19 Eylül 2018 Çarşamba

SA6845/Sonsuz Ark-YD119: Lisansüstü Öğrencilerde Psikolojik Sorunlar Neden Çok Yaygın?

"Akademik hayatın içinde olan biri olarak söyleyebilirim ki, evet hayat zor ama akademik hayat daha da zor. Peki ben mi abartıyorum, yoksa cidden bu süreç bu kadar sıkıntılı mı?"


Akademik hayat, birçok öğrenci için hayallerini gerçekleştirebileceği bir yerdir. Bu yolculukta çıkmanız gereken uzun bir merdiven, bu merdivende sürekli sizi gözetleyen birileri ve önünüze sürekli engel çıkartan insanlar vardır. Yolculuğa büyük bir heyecanla başlanır ama bu heyecan bir süre sonra yerini umutsuzluğa bırakır.

Nobel ödüllü Aziz Sancar bile yurtdışında çalışmalarını yürüttüğü sırada bu tarz sıkıntılara maruz kaldığını belirtiyor. Çalışma arkadaşlarınından birinin ona “Sen bu işi yapamıyorsun Aziz ülkene dönmelisin,” dediğini söylüyor. Ama o, bu sözlere aldırış etmeden çalışmalarına devam edip Nobel’i almayı başardı.

Verdiğim örnekten de anlaşılacağı gibi sadece bu zor şartlarda hayatta kalabilenler bir gün istediği yere gelebilir. Farkındaysanız hala ihtimallerden söz ediyorum. Çünkü akademik hayatta ne yazık ki hiçbir şey garanti değildir. Sonuç olarak işleyen bir sistem var. Siz ne kadar iyi olsanız da sistem sadece istediği kişileri seçiyor. Tabi burada en büyük görev danışman hocalara düşüyor.

Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Temel Onkoloji Anabilim Dalı kurucu Başkanlığı görevini yıllarca yürüten ve şu anda da Dünya Hematoloji Derneği Başkanı olan benim de çok sevdiğim hocam, başarılı bilim insanı Emin Kansu, yaptığı her konuşmada mentorun (akıl hocası) öğrenciler için çok önemli olduğunu vurgular ve öğretim görevlilerine sürekli olarak öğrencilere nasıl yaklaşmaları gerektiğiyle ilgili önerilerde bulunur.

Açıkcası ben, akademik hayatı bir oyuna benzetiyorum. Ya başkalarının yarattığı kurallara göre (doğru-yanlış gözetmeden) oyunu oynayıp, hızlıca bu yolda ilerlersiniz ya da kendi kurallarınızı oluşturup, çok daha zorlu bir sürece adım atarsınız. Ama bu zorlu sürecin sonunda, başkasının oyununda bir piyon olmak yerine kendi oyununuzun kurucusu olur, kendi oyununuzu oynarsınız. Seçim sizin.

Bilimsel Araştırmalar Ne Diyor?

Akademik hayatın içinde olan biri olarak söyleyebilirim ki, evet hayat zor ama akademik hayat daha da zor. Peki ben mi abartıyorum, yoksa cidden bu süreç bu kadar sıkıntılı mı? Gelin bu konuda Science’da yayımlanan bir yazıya ve beraberindeki bazı araştırmalara göz atalım.

6 Mart’da Nature’da Teresa Evans ve arkadaşları, doktora ve yüksek lisans öğrencileriyle gerçekleştirdikleri uluslararası bir araştırmayı yayımladılar. Bu çalışma, konuyla ilgili çok az içeriğe sahip olan literatüre katkıda bulunmakta ve son yıllardaki bazı kişisel trajediler de dahil olmak üzere konuyla ilgili anekdotlara yer verip, konuyla ilgili birçok tartışmayı desteklemektedir.

26 ülkedeki 234 kurumda, %40’ı biyoloji, fizik ve mühendislik alanında öğretim gören (%90 doktora öğencisi ve %10’unu yüksek lisans öğrencisi) 2279 kişiden alınan cevap sonucunda öğrencilerin “çarpıcı derecede yüksek oranlarda kaygı ve depresyon” sorunu yaşadığı görüldü.

Klinik olarak doğrulanmış anketler, katılımcıların %41’inin orta ilâ şiddetli kaygı (anksiyete) yaşadıklarını, %39’unun ise orta ve şiddetli depresyonda olduklarını gösterdi; bu sonuçların her ikisi de toplumda bu sorunu yaşayanlarının oranından altı katı fazladır. Araştırmacılar ayrıca cinsiyete göre de önemli farklılıklar buldu. Erkek katılımcıların yaklaşık üçte birinin, kadın katılımcıların ise yaklaşık % 40’nın her iki sorunu da yaşadığı görüldü.

Veriler ayrıca, akademik danışman desteğinin ve sağlıklı bir iş hayatının, öğrencilerin ruh sağlığıyla yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Kaygı veya depresyona sahip öğrencilerin yaklaşık yarısı, akademik danışmanlarından destek görmediklerini, kendilerini değersiz hissetiklerini ve iş ile özel hayatları arasında denge kuramadıklarını belirtiyor.

Lexington’daki Kentucky Üniversitesi’nde yardımcı doçent olan Nathan Vanderford, bu sorunların çözülmesine yönelik programlar oluşturulmasında, kurumlara büyük ihtiyaç olduğunu söylüyor. Makalede yazarlar, zihinsel sağlığın, başarılı bir kariyer için gerekli olan temel şeylerden biri olduğunu savunuyor. Bu sıkıntıların çözümüne yönelik öneriler arasında; öğrencilerin ruh sağlığı ile ilgili konularda bilinçlendirilmesi, özel desteğe erişimin kolaylaştırılması, zor durumdaki öğrencilere dikkat çekilmesi için danışman hocaların eğitilmesi ve danışmanların öğrencilere liderlik yaparak onlara yol göstermeleri yer alıyor.

Geçen yıl yayınlanan, doktora öğrencilerindeki yaygın ruh sağlığı sorunları riskini gösteren bir çalışmanın yazarı olan King’s College Üniversitesi’ndeki profesör Frederik Anseel, akademide ruh sağlığıyla ilgili ciddi problemler olduğunu söylüyor. Anseel, lisansüstü öğrencilerdeki ruh sağlığı sorunlarının yaygınlığının, eğitim sisteminin nasıl düzenlendiğiyle, insanların nasıl eğitilip nasıl yönetildikleriyle ve öğrencilerin kariyerlerinin nasıl geliştiği ile ilişkili olduğunu belirtiyor.

Başka bir çalışmada, kurumların durumu iyileştirmek için çalıştıklarına dair bilgiler var. Anseel, dünya çapındaki üniversitelerin, psikolojik sorunların akademide yaygın olarak görüldüğünü fark edip, öğrencilerin ve çalışanlarının daha iyi desteklenmesi için yeni yollar aramaya başladıklarını söylüyor. Anseel makalelerlerini yayımladıktan sonra kurumlardan, bulgularını sunup, bu konuyu izleyip önlemeye yönelik çözümler geliştirmeye yardımcı olmak için haftada üç – dört davet aldıklarını ifade ediyor.

Lisansüstü öğrencilerdeki bu psikolojik problemleri çözmeye ve bu öğrencileri desteklemeye yönelik bir sosyal ağ kurmuş olan Wendy Ingram, Kaliforniya Üniversitesi’inde lisansüstü bir öğrenciyken, programındaki yakın bir arkadaşının depresyon nedeniyle intihar ederek yaşamını yitirdiğini belirtiyor. Bu olayın, oluşturduğu ağı geliştirmesindeki ana neden olduğunu ve bu olaydan sonra birçok akademik kurumun öğrencilerin psikolojik sorunlarını çözme ve önlemeye yönelik adımlar attığını belirtiyor.

Örneğin, 2017 sonbaharında Kaliforniya Üniversitesi, özellikle doktora öğrencileri için bir uydu danışmanlık hizmeti kurdu ve geçen ay Johns Hopkins Üniversitesi, kampüste, öğrencilerin ruh sağlığını ve refahını iyileştirmeye yönelik 51 sayfalık bir rapor yayınladı. Ancak Ingram, Johns Hopkins Bloomberg Kamu Sağlığı Okulu’nda doktora sonrası araştırmalarını yapan arkadaşından aldığı bilgilere dayanarak “Çoğu zaman bu girişimler küçük çapta oluyor,” diyor. Gerçek değişim için, damgalama yapmadan, daha büyük kitlelere ulaşarak bu sorunları önlemeye ve müdahaleye yönelik çalışılması gerektirdiğini söylüyor.

Birleşik Krallık’taki Bedfordshire Üniversitesi’nde profesör olan Gail Kinman kurumların bu süreçte çok önemli bir rol oynadığını söylüyor. Kinman da yaptığı çalışmada, üniversite çalışanlarının psikolojik sıkıntıları olduğuna dair kanıtlar buldu. Ayrıca danışman hocalarında öğrencilerini destekleyip iş hayatlarında onlara yol göstermelerinin çok önemli olduğunu da vurguluyor. “Danışmanlarda, yüksek stres ve psikolojik problemler yaşıyor olabilirler,” diyen Kinman, akademisyenlerin öğrencilerinin zihinsel sağlığından sorumlu olmamaları gerektiğini savunuyor.

Sorunlar Ertelenmemeli

Kinman, psikolojik sorunların çözümü için, ertelemeden bir psikoloğa başvurulması gerektiğini belirtiyor. Kinman ayrıca öğrencilere, kendi kendinizle ilgilenerek, iş ve özel yaşamınız arasında sınırlar oluşturararak, kendinize karşı şefkatli ve affedici olarak daha sağlıklı bi yaşam sürebileceklerini söylüyor. Teresa Evans da, “Herkesin hayatında iniş çıkışlar ve beklenmedik dönüşler var ve gösterdiğiniz mücadele beklenmedik bir hızda sizi hayallerinize götürebilir,” diyor.

Son olarak bu konuyla ilgili yaşadığım bir olaydan örnek vermek istiyorum. Antalya’da bir kongrede Emin hoca ile yaptığım bir sohbette gerçekleştirmek istediğim birkaç projeden bahsettiğimde bana söylediği ilk şey, “Senin önüne çok engel çıkaracaklar; dikkatli ol, pes etme ama seni zorlu bir süreç bekliyor,” olmuştu. Açıkçası hiç beklemediğim bir cevaptı. Çünkü biz öğrencilerin istediği sadece bilim yapmak ama maalesef ki yapmak istediğiniz şeyler, ilginç bir şekilde, diğer bilim insanlarınca kısıtlanıyor. Hayli ironik bir durum.

Sonuç olarak pes etmemek lazım ve gerçek olan başka bir şey de var ki, kalpten istemezsiniz eğer bu işi yapamazsınız. Olayın özü şu aslında, eğer sevdiğiniz işi iyi yaparsanız hem başarılı hem de mutlu olursunuz. Ne diyelim, insanların daha mutlu olduğu ve hayallerini daha kolay gerçekleştirebileceği bir akademik hayata… 

Elif Ardahanlı, 04.04.2018,Uludağ Üniversitesi, Çevirmen



Seçkin Deniz, 19.09.2018, Sonsuz Ark, Yayın Dünyası'ndan, Özel Dosyalar, Çeviri
Seçkin Deniz Yazıları


Alıntı Kaynak:

BilimFili.com "Lisansüstü Öğrencilerde Psikolojik Sorunlar Neden Çok Yaygın?"
https://bilimfili.com/lisansustu-ogrencilerde-psikolojik-sorunlar-neden-cok-yaygin/



Kaynaklar ve İleri Okuma: 

1- Science, "Graduate students need more mental health support, new study highlights" http://www.sciencemag.org/careers/2018/03/graduate-students-need-more-mental-health-support-new-study-highlights
2- Nature Biotechnology, "Evidence for a mental health crisis in graduate education" https://www.nature.com/articles/nbt.4089





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı