3 Temmuz 2014 Perşembe

SA749/ KY6-SK19: Şii-Sünni Ekseni ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi...

"Olaylara Türkiye olarak bakmalıyız..."


Irak'tan gelmeye başlayan göç, İran-Maliki denklemi, ISİD ve Lübnan manzarası, ABD'nin bölgedeki uzun vadeli planları, coğrafyamıza aksiyon getiriyor.

Ne yazık ki; hepsi Şii-Sünni bölünmüşlüğü üzerinden tezgahlanıyor.


Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşıyor. Bu arada bu seçim öncesi ISİD'e silah yollama görüntülerimizden bahsediliyor. Görüntülerin tam bu dönemde piyasaya çıkarılacağından falan...

Bunun, İran, Esed ve Rusya'ya yarayacağını yazan önemli bilgi kaynaklarına yakınlığı bilinen yazarlar var... Bu yazarlar bu şii eksenli devletler ile İsrail lobisinin çıkarını aynı anda zikredip, ABD'yi ayrı tutuyor.

Türkiye’deki paralel yapının da dış güç figüranı olduğunu ekliyor...

Bu manzarada kim kimdir?

Bazıları düne kadar MİT müsteşarına İrancı demiyor muydu? 

Kim kimin figüranı? İsrail lobisi ile ABD mi çatışıyor?

Türkiye kiminle hareket etti, ediyor?

IŞİD bölgede nasıl konumlandı?

Kimin icadı, kim korudu, geliştirdi ve hâlâ korumaktan yana?

Şii-Sünni eksenli düşünmeye devam ediyoruz mecburen...

Oysa Türkiye'yi seven, alevi-sünni herkes bu bölünmeden kaçmalıdır dış gelişmelere bakarken.

Beşar Esed'e gidip tutsak iki Türk gazeteciden birini kurtararak dönen CHP'li vekiller Mevlüt Dudu ve Refik Eryılmaz da kaçınmalıdır.

 Bu vekillerden biri, yanlarında kurtardıkları tek Türk gazeteci ile döndüklerinde, sınırda bekleyen ve kendilerine 'ya benim eşim' diye soran başörtülü Arzu Kadumi'ye böcek muamelesi yapmıştı. Çünkü diğerini kurtarmış olmanın basın önündeki şovuna gölge ediyordu Kadumi'nin sorusu...

Arzu Kadumi, Suriye’deki olaylarda payı olduğuna inanılan politikaların sahibi iktidar partisine yakın görünse dahi, o vekil herkesin vekili olarak gitmişti gazetecileri kurtarmaya...

Olaylara Türkiye olarak bakmalıyız... Hükümetin hatalarına da, Türkiye adına bakarak, eleştirmekten kaçmamak gerektiği gibi. Politikalarda hata varsa, bu daha büyük bir uluslararası soruna yol açacak metodlarla, gizli belge ifşaaları yolu ile eleştirilirse örneğin, Türkiye'nin çıkarından bahsedilemez. Ancak Hükümet de bunun arkasına saklanmamalı, bir adım atmadan önce iyi değerlendirmelidir.

***

Peki, şu anki sistem bize uygun mu?

Bu konjonktürde ve her zaman Türkiye’de istikrar için Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın, yetkilerini uyum içinde kullanması önemli.

Adayların kişilikleri ile dengelenen ve istikrarı sağlayabilen, aksi durumda kilitlenen bir sistemle olmaz. Sistem denilen şey, her şartta kendi kendine, şahıslardan bağımsız ayakta duran ve istikrarlı yönetim sağlayan bir aygıt olmalıdır. Dolayısıyla, Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu farz edelim,  genel seçimde 'Tayyip Erdoğan ile uyumlu bir lideri olan' bir Ak Parti'nin iktidar çıkacağı garanti diye, sistemi eksik bırakmak olmaz. Belki Türkiye'nin lehine bir dönem çatışmasız idare edilir, ama kendine yenilikçi diyenler sistem sorununu kökten çözmeli. Benden sonra tufan demek olmaz... Gül'de parlamenter sistem diye ısrarcı olmamalı.  Salı saat 11.30 da Ak Parti adayını açıklayacak.

HSYK yaz kararnamesinde Mahkeme Başkanlıkları ve Başsavcılık görevlerine getirilenlerin, mazaretleri gündemde. Muhtemel baskılardan korkuyorlar belki. Belki arada kalmaktan... Önümüzdeki günlerin Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi nelere gebe olabileceğinin kokusunu alıyorlar belki de. Geçtiğimiz günlerde bizi kim yönetiyor diye sormuştum. Bakalım ne kadar birlik olacağız...

***

Alp Gürkan ve insana bakış

Soma maden faciasının ardından 'işadamı Alp Gürkan'a sağ basın fazla yükleniyor' diye yazmıştım. Ölümün sorumlusunu, en ağır şekilde sorgulasın medya elbette. Ama senin sorumlun, benim ihmalcim, senin kazancın-benim payım oranında medya desteği veya saldırısı, adil değildir demiştim... Avukatlarının, maden şehidi ailesinin 393 bin liralık tazminat talebine, 'felaketi özendirecek kadar yüksek bir miktar' gerekçesini sunmasının ardından emin oldum ki bu zihniyet insan değeri nedir bilemez. Her birine emsal olsa bu dava, 301 aileye 393 bin ödese, sonuç yüz milyonları bulacak. Bunun için bir hukuki yaklaşım içinde itiraz hakkı olabilir.

Elbette malvarlığına ve ailenin maddi manevi kaybına bakıp miktarı söylemek bana düşmez. Bu hukukçuların işi.

Ancak bu kafa şunu anlamalıdır: O aileye veya diğerlerine 'madenci yakınınız sağ mı kalsın yoksa ölsün de size 400 bin lira mı verelim' denilse, herkesin parayı seçeceğine emin olmasınlar...

***

Üçüncü havalimanı ihalesinin ardından...

Üçüncü havaalanı projesi ihalesinde, denizden kot farkının sonradan şartnamede belirtilenden aşağıya düşürüleceği iddiaları gündemde. Bu, ihaleye katılanların tekliflerini verirken buna göre veriyor olmaları açısından bir haksızlık olacağı gibi, ihaleyi alanlara ödenecek bedel açısından da önemli.

Bu iş Zorlu-Center işine dönmemeli. İhaleye, kaç kat izin verileceği belli olduğundan ona göre kazanç hesabı ile teklif verilip, sonradan ihaleyi alanın daha fazla kazanabileceği bir izin düzenlemek adil mi?

****

Marmaris koylarından notlar

Marmaris'ta bir hafta yelkenli ile koyları dolaştım. Hem eğitim hem tatil oldu. Üç yaşındaki kızım, ben ve teyzesi tekne yaşamını deneyimledik. Bir nevi Ege nabzı tutmaya da vesile oldu.

El değmemiş koylar harika. Bazısında elektrik bile yok. Jenaratör bile belirli saatlerde çalışıyor. Örneğin Bozukkale. Burada ki Loryma Restoran Bill Gates'den Başbakan Erdoğan'a, Hollywood yıldızı Tom Hanks'ten rockın önemli isimlerine pek çok ünlü misafir ağırlamış. Duşlar ve tuvaletler süper değil. Ancak yemekler lezzetli, fiyatlar uygun. Doğa güzel.

Kumlubük Yat Klübü ise Loryma'ya göre daha şık, dekorasyonu tasarlanmış olmasına karşın doğaya uygun travertenlere yer verilmiş. Bölgenin mermer zenginliğine yakışır bir doku kullanılmış. Burada ağırlıklı olarak Çin mutfağı var. Noodle olarak bilinen Çin eriştesini üreten aşçıları gayet başarılı. Tesis biraz fiyatlı ama verilen emeğe değer.

Bir diğer güzel koy Söğüt. Aşkın Otel ve Octopus restoran birlikte işletiliyor. En iyi balığı bu restoranda yedim. 1 kilo 800 gr.lık deniz çuprası ile o taze lagos arasında kararsızlık yaşayıp, çuprayı seçtik. Üç yaşındaki kızım da çok sevdi. Tatlılar muhteşemdi. Balkabaklı cheesecake harikaydı. Hesap, otel konaklaması ve bu nedenle ertesi gün sabah kahvaltısı dahil olduğu halde uygundu.

Bu arada charter yapan tekne turizmcileri ticari teknelerde içki ruhsatı istendiğini belirtiyor. Düzenleme, alkol satış saatlerini düzenlemesi ille birlikte geçmiş. Oysa teknelerde çoğunlukla tura çıkanlar kendi alışverişini marketten yapıyor. Yani firma tura katılan müşteriye içki satmıyor. Teknede dolaptan kendi aldığı peynir ekmeği yiyenle kendi aldığı birayı içen, aynı eylemi yapmış oluyor. Turizm girişimcisinin bu işle alakası yok. Bu ruhsatın bedeli, alındığı yere göre 400-800 lira arasında değişiyor. Bu tekneler restoran olsa uygulama haklı. Uygulama bu ayrıma göre ruhsat sorulup ceza alınacak şekilde yeniden düzenlenmeli.

 Ege kıyılarında bu gibi düzenlemelere alerji var işte... Onun dışında Ege namaz kılana saygılı. Tatil yerinde ortada namaz kılanı görünce 'ne mutlu size' diyor çoğu insan. Bir gülümseme yetiyor insanların kalplerine hitap etmek için. Onu bekliyor herkes, kendi gibi görünmeyenden.

***

Angel's Peninsula'da Ramazan...

Tatilin sonunda geçen sene Ramazan Bayramı'na yakın geldiğim Angel's Peninsula'ya uğrayıp bir iki gece kalmaya karar verdik. Ramazan'a burada girdik. Cumartesi akşamı çok güzel gösteriler izledik.

Otel işadamı Akın İpek'e ait. Kendisi Bugün TV, Bugün Gazetesi ve Kanaltürk'ün de sahibi. 17 Aralık operasyonu ve Cemaat yapılanması ilişkisi iddialarının ilk döneminde, İpek 'Fetullah Gülen Hocaefendi'nin bir gülüşü için feda etmeyeceği şey olmayacağını' belirtmişti. Ardından, sahibi olduğu Koza Altın madenlerine dair izinler ile ilgili sıkıntılı haberler okumaya başladık. Durdurma kararları geldi. Aynı 17 Aralık operasyonunda 'neden dershane kararına denk geldi ve beklendi' sorusu akıllara geldiği gibi, 'madenlerde sorun vardı da neden şimdiye kadar durdurulmuyordu' sorusu da akıllardaydı...

Velhasılı kelam, 2011'de açılan ve geçen sene Ramazan Bayramında çok sayıda bakanı ağırlayan otel, özellikle kadınlara ve ailelere özel locaları, kadınlara özel saklı deniz tesisi ile muhafazakar ve tatilde bireysel alanına özen gösteren ailelerin ilk tercihi olmuştu. Şu an Ramazan'a göre normal bir sakinlik var. Bakalım bu bayram bakanlar gelecek mi? Gelmeseler bile yaz sonuna kadar pek çoğunun ailelerini göndereceğini düşünüyorum.

Çalışan personel ile sohbet ettim. Çoğu kendilerine sağlanan, lojman hizmeti gibi imkanların kalitesinden memnun. Her müşteriye tüm ihtiyaçlarında güler yüzlü davranılabilmesinin arkasında, personele verilen bu değer var sanırım. Fiyatları eleştiriliyor otelin. Ancak herkesi mutlu edecek bir yarımada tesisi olmanın bedelini, çalışanları için de gerektiği şekilde ödüyor olduklarını öğrenince sevindim. Teknede kaptanımız Sabina Hanım’a yardım ile eğlenceli ama biraz yorgun geçen haftanın peşinden beş yıldızlı otelin hizmetleri bize yedi yıldızlı gibi geldi.

Fiyat demişken, karşı kıyıda D Marmaris var. Fiyatlar yakın. Her ikisinde de deniz mavi koy belgeli. Beyaz Türklerin çoğu orda. Muhafazakarın, müslümanın, israf etmeden, kendi şartlarına uyma çabası ile,  insan gibi tatil yapmak için bu bedeli ödemek zorunda olmasını eleştirmek yerine, sistemde neden bu kalitede daha uygunu yok, onu sorgulamalı... Madem kolay yapması buyurun...

***

THY 65 yaş üstü indirimini kaldırmış...

“Ortaköy'e tarihi yalıya yapılacak Butik otele kaynak mı lazım?” dedim gayrı ihtiyari. Yine de büyümesi ile ve kalitesi ile gururlandırıyor. Uzun uçuşların en iyi adresi.

Benim bu aralar yurtiçi favorim Atlas Jet. Bilet fiyatları son dakikada dahi uygun. Bu noktada Pegasus'u geçti. Güler yüzlü personeli, hizmet odaklı yaklaşımları ile gözüme girdiler.



Serra Karaçam, 21.06.2014, Konuk Yazar, Medya Müfettişi


Seçkin Deniz Twitter Akışı