7 Temmuz 2019 Pazar

SA7812/TG262: Ümitsiz Bir Amaca Yönelik Kahramanlık: Haçlı Seferleri Neden Büyüleyici Kalıyor?

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, bir kitap eleştirisi gibi görünse de içeriği itibarı ile batılı entelektüel okurlarının Haçlı Seferleri döneminin kapandığına inanmasını sağlamaya çalışan bir yaklaşımla ele alınan bir aklama çalışmasıdır. Dönemin ABD Başkanı G.W. Bush'un 2001'de kendi planladıkları ve uyguladıkları 9/11 saldırıları sonrasında, 9/11 ile hiç bir ilgisi olmamasına rağmen kendi ajanları Saddam Hüseyin'in Devlet Başkanı olduğu Irak'a yönelik saldırı hazırlıklarını Haçlı Seferleri olarak tanımlaması ve 2003'ten bugüne yaklaşık 17 yıldır süren müslüman katliamı, tarihi Haçlı Seferleri'nin hedeflediği aynı coğrafyada sürmektedir. Haçlı Seferleri başından itibaren satanist seferlerdi, halen de bu satanist seferler, ABD-Avrupa-Rusya ve İsrail aracılığı ile sürmektedir. Irak, Suriye, Libya, Yemen, Mısır, Cezayir, Tunus, Lübnan, İran ve Türkiye aynı utanç duyulacak Baatlı gansgterliğin, uğruluğun, soysuzluğun kurbanı olmaya devam etmektedir. Cemil Meriç, Sosyoloji Notları, (sayfa 292, epub format, Cemal Çalık'a bu  anekdot için teşekkür ederiz.) adlı kitabında Batı'yı şöyle anlatmaktadır: "Avrupa tesamuhu (hoşgörüyü) tanımaz. Tolerans Asyalı‘dır.Redhouse yazdığı bir mektupta: “Avrupa’nın Doğu’yla dost olabileceğini sanıyordum. Gördüm ki Avrupa kinin ve çıkarın ülkesidir, Avrupalı olduğum için utanıyorum” der. Bütün Avrupa’yı mahkûm etmemek için iki Avrupa vardır diyelim: 1- Liberal, romantik, şiir ve hayâl peşinde koşan Avrupa. 2- Bütün dünyayı sömürge etmek isteyen Avrupa. Doğu’nun bütün mabetlerini taş taş söken, hazinelerini ambarlarına dolduran bir canavarlar ve hunharlar Avrupası‘nda, canavarı zincire vuran, insanlık sevgisi ile kalpleri tutuşan şövalyeler de vardır. Halkı canavardır." 
Seçkin Deniz, 07.07.2019

Heroism in a hopeless cause: why the crusades remain fascinating

"Artık Din Savaşları olmayabilir, ama hayalperest bir macera, tarihi kurguda olduğu gibi her zaman çekicidir."

Herkesin Orta Çağ'a dair zihinsel imajının bir parçası olan Haçlı Seferleri şu veya bu şekilde 11. ve 16. yy’lar arasına yayılmıştır. Kutsal Topraklar'a ulaşanlar, resimlerde de görüldüğü gibi, üzerlerine metal zırh giymiş, mızrak ve kılıç taşıyan adamlar ile savaşmışlardır. O zamanlarda barut ortaya çıkmamış ve eğlenceyi mahvetmemişti. Gerçek anlamda uluslararası bir niteliğe sahip olan Haçlılar, kendi tarzlarında, tek bir Hristiyan Avrupa politikası mitini sembolize ediyorlardı.İnsanların ortaçağ savaşı ile ilişkilendirdiği her şeyi somutlaştırmışlardı: pervasız cesaret, cinayet, yağma, macera ve romantizm.




Soldaki: Kral IX. Louis ve haçlılar 1270'de Kartaca'ya varır (13. yüzyılda İspanyol Okulu). 
Sağdaki: 'Westminster Psalter'dan' diz çökmüş haçlı süvarisi ', c. 1250

Christopher Tyerman, yaklaşık 40 yıldır Haçlı Seferleri hakkında yazıyor. Çalışmaları İngiliz Haçlıları hakkındaki tam ölçekli tek çalışmayı ve bence piyasada tek ciltlik en iyi tarih kitabı olan Tanrı’nın Savaşı’nı (Çev: Yazarın “God’s War: A New History of the Crusades” adını taşıyan kitabına atıf)  kapsıyor. Konu hakkında, genişleme ihtimali pek fazla olmayan çoğunlukla yayınlanmış kroniklerden (Çev: Vakainameler) oluşan sınırlı materyal olduğu düşünülürse bu oldukça önemli bir başarıdır.

Tyerman’ın en son kitabını okuyan birçok kişi onun elindeki malzemeyi geri dönüşüme soktuğunu düşünebilir. Ancak bu düşünce yanlıştır. 'Haçlı Seferleri Dünyası-The World of the Crusades', yeni bir kavrayış, birçoğu çok az bilinen anekdot ve konuya taze bir yaklaşımı barındırıyor.


Kitabın iki özelliği oldukça dikkat çekici. İlk olarak, Haçlı seferlerine yalnızca bir Avrupa Hıristiyan hareketi olarak standart şekilde muamele etmek yerine, Tyerman onları İslami Ortadoğu tarihindeki olaylar bağlamında kendi uygun coğrafi konumuna yerleştirmiş. 


Şanslı bir kaza eseri, ilk Haçlılar, İslam dünyası bir kargaşa ve istikrarsızlık döneminde iken Levant'ı (Çev: Levant -Arapça: el-Maşrık- Akdeniz'in doğu sahillerinde bulunan geniş bir araziyi tanımlamak için kullanılan, sınırları kesin olmayan, coğrafî, tarihî ve kültürel bir adlandırma. Genel olarak tarih süreci içerisinde Toros Dağları'nın güneyinde, Orta Doğu'da geniş bir alanı belirtmektedir.) vurmuştur.


Esasen şu an Irak olarak adlandırılan coğrafyada yerleşik bir Pers rejimi (Seçkin Deniz'in Notu; Abbasiler bir Arap rejimidir, yazar sehven Pers-İran olarak tavsif etmektedir) olan Abbasi halifeliği, ilk Haçlı Seferi geldiğinde iki yüzyıllık düşüş döneminin sonlarındaydı. Arap toprakları ve Kuzey Afrika Berberileri arasında baskın güç konumunda bulunan Kahire’deki rakip Fatimi halifeliği, topraklarının çoğunu istikrarsız yerel aşiretlere bırakmıştı.


Bu çökmekte olan dünyaya, doğudan göçebe işgalcilerin ardışık dalgaları geldi: Selçuklu Türkleri, Osmanlı Türkleri ve son olarak da Moğollar. Levant'taki Haçlı devletleri, Selahaddin'in Batı İslam dünyasını birleştirerek onları Akdeniz'deki birkaç kıyı yerleşim bölgesi dışında her yerden ve Tapınak Şövalyelerinin bazı güçlü iç kalelerinden kovmadan önce, ancak bir asır kadar sürmüştür.




Tyerman’ın ikinci yeniliği metnin içine, birkaç sayfada bir Haçlı Seferlerinin bir yönünü ele alan ve başka tür anlatı taramasında gözden kaçırılabilecek bir dizi bağımsız küçük denemeler yerleştirmesidir. Ana yemek olan çorba, balık, et ve tatlı arasına yerleştirilmiş bu ilgi çekici ara sıcaklar; kadınların Haçlı Seferleri'ndeki yeri, kutsal tüyler, diyet ve mutfak, tercüman kullanımı, mezar ve anıtlar, Levanten el yazmaları, Haçlı mimarisi, yük katarları, askeri tıp gibi anlatıyı zenginleştiren ve yazarın sadece acımasız savaşların art arda gerçekleşmesini değil, başka bir kültürel dünyayı sunma iddiasını da haklı çıkaran birçok sıra dışı fakat büyüleyici konuyu içermekteydi.

Haçlı Seferleri, sağduyulu insanlar arasında tatsız bir üne sahiptir. Din savaşları 17. yüzyıldan beri toplumsal anlamda kabul görmüyor. Haçlı Seferleri konusundaki görüşler ise geçerliliğini sürdürüyor. 19. ve 20. yy Fransa’sında dünyanın geri kalanının uygarlaştırılmasına yönelik bir misyon olarak kabul gören Haçlı Seferleri hakkındaki değerlendirmeler bunun dışında daima negatif yönde olmuştur. 


David Hume, Haçlı Seferleri için, “Herhangi bir çağ ve ulusta görülmemiş insan çılgınlığının en dikkat çekici ve dayanıklı anıtı” değerlendirmesini yapar. Gibbon, Voltaire, Walter Scott ve Steven Runciman'a gibi profesyonel akademisyenler ve diğerleri çirkin, cahil, vahşi, açgözlü ve fanatik Haçlı Seferlerinin Avrupa’nın şerefine sürülmüş bir leke olduğu noktasında hem fikirdir. Mart 2000 tarihinde Papa II. John Paul modern dünyadan Haçlı Seferleri'nin gerçekleşmiş olmasından dolayı özür dilemişti. 


Bununla birlikte halkın konu hakkındaki düşüncesi bu önemli düşüncelerden hiçbir şekilde etkilenmemiş görünüyor. Bunun sebebini anlamak son derece basit. Orta Doğu'nun Hıristiyan maceracılar tarafından kalıcı olarak fethedilmesi kesinlikle hayalperest ve gerçekdışı bir düşünceydi ve bunun insan maliyeti de çok yüksek olmuştu. 


Ümitsiz bir amaca yönelik kahramanlık, kurgusal anlamda olduğu gibi tarih boyutunda da her zaman çekici olmuştur. Orta Çağı günümüzdekinden farklı değerlere sahip olduğu için kınamak oldukça absürt olacaktır. Ancak kahramanlık tüm çağlarda varlığını sürdürmüş ve halk için önemini korumuştur.


Kitap: Haçlı Seferleri Dünyası, Christopher Tyerman, Yale Yayınevi, Sayfa sayısı: 517 



Jonathan Sumption, 15 Haziran 2019, The Spectator




Tamer Güner, 07.07.2019, Sonsuz Ark, Stratejik Araştırma, Çeviri



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı