18 Ağustos 2018 Cumartesi

SA6679/KY26-CA202: Biri Onu Dinlesin, Sözünü Kesmeden…

"Halkın içinden yükselen bir çabayla kötülükle mücadelenin bu şekilde kurumsallaşması çok rastladığımız bir örnek değil."


Köşe başlarında toplanan bir kısmı madde bağımlısı işsiz güçsüz gençleri kaç kişi dert ediniyor? Sürekli gençleri eleştiren bir toplum, diye anlatıyor, Bişri Hafi Derneği’nin kurucusu Ömer Faruk Yazar, onları anlamaya çalışmayıp olumsuz yaklaşımlarda bulunduğu için sorunlarını çözmez, çözemez.

“Polis misiniz, ajan mısınız, bizi deşifre etmek mi istiyorsunuz?” O, bu şekilde yaklaşan gençlerin de güvenini kazanıyor Esenler sokaklarında gençlerle sürdürdüğü sohbetlerle. “Cemaate adam kazandırmak gibi bir derdim yoktu kesinlikle, benim gibi tasavvufa yönelin demedim asla” diye vurguluyor. Topluluk halinde çete gibi yaşayan bu gençlerle sohbet ediyordu ama giderek de kalabalıklaşıyordu köşe başı grubu. Uyuşturucu kullanan bir matematik dehası öğrenciyi ailesiyle dayanışma içinde bağımlılıktan kurtardı.

Aynı mahalleden bir genç madde bağımlılığına yatkınken bir diğeri niye kapılmıyor bu illete? Ömer Faruk Yazar’a göre en belirleyici sebep ailevi anlaşmazlıklar. Babadan şiddet görmek, aile baskısı, kalabalık nüfus ve boşanmış aile çocuğu olmak.

Köşedeki torba tutanların önünü kesebilirsiniz, ancak öte tarafta adam telefon satıcısı görünümüyle uyuşturucu satıyor. Eroin kullanımı yaygın; folyo yoluyla eroin kullanımı had safhaya çıkmış durumda. “İlkokul seviyesine kadar düştü desem, yalan değil.” Kargoyla yolluyor satıcı. Çocuğun, gencin direnebilmesi için tutunacağı bir dal lazım. İçici anlatırken Yazar’ın din adamı kisvesine güveniyor. Günah işlediği fikriyle ona yakınlaşmaya eğilimli oluyor. Birinin sabırla dinlemesine ihtiyacı var, nasihate değil. “Hep siz konuşmayacaksınız; dinleyeceksiniz.”

Güncel olaylardan, futboldan konuşuyorlar. Giderek gençlerin güvenini kazanıyor. “İçici” genç adam 2-3 ay sonra onu emniyete bildirmeyeceğine güvenip anlatıyor. Bağımlının bilenmemesi için rehabilitasyon merkezlerine ihtiyaç var. Rehabilite edilmeden cezaevine gönderilen satıcı daha yıkıcı duygularla çıkıyor. Bir kurtuluş yolu bulamıyor çünkü. “Köşe başlarında, mahalle parklarında, cami avlularında 15 ila 70 kişi arasında değişen bir grup olarak toplanıp konuşuyorduk. Kalabalık bir grup olmuştuk.” Sohbetleri köşe başlarında, parklarda sürdüremeyeceğini düşünür Ömer Faruk Yazar. Bir mekâna ihtiyaç duyuyorlardı. Bu arada uyarılar alıyordu: “Bu insanlarla ilgilendiğin için satıcılar tehdit edebilir.” Ancak herhangi bir tehdit almıyor.

Gençlerle ilgilenirken İmam Hatip Lisesini bitirip İlahiyat Ön Lisans öğrenimi görmeye başlamıştır. 2013’de evleniyor. 2015’te Bişri Hafi derneğini kurmaya karar veriyor. İsmi İsmailağa’dan arkadaşı Sinan teklif ediyor. Bişri Hafi, 767 senesinde Merv şehrinde doğan bir zat. İlim tahsil ettiği halde kötü arkadaşlar edindiği için içki ve işret meclislerinde dolaşmaya başlıyor. Yerde bulduğu Besmele-i Şerîf yazılı çamur bulaşmış bir kağıdı temizleyip evinin baş köşesine asıyor bir gün. O günün gecesinde gördüğü bir rüya üzerine işret meclislerinden koparak züht ve takva üzere yaşamaya başlıyor ve zamanla en büyük zahitlerden biri olarak tanınıyor.

Esenler Belediyesi’nin ve İsmailağa Cemaati’nin yardım ve desteğiyle kurulan Bişri Hafi Gençlik ve Dayanışma Derneği 2015 yılının Haziran ayında açılıyor.

Bişri Hafi’de tedavi gören çocuk ve gençlerin hiçbiri tinerci değil, hepsinin evi, ailesi var. Sokak çocukları da nadiren katılıyor gruba. Bişri Hafi’den sonra Menderes Mahallesi’nde köşebaşı toplanmaları sona erdi, ancak Yüzyıl ve Nene Hatun Mahalleleri’nde hâlâ toplanıyor madde bağımlıları.

Çocuk ve gençle iletişim kurup sohbete oturmak tedaviyle aynı şey Ömer Faruk Yazar’a göre. Vurma kırma dövme huyları mı oluştu? O, benzeri huyların aileyi sömürmeye bahane edildiği kanısında. Vurup kırıp cam çerçeve indirip para alıyorlar, yoksa krizler filmlerdeki gibi yaşanmıyor ve tek ilaç soğuk duş. Kurum programında sosyal faaliyetler ağırlık kazanıyor. Tenis, langırt, playstation, televizyon dizileri… Uyuşturucu içeriği olmayan bilimkurgu filmler izletiliyor. Sigaraya izin veriliyor. Bu müsamahaya Esenler’de gittiğim bazı hemşehri derneklerinde de şahit oldum. Gençleri derneğin onlar için ayrılmış bölümüne çekmek için sigaraya izin verenler var aralarında.

Yazar bütün mesaisini Menderes Mahallesi’ndeki kuruma ayırmış. “Tabela Dernek” olmaktan Allah’a sığındığını söylüyor; ağlayan anne babalar görüyor sürekli ne de olsa. Hâlihazırda kurumda 23 çocuk tedavi görüyor. Hemen hepsi Esenler ve Güngören’den; bazen diğer ilçelerden ve şehirlerden katılan da oluyor aralarına. Yatılılık değil misafirlik üzerinden bir kabul bu. Ailelerle sözleşme yapılıyor. Kimi gençler en donanımlı hastanelerden bir sonuç alamamış olarak getiriliyor. Manevi açının eksikliğinin altını çiziyor Yazar. Tedavinin somut bir süresi yok. Rehabilitasyon merkezlerinin etrafında meslek edindirme atölyeleri olmalı; hastaların bir uğraşı, bir meslek edinmeleri şart. Dolayısıyla, çıraklığın yeniden ele alınması üzerinde duruyor. “Biz yaz tatillerinde hep çalışırdık triko tekstil atölyelerinde. Boş geçirmezdik yazları. Bu alanda faaliyet göstermeseydim dekorasyon alanında çalışmak isterdim “

Menderes Mahallesi’ndeki kurumu gençler ve çocuklar için yaşanabilir bir hale getirmeye çalışıyor.

Önceki gün telefonla konuştuğumda, binanın çatısında taş mangal yaptığını söyledi. Hep aynı türde yemekten sıkılıyor gençler, mangalda patates tavuk yesinler. Sürekli dışarı çıkamıyorlar, özgürlükleri ister istemez kısıtlı. Bunun sakıncalarını fark ettiği için de iç açıcı, mutluluk veren bir ortamı olan bir çiftlik evi hayal ediyor.

Onun üzerinde çalıştığı hayali, şehir dışında rehabilite amaçlı bir çiftlik evi açmak. Koyun, keçi gibi hayvanlar olacak çiftlikte, çocuklar ve gençler ata binebilecek. Bütün bu çalışmaların çok daha zengin, çeşitli ve yaygın olarak gerçekleşmesi zorunlu; bunun altını çiziyor.

Ömer Faruk Yazar, sorunları örtbas ederek kendini avutmaya karşı eleştiri ve denetimi öne sürüyor, madde bağımlılığıyla mücadele eden kurumlarda. “Bizim gibi kurumların sürekli denetlenmesi gerekir. Yoksa çok istismar eden çıkar.”

Halkın içinden yükselen bir çabayla kötülükle mücadelenin bu şekilde kurumsallaşması çok rastladığımız bir örnek değil. Toplumsal dayanışma ve özveride meydana gelen silikleşmeyle gençlerdeki ümit boşluğu arasında bir bağ var; gelecek yazımda bu konu üzerinde durmayı umuyorum.


Cihan Aktaş, 18.08.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar,  Perspektif Yazıları, 



Sonsuz Ark'ın Notu: Cihan Aktaş Hanımefendi'den yazıları için yayın onayı alınmıştır.  Seçkin Deniz, 09.05.2015

Yazının ilk yayınlandığı yer: Gerçek Hayat





Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı