29 Eylül 2017 Cuma

SA4935/KY48-SY21: Rahşan Ecevit'in Elleri

"Bir ele “buradayım” diyen ve suskunca dokunan öbür el bir başkasının olmadığında, yeryüzünde yapayalnız kalırız."


19 Kas 2006, Pazar
  
İstanbul'un göklerinin pusla ve yağmurla yeryüzüne biraz daha yakınlaştığı bu saatte, yüce kandilimizin fitilinin epeyi aşağı çekildiği bu saate, Eyüp''teki işyeri binasında, masamın önünde oturuyorum. Yemek yerken bir yandan da ekrandan haberlerin akışını izliyordum az önce. Tören sırasında, taziyelere karşı metanetle gülümsemeye çalışan Rahşan Ecevit'i gördüm bir an. 

Kameraman -onu alnından öpmeli ve tebrik etmeliyim- kamerasını bir an Rahşan Hanım'ın ellerine odaklıyor. Önünde bağladığı yaşlı ve suskun ellerine.

(Sol elinin işaret ve orta parmakları sağ eline dokunuyor ve sonra hafifçe içine giriyor. Rahşan Hanım bunun farkında bile değil belki de. Baktığı yeri görmeyen bir yüzü vardı çünkü ve gözleri artık dünyadan geriye, kendi içine dönmüş gibi durulmuşlardı.)

Hayat, diyorum, sana muhtemelen kabul etmek isteyeceğimizden daha çok şey borçluyuz. Bize o kadar güzel, o kadar garip, o kadar yakası açılmadık ve yıkıcı şeyler veriyorsun ki.

Sanatın hâlâ saf bir yüceliğe sahip olduğu ve insan ruhunun dindar derinliklerinden kaynaklandığı çağlardaki o ressamlardan biri olsaydı şimdi. Bu cenazeyi muhtemelen Rahşan Hanım'ın elinin o küçük jestiyle başlatırdı. Asla teskin edilemeyecek olan öbür eline çaresizce dokunan sol elinin o iki ürkek parmağından başlatırdı. Resmi belli belirsiz aydınlatacak olan ışık, muhtemelen o parmaklardan çıkar ve tuvale yayılırdı. Tuvale; yani yürüyen kıtaya, gelmiş üzgün insan kalabalığının asılmış suratlarına ve onların, bozkırın ortasında garip bir siyah leke gibi seğiren bu beklenmedik, kaybolmuş karanlığına.

Meselâ, Goya'nın ince fırçasıyla yapılmış ışığı görebiliyorum buradan. O birbirine (altmış yıl sonra ilk defa) sokulan ellerin üzerinde -neredeyse- somut biçimde acıyla katılaşmış ve büyülenmiş gibi duran ışığını görebiliyorum. Onları ve dünyanın içinde geriye kalan her şeyi gereksiz bir ayrıntı haline getirmiş acının tam kalbine görmeyen iki göz gibi odaklanmış o garip, gölgeli ve büyük ışığını görebiliyorum.

Bir ele “buradayım” diyen ve suskunca dokunan öbür el bir başkasının olmadığında, yeryüzünde yapayalnız kalırız.


Selahattin Yusuf, 29.09.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Yolda

Selahattin Yusuf Yazıları



Sonsuz Ark'ın Notu: Selahattin Yusuf Beyefendi'nin 2006'den geriye doğru yayınladığımız yazılarının büyük bir kısmını Şimdiki Zamanın İzinde adlı kitabında bulabilirsiniz.




Sonsuz Ark'ın Notu: Selahattin Yusuf  Beyefendi'ye, 'tamamen hür, tamamen geniş nefesler alarak' yazdığı yazıları bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz... Seçkin Deniz, 15.04.2016



İlk yayınlandığı yer: Yeni Şafak




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı