7 Haziran 2018 Perşembe

SA6269/KY49-İTIĞLI106: Düşman Kardeşler Barışacak mı?

 "Ne Etiyopya-Eritre, ne Kuzey Kore-Güney Kore arasındaki ilişkiler bu beş devletin inisiyatifine ve çıkarlarına bırakılmamalı. Çünkü barış, dostluk, birliktelik bu beş büyük devletten daha önemlidir…"


ABD Başkanı Trump’ın Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un ile görüşüp görüşmeyeceği meselesi birkaç haftadır dünya gündemini meşgul ediyor. Daha bir sene öncesine kadar Trump’ın yok edilmesi gereken ülkeler arasında gördüğü Kuzey Kore ile yakınlaşma arzusunun arkasında dünya barışına katkı sunma arzusu mu yoksa Çin’i yalnızlaştırmaya yönelik bir politikanın mı olduğunu zaman gösterecek. Yalnız bunun bir barış hamlesinden ziyade popülist bir yönetim algısının bir uzantısı olduğunu söylemek gerek.

ABD Başkanı Trump’ın bu girişiminden önce Kuzey ve Güney Kore’nin yakınlaşmasını görmeliyiz. 65 yıl sonra ilk defa Kuzey ve Güney Kore liderleri bir araya gelerek karşılıklı dostluk mesajları verdi, iki ülke arasındaki devrim niteliğinde sayılabilecek bir görüşmeye dünyanın dikkatini çevirdiler.

Kuzey Kore ve Güney Kore’nin iki farklı devlet olması soğuk savaşın bir ürünü ve bir bakıma bu savaşın hâlâ devam ettiğinin de göstergesiydi. ABD’nin küresel hegemonyası karşısında taraflardan biri oldukça zayıflamışsa bile aynı dili aynı konuşan, aynı kültüre ve geçmişe sahip iki devletin olması, bu devletlerin de 20. yüzyılın gereksiz ideolojik çatışmalarının ürünü olması dikkat çekiciydi.

Berlin Duvarı’nın yıkılması bir süre sonra da Sovyetler Birliği’nin dağılması soğuk savaş dönemin bittiğini bize göstermişti. Bir yanda ise hâlâ bitmediğini cılız bir sesle de olsa söyleyen Küba ve Kuzey Kore örnekleri vardı. Küba’nın efsanevi lideri Fidel Castro’nun hasta yatağına düşmesi ile bu büyü de bozulmuş gibiydi. ABD’nin eski devlet Başkanı Obama Küba ile görüşmelerde bulunarak artık ilişkilerin eskisi gibi olmayacağını göstermek niyetiyle, sembolik tek sesliliğe de son vermek istemişti.

ABD’nin Latin Afrika’da Guatemala, Nikaragua gibi sıkı dostları olmasına rağmen Venezuela gibi bir çatlağın bulunması aslında egemenlik anlayışını var kılan bir araçtı. Aynı şeyi İran için de söylemek gerekli. İran da ABD’nin düşman kabul ettiği ülkelerden biri fakat bu düşmanlık yöntemi onu besleyen büyüten hatta ona dünyada istediğini yapmasına ‘meşruluk’ atfeden bir zemini göstermektedir. ABD’nin bu yaklaşımları aslında soğuk savaşın sona ermediğini evrim geçirerek devam ettiğine işaret etmekte.

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile Güney Kore lideri Moon Jae-in’in basın karşısındaki sıcak tavırları sanki yıllardır birbirini görmeyen iki akrabanın, dostun buluşması gibiydi. Bu gereksiz düşmanlıktan her iki tarafın da pek memnun olmadığı gözler önünde sergileniyordu. Fakat buluşmalar kadar sonrasını da düşünmek gerekli. Acaba iki devlet bundan sonraki yol haritasında düşmanlıkların yerini dostluklara beraberlik ve birlikteliklere bırakabilecek mi?  Hatta iki devlet birleşip tek bir devlet mi olacak? Yoksa ABD Güney Kore ile Kuzey Kore’yi terbiye etmeye mi kalkışacak?

Aslında Kuzey Kore ve Güney Kore arasındaki yakınlaşmadan daha önemli bir gelişme de yaşanabilir. Afrika’da iki düşman kardeş Etiyopya ve Eritre arasında bir yakınlaşma da olabilir. Etiyopya’nın çiçeği burnunda Başbakanı Abiy Ahmed ile Eritre Devlet Başkanı İsaias Afevorki arasında sürpriz bir görüşme yaşanabilir.

Geçenlerde iki ülke sanatçılarının bir araya gelmesi bu girişimin ilk adımı sayılabilir. Sanatçılar Addis Ababa’da bir araya geldiklerinde aralarında herhangi bir düşmanlığın olmadığını sanatın barış ve huzuru getirdiğini ifade ederek siyasilerine de bir çağrı da bulunmuşlardı. Bu çağrı neticelenebilir diyebilmek için özellikle Eritre tarafının nasıl davranacağını beklemek gerekli. Çünkü Abiy Ahmed başbakan olarak göreve başladığında ilk demeçlerinden biri Eritre ile ilişkilerinin kurulabileceği hakkındaydı.

1993’de Deng rejiminin devrilmesi için birlikte mücadele etmiş iki kardeş topluluk bir süre sonra ayrılarak farklı devletler oldular. Etiyopya bu ayrılmayı uzun bir dönem itiraz etse de iki devlet arasında devam eden savaşı bitirmek için kabullenmek zorunda kaldı. Artık aynı dilleri konuşan, aynı dinlere mensup, aynı geçmişe sahip, aynı kültürü yaşayan iki farklı devlet var. Eritre’nin Etiyopya’dan neden ayrıldığını neden farklı bir devlet olduğunu anlamak zor. Çünkü uzun bir dönem Etiyopya’nın yöneticileri ve Eritre’nin yöneticileri aynı etnik topluluktan hatta aynı aileye mensup akraba kimselerdi. Her iki devleti de Tigreyler  yönetiyordu son birkaç yıla kadar,  hala da öyle denebilir.

Oysaki her iki devletin ayrılığa değil birlikte olmaya beraberliğe ihtiyacı var. Etiyopya’nın Kızıldeniz’e sınırı bulunmuyor ve 100 milyonluk nüfusu Cibuti, Somali, Sudan limanlarına muhtaç. Etiyopya Afrika için önemli bir ülke olmasına rağmen bir kara devleti ve başka devletlere liman açısından bağımlılığı var. Eritre ise 7 milyonluk nüfusu ile hemen hemen Kızıldeniz’e yaslanmış bir ülke görünümüne sahip.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed önemli bir adım attı karşılıklı ilişkilerin kurulması için, benzer bir jestin Eritre tarafından da gelmesi gerekiyor. Örneğin Eritre limanlarını Etiyopya’ya açabilir ve düşmanlığın sona ermesi için bir başlangıç yapabilir. Bu başlangıç her iki devlet için özellikle de halkları açısından önemli. 25 yıldır akrabalarını göremeyen Etiyopyalılar ve Eritreliler var. Kardeşin biri sınırın Etiyopya bir diğeri de Eritre tarafında kalmış aileler var.

Belki soğuk savaş döneminde devletler için varlıkların temelinde düşmanlık argümanı önemliydi. Güney Kore’nin varlığı için Kuzey Kore’nin düşmanlığı gerekliydi. Ama şimdi bu algının yanlış olduğu hem ülkelere hem de halklarına çok şey kaybettirdiği anlaşıldı. Artık bu tür düşmanlıkların yerine karşılıklı işbirliklerinin birlikte hareket etmeleri gerektiğinin farkına varıldı.

Afrika Birliği’nden söz ediyoruz. Peki Etiyopya ve Eritre’nin düşman kardeşler olduğu bir Afrika’yı nasıl açıklayabileceğiz. Etiyopya ve Eritre bölgede güçlü devletler olabilmeleri için “ne savaş ne barış” politikasından “illa da barış” politikasına geçmeleri gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” sözünün ehemmiyeti şimdi daha iyi anlaşılıyor. Çünkü dünya bu beş devlete bırakıldığında düşmanlıklar çatışmalar, iç savaşlar bir türlü bitmiyor. Ama devletlerin ve ulusların eşit olduğu bir dünya düzeninde adalet ve barış daha fazla mümkün olabilecektir. Ne Etiyopya-Eritre, ne Kuzey Kore-Güney Kore arasındaki ilişkiler bu beş devletin inisiyatifine ve çıkarlarına bırakılmamalı. Çünkü barış, dostluk, birliktelik bu beş büyük devletten daha önemlidir…


İbrahim Tığlı, 07.06.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Afrika'dan
İbrahim Tığlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: İbrahim Tığlı Beyefendi'den yazılarının yayınlanması için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 23.06.2016



Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Gerçek Hayat




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı