9 Haziran 2017 Cuma

SA4439/KY1-CÇ399: Hangisi Sen?/ Roman-Bölüm III-5

"Kutlu bir yol olsun bize ve bizden sonrakilere de!"


Bölüm Üç
-5-

Nazarı dikkatine sunacağım sevginin son aşaması, sevginin son adımı aydınlanmak ve sevginin bu aydınlığını yaymaktır evrene, yeni inşa ettiği dünyasında. Nura bulanmaktır, nura gark olmaktır. Nur olmaktır sevginin son adımı. Işığı kendinden olmadığını bilmek demektir bu. Işığın kendinden olmadığını bilmeyen sevgi kararmaya yüz tutar. Böbürlenmenin tutsağı olur. Işığın kendinden olmadığını bildiğinde sevgi tamamlanmış demektir.  

Bu biliş sevgi için seven için olmazsa olmazdır. Bu bilişle amel etmek seven ve sevgi için önceliklidir ve süreklidir. Kendisini ve kendisi olmayanı aydınlatmak için ışığa gereksinimi vardır sevginin ve sevgi bu ışığı alıp getirecektir kıskanç tanrıların ülkesinden. Prometheus olmayı göze almıştır ışığı çoktan getirmiştir ve ışığın kendisinden olmadığını bilmektedir. Kendisinden bilse kıskanç bir tanrıya dönüşmüş demektir. Bunca yolu olmak için almış kişi, seven kişi kıskanç bir tanrılığa rıza göstermeyecektir. Hem tanrılığı reddedecek hem de elinin tersiyle itecektir böylesi hevesleri. Böylesi heveslerin içinde yer etmesine razı olmayacaktır. 

Prometheus olmayı göze alamayan sevgi çürümeye, yozlaşmaya mahkûmdur. Karanlığa hapsolmuştur. Karanlığın içinde bir köstebek olarak kalmıştır. Sürüngenlerin dünyasına inmiştir. Sürüngenlerin dünyasında ciğerini toprak kurtları, solucanlar kemirmektedir. Bir kartal kemirmesi solucanın, toprak kurtlarının çıyanların, akreplerin kemirmesinden yeğdir ve fakat işte kartallardan bile sakınılmıştır karanlığın küflendirdiği, zehirlediği ciğeri. Öylesine bedbaht olmaya mahkûmdur.  
Aydınlığı egemen kılmak görevi ve ödevidir sevginin. Sevenin bu görev ve ödev bilinciyle yoğurması bir gerekliliktir. Kalbinin salt bir kan pompalayan makine olmasının önüne geçmek için bu elzemdir. 

Gönül gözüyle görebilmesi için bu elzemdir. Gönül gözü ile görmeyenin her işi eksik, her işi kısırdır. Sevenin gönül gözüyle görebilmesi için sevgisini nur kılmalıdır. Nur olmanın bir yolunu bulacaktır böylesi bir niyetle yola çıkmışsa kişi. O yol kendisini en yükseklere çıkaracaktır. Ötelere uzanmasını sağlayacaktır. Ötelerden ışığı yansıtacaktır. Zirveden zirveye koşacaktır. Sevgisini nur eden hayaletlerde kurtulacaktır. Birsamların tuzağına düşmeyecektir. Hiçbir aldatıcının aldatısına kapılmayacaktır.

Sevgisini nur kılan yeni sabahlara, yeni günlere coşkuyla uyanacaktır Füsun! Fecr-i kazibe kanmayacaktır. Yalancı şafağın kurlarına, yalvarışlarına pirim vermeyecektir. Sevgisini nur kılanda yalancı şafaklar bir karşılık bulmayacak, bulamayacaktır. Yalancı şafakların albenisiyle zehirlenmiş ruhların panzehiri aydınlıktadır. Tüm öldüren, solduran, nefes kesen zehirlerin panzehiri aydınlıktadır Füsun. Sevgisini nura döndürememiş, nur kılamamış kişi ne bedbahttır. Ne acınası bir haldedir. Bitimsiz bir çöküşe, bitimsiz bir tükenişe hazır olmalıdır sevgisini nur kılmayan, kılamayan. Sevgisini nur kılanın soluğu bitimsiz olacaktır. 

Sevginin aydınlığına her bir var olan şey muhtaçtır Füsun. Bunca kan, bunca acı, bunca sızı sevgisizlikten, sevginin aydınlık kılınmamasındandır. Sevginin iç dehlizlerde çürütülmeye bırakılmasındandır. Bu ne aymazlıktır Füsun! İçlerin dahi aydınlanması için sevginin ışığına bir gereksinimi vardır insanın, insanlığın. Gözyaşlarının yeryüzünden silinmesi için, ocak söndüren fırtınaların bir daha olmaması için, bir daha kan dökülmemesi için sevginin nur kılınması gerekmektedir Füsun. Sevgisini nur kılan melekleri yalancı çıkaracak –Hani onlar ‘yeryüzünde kan dökecek birini mi yaratacaksın!’ demişti- ve ‘Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!’ yanıtının mahiyetini neliğini gösterecektir. 

Sevgisini nur kılma yetisiyle donanıktır insan tıpkı kötülüğü, zulmü, acıları gösterdiği, sergilediği, ortaya koyduğu gibi. Yeryüzü kan kesilmişse, yeryüzü gözyaşına boğulmuşsa, yeryüzü iç burkan iniltilere konak olmuşsa, yeryüzü öfkenin, yeryüzü nefretin, yeryüzü kıskançlığın, yeryüzü hasedin, yeryüzü azabın, yeryüzü ikiyüzlülüğün, yeryüzü savaşın, yeryüzü kan dökmenin mekânıysa, mekânı olmuşsa hep sevgisizlik yüzünden, sevgisini nur kılma yetisini körelttiğinden belki de bu yetisinin hiç farkında olmayışından kaynaklanmıştır, kaynaklanmaktadır. Sevgisini nur kılma yetisinin üzerindeki külleri, kirleri, pasları silmek gönül aynasını temizlemek sevene düşmektedir. Seven gönül aynasını sevginin nuruyla ak pak edecektir. Etmelidir Füsun! 

Yeryüzünün daha bir yaşanır olması için sevginin nur kılınması olmazsa olmazdır. Dağlar yürütülmeden, gökler parçalanmadan, yıldızlar avuçlanmadan, öldürülen masumların niçin öldüğü sorulmadan, gebeler yüklerini bırakmadan, boynuzsuz koç, boynuzlu koçtan hakkını aramak için yola çıkmadan yeryüzünde cenneti kurma yetisini kullanmalıdır insan, bu yetiyi egemen kılmalıdır insan. Bunu fırsatı varken, henüz hesap günü gelmemişken yapmalıdır, sevgisini nur kılmalıdır, nur kılacaktır Füsun, umudum vardır sevenden, sevene umudum tamdır. Sevgiyi bilene, sevgiyi gösterene, sevgiyi aşikâr kılana umudum tamdır o sevgisini nur kılacaktır. Sevenin alınyazısıdır bu. Omuzlarına yüklenmiş ağır bir yüktür bu.

Sevgisini nur kılana bir daha bir zorluk yoktur Füsun. İşleri kolaylaşmıştır. Her işi kolaydır. Hiçbir işi, hiçbir eylemi yorgunluk vermeyecektir. Dinlenmesi meçhul bir yorgunluğu gidermek için değil, yapıp ettiklerini zevkle seyretmek için bir geri çekilmedir. Yapıp ettiklerinin tartımını yapmaktır dinlenmesi sevgisini nur yapanın. Sevgisini aydınlık kılan her dertlinin, her acılının, her yoksulun koşup geldiği bir mekân, bir duraktır. Onun kapısına gelen, kapısını çalan hiç kimse geri çevrilmeyecektir. Hem oturup bir köşede beklemeyecektir. Her bir mekânı didik didik edecektir. Her bir zamanı gözetecektir. Her bir günün bilincinde olarak koşturacaktır, ne mutlu sevgisini aydınlık kılana Füsun! Seni bilene, seni görene, seni duyana, seni sezene ne mutlu Füsun!

Sevgisini aydınlık kılan geçmişten geleceğe bir köprü kurmuş demektir. Aşılmaz olan, aşılamayacak görülen, bilinen ne varsa aştıracak köprüler kurmaktır. Kararan kalpleri aydınlatacak olan yegâne araçtır nur kılınmış sevgi. Ne mazide tıkanıp kalmıştır bir kelebeğin kozasında kalışı gibi, ne atinin rüzgârıyla savrulan bir yaprak gibi oradan oraya savrulacaktır. Anın kıymetini, kendi değerinin olduğu anla ilintili olduğunu bilecek, anını süslemesi gerektiğini hiç unutmayacaktır. Ne geçmişin özlemi vardır ne geleceğin kaygısı sevgisini nur kılan sevende. Ne mutlu sevgisini nur kılana Füsun! 

Sevgisini nur kılan kendi zamanına sahip çıkmasını bilir. Kendi zamanından sorumlu olduğunu bilir. Zamana kendi mührünü vurması gerektiğini bilir. Bu bir yâdsıma değildir, bu bir sırt çevirme değildir öncekilerin yapıp ettiklerine. Ve fakat her bir yanlışa evet demek de değildir. Kendinden öncekilerin yaşadıkları kendilerinedir bilir. Kendi yaşamını kurması gerektiğini bilir. Kendisi olması gerektiğini bilir. Ne haset içredir ne hülyalara kapılmıştır. Öylesine gerçekçidir. Sevgisini nur kılan gerçeği gerçekliği olduğu gibi bilen, olduğu gibi görendir. Yineleyelim ki Füsun, sevgisini nur kılan kuru bir yaprak gibi savrulmanın önüne geçmesini bilmiştir. Kurtulmuştur savrulmalardan, kırılmalardan, kopmalardan. Kurtulmuştur pişmanlıklardan. Kurtulmuştur müphemliğin koynuna atılmaktan. Kurtulmuştur korku salanların, kaygı ekenlerin, tasa pişirenlerin kumpaslarından. Sevgisini nur kılan azat olmuştur her bir tuzaktan. Her bir tuzakçının oyununu bozmuştur bozacaktır da Füsun! 

Sevgisini nur kılan seven sevdiğinde aydınlanmış, sevdiğini kendinde aydınlatmıştır. İçinde yaşadığı evrende karanlık tek bir köşe kalmamıştır. Tek bir karanlığın olmasına müsaade etmeyecektir. Karanlığa yol vermeyecektir. Karanlığın tuzaklarına düşmeyecektir. Karanlığın yalancı aydınlıklarına kapılmayacaktır. Karanlık hülyalara kapılmayacaktır. Sevgisini nur kılan her daim aydınlık içre soluk alacaktır. Aydınlığı soluyacak, aydınlığı yaşayacak, taşa toprağa, dağa ovaya deryalara aydınlığı kazıyacaktır. Seven böyle yapmalıdır Füsun! Gecenin karanlığında yolunu yitirmiş kervanlara tutmalıdır ışığını bir güneş gibi. Tutacaktır da! Tutması gerektiğini bellemiştir sevgisini nur kılan! Sevgiyle aydınlanan! Sonsuza dek sevende olacak olan budur Füsun! Sevgiyle aydınlanan sevgiyle de aydınlatacaktır. Sevgisini sakınmayacaktır. Sevgisini içinde bir tek kişi için yaşamayacaktır. Bir tek kişide tüm evreni görecektir. Görmelidir. Tüm ayrımları silmelidir. Tüm nefretleri boğmalıdır. Tüm hınçları gömmelidir. Tüm alacakları silmelidir. Var olan ve var olacak olan her bir şeyin sorumlusu olduğunu bilerek güne, günlere varacak, bir tekini görmezden gelmeyecektir. Sevgisini nur kılan aydınlanmıştır Füsun! Ne mutlu sevgisini nur kılana! Ne mutlu seni sevene! Seni görene, seni sezene, seni bilene ne mutlu Füsun! Senin sevginle aydınlanan bana ne mutlu Füsun! Gökler kadar derin o görkemli siyah gözlerinden yansıyan muhteşem aydınlığı gören, sezen, bilen bana ne mutlu Füsun! Yed-i beyza benzeri elini sevginin aydınlığında görene, sezene, bilene ne mutlu Füsun! Bana ne mutlu Füsun! 

Sevgimin nur kesildiğini görmekteyim. Yersiz bir övünme, aptalca bir böbürlenme olmadığını tüm samimiyetimle söyleyeyim Füsun! beni dönüştüren senin sevgindir. Sevginin nur kesilmesidir. Nur kesilmeyen, nura gark olmayan sevgi seveni çürütür Füsun! Seveni çıldırtır sevgisini nur kılmamışsa, kılamamışsa eğer Füsun! Sevgisini nur kılamayan bir tek kendini görür. Görünüşte sevgiliden başkasını görmüyordur, güya baktığı her yerde, her şeyde sevgilisini görüyordur oysa gördüğü salt kendisidir. Kendisi için soluk almaktadır ayırdında olmaksızın. Sevgisini nur kılan eşsiz abideler, eşsiz kaleler, muhteşem eserlerle süsler her bir yanını yaşadığı yerin. Sevgisini nur kılamayan ise tıpkı Neron gibi yakar çevresinde gördüğü her bir şeyi, Neron kendisinin sevgilisidir. Kendisi olmayanı fark edip aydınlanmış olan değildir, bu yüzden bir kundakçıdır, yaşatan değil. Yangın söndüren değil yangın çıkarandır. Çevresiyle birlikte kendini de yakandır. Oysa sevgisini nur kılan tüm alevleri, tüm karanlıkları, tüm azapları boğandır Füsun!

Bil ki Füsun sevgi bu beş değişimi yaşamadan sevgi olmaz. Adsal bir şey olup kalır yaşamadıysa bu beş değişimi kişi sevgisinde, yaşamadıysa o kişide sevgi düşük demektir. Kuvöz dahi kâr etmez o düşüğe, düşüğe kuvöz dahi büyüyüp gelişebileceği bir mekân değildir. Adı üstünde düşük! Bitmiş! Olmadan tükenmiş! Ham bir meyve bile değil yani! Bir kurtçuk bile değil yani! Bu düşmüş sevginin, bu düşüğün yanında taş bile daha canlıdır Füsun! Ne bahtsız kişidir o halde olan! Ne acınası, ne zavallıdır o! 

Tanrı beni, seni, bizi böyle bir halde olmaktan korusun Füsun! Bir düşüğün elinde soluk almaya çalışan bir kurtçuk olmaktan korusun ve kollasın bizi Tanrı Füsun! Tanrı ayağını sürçtürmesin sevgimizin. Sevgimizi bizim zindanımız yapması Füsun! Tanrı sevgimizi kozamız kılmasın Füsun! Kanatlarına kramp girmesin sevgimizin! Tez yorulan olmasın! Kutlu bir yol olsun bize ve bizden sonrakilere de! Sevgimiz hep bir aydınlatan nur olsun! Nura boğsun tüm evreni! Ne mutlu seni fark eden bana!



<<Önceki                                     Sonraki>>


Cemal Çalık, 09.06.2017,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Kumpas, Roman 





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı