3 Nisan 2024 Çarşamba

SA10673/SD3066: Mıra | Öznel Şeyler 8: Zihnimizdeki İsyanın Akıttığı Kan Neyi Besliyor?

 Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Hazlarımızla varlığımızın gerekçelerini ve özgür irademizin varlığını kanıtlamak düşüncelerimizin sağaltılmasına yetmeyebilir ancak."

Bazen insanın gereğinden fazla önemsendiği bir evreni yarattığı için Allah'a sitem edesim geliyor... bu sefil yaratık için bu kadar büyük bir evren yaratmak ve her şeyi ona hizmet eder halde tutmak insana verilen büyük öneme işaret ediyor... insan buna değer mi gerçekten?

Belki de sefil olma özelliği ile yaratılmasaydı insan denen mahluk, bir ihtimal değerdi bütün bu yaratılanlara... ama işte sefil olabilme kapasitesini sonuna kadar kullanan çoğunluğun hali ortada... değmez... Elbette Allah en iyisini bilir!

İnsanız; doğuyoruz, büyüyoruz ve ölüyoruz. Bu döngünün sürmesi için dünyaya başka insanların gelmesi gerek. Genetiğimizde işlendiği üzere bir makine olarak çalışıyoruz; hazza bulanmış, sevgiyle bezenmiş bir duygu-düşünce dünyasıyla kuşatılmış bir halde yeni insanların dünyaya doğmasını ve doğdukları topraklarda büyümesini sağlamak için çabalıyoruz.

İlginç değil mi, bütün bunların hepsi genetik yazılımımız doğrultusunda gerçekleşiyor, ama zannediyoruz ki bir insanın dünyaya gelmesi sadece bizim isteğimize ve keyfimize bağlı olarak mümkün oluyor.

Düşünüp duruyorum; Allah tarafından yaratılmış bir makine olarak biz insanlar özgür irademizden nasıl bahsedebiliyoruz?

Sonra yavaş yavaş anlıyorum; ‘özgür irademizden bahsedebilme’ kapasitemizin olması özgür irademizin de var olduğuna kanıt sayılabilir diye düşünüyorum. Özgür irademiz olmasaydı sefil olabilmeyi seçemezdik diye de devam ediyorum bu kanıt üzerinden ardışık olarak düşünmeye.

Özgür irademizle sefil olabilmeyi seçmemiz ve buna rağmen evrenin bize hizmet etmeye devam etmesi, gerçekten tuhaf değil mi? Oysa sefil olmayı seçtiğimiz için evrenin bütün teçhizatıyla bize hizmet etmekten imtina etmesi ve hayat hakkımızın elimizden alınması gerekirdi, değil mi?

Hayır; öyle olmuyor, yaşamaya ve dilediğimizi yapmaya devam ediyoruz. İşte sadece bu gerçek bile özgür irademizin varlığının tescili demek olabilir…

Sefaletin kıyılarında gezinirken kendimizi çekip alabilmemiz ve insan olmanın asaletini hatırlamamız için gereken yazılım ve donanım da bağışlamış bize Allah; bu da özgür irademizin varlığının ikinci kanıtı sayılabilir.

Yine de her şey özgür irademizin varlığına kanıt olarak kullanılsa da yaratılmasaydık bütün bunlarla sınanmayacak, özgür irademizin seçimlerinin sonuçlarından sorumlu tutulmayacaktık, diyoruz aptalca seçimlerimizin ağır sonuçlarından bunalmışken.

Evet bu doğru; ancak bir doğru daha var, yaratılmasaydık bunu sorguluyor da olamazdık.

Çıkmaz sokaklarda dolanıp durmayı seviyoruz, şeytanın yoğurduğu felsefe ve edebiyat bizi bu çaresiz döngülerin içinde rahatlatıyor biraz, sonra yine hazlarımızın uyuşturduğu irademizin seçtiği şeyleri yapıp dururken buluyoruz kendimizi; ama yine hazlarımıza neden bu kadar düşkün olduğumuzu sorgulamıyoruz; yaratılmasaydık hazlarımız da olmayacaktı, tıpkı bizim gibi.

Hazlarımızla varlığımızın gerekçelerini ve özgür irademizin varlığını kanıtlamak düşüncelerimizin sağaltılmasına yetmeyebilir, ancak.

İşte sorun tam olarak burada berraklaşıyor; sefalet düzeyimiz özgür irademizin tek kanıtı olarak zihnimizdeki varoluşsal döngüleri kırmaya yeter diye düşünüyorum.

Özgür irademiz neden Allah’ın koyduğu sınırlara tam olarak uyan seçenekler evrenine yönlendirmiyor bizi? Orada sınırları belirlenmiş hazlar da var eksiksiz, ama yetersiz bulduğumuz için, evet bu haz sınırlarını yetersiz bulduğumuz için bilerek aşıyoruz Allah’ın sınırlarını ve sonra şeytanî bir şekilde var oluşumuzu sorguluyoruz.

Bu aslında hiç de dürüst olmadığımızı da gösteriyor aklımıza… 

Sefalet bizi akılsız bir bataklıkta boğuluyor hale getirdiği için evren bizi iptal etmeli diye umabiliriz, ama Allah’ın merhameti bizi ölene dek bırakmıyor.

Ve biz bu sınırsız merhametin bile farkında değiliz.

İçimizde hiç bitmeyen bir savaş var; Allah'a karşı süren kanlı bir isyanla karmakarışık.

Ne yazık ki sonunda yenileceğimizi kesin olarak bildiğimiz zihnimizdeki isyanın akıttığı kan Şeytan'ın ektiği fesadı beslemeye devam ediyor.


<<<Önceki                           Sonraki>>>


Seçkin Deniz, 03.04.2024, Sonsuz Ark, Mıra | Öznel Şeyler


Mıra | Öznel Şeyler

Seçkin Deniz Yayınları




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

Seçkin Deniz Twitter Akışı