31 Ekim 2016 Pazartesi

SA3595/KY33-YO142: Bu Nasıl Bir Cumhuriyet?

"Küçük çaplı bir aldatılma, kandırılma hikayesi bu. Gurur yapmayıp sahiden kandırıldığını kabul edebilenlere daha büyük çaptaki versiyonların nasıl olduğu hakkında da bir empati yapma imkanı veren cinsten."


“İzmir’de 265 öğrenci Atatürk portresi oluşturarak ‘Atam nokta izinde’ yazdılar…”

Muhtemelen bugün tekrarları yaşanacak bu gösteri geçen yıl ulusal gazetelerde böyle yer almıştı. Öğrencilerin bedenleriyle verdikleri mesajdaki Nokta, İzmir’deki kolejin adı. İnternet sitesi “Onun düşünceleri çıkış noktamız’’ yazısı eşliğinde Atatürk resmiyle açılan kolejin bayramlar ve Atatürk konusundaki hassasiyeti her karede görmek mümkün.

2012 yılında Fer Özel Eğitim Şirketi tarafından kurulmuş (Fer Işık, Nur demek)  okul dört yılda Bornova ve Buca’da iki dev kampüse ulaşmış. Kolejin ulusal basında yer alan bir başka etkinliğini ise daha yakın zamanlardan. 6 Haziran 2016 günkü Sözcü gazetesinden okuyalım:

“İzmir Özel Nokta Okulları İlkokul öğrencileri Şırnak’ta vatani görevini yapmakta olan askerlere şiirleri ile moral oldular. 6. Motorlu Piyade Tugayı Şırnak/Akçay’da mektuplarını teslim alan askerler minik öğrencilere mektup ve fotoğraflarını yollayarak cevap verdi. Ders sırasında Vatan Sevgisi konusuyla ülkemiz için mücadele eden kahraman Türk askerlerini konuşan öğrenciler şiir yazıp onlara yollama kararı aldı. Nokta Okulları veli, öğretmen ve idarecilerinin desteği ile mektuplar askerlere gönderildi.”

Haberden 1.5 ay sonra 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Darbeye katılanlardan biri 6. Zırhlı Piyade Tugayı’ydı. Şehir girişinde önleri kesilen tugaya bağlı zırhlı araçlara darbe talimatını veren tuğgeneral ve 384 asker tutuklandı.

Bir ay sonra 13 Ağustos 2016’da Milli Eğitim Bakanlığı’nın sitesinde yayınlanan bir kanun hükmünde kararnameyle FETÖ ile ilişkisi nedeniyle kapatılan 49 okuldan birinin adının da Nokta Koleji olduğunu gören veliler önce karara inanamadılar. Okulun önünde toplandılar, Atatürkçü bildikleri okulun kapanmasına tepki gösterdiler.

Okuldan yapılan açıklamada da “Kapatılan eğitim kurumları arasına alındığımızı çok büyük bir hayret ve keder içinde öğrenmiş bulunmaktayız” dendi. “Okulumuzun hedefi, Cumhuriyetin temel ilkelerini, Atatürk ilke ve İnkılaplarını özümsemiş, millî değerlere saygılı, demokratik ve laik, yurdunu seven ve ana dilini en iyi şekilde kullanabilen” bireyler yetiştirmek olduğu vurgulandı.

Cumhuriyet gazetesinde çıkan bir haberde bir velinin sözleri başlığa çekilmişti: “Adı Nokta dergisiyle aynı diye okulu kapattılar”

Okulun kapatılmasına tepki gösterenlerden biri de CHP İzmir Milletvekili Atilla Sertel’di. Sertel şöyle dedi: 

“Nokta kolejine birçok kez konferans vermeye gittim. Orada çalışan öğretmenleri iyi tanıyorum. Orada Fetullah Gülen Cemaati ile bağlantılı bir çalışma veya faaliyet yürütüldüğünü görmedim. Atatürk çizgisinde bir okul orası. Ben de inanamadım. Gerekçesi nedir bilmiyoruz. Millî Eğitim ile bu konuyu görüşeceğiz…”

Okulun adı son olarak bir iddianamede yer aldı. İzmir’deki 15 Temmuz İddianamesi’nde. İddianamedeki en dikkat çekici ifadeler Adil Öksüz’ün Ankara’daki villasına gidip katıldığı darbe toplantısını anlatan üst rütbeli bir asker olduğu anlaşılan gizli tanık Kuzgun’un anlattıklarıydı. İfadesinin bir yerinde şöyle diyordu Kuzgun:

“2013 yılı Ağustos ayında AHMET KOD isimli şahıs beni alarak NUMAN KOD Osman … isimli şahsın evine götürerek beni onunla tanıştırdı. Çocuğumu NOKTA KOLEJİNE yazdırabileceklerini ve indirim yapabileceklerini söylediler. Ben de bunun üzerine çocuğumu bu koleje yazdırdım. Bana yaklaşık 4.500 TL indirim yaptılar. Bu şekilde NUMAN KOD Osman … ile tanıştım.  Yapmış olduğumuz buluşmaları genellikle NUMAN KOD Osman … isimli şahsın evinde yapardık. Bu evin yerini sizlere gösterdim.”

Galiba mesele okulun adının Nokta Dergisi’nin adı ile karışması değil.

Öyle olsaydı İstanbul’daki Cumhuriyet Kolejleri neden kapansın değil mi?

Maslak’ta yol kenarındaki kampüslerinin duvarındaki dev Atatürk resmi, Cumhuriyet Kitapları logosuna benzeyen logosu ve koridorlarında neredeyse metrekareye bir tane düşen Atatürk resimleriyle tam bir Atatürkçü kolej burası.

Muhakkak Müjdat Gezen de öyle düşünmüş olmalı. 26 Mayıs’ta Maslak Tim Center’da Cumhuriyet Okulları’nın ödül törenine gidip Yaşam Boyu Başarı ödülünü aldığına göre... 

Muhakkak kararında okulun bu yıl ve geçen yıl en iyi köşe yazarı ödülünü Yılmaz Özdil’e vermiş olması da rol oynamıştır.

Ama Cumhuriyetimizin bu güzide yuvasının Maslak, Kağıthane ve Vadi İstanbul gibi seçkin muhitlerdeki okulları da 15 Temmuz’dan sonra FETÖ bağlantısı nedeniyle kapatıldı.

Okuldan geriye bir tv dizisinde İstanbul’daki en iyi okul olarak geçtiği sahne kaldı. 

Bir de okulun kurucusunun “FETÖ terör örgütü ile hiçbir bağlantımız yoktur” açıklaması

Ankara’daki Anafartalar Koleji’nin sayfasını açtığınızda karşınıza çıkan açıklama daha sert ve öfkeli:

“Anafartalar Eğitim Kurumları millî iradeye bağlı, milletinin hizmetinde ve Atatürk ilkelerine göre eğitim veren bir okuldur. Kurulduğu günden itibaren (henüz toplumumuz FETÖ’nün gerçek yüzünü görmeden önce bile) Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) ve darbe ile ülkemizi yıkmaya çalışanların şiddetle karşısındadır. Sadece dikkati dağıtmak ve demokrasi adına devletimizin ve milletimizin verdiği mücadeleye zarar vermek için FETÖ üyeleri tarafından da iftira atılmış olabileceğini düşünüyoruz.”

"Okulumuza karşı bu tür saldırılar kamuoyundaki ‘Atatürkçüler de tehdit altında’ algısını maalesef güçlendirmektedir.”

Yine dış cephesinde dev Atatürk resimleriyle bizi karşılayan bir okul var karşımızda. 

Cumhuriyet Bayramlarının en görkemli törenlerle kutlandığı, adını Atatürk’ün yıldızının parladığı yer olduğu için Anafartalar’dan aldığını söyleyen Ankara’nın zengin muhitlerinde güzel şık binaları olan bu kolejde 2012-2013 yılları arasında öğretmenlik yapmış bir Ekşi Sözlük yazarı da okulun Atatürkçülüğünün şahidi:

“2012-2013 döneminde bir sene öğretmenlik yapmış olduğum okul. Söyleyeceğim kötü çok şey vardır ama haklarında çıkan iddiaları görünce oldukça şaşırdım. Atatürkçü okul görünümünde çalıştıklarını düşünmüyorum çünkü en azından ben çalışırken gerçekten Atatürkçü bir okuldu. Hakkında iyi duygulara sahip olduğum tek özelliği de buydu zaten. Okul olarak Anıtkabir’den çıkmıyorduk, neredeyse dersleri de orada işleyecektik ve bu Atatürkçü okul olma durumu göstermelik bile olsaydı yine de cemaatle alakalı olabileceklerini düşündürecek hiçbir şey görmedim. ilginç bir detay olarak hatırladığım bir diğer şey ise; -okulda kulaktan kulağa duyduğum bir bilgidir- Ergenekon davasında içeri alınan birkaç kişinin çocuklarının da bu okulda okuduğuydu ve sanırım asker çocuklarının çoğu burslu okuyordu…”

Onun dışında şahitlik edecekler de bulunabilir. 2014 yılındaki bu Sözcü haberine göre okulun düzenlediği Çanakkale konulu ödül törenine CHP milletvekili Nur Serter ve MHP’li Özcan Yeniçeri de katılmış.

Ama 2015’teki Anafartalar Ruhu ödül töreninin daha renkli geçtiğine şüphe yok.

Okulun kurucusunun yanında bu kez Hava Kuvvetleri Komutanı var.

Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk. Bir Hava Kuvvetleri Komutanı’nın bir kolejin şiir ve kompozisyon yarışması ödül törenine katılıp, Anaokulu öğrencilerine ödül vermesi tuhaf bulunabilir.

15 Temmuz darbe gecesi bu tuhaflığın sebebi anlaşıldı.

Orgeneral  Akın Öztürk’le Anafartalar Koleji’nin sahibi Hakan Çiçek’in yolu bu kez de darbenin merkez üssü Akıncı Üssü’nde kesişti. İkisi de o gece tesadüfen oradaydı. Akın Öztürk kendi ifadesine göre üstün lojmanlarında oturan torununu görmeye gelmişti. Anafartalar’ın sahibi Hakan Çiçek ise veli ziyaretindeydi:

“Ben İstanbul’da otururum. Ticaretle uğraşırım, 3 tane şirketim vardır. Ankara’da Çankaya Yıldız, Çayyolu’nda Anafartalar Kolejlerim vardır. Yaklaşık 3 gündür Ankara’da kalıyordum. Cuma günü de okuldan öğrencilerimizin velisi olan Albay Ahmet Özçetin, beni Cuma günü akşam 20:30 sıralarında sosyal etkinlik için Akıncı üssüne davet etti. Ben Akıncı üssüne gittim. Bulunduğum yerde Albay Ahmet Özçetin vardı, bir iki şahıs daha vardı ancak onları da tanımıyorum. Ben gittikten birkaç dakika sonra hareketlilik başladı…”

Tabii bir veli ziyaretinin darbe gecesi darbenin merkez üssüne denk gelmiş olması mümkün. Ayrıca darbe de bir sosyal etkinlik sayılabilir.

Bugün eğer açık olsalardı İzmir, İstanbul ve Ankara’daki en heyecanlı törenlerin yapılacağı, en ateşli nutukların atılacağı, şiirlerin okunacağı, belki  öğrencilerini toplayıp Anıtkabir’e götürecek, yabancı dil derslerine yabancı hocaların girdiği, kesinlikle başörtülü hocaların çalıştırılmadığı, cemaatçi “dinci” okullardan kaçan laik bir velinin çocuğunu gönül rahatlığıyla teslim edebileceği bu kolejlerin FETÖ’cülerin paravan okulları olduğunun ortaya çıkmasına inanamayan veliler, CHP’li vekiller, Kemalist bazı gazeteler haklı.

Atatürkçülük her bulduğun köşeye bir Atatürk resmi asmakla, başörtülü hoca çalıştırmamakla, keçi sakal bırakmakla, bağıra çağıra marş söylemekle, içinde “çağdaş” “aydınlık” geçen cümlelerle konuşmakla olunabilen bir şey olunca tabii taklit etmesi kolay oluyor.

İşte parası olan, eğitim işlerinden de anlayan bir cemaat çıkıyor, karargahlarda tedbir için bağıra çağıra 10. Yıl Marşı söyleyen FETÖ’cü komutanların, YARSAV başkanı bile olabilen savcıların, hakimlerin, kendini çaktırmaması gereken bürokratların çocukları gidebilsin, fişlenmesinler, kontrolden de çıkmasınlar diye üç büyükşehrin lüks semtlerinde cephelerinde dev Atatürk resimleri olan Atatürkçü okullar açıyor, Yılmaz Özdil’e yılın köşe yazarı ödülü verip, CHP’li milletvekillerini ödül törenlerine, söyleşilere çağırıyor.

Küçük çaplı bir aldatılma, kandırılma hikayesi bu. Gurur yapmayıp sahiden kandırıldığını kabul edebilenlere daha büyük çaptaki versiyonların nasıl olduğu hakkında da bir empati yapma imkanı veren cinsten.

Belki biraz da bunlarla yüzleşe yüzleşe, neden bu kadar kolay kandırılıyoruz, hangi ön yargılarımız, toplumsal güvensizliklerimiz, siyasi, sosyal açıklarımızdan sızıyor niyeti bozmuşlar görerek sahiden cumhur oluyoruz.

Tam farkına vardığımızda sahiden coşkuyla, birlikte ve samimiyetle kutlayabileceğiz Cumhuriyet’i…


Yıldıray Oğur, 31.10.2016, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Yıldıray Oğur Belgeselleri
Yıldıray Oğur Yazıları



Sonsuz Ark'ın Notu: Yıldıray Oğur Beyefendi'den yazılarının yayını için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 05.07.2015


Yazının ilk yayınladığı yer: Türkiye Gazetesi

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yildiray-ogur/593878.aspx

Seçkin Deniz Twitter Akışı