13 Ocak 2018 Cumartesi

SA5477/KY64-ZTK46: Steve Bannon'a Göre "Batı, İslam'la Savaşta"

Sonsuz Ark'ın Notu:
Flynn ve Bannon gibi iki fanatiğin Trump'ın çevresinden uzaklaşmış olması Trump'ın İslam'a karşı savaşından vazgeçtiği anlamına gelmemektedir. Trump Ocak 2017'de Irak, Suriye, Yemen, İran, Sudan, Somali ve Libyalı mültecilerin Amerika’ya girişine ilk etapta 120 günlük yasak getirdi. Suriye’den daha sonra alınacak sığınmacıların ise Hristiyan olmasına öncelik tanınacağını ilan etti.  Katar ve Arap ülkelerini birbirine düşürdü. Kudüs'ü israil'in başkenti olarak ilan etti. Pakistan'ı terörizme destek vermekle suçladı. Irak'ta PKK teröristlerine 4000 tırdan fazla silah gönderdi. İran'da ayaklanmaları destekledi. Tunus'ta ikince kez ayaklanma başlattı. Mısır'da Müslüman kardeşler seri bir şekilde idam ediliyorlar. Türkiye'ye karşı Vize Yasakları uyguladı, 15 Temmuz darbecisi FETÖ üyelerini korumaya devam ediyor.
Seçkin Deniz, 13.01.2018



I Told Steve Bannon: ‘We Are Not At War With Islam.’ He Disagreed.

"Steve Bannon'a "Biz İslam'la Savaşta değiliz" dedim, karşı çıktı"

Mayıs 2016’da New York’ta bir eve sohbet için davet edilmiştim. Diğer birçokları gibi ev sahibi de İslam’ın Avrupa’da artan etkisinden endişeliydi ve benimle görüşmek isteme nedeni, 2005-2006’daki Danimarka karikatür krizinin tam da merkezinde yer almamdı. Bu krizi, İslam ile –ifade hürriyeti ve dinleri eleştirip istihza etme hakkı gibi– seküler değerler arasındaki nice çatışmadan sadece biriydi.
Daha evvel hiç görmediğim bir adam salona girip karşıma oturdu. (…)

Kendisini Steve adıyla tanıttı. Soyadının Bannon olduğunu sonradan öğrendim. O dönem alternatif bir Amerikan medya kuruluşu olan, en çok okunup takip edilen haber sitesine dönüşen ve son dönemde Avrupa’ya da yayılan Breitbart News’in başındaydı. Karşılaşmamızdan birkaç ay sonra Bannon, Donald Trump’ın başkan adaylığı kampanyasına baş danışman olarak katıldı. Gerisi zaten herkesin malumu.


(…) Bannon’un Beyaz Saray’daki etkisinin geniş çaplı olduğu belli. Başkan’ın görevi devralırken yaptığı konuşmayı kaleme alanlardan biri de oydu. Trump bu konuşmasında Amerika’daki “kıyım”ı durdurma, ülkeyi küreselleşmiş elitin elinden geri alıp “Önce Amerika” prensibi üzerine yeniden inşa etme sözü vermişti. Bannon, yakın geçmişte Ulusal Güvenlik Konseyi’nde daimi koltuk elde etmiş Amerikan başkanının siyasi danışmanı tek kişi. Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman 7 ülkenin vatandaşlarına seyahat yasağı getirilmesinin ardındaki kilit isimlerden. The New York Times’taki baş makalelerden birinde Bannon hakkında “fiilî başkan” dendi; Time dergisi de kapağına Bannon’un resmini “Büyük Manipülatör” başlığıyla koydu.


Bannon’la karşılaşmamızda (…) başlangıçta zannetti ki İslami terörizm tehdidine, Avrupa’da paralel Müslüman toplumlar meydan okumasına ve Avrupa ülkelerinin birçok Müslüman’ı entegre edememesine karşı mücadele noktasında kendisiyle hemfikirim.


Görüşlerimizin farklı olduğunu keşfettiğinde konuşmamız iyice hararetlendi. (…) o, kutsallara dil uzatmaktan hiç çekinmeyen biri.


Daha evvel hiç tanımadığım birinin farklı görüşlerim nedeniyle bu kadar çabuk hiddetle parlamasına biraz da şaşırmıştım doğrusu. Bannon lafı dolandırmadan veya kibarlaştırmadan doğrudan dik dik konuştu. (…)


Bannon öfkeli. Öfkelenme nedeni “küreselleşmiş elit”. İddiasına göre Trump, gerçek [bir patlama] değil, gelecek yıllarda iyice alevlenecek bir isyanın aslında sadece bir başlangıcı. “Bekle ve gör” dedi.


Bannon, nasıl ABD’nin dört bir yanına seyahat edip müesses nizam tarafından kaderine terk edilmiş, güçsüz ve ihanete uğramış sıradan Amerikalılarla buluştuğu anlattı. Kapitalizm yoldan çıkmıştı ve kendi kendisinden kurtarılmalıydı. Ona göre bardağı taşıran son damla, 2008-2009 Finansal Kriziydi ve yönetimin sıradan Amerikalılara faturasını ödeterek Wall Street’i kurtarmasıydı.


Muhafazakâr Hudson Enstitüsü’yle bağlantılı sosyal tarihçi Ronald Radosh, kısa süre evvel kaleme aldığı bir yazısında (…) şu an Trump’ın baş stratejisti olan Bannon’un 2013’te kendisini bir “Leninist” olarak nitelediğini belirtti. 


Buna göre, Bannon kendi Leninist taktiklerini şöyle anlatmış: “Lenin devleti yok etmeye çalışmıştı, benim hedefim de aynı. Her şeyi yıkmak, günümüzün tüm müesses nizamını yok etmek istiyorum.”

(…) Tabii ki Bannon ideolojik bakımdan Leninist değil. Tam aksi ideolojide. Ancak daha iyi bir dünyaya giden yolun bazen zorunlu olarak yerle bir etmekten geçtiği kanaati, alarm verici bir şekilde Leninist çizgide. 


Konuşmamızda beni en çok rahatsız eden şey, Bannon’un şiddet ve savaşın arındırıcı/temizleyici bir etkiye sahip olabileceği, mevcudu yerle bir edip ardından sil baştan yeniden inşa edebileceğimize olan çok açık inancıydı. Sekülerliğin ve Müslüman göçmen akınının medeniyetimizin kurucu direği olan geleneksel Hıristiyan değerleri aşındırdığı Avrupa’ya olan inancını artık kaybettiğini açıkça belirtti. Hıristiyan inancını kaybetmek, ona göre, Avrupa’yı zayıflattı; şu an Avrupa, İslam’ın yükselen gücüne ve bazı Avrupalı Müslümanların kendi dinlerine uygun ayrıcalıklı muamele ısrarlarına [Z.T.K. helal gıda, başörtüsüne müsamaha gibi şeyleri kastediyor] ne karşı koyabilecek durumda ne de buna istekli.


Bannon’a göre eğer ki Avrupa kurtarılacaksa bunun için silahlı çatışma kaçınılamaz. Çünkü İslam’ın gücü barışçıl araçlarla durdurulamaz. Kısaca Bannon bana açık açık dedi ki Batı İslam’la savaşta.

Bense aynı görüşte değilim. Evet, şiddet kullanan İslamcılarla sıcak bir savaşta ve seküler demokrasinin altını oymak isteyen şiddete tevessül etmeyen İslamcılarla da soğuk bir savaştayız. Ama İslam’la savaşta değiliz. 

Soğuk Savaş birçok cephede verilmişti; ama temelde bu bir fikirler savaşıydı ve sosyal demokrat olan Marksistler, demokrasiyi totaliter Sovyet Marksist-Leninizmine karşı savunmakta önemli bir rol oynadılar. İslamcılığa karşı savaşta demokrasi taraftarı olan Müslümanlara aynı alanı açmamız önemli. İslam’la savaşta olduğumuzda ısrar edersek bu da imkânsız hale gelir.

Bannon karşı çıktı. Kafasını salladı. Duygusal yeni bir tiradın ardından yüzüme baktı ve dedi ki:


“Flemming, umarım senin yönteminle bunu becerebiliriz, ama ben buna hiç emin değilim.”

Flemming Rose (Cato Enstitüsü kıdemli araştırmacı; Jyllands-Posten eski dış politika editörü)

Huffington Post, 13.2.2017



Zahide Tuba Kor, 13.01.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Türk Dış Politikası ve Ortadoğu Günlüğü, Çeviri 


Zahide Tuba Kor Yazıları



NOT: Bu yazının konusunu beğenenlere şu iki tercümeyi de okumalarını tavsiye ederim:


TRUMP’IN SİYASAL İSLAM’A KARŞI YAKLAŞAN CADI AVI (Bloomberg, 30.11.2016)


Eli Lake (Bloomberg View köşe yazarı. Daha evvel the Daily Beast web sitesinde kıdemli milli güvenlik muhabiri ve the Washington Times, the New York Sun ve UPI’da milli güvenlik ve istihbarat konularında yazardı)


TRUMP’IN ELİ KULAĞINDAKİ İSLAM’A KARŞI SAVAŞI (Washington Post, 11.12.2016)

Jackson Diehl (Washington Post’un görüş yazıları sayfasının editör yardımcısı. Dış politikayla ilgili başmakale



İlk Yayınlandığı Yer: Türk Dış Politikası ve Ortadoğu Günlüğü


Sonsuz Ark'ın Notu: Zahide Tuba Kor Hanımefendi'ye çevirilerini bizimle paylaşma nezaketini gösterdiği için teşekkür ederiz. Seçkin Deniz, 12.08.2017





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı