29 Mayıs 2024 Çarşamba

SA10776/SD3129: Mıra | Öznel Şeyler 16: Gerçek Bir 'Cehennem'deyiz

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Psikolojinin ya da psikiyatrinin ve sosyolojinin bir yaratıcıyla ilişki kurmaktan kaçındığı bu çağda, insan ve toplum hangi amaçlar için yaşamaya devam ediyor?"

İnsanlar hayvanları neden eğitirler? 

Sözcüklerin de değişime zorlandığı ama ince bir sızıyla çağrıldıklarında koşa koşa geldikleri bir coğrafyada gerçeğe dönüp ‘eğitim’ yerine ‘terbiye’ sözcüğünü de kullanabiliriz. Belki bu daha anlamlı olabilir.

Ve aynı soruyu yeniden sorabiliriz: 

İnsanlar hayvanları neden terbiye ederler?

Aslanı, kediyi, köpeği, atı, eşeği, ineği, öküzü, maymunu, papağanı ve hatta kaplumbağayı neden terbiye ederler insanlar?

Soruya cevap verebilmeniz için çok düşünmeniz gerekmez; insan herhangi bir hayvanı o hayvanın ‘sahibi’ olarak kendisiyle ilişkisini istediği gibi düzenlemek için terbiye eder.

Peki, insanlar çocuklarını neden terbiye ederler?

‘Terbiye’ sözcüğünü geriye itelim ve ‘terbiye’nin artık olmadığı modern çağın, bilgi ve hız çağının değişmeyen ve gittikçe önemi artan sözcüğüyle aynı soruyu yeniden soralım:

İnsanlar çocuklarını neden eğitirler?

‘Terbiye’den ‘eğitim’e geçişin ürettiği sayısız soru var, ancak Batı’nın önderlik ettiği eğitim süreçlerinin artık ‘insan’ olan herkesi rahatsız eden ürünlerine yeniden bakarken kendiliğinden doğan binlerce soru var.

‘Önemi gittikçe artan eğitimin amacı nedir?’

Terbiye’nin temel ilkesi edilgen olan herhangi terbiye edilebilir bir varlığın istenen davranışları kazanmasını sağlamaktı. Bu varlık hayvan ya da insan olsun süreçler ve amaçlar açısından terbiye doğrusal bir çizgide ilerliyordu ve her zaman önemliydi. Hayvan için amaçlar milyonlarca yıl boyunca değişmedi, insan için de.

İnsan bir kültürün, bir inancın ya da bir mesleğin çerçevelediği temellere ve ilkelere uygun davranışlar kazandırılmak üzere terbiye edilirdi. Sınırları belliydi, sonuçları belliydi. 

Ne yazık ki bugün eğitimin önemi arttıkça amacının belirgin bir şekilde kendini sakladığını görüyoruz; iş işten geçince de eğitim süreçlerinden çıkan genç insanların ortaya koydukları düşünceler ve davranışlar ustaca saklanan şeytanî amacın elle tutulabilir, gözle görülebilir yapısını görmemizi sağlıyor. 

İnsanın kendisiyle, çevresiyle ve kendisini, çevresini ve bütün evreni yaratan Allah ile ilişkisini bilincinin oluşum aşamalarında parçalayan, yeniden tanımlayan ve böylelikle insanın kendisiyle, çevresiyle ve Allah ile ilişki kurmasını engelleyen bir süreci bütün aşamalarıyla tasarlayan, örgütleyen ve adım adım uygulayan şeytanî bir çağda eğitimin amacının ne olduğu apaçık bir şekilde ortada değil midir?

İnsanı büyük paranın sahipleri için bir köle olarak yetiştirmek isteyen bütün eğitim süreçlerine dikkatle bakmaya devam etmemiz gerek.

İnsan hayatı boyunca kendisiyle nasıl ilişki kuruyor? 

İnsanın akraba, arkadaş, dost ya da yabancı birçok insanın ve bütün özellikleriyle doğanın ve evrenin bulunduğu çevresiyle ilişkisi nasıldır? 

İnsan, kendisini ve her şeyi yaratan Allah’la ilişki kuruyor mu ya da böyle bir ilişkiye ihtiyaç duyuyor mu?

Psikolojinin ya da psikiyatrinin ve sosyolojinin bir yaratıcıyla ilişki kurmaktan kaçındığı bu çağda, insan ve toplum hangi amaçlar için yaşamaya devam ediyor?

İnsanı kendisine düşman hale getiren, toplumları ruhları hasta milyonlarca insanın birbiriyle çatıştığı tehdit alanı olarak inşa eden eğitim süreçlerinin gizlenmiş amacının insanı hayvandan daha korkunç bir şeye dönüştürmek olduğunu fark etmemizi engelleyen şey nedir?

Tarih boyunca, terbiye edilen herhangi bir hayvan kendisine ve sahibine zarar vermediği gibi -istisnalar olabilir- terbiye edildiği şeyler dışında çevresine de zarar vermemiştir, ancak bugün terbiye edilmeleri mümkün olmayan hayvanların bile terbiyeden eğitime, genetik müdahaleye dönüşen süreçler içinde birer canavar olarak ortaya çıkışını görüyoruz. 

İnsanların kendilerine, diğer insanlara, doğaya saygı duymadığını gördüğümüz gibi herhangi bir yaratıcıya da inanmadıklarını, inansalar bile o yaratıcının anlam zemininin gerçekten uzaklaştığını da biliyoruz.

Bu korkunç gerçeğin karşısında çaresizce durup sorabiliriz: 

Bir çıkış yolu yok mu?

Elbette var ve teknoloji ve hız çağında bu çok daha kolay.

İnsanın bütün eğitim süreçlerinde her an kontrol edilebilir bir ilişkiler diyagramı oluşturabilir ve insanın kendisiyle ilişki kurma biçimlerini yeniden tanımlayabilir, kendisiyle ve içinde yaşadığı çevreyle ilişkisini tanımlayan Allah’la kurması zorunlu olan ilişkiyi yeniden başlatabiliriz.

Evet; bunu yapabiliriz ve yeni sorular üretebiliriz.

‘İnsanlar çocuklarını nasıl terbiye etmelidirler?’ sorusunu sorarken ‘bilgi’nin gerçekle ilişkisini de çözümleyecek sorular sormak zorundayız.

‘Talim ve Terbiye’den ‘Eğitim ve Öğretim’e geçişin ürettiği cehennemi aşabiliriz.

Ancak her şeyden önce içinde bulunduğumuz cehennemin gerçek bir cehennem olduğunu herkesin fark etmesi gerek.

Çünkü başka çıkış yolu yok!


<<<Önceki                           Sonraki>>>


Seçkin Deniz, 29.05.2024, Sonsuz Ark, Mıra | Öznel Şeyler


Mıra | Öznel Şeyler

Seçkin Deniz Yayınları




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

Seçkin Deniz Twitter Akışı