28 Temmuz 2018 Cumartesi

SA6565/KY26-CA199: Bir Şehri Koruyan Kelimeler

"Esenler için bu süreklilik ögesi veya ögeleri neler olabilirdi, bunu araştırdım söyleşilerim sırasında."


Bir adrese sahip olmak, kendini herhangi bir beldeye ait hissetmek için hangi aşamalardan geçer göçmen, aynı zamanda içeride ve dışarıda sayılmanın güçlükleri nasıl tecrübe edilir, uğrak yerinde gerçek bir yerleşmeyi sağlayan hangi saiklerdir? 

İki yıl boyunca Esenler’e gidip gelirken dinlediklerim ve gözlemlerim, bu sorular üzerine yeniden düşünüp cevaplar aramaya sevk etti. Esenler küçük bir köy iken Türkiye’nin en kalabalık ilçelerinden biri olma noktasına nasıl çekildi?  İlçe, İstanbul’un uzağında kendi halinde iki köy iken elli yıl içinde küreselleşmenin tipik özelliklerini sergileyen kalabalık ve dinamik bir şehir parçasına dönüştü. Son yirmi beş yılı bir hayli hızlı yaşandı bu dönüşümün. 

1960’lardan itibaren yoğunlaşan Anadolu göçüyle birlikte seyrek evler mahalle olmaya çalışırken köy sıklıkla kendi göbeğini kendisi kesmek zorunda kaldı. Kadınlar yol üstüne bırakılmış su boruları döşedi, erkekler aralarında topladıkları parayla satın aldıkları demir elektrik direklerini, yerlerini kazıyarak dikti, toz kalkmasın diye kendi Arnavut kaldırımlarını kendileri döşetti. Her yaşta insan okuluna veya işine ulaşmak için çamurlu yollarda saatlerce yürümeye mecburdu. Herkesin mahrumiyetle mücadele konusunda anlatabileceği sarsıcı hikâyeleri var.

Bu hikayelere yaslanarak yazdığım Rüzgârla İyi Geçinmek’in söyleşileri için Maltepe’den Esenler’e gidip gelirken İstanbul’u, aslında Türkiye’yi yeniden öğrendim. Beni böylesine öğretici bir çalışmaya davet eden Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu’ya müteşekkirim.

Esenler, 1939’da ilçe oluncaya kadar Litros isimli bir köydü. 1993’de ilçe olduğunda sınırlarına dahil edilen Atışalanı köyü de yine 1939’a kadar Avas ismini taşıyordu. İlçenin arka planı ise en az sekiz bin senelik tarihinin bilgilerine ulaşabildiğimiz İstanbul’unki kadar derin olmakla birlikte, merkezden uzaklığın sebepleriyle aynı zamanda muğlak.

“Her şehrin, her yerleşimin örtük bir “program”ı vardır; şehir veya yerleşim “ne zaman bu programı gözden uzak tutarsa, yeniden bulmak zorundadır, yoksa yok olup gider.” Calvino, “Yeni Bir Sayfa” isimli kitabında, aynı şehir altında başkalaşımlar geçiren yerleşimin tarihi boyunca sahip olduğu, ona diğer yerleşimlerden ayrı bir anlam kazandıran süreklilik ögesini hatırlatır. (sf. 329)

Esenler için bu süreklilik ögesi veya ögeleri neler olabilirdi, bunu araştırdım söyleşilerim sırasında.

Bir yerleşim kendi içinde çeşitli katmanlar barındırıyor. Esenler havalisi Bizans döneminde Aretai, yani “Faziletler” olarak bilinirmiş. Litros ve Avas’ın arka planında, İstanbul’un çeşitli aşamalarını bahçeleri, kilerleri, suları, yolları, temiz havasıyla tahkim eden iki köy var. Hindistan kökenli Rumlaşmış “siyahi” Çingeneler tarafından kurulduğu belirtiliyor kaynaklarda. Yüz yıllarca çeşitli verilere göre- en fazla altı yüz kişilik nüfusa sahip olmuş; bu nüfus bazen altmışa kadar düşmüş. Ne içinde İstanbul’un ne dışında, ne İstanbul’suz ifade edebilir kendini ne de ona dahil olabilir bir konumda, ikircimli bir düzlemde sürdürmüş varlığını.

Nüfusundaki yoğun dalgalanma ise 93 Harbi’ni takiben başlıyor. Makedonya göçmenlerini Balkan göçmenleri ve mübadiller izliyor. 1950’lerde Yugoslavya göçü, giderek artan Anadolu göçü ve nihayet Suriyeli mülteciler… Esenler minyatür bir Türkiye, İstanbul için bir ön hazırlık eşiği, bir Osmanlı ahalisi platformudur. Son verilere göre nüfusu 3 bine yakın bir azalmayla 454 bin 569’a düşmüş durumda.

“Faziletler” nitelemesinden söz etmiştim. 1924’te tepeye gelen mübadiller ilçeye zorlu, ağrılı sonuçlar ortaya koyan yerleşmeleri sırasında helal-haram sınırlarını gözetecek bir muaşeret oluşturmaya çalıştılar. İçlerinde varlıktan yokluğa düşenler bu muaşeretin zemininde vakarlarını korudu. Anadolu göçmenleri evlerini komşularıyla birlikte oda oda inşa ettiler. İnsanlar komşularına kapılarını açık bırakacak veya anahtarlarını teslim edecek kadar güvendi, ancak aynı zamanda evlerini inşa ederken mahremiyet sınırlarını projelere yansıttılar.

Refah Partisi’nin adayı Yahya Baş, çöp yığınlarını ortadan kaldıracağı sözüyle 1992’deki ara seçimlerde Güngören Belediye Başkanı seçilmişti. Esenler o tarihlerde Güngören’e bağlıydı. Baş, verdiği sözleri yerine getirmek üzere bir inisiyatif oluşturdu. Bütün teşkilat, sadece belediye çalışanları değil, parti çalışanları da beldenin çeşitli meselelerinin çözümlenmesi için seferber olmuşlardı. Esenler’in 1992’ye kadar bağlı olduğu Bakırköy, ayrılmayı takiben çöp arabalarını vermekten imtina ettiği için, bir ay boyunca arkadaşlarının kamyonlarıyla çöp topladıklarını anlattı bana, ilçenin sakinlerinden Süleyman Sirkeci. Aralarında topladıkları parayla torbalarca kireç satın alarak haftalardır kaldırılmayan çöp yığınlarının üzerine döküyorlardı, hastalığa sebep olmasın diye.  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde gündeme getirdiği “gönül belediyeciliği” olgusu, 90’lı yılların ilk yarısındaki Esenler’de gerçekleşen faaliyet için rahatlıkla sarf edilebilir.

1994 seçimleri öncesinde, 23 Aralık 1993’te yürürlüğe giren bir kanunla Güngören’den ayrıldı Esenler ve ilçe yapıldı; Atışalanı da bu ilçeye dahil edildi. Bütün bu konum değiştirmeler, 12 Eylül’ü takiben bağlı olunan belediye konusunda yaşanan boşlukların yol açtığı yetki karmaşası, çarpık yapılaşmanın hızlanmasına ivme kazandırdı. Tam bir ilçe konumundan yoksunluğun belirsiz kuralları altında göçe açıklık, karışıklık ve belirsizlik göstergeleri sergiliyordu.

Merkeze yakın olmakla birlikte hizmet halkasının dışında bırakılmanın buruk duygularına rağmen mahrumiyetler karşısında teslimiyetçi bir tutum sergilemedi Esenler halkı, özveriyle çalışarak bir dayanışma ve hizmet ağı oluşturdu. Kuşkusuz hızlı yapılaşma yeni sorunlara maruz kalmak anlamına geldi. Böyleyken ilçenin kadim nüfusu belediye hizmetlerinden yoksun oldukları dönemlerde yaşadıkları zorlukları hatırlatarak, o dönemin sadece komşuluk ilişkilerini özlediklerini belirtiyorlar.

Hızlı yapılaşmanın dağıttığı komşuluk ilişkileri nasıl geri kazanılabilir? Gelişmiş bir belediyeciliğin şimdilerde cevabını arayacağı ilk sorulardan biri olsa gerek bu.

Geniş genç nüfus içinde önemli bir sorun olan madde bağımlılığıyla mücadele konusunda Esenler’de 2015’de kurulan Bişri Hafi Gençlik ve Dayanışma Derneği öğretici bir örnek. Bu derneği kurma fikrinin sahibi ve başkanı, 1983 doğumlu Ömer Faruk Yazar, Esenler gençlerinden. Kendisini derneğin Menderes Mahallesi’ndeki yerinde ziyaret ettim 20 Haziran’da. Dernek binasında madde bağımlısı gençlerin rehabilitasyonu için de uygun bir ortam hazırlanmış. Belediye ve ilçe halkının bu ortak faaliyeti, Rüzgarlı Tepe’nin fazilet hanesine yazılabilir diye düşündüm, ziyaretim sırasında. Bir başka yazımda Bişri Hafi üzerine daha ayrıntılı yazmayı ümit ediyorum.


Cihan Aktaş, 28.07.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar,  Perspektif Yazıları, 



Sonsuz Ark'ın Notu: Cihan Aktaş Hanımefendi'den yazıları için yayın onayı alınmıştır.  Seçkin Deniz, 09.05.2015

Yazının ilk yayınlandığı yer: Gerçek Hayat





Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı