22 Nisan 2020 Çarşamba

SA8532/TG288: Amerikalılar Eninde Sonunda Özgürlük veya Mikro-Çipli Aşı Arasında Bir Seçim Yapmak Zorunda Kalacaktır

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız, Stratejik Kültür Vakfı (Strategic Culture Foundation) tarafından yayınlanan analiz, ABD'li yazar ve gazeteci Robert Bridge'e aittir ve Coronavirus-Covid-19 salgınının etkisiyle ABD'lilerin özgürlükleri ile mikro-çipli aşı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacağına dair bir çıkarıma odaklanmaktadır. Metnin ilginç bir zihinsel şeması olduğu kuşku götürmez, çünkü Amerikalıların ve genelde bütün ülkelerin vatandaşlarının aşısız, mikroçipsiz ve salgınsız özgür olma ihtimallerinin tartışılması ve insanların iki seçenekten birini tercih etmekle tehdit edilmesi temel insan haklarına aykırıdır.  İnsan hak ve özgürlüklerini  tehdit eden salgının sorumluları ortaya çıkmadan, salgının birilerinin bütün insanları kontrol edip tek elden yönetilmesini sağlayan bir projesi olup olmadığı netleşmeden insanları iki seçenekten birine zorlamak kasıtlı bir yönlendirmenin varlığının da kanıtıdır. Yazarın olağan şüphelilerden Rockefeller ailesine ait Rockefeller Üniversitesi Biyoistatistik Epidemiyolojisi Bölüm Başkanı Dr. Knut M. Wittkowski'nin, halen ABD, İngiltere, Almanya, İspanya ve Hollanda dahil bir çok ülkenin Covid-19'a karşı uyguladığı 'Sürü Bağışıklığı' stratejisini destekleyen yaklaşımı da kuşkuları derinleştirmektedir. Olağan bir diğer şüpheli Bill Gates'in mikroçipli aşısına karşı çıkmak, ama henüz ne olduğu bilinmeyen bir aşıya olumlu bakmak demek olan cümlesi şudur: "Dünya, Coronavirus'ü ortadan kaldıracak bir aşıyı memnuniyetle karşılayacak olsa da, herhangi bir gözetim teknolojisi içeren bir aşının kendilerine zorla yapılmasını birçok insan kabul edilemez bulacaktır. Milyonlarca yeni işsiz yaratan bir salgına karşı savaşımızın bu noktasında, insanların hayatlarında şu anda ihtiyaç duydukları son şey başka bir endişe kaynağıdır. Coronavirus'e karşı bir aşı geliştirelim, Bay Gates, ama lütfen izleme eklentileri olmadan." İnsanların ne olduğu konusunda hiç kimsenin bir fikri olmadığı herhangi bir aşıyı yaptırma zorunluluğunu dayatmak, Covid-19'un insanlığa kurulmuş bir komplo olduğunu düşündürtmeye devam etmektedir. Coronavirus-Covid-19 değil, satanizmin ürettiği ve tek elden dağıtacağı bir aşı insanlığa yapılan 'asıl saldırı' gibi görünmektedir. Bu aşı tam olarak planlanan saldırının ta kendisi olabilir, yani insanlar kurtulmak ümidiyle aşıyı seve seve yapacaklar ve aşı bütün insanlığı opioid gibi sürekli bağımlı hale getirecektir. Satanizmin küresel olarak güç ve itibar yitirirken insanlara  aşı bahanesi ile mikro-çip takılacağına dair korku yayarak gücünü muhafaza etme çabasının arkasında, 'ilaç-aşı vermezsem ölürsün' şantajı insanlığın karşılaştığı yeni bir tehdit olabilir.
Seçkin Deniz, 22.04.2020

Sooner or Later, Americans Will Have to Choose Between Freedom and a Micro-Chipped Vaccine

Şu anda, dünya çapında milyarlarca insan, sözde koronavirüsün yayılmasını durdurmaya yarayacak zorunlu evde-kal emirlerine riayet ederek yaşıyor. Karantinanın bu salgınla mücadelede en etkili yöntem olup olmadığı sorusu bir tarafa, normale herhangi bir şekilde geri dönmeden önce bizden tam olarak ne istenecektir?

El sıkışmaktan bile vazgeçmek haricinde olası bir gereklilik; Bill ve Melinda Gates Vakfı, Büyük İlaç Şirketleri ve küresel vatandaşlıktan en fazla kar edeceğini düşünen diğer insanlar tarafından desteklenen bir küresel aşı programına zoraki katılım olacaktır. Bundan dolayı endişelenmeli miyiz?

Zorunlu Aşıya Giden Yol

Geçen hafta, Trump Yönetimi'nin Coronavirus Görev Gücü’nün yüzü haline gelmiş Dr Anthony Fauci, The Journal podcastindeki bir röportajı sırasında, birçok insanın özellikle de medyanın dikkat kesilmesine neden olan bir şey söyledi.

Kate Linebaugh Fauci'ye “solunum sistemi bağışıklığı düşük” büyükannesine coronavirüs pandemisinin zirvesinde sarılmasını tavsiye edip etmediğini sorunca; Fauci, soruyu olumsuz bir şekilde cevaplarken aynı zamanda bir şey ifşa etti:

“Coronavirus enfeksiyon oranı aşağı doğru giderken ve neredeyse sıfırlandığında (bunu yapabilirsiniz)… çok yakında, önümüzdeki birkaç hafta içinde, yaygın bir şekilde dağıtılacak bir antikor testi var, bu size gerçekten virüs bulaşıp bulaşmadığını bilmenizi sağlayacaktır. Antikor testi yaptırdığınız bir durumu düşünelim ve enfekte olduğunuzdan kesinlikle eminsiniz ve durumunuz iyileşti. O zaman büyükannenize endişe etmeden sarılabilirisiniz.”

Şimdi bu ne demek yorumlayalım;


Antikor testi pozitif çıkan insanların, bağışıklık bilgilerini kanıtladıktan sonra büyükannelerine “sarılmaları” güvenli kabul edilecekse; o zaman neden aynı insanların işlerinde, ibadet yerlerinde ya da en azından köşedeki kafede mutlu saatlerin tadını çıkarmalarına izin verilmez?

Tekrar edecek olursak, zaten coronaviruse maruz kaldıysanız ve şimdi hastalığa karşı doğal bağışıklığınız varsa (insanların % 80'inden fazlasının farkında olmadan hastalığa maruz kaldığı tahmin edilmektedir) artık toplumun en savunmasız üyeleri olan hasta ve yaşlılar için bir risk faktörü değilsiniz demektir.

‘Sürü bağışıklığı'nın meydana gelmesine izin verildiği takdirde: 1. Uygun konaklar bulamayacağı için virüsün mutasyon geçirerek daha kötü hale gelmesi engellenmiş olacaktır 2. Virüsün uzun ömür süresinin önüne geçilecektir; eğri daha erken düzleşse de sürü bağışıklığı olmadığı takdirde hastalık kolayca geri dönecek ve ikinci dalga daha kötü olacaktır 3. Geniş çaplı bir aşılama programına gerek kalmayacaktır.

Fauci, enfeksiyon oranı “neredeyse sıfıra düştükten sonra”, kimin enfekte olup olmadığını belirlemek için antikor testlerinin verileceğini söylüyor. Ama bu işi tersinden yapmak anlamına gelmiyor mu?

Testlerin, salgının ilk görüldüğü andan itibaren yapılmaya başlanması gerekiyordu. Bunun yerine şöyle bir durumla karşı karşıyayız; artık kendileri ve diğerleri için risk oluşturmayan milyonlarca insan, küresel ekonomiyi başka bir Büyük Buhran ile istikrarsızlaştırma tehdidi barındıran anlamsız bir kilit altında bulunuyor. Yaşanacak bu Büyük Buhran’ın coronavirus nedeni ile tanık olduğumuzdan daha yüksek ölüm oranlarına sebep olması muhtemeldir.

Coronavirus üzerindeki küresel histeri yoğunlaşırken, zorlu bir mücadeleye hazırlanan tüm devletlerin mantığını sorgulamaya başlayan bazı uzmanlar var. Bu kişilerden biri, Rockefeller Üniversitesi Biyoistatistik Epidemiyolojisi Bölüm Başkanı Dr. Knut M. Wittkowski.

Dr. Wittkowski, her sağduyulu insanın kabul edeceği şekilde: “Her solunum yolu hastalığında olduğu gibi, yaşlıları ve zayıf bünyeye sahip insanları korumalıyız" dedikten sonra, çocukları hastalıktan korumak için alınan önlemlere karşı çıkarak sözlerine şöyle devam ediyor: "Öte yandan, çocuklar bu hastalıklarla çok iyi bir şekilde baş edebilirler ve evrimsel olarak her türlü virüse maruz kalabilecek şekilde tasarlanmışlardır."

Dr. Wittkowski, insanların bir toplum ortamında günlük yaşamlarına devam etmelerine izin verilmesi durumunda, yaşlıların eninde sonunda - er ya da geç - "yaklaşık dört hafta" içinde nüfusun geri kalanıyla temas edebileceğini, çünkü bu noktada virüsün "yenilmiş olacağını" savunarak, tüm solunum yolu hastalıklarında, hastalığı durduran tek şeyin “sürü bağışıklığı” olduğunu vurguluyor.

Sosyal mesafe protokollerinin eksikliklerini sorgulamanın yanı sıra, ölenlerin sayısına kıyasla, populasyonda kaç kişinin virüse maruz kaldığını bilmek de problemdir. Bu, tıp camiasında 'Ölçülen Vaka Ölüm Oranı' olarak bilinir ve hastalık nedeniyle ölümlerin toplam sayısının, hastalığa sahip toplam insan sayısına bölünmesi ile elde edilir. Basit bir matematiksel denklem olmasına rağmen, veri eksikliği nedeniyle bu oran hesaplanamamıştır.

Populasyonda kaç kişinin hastalığa sahip olduğunu belirlemek için resmi bir çalışma yapılmadığından, coronavirusün öldürücülüğünü belirlemek de mümkün değildir. Böylece, bilmediğimiz bir ölüm oranı üzerinden ekonominin geniş bir kesimini kapatma fikri, Stanford Üniversitesi'nde tıp profesörü ve Stanford Ekonomik Politika Araştırma Enstitüsü'nde kıdemli öğretim üyesi olan Jay Bhattacharya’nın sözleriyle en iyi şu şekilde tarif edilebilir; "hayret verici".

Bhattacharya, Hoover Enstitüsü ile bir röportajında şöyle diyor:

"En kötü duruma göre modelleme yapılıyor, mesela 2-4 milyon ölüm olacak deniyor, gazeteler de bu 2-4 milyon ölümü alıyor, politikacılar buna cevap vermek zorunda ve bu projeksiyonun bilimsel temeli... mevcut değil "

Gerçek ölüm oranı ile ilgili bu kadar belirsizliğe rağmen, Amerikan tıp sözcüleri sadece toplum genelinde korkunun yayılmasına hizmet edecek inanılmaz sorumsuz ifadeler kullanıyor. Örneğin Dr. Fauci, yukarıdaki röportajı sırasında şöyle diyor: "Dürüst olmak gerekirse, bir daha asla el sıkışmamalıyız". Bu arada, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) özel elçisi David Nabarro BBC'ye verdiği demeçte, "eminim bir çeşit yüz koruması norm haline gelecektir" diyor.

Şimdi tıp uzmanlarının, bütün ulusların sürü dokunulmazlığı edinmesini engellemeleri ve medyanın hidroksiklorokin’in yararlarını dikkate almayı reddetmesi birlikte değerlendirildiğinde, son çare olarak yapılması gereken şey şu olacaktır: Pekâlâ zorunlu tutulabilecek bir aşı programı; öyle ki bu aşı olmaksızın insanların tekrar herhangi bir kamu etkinliğine katılımı mümkün olmayacaktır.

Bunu en fazla öneren kişi, dünyanın önde gelen aşı dayatıcısı olan ve yakın zamanda gerçekleşen bir röportajında, geniş çaplı bir aşı programı olmadan herhangi bir kitle toplantısının “hiçbir şekilde bir daha gerçekleşmeyebileceğini” söyleyen Bill Gates’ten başkası değil. Bazıları bunu, eski hayatlarına geri dönmek için hemen hemen her şeyi yapabilecek umutsuz insanlara karşı kullanılan bir şantaj biçimi olarak tanımlayacaktır. O günler epey uzakta görünüyor. İngiltere bu hafta, bir aşı geliştirilinceye kadar insanların “bazı kısıtlamalarla yaşamak” zorunda olduğunu açıkladı.

Açık olmak gerekirse, çok az insan aşıların uygarlık için doğal bir iyilik olup olmadığını sorgular; aşılar, insanoğlunun karşılaştığı en kötü hastalıkların kökünü kurutmaya yardımcı olmuşlardır, çiçek hastalığı ve çocuk felci gibi. Ama bugün işler sadece bir salgını ortadan kaldırmak kadar basit değil. Şu anda insanlar güçlü şekilde bir şeye zorlanıyor- Bill Gates bu çabaların öncüsüdür - enjekte edilenleri 'işaretleme' ve gözetlemeye yönelik nanoteknoloji içeren bir aşının uygulanması.

Sadece bir örnek olarak, Microsoft'un kurucu üyelerinden biri olduğu, San Francisco merkezli bir biyometrik şirketi olan ID2020 tarafından yürütülen çalışmaları düşünün. Yakın zamanda bu şirket, "bebek bağışıklama" konusunda "bebekler için kimlik teknolojileri" üzerinde çalışmakta olduğunu duyurdu. Başka bir deyişle, aşıların içine gömülü izleme cihazları üzerinde çalışıyorlardı.

Dünya, Coronavirus'ü ortadan kaldıracak bir aşıyı memnuniyetle karşılayacak olsa da, herhangi bir gözetim teknolojisi içeren bir aşının kendilerine zorla yapılmasını birçok insan kabul edilemez bulacaktır. Milyonlarca yeni işsiz yaratan bir salgına karşı savaşımızın bu noktasında, insanların hayatlarında şu anda ihtiyaç duydukları son şey başka bir endişe kaynağıdır. Coronavirus'e karşı bir aşı geliştirelim, Bay Gates, ama lütfen izleme eklentileri olmadan.

Robert Bridge, 18 Nisan 2020,  Strategic Culture Foundation


(Robert Bridge, ABD'li yazar ve gazetecidir)



Tamer Güner, 22.04.2020, Sonsuz Ark, Stratejik Araştırma, Çeviri




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı