18 Ocak 2019 Cuma

SA7376/KY1-CÇ577: Ev Sahibi

"Kaçıncı haptan sonra uyudum.. ya da uyumadım, uyumama fırsat verilmeden apar topar ambulansa zorla konuldum.. zorla olduğunu anımsıyorum.. ihbar eden ev sahibimdir. Bu apaçıktı. Kıs kıs gülüyordu beni sedye üzerinde ambulansa sokarlarken."


Anımsayabildiğim; loş ışıklar, kumaş kaplı bir koltuk -üzerinde oturduğum o koltuktu- cam sehpa, bir şişe su –iki litrelik bir şişeydi- bir bardak. Ve bardağın hemen yanında uyku problemini çözdüğü söylenen bir ilaç. Mavi bir ilaçtı. 

Uyuyamıyordum. Neden uyuyamadığımı şu an anımsayamıyorum. Uykusuzluktan oldukça rahatsızdım. İlacı elime tutuşturan bir dostum olmalıydı. Bir tanıdık. Sağına, soluna bakınmış gülerek elindekini ceketimin cebine bırakmıştı. Sanki birileri görsün istemiyordu. Beyaz bir önlüğü vardı. Hani doktorların giydiği türden. 

Gerçi tanıdık bir doktor anımsamıyorum. Hatta her hangi bir sağlık personeli.. yine de mavi renkli ilacı veren kişi sağlık personeli olmalıydı. Yoksa ne diye beyaz bir önlük giysin? Belki de değildir. Sırf kendine öyle bir hava vermek istemiş olabilir. Bir kutu ilacı meccanen vermesi tanıdık olma olasılığını epey artırıyor. Otuz tablet. 

Niçin uyuyamıyordum? Birkaç gün önce bir şişe tentürdiyot içmiştim. Bilerek içmiştim. Hatta ölmeyi istemiştim. “Yanlışlıkla içilmiş” olduğu hükmüyle fazla derinlere inilmedi. “Bu nasıl yanlışlık?” diye sorulmadı. Karanlıktı falan, diye bir şeyler geveledim. Arkası gelmedi soruların. Demek, dedim kendi kendime, kişi yalnız başkalarını değil kendisini öldürmeye kalktığında da sorgulanıyor. Kulağı çekiliyor. Ve tedavi edilmesi için bir yerlere kapatılıyor. 

Ne tuhaf! Katille kurban bir arada. Bu çok tuhafıma gitmişti: Kendi kendinin katili. Katil ve kurbanı bir arada tutarsan eninde sonunda biri birini öldürecektir. Değil mi? İkinci bir kişi de bu gayet doğal karşılanıp onları bir birinden uzak tutarken katilin ve kurbanın bir olduğu durumlarda insanlar ne kadar aciz. Onları bir birinden ayırmaya yeltenmiyorlar.. yolunu olsun arıyorlar mıdır? Sağaltımcılar, yasa koyucular.. hem bulunabilir mi? Var mı böyle bir olanak? Zor! Zor mu? Muhal dense yeri.. evet, evet muhal.. hatta muhalden öte.

Tentürdiyodu bilerek içmiştim. Yani taammüd vardı o eylemde. Ama bu keresinde yanlışlık. Çevremdekiler yanlış bilgi vardı diye kurdular, ev sahibinin yanlış bir yönlendirmesi, kasıt olduğunu sanmıyorlardı. Oysa çevrenin yanlışlık dediği taammüddü. Yanlışlıkla aldığım haplar “taammüd” olarak değerlendirildi. Tentürdiyot yanlışlık. Her ne halt ise.. ikisinde de istediğimi elde edemedim sonuçta. 

Birinde ölmeyi istemiştim, ötekinde uyumak. İlkinde yanlış araç seçimi hevesimi kursağımda bıraktı, ikincideyse beni gözleyen ev sahibim. İşkillenmiş. Pek meraklıdır zaten. Utanmasa elinde dürbün bütün bir şehri gözleyecek. Onun yüzünden gelenim-gidenim kalmadı. Bir bardak çay içmeye gelen dosta hasretim. Tuhaf olan, hangi evi tuttuysam o evin sahibi eski ev sahibim olmuş olması. Sinsi sinsi gülüp; “Benden kurtulamazsın, katil!” diye tıslıyordu sanki. 

Belki iki yıl içinde yirmi ev değiştim. Hepsinde bu mendebur çıktı karşıma. Kimseye de anlatamadım. Kim inanırdı? Ben bile zaman zaman kuşkuya kapılmadım değil. Hani böyle demem bizzat yaşayanın ben olmasından.. bizzat yaşayan kuşkuya kapılırsa rivayete dayalı bilgi karşısında nasıl olumlu bir tepki bekleyebilirim ötekilerden. Ötekiler kaldı mı? Hep ev sahibim yüzünden. Uykusuzluğumda da o olmalıydı? Bense aptal gibi kendimden kaynakladığını sanarak kendime yüklendim. Asıl.. Onunla hesaplaşmam gerekmiş. Nasıl es geçtim? İlacı veren kimdi? O olabilir mi? Yani ev sahibi. 

Guatr için tentürdiyodu da o önermişti. Ne ilgisi varsa uykusuzlukla? Ben uykusuzluk demiştim o “Gizli guatrdandır!” karşılığını vermişti. Bir hemen görüleni bir de gizlisi oluyormuş.. pek pimpiriklidir. Pek düşkündür sağlığına. Azıcık ayağı ağırsa tüm doktorlara gözükür. “Ne olur ne olmaz.. evet ayağım ağrıyor ama.. ya böbrektense.. ya gözlerden oraya vuruyor ise.. bir doktora mutlaka görünmeli!” Sonra göz kırpıp gülerek; “İnsan kendi kendinin katili olabilir ama doktoru olamaz..” diye bitirirdi sözlerini. Niye bana ikide bir öyle derdi doğrusu anımsamıyorum. İğrenç biriydi. İğrençliği sürekli aynı şeyi yinelemesiydi. Sanki bana kendimin katili olmamı telkin ediyor gibiydi. İlacı da o vermişti mutlaka.

Ben taammüd denen o hapları uyku için içmiştim. Birer birer. Bir hapı atıyordum ağzıma, bir yudum su içiyordum. Sonra bekliyordum. Hani belki hemen uyurdum. Tersine. Hafızamda ne kadar saçma sapan şey varsa fıldır fıldır dönüyordu beynimin içinde. Her içtiğim hapta daha bir celalleniyor gibiydiler. Daha bir netlik kazanıyorlardı kendilerinden kurtulmak için çırpındığım canımı sıkan, sıkmayan ne varsa. 

Kaçıncı haptan sonra uyudum.. ya da uyumadım, uyumama fırsat verilmeden apar topar ambulansa zorla konuldum.. zorla olduğunu anımsıyorum.. ihbar eden ev sahibimdir. Bu apaçıktı. Kıs kıs gülüyordu beni sedye üzerinde ambulansa sokarlarken. 



Cemal Çalık, 18.01.2019,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Öykü

Cemal Çalık Yazıları







Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı