26 Ekim 2017 Perşembe

SA5066/AŞ79: Güçlü-Sağlıklı Devlet, Adalet, Medya ve İhanet

"Bu devletimizin güçlü ve sağlıklı olma mücadelesidir ve bununla ilgili hiçbir eleştiri eleştiri olarak tasnif edilemez, adalet için de bu şarttır, önce bunu istemek zorundayız."


Devlet'in 15 Temmuz FETÖ Askerî darbesinde yaşadığı en son saldırıdan sonra yaşadığı asırlar süren ağır travmalardan kurtulma çabasını dikkatle izliyorum. Hepimiz bu çabayı dikkatle izlemeli ve desteklemeliyiz. Türkiye, gündemi on yılda bir değişen karlar ve buzlarla kaplı krallıkla, görünürde meşrutiyetle yönetilen bir İskandinav ülkesi değil, demokrasi adı altında her türlü ihanetin meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir İmparatorluklar Mezarlığı ve doğal olarak Türkiye'nin yeni bir mezarlık olmaması için de devletin güçlü, sağlıklı ve aynı zamanda adil olması gerekiyor.

Güçlü ve sağlıklı olmayan bir devlet adaleti sağlayacak bir kabiliyete ulaşamaz. Bugün 'adalet' vurgulu eleştirilerin 'aydın tepkisi' olarak, demokrasi ve fikir özgürlüğü ya da insan hakları etiketiyle pazara sürülmesi, ruhunda adalet arayışı taşımıyor. 

Taşımıyor çünkü, adalet sağlayacak olan devleti diledikleri şekilde yönetemedikleri için yıkmaya çalışanların adalet talebi ancak suçlarının görmezden gelinmesi talebi olarak değerlendirilebilir. Bu 'kirli adalet talebi' derin nedenlerini yerel ve küresel bağlarla sürdüren darbe sürecinin devam etmesini sağlayabilecek ölçüde canlı tutulmasını da amaçlıyor.

Bugün FETÖ-PKK gibi terör örgütlerine yönelik yargısal süreçlerin ABD ve AB ülkeleri tarafından demokrasi, fikir özgürlüğü ve insan hakları etiketleriyle baskı altına alınma çabalarının arkasında yatan temel sebep de Türkiye Devleti'ne her an tehdit altında olduğunu hissettirmek ve 'adalet' vurgulu tedirginliklerin canlı tutulması ile birlikte ağır travmalardan kurtulma çabasını sekteye uğratmaktır. Bu oyuna gelenlerin artık oyuna geldiğini düşünmek ahmaklıktan öteye gitmez, maskeler ve maskelilerle dolu ülkemizde  kim devleti zaafa uğratma çabası içinde ise artık o oyunun içindedir. Bu oyunu görecek ve bu oyuna karşı oyunla karşılık vereceğiz. Devletimizi güçlü, sağlıklı bir yapıya ulaştırarak bu sağlıklı devletin adaleti sağlamasını temin edeceğiz.

ABD'nin,15 Temmuz Askerî darbesinin yerel ve küresel sorumlularını ortaya çıkarmaya çalışan emniyet ve yargı mensuplarını ve siyasî iktidarı baskı altına alma imkanı kalmayınca Türkiye'yi devlet olarak 'vize' şantajı ile tehdit etmesi, böylece darbeci yüzünün alışılmadık derecede açığa çıkması ve utanç verici bir suçüstü hâlinin bütün dünya tarafından görünür hale gelmesi tarihî önemde bir değişim yaşadığımızı gösteriyor.

ABD'nin Türkiye'de çeşitli zamanlarda çeşitli illegal yapılarla, bürokrasi, siyaset, istihbarat, yargı ve emniyet üzerinde kurduğu emperyal ağın yönetme, yönlendirme ve kontrol gücü FETÖ tasfiye edildiği için işlevsizleşince Devlet, halkın büyük çoğunluğu tarafından seçilerek her defasında güçlendirilen siyasî iktidarın emirlerine uyarak suçluları, sorumluları ve hainleri tek tek tesbit etme ve yargılama yeteneğini kullanabilecek duruma geldi. Bununla gurur duymalıyız millet olarak, bu yerkürede tek başına önemli bir tarihsel değişimin de başlangıcıdır.

7 Şubat 2012 Mit Müsteşarını tutuklama girişimi ile somut olarak gün yüzüne çıkan derin savaş, 2013 Mayıs ve Haziran aylarında yaşanan Gezi Terörü, 17-25 Aralık 2013 FETÖ emniyet-yargı darbesi ile devam etmiş ve 15 Temmuz 2013'te yapılan FETÖ Askerî darbesi ile zirveye ulaşmıştır. Bu saldırıların her birinde de halk siyasî iktidarı ve Erdoğan'ı desteklemiş, saldırganları yenilgiye uğratmıştır.

Bugün ABD İstanbul Başkonsolosluğunda görevli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Metin Topuz'un FETÖ üyeleri ile sıkı işbirliğini açığa çıkaran ve onu sorgulayan emniyetin ve yargının açığa çıkardığı kirli ve derin ilişkiler sonucu herkesin anladığı şey, ABD'nin 7 Şubat 2012'den beri süregelen beş buçuk yıllık şiddetli savaşın saldırgan karşı tarafı olduğu gerçeği.

Ve adalet tam olarak, Metin Topuz'un itiraflarından yola çıkılarak Türkiye'yi kan gölüne döndüren stratejilerin mimarlarını, yerel ve küresel uygulayıcılarını tesbit edip yargılamayı ve cezalandırmayı gerektiriyor, bu vahşi saldırganların çarpıtarak anlattığı üzere, bu hainleri ve saldırganları, geçmişte olduğu gibi dokunulmaz kılarak illegal sistemin sürmesini sağlamayı değil.

Metin Topuz ile ilgili soruşturmadan elde edilen verilerin ABD'yi çok rahatsız ettiği, kendi vatandaşları olmadığı için dokunulmazlık isteyemedikleri, FETÖ üyeleri ile iletişim kurduğu telefona 'dokunulmazlık ve iade' istemelerinden açıkça anlaşılıyor. Devlet Bahçeli'nin FETÖ lideri Câni Gülen'i kastederek ABD'ye, "Ver haini al telefonu' diyerek rest çekmesi olayın geldiği boyutların ne kadar can alıcı düzeyde olduğunu gösteriyor.

Medya mensuplarının 7 Şubat- Gezi Terörü, 17-25 Aralık- 15 Temmuz sürecine dair sorumlu ve suçluların takibini kamu adına tarafsız bir şekilde yapmalarını beklemek toplumun en doğal hakkı. Güçlü ve sağlıklı bir devlet toplumun çıkarlarını korumakla mükellef ise medya da bu çıkarların neler olduğuna saygı duyarak toplumun adalet beklentilerine habercilik yaparak cevap vermelidir, tarihin bu en önemli döneminde üç maymunu oynayarak ya da süren soruşturmaların psikolojik-sosyolojik desteğini zayıflatarak karşı stratejinin altını oyamaz; bu nereden bakılırsa bakılsın hem medya etiğine hem de yasalara aykırı bir tutum ve davranış setidir.

Nitekim Topuz'dan elde edilen verilerle Osman Kavala, Şaban Kardaş gibi isimlerin devletin istihbaratının gözleri önünde yapıp ettikleri şeylerin neye hizmet ettiğini medya detaylarıyla incelemek zorundadır, medyanın bugüne kadar yaptığı gibi, halkın adalet arayışlarına karşı bu durumları görmezden gelme şansı artık yoktur.

Adalet istiyorsak, adaletin ne anlama geldiğini, Türkiye'de yaşayan insanların adalete duydukları ihtiyacın neden bu kadar derin ve su kadar gerekli olduğunu kuşkusuz bir şekilde değerlendirmeli ve ortaya koymalıyız.

ABD'nin ve Avrupa devletlerinin taşeronları eliyle iğfal ettiği bir devletin adalet adı altında ürettiği adaletsizlikten, ABD ve Avrupa'dan bağımsız bir şekilde halkının yararına adalet arayışında olan güçlü ve sağlıklı bir devlete doğru ilerliyoruz; herkes bu yürüyüşü desteklemek zorundadır, hiç kimse açıkça düşmanımız oldukları anlaşılan, 'dost' dediğimiz ABD ve Avrupa ülkelerinin borazanı olamaz, olursa da onların ihanet içerisinde olduğunu söylemekle mükellefiz; hainin tanımı dünyanın her yerinde aynıdır ve ülkesinin çıkarlarına karşı faaliyet içerisinde olan herkes haindir, bu, hainleri en ağır cezalara mahkum ederek ortalıktan kaldıran ABD ve Avrupa ülkelerinin çok iyi bildiği bir gerçektir.

Bu devletimizin güçlü ve sağlıklı olma mücadelesidir ve bununla ilgili hiçbir eleştiri eleştiri olarak tasnif edilemez, adalet için de bu şarttır, önce bunu istemek zorundayız.



Arif Şahin, 26.10.2017, Sonsuz Ark, Şaşkınların Tarihi 79



Sonsuz Ark'ın Notu:

Metin Topuz kimdir?/ Star gazetesi, 23.10.2017

Metin Topuz ile ilgili son dakika haberleri gelmeye devam edyior. ABD Başkonsolosluğu’nda çalışan ajan Topuz'un 17-25 Aralık kumpasında parmağı olduğu ortaya çıktı!

Metin Topuz kimdir ne iş yapar DEA mensubu mu? Vize krizine sebep olan Metin Topuz hakkında son dakika gelişmeler gelmeye devam ediyor. ABD Büyükelçiliği, "Türkiye'den vize başvuruları süresiz durduruldu" açıklamasında bulundu. Söz konusu karar ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz'un FETÖ'den tutuklanması sonrası gündeme geldi. ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz'un FETÖ soruşturması kapsamında casusluk suçundan tutuklanmasının ardından ABD'den gelen 'vize başvurularını durdurma' kararı dikkatleri çekti. ABD'yi skandal karara iten Metin Topuz, Türkiye karşıtı girişimlerde adının bulunmasıyla öne çıkıyor. ABD'nin skandal vize kararının perde arkasındaki isim de Metin Topuz'un bağlantıları dikkati çekiyor.

ABD Başkonsolosluğu’nda çalışan ajan Topuz'un 17-25 Aralık kumpasında parmağı olduğu ortaya çıktı!

Adil Öksüz’ün 21 Temmuz’da telefonla aradığı ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli Metin Topuz hakkında şok bir iddia ortaya atıldı. Kumpasçı polislerle bağlantısı belirlenen Topuz’un adı bu kez Halkbank’la gündeme geldi. Topuz’un Halkbank’la ilgili kumpasta da parmağı olduğu belirtildi.

 FETÖ'nün kumpaslarını ABD'ye uçuran Topuz'un, Halkbank için Türkiye'ye gelen ABD Hazine Müsteşarı David Cohen'i ilgili kişilerle görüştürdüğü iddia edildi. MİT TIR'ları kumpasında jandarma görevlilerinin sivil imamları Bayram Andaç ve Muharrem Gözüküçük'ün ertesi gün Amerikan Büyükelçiliği'ni aradıkları tespit edilmişti.

17-25 ARALIK'TA DA ROL ALDI

Akşam'ın haberine göre: İmamların dışında, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Adil Öksüz'ün 21 Temmuz'da ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'ndan arandığı ortaya çıktı. Konsolosluk görevlisi Metin Topuz'un son olarak 17-25 Aralık dosyalarını tutuklu eski polis müdürleri Yakup Saygılı, Mahir Çakallı, Mehmet Akif Üner gibi isimlerle görüştüğü belirlendi.

ABD'Lİ MÜSTEŞARLA GÖRÜŞTÜ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı köstebek konsolos Topuz ile ilgili çalışmalarına devam ediyor. Firar etmek isteyen FETÖ'cülerin adres durağı olan Topuz'un şüphelilere vize işlemlerinde kolaylık sağladığı da ortaya çıkmıştı. 17-25 Aralık kumpas dosyalarının bilgi belgelerini ses kayıtlarını ABD'ye uçuran Topuz'un, Türkiye'ye gelen ABD Hazine Müsteşarı David Cohen'i dosyalarla ilgili kişilerle görüştürdüğü iddia edildi. Topuz'un kirli görüşme ağını deşifre eden polis ekipleri, FETÖ'nün ihanet hattını da ortaya çıkarıyor.

BÜYÜKELÇİ JOHN BASS'IN '1 EKİM' TELAŞI

Topuz, TBMM'nin yeni yasama yılının açılış gönü olan 1 Ekim Pazar sabahı gözaltına alınmıştı. ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass ise davetli olduğu halde 1 Ekim'de TBMM'nin yeni yasama yılı açılış törenine katılmamıştı. Bass'ın, diplomatik teamüllere aykırı olarak TBMM'deki törene katılmamasına bir anlam verilememişti.

ZEKERİYA ÖZ'ÜN MAKAMINA KADAR GİTMİŞ

Metin Topuz'un 1994-2017 arasında 120 kez yurt dışına giriş çıkış kaydı bulundu. Topuz, savcılık ifadesinde "İsmi geçen kişilerle görevi nedeniyle irtibat kurduğunu" söyledi. FETÖ'yle hiçbir ilgisinin bulunmadığını ifade eden Topuz, Zekeriya Öz ile Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde iki defa görüştüğünü, ilk görüşmenin 2013'te Amerika'dan gelen bir heyetle yaptıkları ziyaret olduğunu anlattı.

DARBECİLERLE GÖRÜŞTÜ

Topuz, Yakub Saygılı'yı da Mali Şube'de görev yaptığı dönemde birçok kez ziyaret ettiğini kaydetti. Topuz, darbe girişimine ilişkin soruşturmada tutuklanan ve dava açılan eski İstanbul İl Jandarma Komutanı Albay Gürcan Sercan ve eski Yarbay Oktay Akkaya'nın jandarma içerisinde irtibat kurduğu kişiler olduğunu, yine darbe suçundan tutuklu bazı eski polisler ile de iş gereği tanıştığını öne sürdü.

FETÖ'cülerle irtibatı ortaya çıkınca tutuklanan ABD İstanbul Konsolosluğu görevlisi Metin Topuz'un ifadeleri doğrultusunda ikinci bir ajan da ortaya çıktı. Topuz, kirli işbirliğini tek tek itiraf etti. Topuz, ABD İstanbul Başkonsolosluğu çalışanı N.M.C ve ailesinin FETÖ'nün üst düzey isimlerinden olduğunu açıkladı.

TOPUZ'UN 21 YILLIK SIRRI

A Haber muhabiri Emrullah Erdinç, Metin Topuz'un 1994 yılından beri ABD ile ilişkili olduğunu fotoğraflarla gözler önüne serdi. Topuz'un ABD Adalet Bakanlığı Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA) mensubuymuş gibi operasyonlara katıldığı ortaya çıktı. Topuz, 17-25 Aralık kumpasını tezgâhladıkları gerekçesiyle tutuklanan emniyetçi Yakup Saygılı, Mahir Çakallı, Nazmi Ardıç ve Mehmet Akif Üner'le bağlantılı çıktı. Yine firari savcı Zekeriya Öz ile irtibatı vardı.

Topuz'un DEA mensubuymuş gibi operasyonlara katıldığı fotoğraflar...

İstanbul Başsavcılığı'nca 17-25 Aralık dosyalarnını hazırlayan eski polis müdürleri ile ABD savcısı arasında köstebeklik yaptığı gerekçesiyle tutuklanan ABD İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz ile ilgili bilgiler gelmeye devam ediyor. Savcılık Topuz'un dosyasını incelerken yeni bir bilgilye daha ulaştı.

KAÇAKLARIN İLK DURAĞI

Akşam'ın haberine göre: Kumpas dosyalarının kayıtlarının ABD'ye uçurulmasına aracılık eden Topuz, FETÖ'cü şüphelilerin de uğrak noktası çıktı. Firar etmek isteyen şüphelilerin vize için Topuz'a başvurduğu tespit edildi. Topuz, ABD'ye kaçan FETÖ'cülerle yakından ilgilendiği belirlendi. Topuz'un dosyasının derinleştiren savcılık, örgütle başka ne şekilde irtibatının olduğu hususlarını araşatırıyor.

KUMPASÇILARLA GEZMİŞ

Topuz tutuklu eski Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı için "Makamında birçok kez ziyaret ettim" demiş, aynı zamanda eski Mali Şube Müdür Yardımcısı Yasin Topçu'yla bir çok defa yurtdışına gittiklerini anlatmıştı.  ABD Başkonsolosluğu'nda ikinci gözaltı kararı daha olduğu yönündeki iddiaların ardından yeni bir gelişme yaşandı. ABD elçilik çalışanı Metin Topuz'un FETÖ soruşturmasında tutuklanmasının ardından başkonsoloslukta ikinci bir gözaltı kararı daha olduğu netleşti. ABD Başkonsolosluğu'nda çalışan ikinci bir kişi hakkında daha gözaltı kararı verildiği, konsolosluktan çıkmayan çalışanın eşinin ve çocuğunun sorguda olduğu öğrenildi.

17 Aralık darbe girişimini tezgahlayan Fethullahçı polis müdürleri ve kaçak savcı Zekeriya Öz ile irtibatı belirlenen ABD İstanbul Başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı ile İstanbul’da gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından hakim karşısına çıkan Topuz, 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'casusluk' ve 'Türkiye hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçlarından tutuklandı.


 Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı