pınarı Harekatı'na köstek olacak bir açıklama yaparken Kıbrıs Barış Harekatını da küçültecek şekilde, Kıbrıs’daki soydaşlarımıza yapılan zulüm ve katliamları durdurmak için türlü rizikoyu, ambargoyu, tehdidi göze alarak yaptığımız, uğruna yüzlerce Şehit, Gazi verdiğimiz “Kıbrıs Barış Harekatı” için de “1974'te biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı.”demiş..  (Bakınız, Sonsuz Ark'ın Notu)

Bu nasıl bir akıl tutulması, bu ne büyük bir gaflet!

Hem, 50 yıldır kan döken ve ülkemizi parçalamaya kalkan bir terör örgütüne yapılan harekatta karşımızdakilerin dilini kullanacak, hem de bunu yaparken Kıbrıs’taki zulmü durduran o kutsal harekatımıza dil uzatacaksın!

O “Barış Harekatı” olmasaydı şimdi orası bir Rum devletiydi, sen Cumhurbaşkanlığını da Türkiye’ye, o “Barış Harekatı” na borçlusun!

Kıbrıs Harekatı olmasaydı bugün Kıbrıs ,(Rumlar’ın zulüm ve tecrit baskıları sonucu ) Suriye’den, Irak’tan, Yemen’den farklı değildi. Eğer, “Barış Harekatı” olmasaydı bugün Kıbrıs Türkleri göçten başka çare bulamayacak, yurtlarını terk etmek zorunda kalacaklardı. 

Kıbrıs’a yaptığımız askeri harekat sonucu sadece Kıbrıs Türklerine değil tüm adaya barış geldi. O nedenle bu harekat tam anlamıyla bir “Barış Harekatı” idi.

Bizler oturup Türkiye’ye destek vermeyen Arap’ları, Türki Cumhuriyetleri'ni bangır bangır eleştirirken kendi evimizin içinden böylesi bir açıklamanın yapılması vahim bir durum.

Ne diyelim; Yazıklar olsun!...



Adnan ONAY, 14.10.2019, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Gündem'in Düşündürdükleri




Sonsuz Ark'ın Notu: 


(KKTC Cumhurbaşkanı sıfatını kullanmak istemiyoruz)

Mustafa Akıncı :

"Bazen sessiz kalmak söyleyecek sözünüz olmadığından değildir. Bazen durumlar o kadar karmaşıktır ki, bazı kestirmecilerin kolaycılığında "Evet" ya da " Hayır "la geçiştirilmesi mümkün değildir. Söyleyeceklerinizle durumu etkileme olanağını göremediğiniz durumlarda sessiz kalmak da gerekebilir. Ancak Türkiye'nin Suriye'deki son operasyonu konusunda sürekli üzerime geliniyor. 

Kimi görüşümü merak ettiğinden, ama bir çoğu da kendi politik amaçlarına malzeme yapmak telaşı ile sabırsızlanıyor. Bazı çok bilmişler de bu sessizlik üstüne komplo teorileri bile icat etmeye başladılar. Bu durumda ne düşündüğümü açıklamak kaçınılmaz oldu: Her şeyden önce içimizde Türkiye'nin iyiliğini ve terör belasından kurtulmasını istemeyen olduğuna inanmıyorum. Mesele "Türkiye'nin iyiliği nerededir?" sorusunun yanıtındadır. Bu sorunun gerçek muhatabı elbette Türkiye'de yaşayanlardır. Ama benim inancım Suriye topraklarının artık neredeyse 10. yılına girmekte olan savaşa doyduğu noktasındadır. On yıldır akan kan bundan böyle de akmaya devam ederse barışa ulaşmak mümkün olmayacaktır. 

Bana göre Türkiye'nin mutlu ve huzurlu geleceği Türkü – Kürdü – Arabı ve Türkmeni ile tüm bölge halklarının dialog içinde inşa edecekleri bir düzenle mümkün olacaktır. Suriye'nin toprak bütünlüğü içinde kendi sınırlarına sahip çıkabileceği ve Türkiye'nin de kendi sınırlarını güvende hissedebileceği bir durumun yaratılması gerekiyor. Bunun için kanımca Türkiye ile Suriye arasında en erken zamanda ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin büyük yararı olacaktır. Bunun da ötesinde Türkiye'nin Mısır dahil diğer bölge ülkeleriyle bozulan ilişkilerinin de düzeldiğini görmek en büyük dileğimdir. AB ile kavgalı değil işbirliği içinde bir Türkiye herkes için daha iyi olacaktır. 

1974 yılında 27 yaşındayken, Faşist Yunan Cuntasının neden olduğu Türkiye'nin askeri harekatında ben de her genç Kıbrıslı Türk gibi görev aldım. Lefkoşa'da Dereboyu'ndaki savaşta arkadaşlarım yanımda şehit düştüler; pek çoğumuz gibi ben de savaşın ne demek olduğunu yaşayarak öğrendim. Bu nedenle savaşın acılarını hiç bir toplumun yaşamasını istemem. Türk- Kürt- Arap hiçbir çocuğun burnunun kanamasını arzulayamam. Daha önce de söyledim 1974'te biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır. Bu nedenle bir an önce diyalog ve diplomasinin devreye girmesi en büyük dileğimdir." 13 Ekim 2019


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'nın açıklamaları Boğaz Şehitliği'nde koyun koyuna yatan mücahit ve Mehmetçiklerimizin kemiklerini sızlatmıştır." ifadelerini kullandı.

KKTC Başbakanı Ersin Tatar, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın sözlerine tepki gösterdi:

 "Bu açıklamaya çok üzüldüm. Türk halkının çoğu bu açıklamaya büyük tepki gösterdi. Böyle bir açıklamanın yapılmaması gerektiğini söylemek isterim.  Kıbrıslıyım, Türküm. İkisinden de gurur duyuyorum ve Sayın Akıncı'nın Kıbrıs Türk Barış Harekatı ve Türkiye'nin Suriye'de terör örgütlerine karşı gerçekleştirmekte olduğu Barış Pınarı harekatı ile ilgili olarak yazdıklarını kınıyor, bunların halkımızın neredeyse bütünü tarafından asla benimsenmediğinin altını çiziyorum.

AK Parti Sözcüsü Çelik de, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'nın 'Barış Pınarı Harekatı'na yönelik açıklamasına, sosyal paylaşım sitesi Twitter'daki hesabından yayımladığı mesajlarla gösterdi:

"Akıncı'nın harekatla ilgili açıklamasının basiretsizlik ve saygısızlık olduğunu belirterek, "Türkiye'yi terör örgütleriyle diyaloga davet etmek, cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan birine yakışmaz. Böyle bir sorumsuzlukla o makam yan yana durmaz" dedi. 13 Ekim 2019



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı