2 Ağustos 2017 Çarşamba

SA4672/KY26-CA146: Muhbirliği İş Edinenler

"Muhbirlik yoluyla alan açma ve bu yolla rakiplerini ya da hasımlarını tasfiye etme halinin yaygınlaşması, tipik bir dekadans göstergesi. Emperyalist desteğe sahip bir darbeye direnmiş bir toplum bu dekadans sapmasını asla hak etmiyor. Bu açıdan da bu tür kişiliklerin yayılma eğilimi, darbe girişimi suçlularıyla mücadeleyle aynı bağlamda değerlendirilmeli."


Son bir yıldır darbe girişimi ve Fetullahçı örgüt gözaltı ve tutuklamaları başlığı altında yaşanan çeşitli mağduriyetlerle karşılaşıyoruz. En sık görülen mağduriyet türlerinden birinin sebebi, kişisel hesap ve husumetlerin darbe girişimi ihbarcılığıyla sürdürülmesi. Birçok insan ihbarların artçı sebepleriyle işsiz güçsüzleşti. Gerçi bu yazıyı yazma sebebi vak'alardan birinde olumlu gelişmeler de var. 

Akrabam genci ve arkadaşlarını bir kamu kuruluşunda hiçbir sebep göstermeden kendi kadrolaşması adına işten uzaklaştıran genel müdür, birkaç ay bile geçmeden bu habersiz tasfiye nedeniyle müsteşar tarafından işten atıldı. Genel müdürün kendi atadığı müdürler ise tasfiye edildi. Gençlerle ilgili hukuki süreç ise ağır ilerliyor. Üçüncü duruşma Kasım ayında gerçekleşecek.

Küçük ruhları büyük felaketlerden çıkar devşirmeye çalışırken daha açık seçik tanırsınız. Bir sürü dava, ihbar, şayia, trajedi ve cinayet büyük bir hızla aynı çuvala dolduruluyor.

Adalet talebi ve vurgusuna olağan şartlarda ihtiyaç duymuyoruz ve zaten olağan şartları hazırlayan adaleti canlı tutan titizliktir. Ulusalcı ideoloji oluşturduğu hegemonyayla adsızlaştırmaya yönelmişti çoğumuzu; aynı yöntemi izleyerek adaleti sağlayamayacağımız muhakkak. Birçok toplumsal olayda ilkelerden değil de grup ruhuyla hareket edenlerin öfkesi, benzeri olayları kontrol etmeye engel olan sorunlar üretiyor.

Geçen süre içinde değineceğim vak'ada nasıl bir gelişme yaşandı, öğrenemedim. Olayın mağduru Tuba Kaya, Bursa’da yaşayan bir gazeteci. Şiddet uygulayan eşinden boşanmak için dava açmış Kaya. 15 Temmuz’u takiben ise eşinin şikayetiyle göz altına alınıp mahkemeye çıkarılmış ve tutuklanmış. Bursa Yenişehir Cezaevi’nde 10 ay süren tutukluluğunun ardından 22 Haziran’da gerçekleşen duruşmada cezası ev hapsine çevrilmiş. 

Kendisi yaşadıklarını özetlerken “Silaha karşı bir anneyken silahlı terör örgütüne üye olmaktan yargılanıyorum” diye anlatıyor. Bir boşanma davasının 15 Temmuz davasına intikali, ihbarcının ne denli kötücülleşeceğinin sıradan bir örneği. İhbarcı üstelik genç kadının çocuğunun babası. Genç kadın çok geçmeden toplum tarafından dışlanmanın yalnızlığını yaşamış. “Elimden hiçbir şey gelmedi, kimsenin umurunda olmadı” diye anlatıyor.  

Tarihin zor dönemeçlerinden birinde, her kılığa girmesinin mümkün olduğu anlaşılan bir örgütün oluşturduğu yıkıcı etkilerden biri bu: Hakkı hukuku olan, teşriki mesai içindeki insanlar birbirine güvenemez hale geliyor.

Tuba Kaya çıkarıldığı mahkemede savunmasını yaptıktan sonra denetimli serbestlik şartıyla tahliye ediliyor neyse ki. Ancak bu süreçte sadece iki ayda bir görebildiği kızına kavuşması için sosyal hizmet uzmanlarının hazırladığı raporun sonuçlarını beklemesi gerekiyor, okuduğum haberlere göre. 

Genç annenin çocuğundan ayrı kalmasının gerekçesi elbette eski eşinin suçlamaları. Çocuğunun babası kendi suçlamasını delil göstererek kızlarının velayetini talep ediyor. Genç kadının ise hiçbir delilin bulunmadığı suçu işlemediğini ispat etmesi bekleniyor. 

Mahkeme salonlarıyla sınırlı kalmayan bir dava bu; terör örgütünün etki alanını şayialarla genişleterek toplumu ifsada yöneliyor. Genç kadın uğradığı iftiranın olumsuz sonuçlarıyla belki de bütün ömrü boyunca karşılaşacak. Genç adam belki de ömrünce geri çevrilecek iş başvurularında, kasıtlı işten çıkarma operasyonuna kurban gittiği için. İftiracıların nasıl bir muamele göreceği ise muamma.

KHK mağduru kalabalıkları arttıkça da darbecilerle mücadeledeki toplumsal dayanışma potansiyeli dağılma gösteriyor. Oysa toplumun geniş kesimleri darbe girişimine karşı çıktı, herhangi bir kesime mal edilmeden toplumsal dayanışma açısından kıymetinin bilinmesi gerekirdi bunun. Müslüman, olgulara bakışını intikam arzusuyla değil, Hakk’ın tecellisi itibarıyla (Yunus Suresi’nde geçtiği üzere “Hakkın hakikileştirilmesi” yönünde) belirlemekle mükellef. Elinden, dilinden emin olunan Müslüman çeşitli hesaplarla haksızlıkları sineye çekmeye ve yine haksızlıklara kılıf bulmaya başlamış ise hangi yitirilmiş değer yeniden vücut bulabilir ki…

Darbe girişimi faillerinin alanını genişletirken mağdur nüfusunu çoğaltan intikamcı ve fitneyi çoğaltan ihbarların nasıl engelleneceği ciddi bir mesele.  

Oysa olur olmaz gözaltı ve tutuklamalarla yayılan şayia suikastleri, mağdur nüfusunun artması sonucunu veriyor.  Subliminal mesaj verme konusu söz gelimi, siber zamanların zanla iştigal yöntemlerine hiç mi karşılık gelmiyor? “Bana en dürüst adamın eliyle yazılmış iki cümle verseniz, onlarda bile onu asacak bir sebep bulurum” dermiş Richelieu. (Aliya, Özgürlüğe Kaçışım, sf. 104) 

Muhbirlik yoluyla alan açma ve bu yolla rakiplerini ya da hasımlarını tasfiye etme halinin yaygınlaşması, tipik bir dekadans göstergesi. Emperyalist desteğe sahip bir darbeye direnmiş bir toplum bu dekadans sapmasını asla hak etmiyor. Bu açıdan da bu tür kişiliklerin yayılma eğilimi, darbe girişimi suçlularıyla mücadeleyle aynı bağlamda değerlendirilmeli.

Kriz dönemi daha büyük hassasiyet ve dikkat dönemi demek.  Daha önce hiç yaşanmamış tecrübe, daha önce hiç denenmemiş önlemler anlamına geliyor. Müslüman feraseti de böyle zamanlar için devreye girmeli. Başımıza gelen darbe girişimi, çeşitli toplumsal kesimlerin ortak duyarlıklarını güçlendiren bir bağlamda konuşulabilmeli. Keşke bir tür ön mahkeme özelliği gösterecek saygınlığa sahip mahalli kurullarımız olsaydı!


Cihan Aktaş, 02.08.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar,  Perspektif Yazıları, 


Sonsuz Ark'ın Notu: Cihan Aktaş Hanımefendi'den yazıları için yayın onayı alınmıştır.  Seçkin Deniz, 09.05.2015

Yazının ilk yayınlandığı yer: Gerçek Hayat





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı