10 Aralık 2015 Perşembe

SA2169/KY41-KT2: Kadrolu Sanat

"Hem isteseniz bile, toplumlar bir sanatı ya da onun bir alt türünü desteklemiyor/sevmiyorsa onu kadrolar açarak yaşatamazsınız."


Başlık kulağa garip geliyor değil mi? 

Fakat bu bir realite… Birçok ülkede tamamen sivilleşmiş olan sanat unsurları ülkemizde devlet kadrolarını yahut teşviklerini ele geçirmiş durumdadır. 

Sanatın felsefesine aykırı olan bu abukluk onları sanat üretmekten ziyade, elde ettikleri statüleri potansiyel olarak tehdit edebilecek siyasi hareketlere ve elbette onları destekleyen kitlelere karşı nefret eylemleri yapmaya zorlar. Üstelik bu kesimlerdeki mevzi savunması o kadar iyidir ki, eylem yaptıkları zaman medya tarafından da desteklendiklerinden dolayı siyasiler duruma el atmaktan çekinirler. 

Devlet Tiyatroları ile ilgili tartışmaları ve sanatçıların Gezi isyanında kullanılmalarını hatırlayın. Hükümet olayların hemen öncesinde bu yapıların özelleştirilmesi fikrini öne sürerken, olaylar sonrası tekrar dile getirmemiştir. 

Şöyle düşünün: Müşterisi olmadığınız bir sanatın ya da sanat eserinin ücretini vergilerinizle ödüyorsunuz. Üstelik piyasadaki serbest rakipleri kendi ekmeklerini kazanma peşindeyken, kadroya alınan sanatçılar tıpkı bir memur gibi güvence altında; herhangi bir nedenle işten çıkarılmaları halinde mahkemelerce görevlerine iade edilebiliyorlar. 

Bu güvencelerini ellerinden alıp “Buyrun meydan sizin. Gidip serbest teşebbüsle paranızı kazanın” diyebilecek iktidara karşı bir siyasi partiye dönüşmüş bir kitleden bahsediyoruz.

Peki çözüm nedir? Kadroları değiştirip yerine başkalarını getirmek mi? Elbette hayır. Devlete ait olan bu kurumlar tamamen özelleştirilmelidir. Bunun sonucunda bu yapılar müşteri bulma mecburiyeti olacağı için gerçekten sanat üreten yerlere dönüşmek zorunda kalacaktır. 

Devletin, felsefî olarak “Halk Müziği” ya da “Sanat Müziği” gibi klasik olarak kabul edilen formları yaşatmak zorunda olduğunu da düşünmüyorum. Bunu ille yapacaksa siyasi irade, istediği kişilere teşvik verebilir; kadro gerekmiyor.

Hem isteseniz bile, toplumlar bir sanatı ya da onun bir alt türünü desteklemiyor/sevmiyorsa onu kadrolar açarak yaşatamazsınız. 


Kemal Taner, 10.12.2015, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Müzik, Sanat


Seçkin Deniz Twitter Akışı