7 Ağustos 2013 Çarşamba

SA346/KY1-CÇ33: Bayram

“Sanırdım ki bayram anneleri olanlar içindi.”



Bu gün arife. Yani yarın bayram. İçim öylesine sıkılıyor ki. Sıkıntının nedeni besbelli. On yaşından sonraki -elli beşi de devirdik- bayramları sevemedim. Annem erken öldü. Annesiz bayramın bir anlamı olabilir mi? Benim için olmadı. On yaşımdan sonra şımartanım olmadı. Şımartılmayınca bayram olmuyor. Yaşayan bilir. Yarın için hazırlık yapanlara imrenerek, kıskanarak bitirdim günü.


Yirmi yaşından bu yana o otel senin bu pansiyon benim dolandım durdum. Kimi zaman ev de tuttum. Heyecanla, neşeyle. Belki kapımı çalan olur diye. Olmadı. Şimdi de işte bu köhne pansiyonda yatıp kalkıyorum. Bir karış asık suratlar, bir “ Günaydın!”ı bile çok gören birkaç pansiyoner. Kimin için hazırlık yapacaktım ki? Şu lacileri ne diye temizlikçiye verdiysem. Bir şeyler düğümleniyor boğazımda. Komodinin üzerinde dişlerimi görmesem birinden birini yuttum diyeceğim. Bir şeyler takılıp kalmış gibi boğazımda.

Yarın bayram! Annem erkenden ölmeseydi ben böyle olur muydum? Sanki yeryüzünde anası ölen tek benmişim gibi! Bende de kabahat var. Belki de tek suçlu benim. Ama annem ölünce ne yapacağımı bilemedim. Yapayalnız kaldım. Kılavuzsuz. Sindim, pustum bir köşede.

Babamı hiç tanımadım. Ben doğmadan önce gurbete çalışmaya gitmiş. Cenazesini getirmişler. Çalıştığı on katlı inşaattan düşüp ölmüş. Daha on yaşındayken de annemi kaybetmiştim. Dedemin babaannemin yanında büyüdüm. O zamanlar da kapımızı çalan olmazdı. Mahallenin, sokağın çocukları da olmasa bayram sabahlarının diğer zamanlardan farkı olmayacaktı.

Dedem en ucuzundan şeker alırdı. Gücü ona yeterdi. Kimi çocuklar burun kıvırsa da alıcısı çıkardı. Rahmetli babaannemin yüzü gülerdi dedeme inat. Bense evin alt katına, bodruma inerdim. Ve ağlardım. Babaannem Diğer çocuklar gibi elime bir naylon poşet verip kapı kapı gezmem için zorlardı.

“Bugün bayram evladım.. gidip mahalleliyle bayramlaşman lazım.. sen dedene ne bakıyorsun.. o ne bayram bilir ne seyran..” duymazdım söylediklerini. Sanırdım ki bayram anneleri olanlar içindi.

Öyleydi. Yırtık-pırtık giysilerimi onarıp sırtıma giydirme gayretleri nasıl da sevince boğardı. Sıcacık ellerini öper boynuna sarılır, göğsüne yumulurdum. Öper okşardı. Bayram bu değil miydi? Kim öpüp okşayacaktı ki? Yarın için niye hazırlık yapayım? Ne diye lacilerimi giyip bir köşede kasılayım ki.. kapımı çalacak birileri mi çıkacaktı? Elimi öpecek, boynuma sarılıp “ Bayramın mübarek olsun baba/amca!” diyecek birileri mi vardı?

Annem mi vardı sabahın erinde boynuna sarılacağım?

Yarın bayram. İçim sıkılıyor. Aptal gibi aldığım şekerler, çikolatalar öylece duruyor masanın üzerinde. Sanki bu gudubet pansiyonda odama gelip bayramımı tebrik edecekler. Dünyanın da parasını verdim. Ben de yiyemem.. şekerim var. Hadi kolonya neyse! Pansiyon sahibi nasıl da bıyık altından güldü. Belli etmeden. Nasıl belli etsin ki? En iyi müşterisi benim. Günü gününe ödemesini aksatmayan birini niye gücendirsin? Benim gibi aptal değil ya!

Böyle erken ölmemeliydin anne! Beni böyle kimsesiz bırakmamalıydın! Ben senden yeni bir çift ayakkabı, bir gömlek, pantolon istememiştim ki. Neden hep yamalı çorap giyiyorum, dememiştim ki? O arife de evde dursaydın. Temizliğe gitmeseydin. Oruç oruç onuncu katın pencerelerini silmeseydin! Bana alacağını söyleyip gittiğin ayakkabıları sen olmadan ne diye giyeyim? Hani ayakkabı? Kaç ayakkabı telafi eder senin yokluğunu? Ben ayakkabı istememiştim ki! İstemiş miydim anne? İstememiştim!

İstememiştim!

Bak işte kimsesiz bıraktın beni, yapayalnız.

Yarın bayram! Yepyeni pahalı ayakkabılarım var ayağımda, tertemiz lacivert takım elbisem, ütülü pantolonum, gömleğim ama elimi öpecek, elini öpeceğim boynuma sarılacak, boynuna sarılacak kimsem yok!

Sen hiç olmamış gibisin anne! Ben naylon ayakkabılara yamalı elbiselere razıydım. Sen hep yanımda olasın isterdim. Kimsenin karşısında yedip içtiklerimden, giydiklerimden ötürü boynum bükük olmamıştı. Sen düşüp ölünce.. işte o zaman büküldü boynum ve bir daha doğrultamadım. Doğrulamadım.

Öyle sıkılıyor ki içim anne! Öyle sıkılıyor ki! Boğazımda bir şeyler düğümlenip kalmış gibi. Göğsüm daralıyor. Kalbimde çarpıntı var. Sen olmuş olsaydın sana kavuşacağımdan ötürü, heyecandan çarpıyor diyeceğim. Beni böyle yalnız bırakmayacaktın anne! Gerçekten!

Başka zamanlar neyse de arife günleri canım çok yanıyor anne! Ne yapacağımı şaşırıyorum. Ne yana gideceğimi, kime ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Göğsüm daralıyor anne! Her bayram aynı! Artık dayanamıyorum. Yıllar geçtikçe daha bir artıyor acı. Daha bir koyuyor bu yalnızlık. Bu sensizlik.

“Benim oğlum büyüyüp kocaman olacak.. evlenecek, büyük bir evi olacak, güzel bir hanımı, harika çocukları olacak beni de baş köşeye oturtacak!” derdin. Kocaman oldum. Büyük bir evim, güzel bir eşim, harika çocuklarım olmadı çünkü başköşeye oturacak olan sen oyunbozanlık ettin anne. Beni böyle kimsesiz bırakıp gittin. Şimdi bütün kabahat benim mi oluyor? Bütün kabahat benim öyle mi?

Bu gün arife anne. Kırk küsur yıl önce bugün ben istemesem de sen sabahın erinde ayrıldın evden. Bir daha da gelmedin. Benim ne hale geldiğimi bilebildin mi? O gün ağlamadım. Milletin içinde ağlamadım. Bodrumda karanlıkta döktüm gözyaşlarımı. O karanlıkta, o ıssızlıkta bile bağıra bağıra ağlamadım. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken çığlıklarımı içimde boğdum. Sen duyar üzülürsün diye. Babaannem öyle demişti.

Sen duyup üzülmeyesin diye çığlıklarımı içimde boğdum anne! Hiç kimse duymadı çığlıklarımı anne hiç kimse!

Yarın bayram. İçim sıkılıyor anne. Sanki takma dişlerimden birini yutmuş gibiyim. Bayramlık şekerimi, kolonyamı aldım. Hem de en kalitelisinden. Ağza atılınca eriyiveren cinsinden. 

Bayramlaşmaya kimse gelmeyecek olsa da ben sabahın erinde uyanıp camiye gideceğim. Bayram namazımı kılacağım. İstemeye istemeye ellerini uzatmak zorunda kalan cemaatle bayramlaşacağım onlara şeker, çikolata ikram edeceğim sonra da sana geleceğim anne. Ayağımda boyalı iskarpinlerim, ütülü lacilerimle mezarının başına gelecek seninle bayramlaşacağım. Sitemlerimi hoş göreceğini biliyorum. Sitemlerimi hoş gör anne. İhtiyar kimsesiz bir adamın serzenişleri bunlar.

Bu bayram daha bir sıkıldı içim. Daha bir daraldı göğsüm. Yarın ilk sana geleceğim anne her bayram olduğu gibi.



Cemal Çalık, 07.08.2013, Konuk Yazarlar, Sonsuz Ark






Seçkin Deniz Twitter Akışı