13 Kasım 2016 Pazar

SA3635/KY35-YTK133: Diğer Şişenin İçindeki

"Hayatımızı, geleceğimizi, bölgenin kaderini doğrudan etkileyecek tarihî bir eşikteysek ister istemez kendi yapacaklarımız ve potansiyelimiz kadar sonuçları nedeniyle ciddiye alınmak zorunda kalınan aktörlerin eylemleri de sonuçta belirleyici olacak."


Ünlü fıkradır, bilirsiniz.

Bektaşi'nin önüne iki şişe şarap koyup sormuşlar, “Sen bilirsin hangisi daha iyi?” diye.
Bektaşi şişenin birini alıp bir yudum içtikten sonra henüz tadına bakmadığını gösterip “Bu daha iyi” demiş.

İlk içtiğinden daha kötü olmayacağından daha denemeden kararını vermiş.

Amerikan seçimlerinin nasıl sonuçlanması gerektiğine dair en azından Ortadoğu'ya, Libya'ya, onca ülkedeki darbelere bakıp fıkradaki Bektaşi gibi iki adaya bakıp “Clinton hariç herkes olur” diyen çoktu.

Nitekim şimdi sonuçlar bütün anket, sinema, medya, kültür alanındaki hücuma ve algıya rağmen ABD'nin ilk kadın başkan adayı olma fırsatını vermedi.

Ve karşımızda yeni bir Amerikan Başkanı var.

Yeni derken herkes gibi “diğerlerine hiç benzemeyen” bir değişiklikten de bahsediyoruz.

Trump ne yapacak, nasıl bir politika izleyecek, bizi en çok ilgilendiren başlıklarda Amerikan derin devletiyle ve hatta küresel sermayenin patronlarıyla, bazen Pentagon'la kafa kafaya geldiğimiz kimi kritik başlıklarda nasıl bir yol izleyecek, eskisinin devamı mı olacak, kendi gibi bir “yeni”yi mi temsil edecek bilmiyorum.

Televizyonlardaki tartışma programlarından da henüz dişe dokunur bir bilgi edinemedim.

Yabancı yayınları analizleri takip edemediğim için onlar nasıl bakıyor bunu da bilmiyorum.

Geçen hafta astroloji üzerine birikimini konuşturan bir “uzman”ın ABD'nin muhtemel yeni politikaları konusunda söyledikleriyle analiz geliştirmem mümkün değil.

Terörle mücadele alanında fikirlerine sıkça başvurulanların ABD'nin bu pek de beklenmedik tercihi için söyleyeceklerinin sınırları zaten belli.

Kamu idaresinde profesör olanın dünyanın alabileceği yön konusundaki demeç ve tartışma programındaki performansının da gözümde doğrusu fazla değeri yok.

Neredeyse bütün dünyada hem biraz şaşkınlık hem biraz panik hem epeyce belirsizlik ve bilgisizlik hakimken buralardan ahkâm kesmenin ne anlama geldiğini yakında öğreneceğiz nasılsa. Aceleye hiç gerek yok.

Daha seçimlerden önce ABD'nin belki son çeyrek yüzyıldaki davranışlarının dışına çıkacağı, yeni bir yol haritasına ihtiyacı olduğu, kendi sorunlarına odaklanacağı dillendiriliyordu. Trump'ın seçileceğini bu yüzden baştan beri bütün olumsuz sinyallere rağmen kesin görenler haklı çıktı.

Kapitalizmin küresel düzeyde yaşamaya başladığı ve neredeyse on yıldır içinden çıkamadığı kriz nedeniyle başka bir evreye geçeceğini iddia edenlerin de tezi buydu ve onlar da haklı çıktı.

Bizzat Amerikan halkının temelde sorunları çözmeyen görünüşte liberal politikalara tekmeyi basacağını savunanlar da haklı çıktı.

Clinton'ın seçileceğini düşünen benim gibiler yanıldı, neyse ki ben bu konularda şerbetliyim, genelde tahminlerim yanlış çıkar.

Ama şimdi bu seçimin sonucunu tahmin etmenin değil, tahmin etme gerekçelerimizin sınanacağı yere geldik.

Yani aslında şu ünlü Bektaşi fıkrasının anlatılmayan devamına…

Acaba, Bektaşi “İlki öyle kötü ki, diğeri bu kadar kötü olamaz” deyip hiç içmediği şişeyi işaret ettiğinde, o şişeden içenler sonuçtan memnun kaldı mı?

Trump işte o fıkradaki ikinci şişe.

Yani onun iyi olduğuna dair elimizde hiçbir bulgumuz, bilgimiz, emaremiz yok.

Ama ilk şişe kırılıp atıldı ve şimdi Trump'la baş başayız.

Bakalım Trump seçilecek diyenlerin öne sürdüğü gerekçelerden hangisi doğru çıkacak?

Yoksa, “Ne Trump ne Clinton, fark eden bir şey olmaz, ABD'nin temel yön haritası ve politikaları değişmez” diyenler mi haklı çıkacak?

Hayatımızı, geleceğimizi, bölgenin kaderini doğrudan etkileyecek tarihî bir eşikteysek ister istemez kendi yapacaklarımız ve potansiyelimiz kadar sonuçları nedeniyle ciddiye alınmak zorunda kalınan aktörlerin eylemleri de sonuçta belirleyici olacak.

Başka bir dünyanın hepimizin üzerine gelmekte olduğunun ben de farkındayım, ama öyle çok belirsizlik var ki ne olacağını kestirmek çok güç.

Durumumuzu bence en iyi özetleyen tweeti eski bir gazeteci de olan Ebubekir Doğan abi attı; “ABD seçimlerinin özeti: Trump'ın seçilmesine üzüldük, Hillary'nın kaybetmesine sevindik.”

Görünen o ki bu seçimden şimdilik elde kalan tek kârımız, ilk defa fıkradaki o ikinci şişenin ne menem bir şey olduğunu anlayacak olmamız.


Yaşar Taşkın Koç, 13.11.2016, Sonsuz Ark, Konuk Yazar
Yaşar Taşkın Koç Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Yaşar Taşkın Koç Beyefendi'nin yazılarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 16.07.2015


İlk yayınladığı yer: Yeni Şafak, 

http://www.yenisafak.com/yazarlar/yasartaskinkoc/diger-sisenin-icindeki-2034059

Seçkin Deniz Twitter Akışı