29 Eylül 2016 Perşembe

SA3482/KY1-CÇ310: Düşlerin İsyanı/ Roman-Bölüm 8-VI

"Yaşamım düş kurmakla geçti ya!"

"
"Ayıbımı yüzüme karşı söyleyen bana zulüm etmemiş,
 aksine bana bir armağan getirmiş demektir."
Ferideddin-i Attar

Bölüm Sekiz
-VI-

Dosya Adı: Senaryo-Game, Konu: SEVGİLİ RUH DOKTORUM

1.
Cemşid Ulu, Sevgili Psikanalisti’nden kuşkulanmaya başladığı günlerde yemeden içmeden kesilmişti; Mabettekiler bunu anlayamadılar. Kuşkularını birbirlerinin yüzlerine bakarak eğitme yoluna gittiklerinde takvimler miladı gösteriyordu onun için, "2101'in Miladı" ve cüceliğini saklayan Kasap'tan iğrenmesinin bir anlam ifade etmediğini de. 

Sevgili Psikanalisti’yle görüşmesinden sonra günler, haftalar, belki de aylar geçmiş, Cemşid Ulu bu insandan kuşkulanır olmuştu. Tuttuğu günlüklerden kolaylıkla anlaşılabilirdi. Mahi Azadecuy bile onunla hemfikirdi, onun bir ajan olmasında kuşkuları kalmamıştı. 

Hatta Mahi Azadecuy daha da ileri gitmiş, -Sevgili Ruh doktorumdan yola çıkarak- bütün ruh doktorlarının  sistemlere aykırı kişileri uyumlular sınıfına sokmak, yığın içindekilerden biri yapmak için egemenler tarafından özel yetiştirilmiş birer ajan olduklarını söylemiş, bu iddiasını somutlaştırmak için de Sevgili Ruh doktorumu örnek vermişti. 

Aykırı ve farklı düşünenler için kurulmuş bir tezgahtan başka bir şey olamazdı psikoloji. Üçüncü Dünya Ülkeleri’ni daha rahat sömürmek içindi bütün bunlar. Sömürülmeye hazır bireyler yaratmakta birebir başarı elde etmek kolaylaşıyordu. Yaftaları hazırdı, sağaltım bir kandırmadan başka bir şey değildi. Zencilerin birbirine hiç benzeşmezliği burada sökmüyordu ne tuhaf. 

Aslında deliliğin kendi dilinin dayatmasıyla karşı karşıya olan tarafın neden onlar olduğu konusu da tartışmaya açık bir konuydu. Yoksa her zaman bu insanları dört duvar arasına kapatma gibi bir riskin var olacağından dem vurmuştu. Üstelik Cemşid Ulu, her zaman yeni komplolarla karşılaşabilirdi, ipler ne de olmazsa o kadının elindeydi, istediği gibi at oynatabilirdi, kimsenin de buna bir diyeceği yoktu. Olamazdı. Bunu göz önünde bulundurursa çok iyi olacaktı, başına gelebilecek şeyleri en başından savuşturması için bir manevra alanı yaratmış olacaktı kendine, daha rahat hareket edebilecekti en azından.

Cemşid Ulu, Mabet’ten ayrıldığı gece hep bunları düşündü 'İyilik Kulübesinde. Kendi Kandid'ini oluşturması için çektiği sıkıntılar, kaoslar.. bir bakıma fırtınalı geçmiş o yıllar peşini hiç bırakmamıştı. Mahi Azadecuy’un sözleri kulağının içinde devinip durdular, yüreğinin akustiğine vurana değin..

"İyi düşünün!'', demişti, "Bir daha bu fırsat ele geçmez!"

"Tamam!", demişti O da, "Düşüneceğim.."

2. 
Psikanalistlerin düşmanı olmaları kaçınılmazdı bir yerde. Mahi Azadecuy, Cemşid Ulu için tutulan raporu sürekli ileri sürmekteydi. Sonra, "Buradan yola çıkarsak işimiz daha kolay olur!", diyordu, "Fazla düşünecek zamanımız kalmadı. Sevgili psikanalistim Kırmızı Dosya’ya "ŞİZOFRENİYE EĞİLİMLİ, TEHLİKELİ BÎR İNSAN GÖRÜNÜMÜNDE, DÜZELME BELİRTİSİ HİÇ YOK!", diye yazmıştı. 

Seanslardan alınan sonuç bu kadardı, yapılacak bir şey olamazdı artık onun için, ruhu iflas etmiş bir insan için ne yapılabilirdi ki dört duvar arasına kapatmaktan başka? Bu kimi olsa çileden çıkarırdı, Cemşid Ulu da çileden çıkmış bir halde dostlarına ne yapması gerektiğini soruyordu, "O kadına iyi bir ders vermek için ne yapabiliriz yoksa yanılıyor muyum?”, derken kurnazca gözlerinin içi ışımaktaydı. Quin'in şarkısı çalıyordu, ağlamayın, hiçbir şey için ağlamayın. Şarkının sözleri beş aşağı beş yukarı böyleydi, Bu günlerde Quin'e fazla sığınıyordu..

"Verdiği hapları artık kullanmayacaksın?", demişti Mahi Azadecuy, "İlkin bunlarla başlamalı işe!"

"Nedenmiş o?”, der gibi bakan Cemşid Ulu'ya ,"'Seni uyuttukları için!", demişti Mahi Azadecuy, "Daha da ileri gidersek yavaş yavaş ölmeni sağlamak için verilmediği ne malum onların.."

"Onu iyi tanımadığımıza göre?", demişti Cemşid Ulu, "Hala o öyle!"

"Onu takiple başlayabiliriz!", karşılığını vermişti Mahi Azadecuy.

"Tamam o zaman!", diye lafı kestirip atmıştı Bilgisayar Operatörü. Sonra yarın için gözlerini yumdular karanlığa, o bilinmezliğe bıraktılar uyuşuk bedenlerini...

3.
Saatlerdir bir tek kişi bile Sevgili Ruh Doktorum’un kapısını çalmamış, bu da onları iyice kuşkulandırmıştı. Belki de başka bir çıkış kapısı daha olabilirdi bunu Cemşid Ulu'ya sordular.. ama o da böyle bir şeyin olacağını hiç sanmıyordu, o kadar seansa katılmıştı, başka bir kapı olsa bundan onun da haberi olurdu. 

"Ama!”, demişti Mahi Azadecuy, "Öyle olmazsa, şu çıkanların oraya girişlerini açıklamanın yolunu bulmak zor!"

Ruh Sağaltım Merkezi’nden çıkanlarda kuşkulu bir şey göremiyorlardı. Üstelik deli saçması gibi görünse de çıkanları gözkapaklarına varana dek inceliyorlar.. hiçbir tuhaflığa rastlayamadıklarından umutları iyice artıyordu. Başka kapıya dair bir işaret de yoktu, onun için burada beklemeleri gerekiyordu. 

Dakikalar dakikaları kovalamış, saatler, günler geçmiş gibiydi.. tabelanın ışıkları yanınca bir an paniğe kapılan Cemşid Ulu'ya Mahi Azadecuy korkmamasını söylemişti, soğuk kanlı olmasını istemişti ondan.. Akşam karanlığı neredeyse çöktü çökecekti. Birazdan sokak lambaları da yanacak demekti bu. Bu saatten sonra gelen de olmazdı herhalde, o zaman Ernüvaz Simurg neredeyse çıkmak üzereydi.. onu evine kadar takip edecekler.. oynamanın nasıl bir şey olduğunu ona göstereceklerdi. 

Sonra o Siyah Kedi’yi gördüler! Epey bir süre etrafına bakındı, hatta bir an gözü bu üç deliye ilişince munisleşti, sonra arkasına bir daha dönüp bakmadan karşıya geçti, trafik kurallarına harfi harfine uyan kediyi üç delimiz kıskandı. Üçünün bir arada olması ve sürekli karşıya bakmaları kuşku uyandırabilirdi, daha fazla dikkat çekmemek için yeni bir taktik geliştirmenin elzem olduğunda hem fikirdiler ama yapacakları bir şey yoktu, sonra kimse kimseye başını kaldırıp da bakmıyordu. Bu nedenle kaldırımdaki birey teklerinin yığına dönüşmesi içten bile değildi diye düşünmüştü Cemşid Ulu, sonra kuru kafadan bir gölge -insan gölgesi- pencereden taşarak yığının üzerine abanıyordu. Ancak yığın üzerine düşen gölgeden sanki habersizdi, gölge sanki araçların hız düşüşünü gözetlemekteydi, yığın parçalarından her biri fırsatını bulur bulmaz karşıya geçiyordu. Belki de bu yüzden yığın çözülecekti.

"Evet, kuru kafa, taşan gölge!”, demişti Mahi Azadecuy, “Yığının tepkisini ölçüyor olmalı!”

"İyiden iyiye seyrekleşti insanlar sokakta!”, demişti Cemşid Ulu.

"Tek tük karaltılara bıraktı yerini yığın!”, demişti Prens. Bunu hiç beklemiyormuş gibi..

"Öyle mi?”, demişti Mahi Azadecuy. Onları yine Cemşid Ulu yatıştırmıştı, gözlerini dört açmaları gerekiyordu. Çünkü sokak tenha sayılırdı artık. Kuru Kafa dışında Ruh Sağaltım Merkezi’nde ışık yoktu. Ernüvaz Simurg ve diğer sekreter kız ayrıldılarsa, onları nasıl gözden kaçırdıklarını düşündü Cemşid Ulu. Buna olanak olmaması gerekirdi, bu gün erken çıkmadıysa eğer. Sonra Ernüvaz Simurg çıkış kapısında göründüğünde yüzleri ışımıştı üçünün de, bekledikleri tarihi an gerçekleşmişti.

"Sen bir casussun Ernüvaz!”, diye haykırmıştı Cemşid Ulu, "Özel bir görevle gönderildin!”

"Birilerinin canına okumak için yani!”, diye tamamlamıştı bu çıkışı Mahi Azadecuy.

"Ama sana gününü göstereceğim!”, demişti bu tamlamanın ardından Cemşid Ulu, "Elimden öyle kolay kolay kurtulamayacaksın!”

Takip ediliyormuş havasına kapılan Ernüvaz Simurg soğukkanlı davranmaya çalışıyordu, kuruntusunun yersizliğine hükmederek bir ara sokağa saptı, adımlarını iyice sıklaştıran Ernüvaz Simurg'a en çok Cemşid Ulu gülmüştü. Ondaki bu korkuyu anlayamıyordu doğrusu.

"Kuşkularınız bence yersiz!”, demişti Cemşid Ulu, "Belki aklına son anda bir şey gelmiştir!"

"'Hemen telaşlanmayalım!”, diye düşüncesini belirtti Mahi Azadecuy, "En iyisi beklemek!”

"Evet!”, demişti Küçük Prens, "Doğru yolda gidiyoruz demektir bu!"

"En güzeli işte!", demişti Cemşid Ulu, "Psikanalizim çöküyor!”

"O kadar acele etmeyelim!”, diye uyardı bu çıkarımı yapanı Prens, "Onun da bir bildiği vardır elbet!”

"Bütün casusların böyle olduğunu sanıyorum!”, demişti tekrar Mahi Azadecuy, "Hayatları onların böyle geçiyor zaten!”

"Kuşkulanmak ve işleri yoluna koyana kadar olanaklardan yararlanmak!”, diye ekledi Küçük Prens.

"Ama o bir casus değil ki!”, diye karşı çıktı Cemşid Ulu, "Ne de çete mensubu biri!”

"Bizim gibi insanları yığına katmak için tutulmuş bir ajan!", çıkarımında diretiyordu Mahi Azadecuy, "Diğerleri gibi!”

"Peki!”, demişti Cemşid Ulu tartışmadan canı sıkkın, "Biz işimize bakalım, yoksa gözden kaçıracağız onu!”

Sonra hayalin başka bir karesinde Ernüvaz Simurg karanlık bir sokağa saparken görünüyordu, sanki her şeyin farkındaymış gibi onları buraya kendisi çekmek istemişti, onlarla oynamak için karanlık sokaktan daha elverişli yer bulunamazdı. Ama bu daha çok Mahi Azadecuy’i kızdırmıştı ki, "Bu kaltak ne yapmaya çalışıyor böyle? ", demekten kendini alamamıştı. "Eğer bana soruyorsan!”, demişti Cemşid Ulu, "Ben de bilmiyorum?" 

Ama hayır, kadın soluğunu tutmuş yürüyordu. Sonra yine hayalin başka bir karesinde Cemşid Ulu korku filmlerindeki gibi karanlıktan faydalanarak Sevgili Psikanalisti’ne soluğunu ensesinde hissettirecek kadar yaklaşmayı başarabiliyordu. O sırada kadın iyice ürkmüş, dönüp arkasına bakamıyordu bile.

"Hadi dönsene!”, demişti Cemşid Ulu, "Dönüp arkana baksana!”

"Kim var?”, diye sormuştu Mahi Azadecuy.

"Hiç kimse!”, diye onu yanıtlamıştı Küçük Prens. "Kim olabilir ki bu saatte?”

Sonra hayalin başka bir karesinde, Ernüvaz Simurg bu kabusun bir an önce sonunun gelmesi için yalvarırken görünüyordu. Tutunacak bir dalı kalmamış bu insana, bir kadının düştüğü içler acısı durumuna gülüyorlardı Mahi Azadecuy ile Küçük Prens. Aradan fazla bir zaman geçmiyordu ki korku içindeki kadın dayanamayıp koşmaya başlıyordu, tabi ki onlar da peşinden..

4.
Cemşid Ulu, ışığı yanan salonun pencerelerine gözlerini dikmiş bakınırken görünüyordu, ikinci planını uygulamak için zamanın geçmesini beklemekteydi, daha sonra yürümeye başlamıştı. 

Aklından geçirdiği şey hiç de basite alınacak, hatta küçümsenecek bir şey değildi. Yürürken bir yandan da yapacağı şeyi, onu korkutmak için nasıl bir yöntem uygulayacağını düşünüyordu.


<<Önceki                             Sonraki>>



Cemal Çalık, 29.09.2016,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Düşlerin İsyanı, Roman 




Seçkin Deniz Twitter Akışı