6 Haziran 2016 Pazartesi

SA3001/ÇY10-AÖ17: Yahudi Düşmanı Gurbetçi Hasan

"Sevgisiz, ilgisiz, baskıyla mı büyütmüşlerdi, yoksa çok mu serbest?" Bir müddet kendilerine bu soruyu cevap arayacaklar belkide suçu kendilerinde değil Hasan’da bulacaklardı.


Hasan, gurbetçi bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesi ve babası sofu denilebilecek kadar dindardı. Babası yumuşak huylu, sabırlı bir adamdı. Annesi babasının aksine daha baskın, sert karakterli birisiydi. İkisinin arzusu da, duası da çocuklarının hayırlı bir evlat olması, kendileri gibi İslamı yaşamaya çalışan bir fert olmasaydı.

Vakit çabuk geçmiş Hasan bir anda delikanlılık dönemine gelmişti. Almanya’da yaşamalarından sebep, yakın çevrelerinde fazla Türk bulunmuyordu, Türk olanlar ise yavaş yavaş Türklüklerini kaybedip Almanlaşmışlardı. 

Hasan, deli çağlarını yaşamaya başlayıp birkaç kötü arkadaş edinince babası onu zorla orada bulanan bir Kur-an Kursuna vermişti. Kanı delirmiş Hasan yerinde duramıyordu bir türlü, ailesinin haberi yoktu henüz, ama o çoktan kötü arkadaşlarının etkisinde kalıp alkol ve uyuşturucu müteplası olmuştu. 

Bulduğu her fırsatta kurstan kaçıyordu. Bir gün yine kurstan kaçmış ve uyuşturucunun etkisinde kalıp olduğu yerde sızmış, kursa dönememişti. Kurs yetkilileri ailesine haber vermişti. Babası her yerde onu aramış, ama bulamamıştı; sonunda Hasan çıkagelmişti biraz mahcup bir vaziyette. Özürler dilemiş, bir daha yapmayacağına dair yeminler etmişti.

Ailesi, Hasan’ın üzerine titriyor, onu her daim kötülüklerden korumaya çalışıyordu. Hasan ise son zamanlarda ailesinden iyice uzaklaşıyordu. Yine kurstan kaçmıştı ve bir daha ondan kimse haber alamamıştı.

Hasan arkadaşları ile hem alkol alıyor, hem uyuşturucu ve diğer yapılmaması gereken ne varsa özenle yapıyordu; o sıralarda Yahudi düşmanı birisi ile tanıştı. Tanıştığı kişi ona Yahudilerin bu dünyanın efendisi olmaya ve bu dünyaya hükmetmeye, ele geçirmeye çalıştıklarını anlattı. 

Rockefeller ailesinden bahsedip, (Bu aile ABD tarihinin en güçlü ailelerinden biri olarak kabul edilir. 19.yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında John D. Rockefeller ve kardeşi William Rockefeller ile petrol işinde  dünyanın en büyük servetlerinden birini yapmış sanayi, politika ve bankacılık işleriyle uğraşan Amerika kökenli yahudi ünlü ailedir.) Hasan’ın yahudi düşmanı olmasını sağladı. 

Duydukları Hasan’ı bir hayli şaşırtmış ve kızdırmıştı. Nasıl olurdu tüm dünya bu ailenin  kulu-kölesi olurdu? Neden insanlar hiç bir şey yapmıyordu? Artık kendisini Hitler gibi görmeye başlamıştı; dünyayı tüm yahudilerden kurtarmayı planlıyordu. 

Kendi çapında araştırmalar yaparak dünyada en çok yahudi bankalarının faaliyet gösterdiğini öğrendi ve ilk iş olarak bankaları kendi planıyla soyup iyi insanlara yardım etmeye karar verdi.

Arkadaşlarının da yardımı ile Almanya ve Hollanda’da bulunan tüm yahudi bankalarından sahte evrakla yüklü miktarlarda kredi çekti. Belki işlediği günahlardan kendini arındırmak istercesine, nerede paraya ihtiyacı olan birileri varsa onlara dağıttı. 

Her şey kafasında planladığı gibi gidiyordu, hiç bir sorun yoktu ki, bir sabah Alman polisi onu esrarkeş arkadaşları ile kaldığı evde yakaladı. Önce uyuşturucu kullandığı için gözaltına alındığını sandıysa da polis merkezinde sahte evrakla kredi çekmekten dolayı yakalandığını öğrendi. 

Alman yasalarına göre o gün ceza evine gönderildi. Uzun zamandır ailesiyle görüşmeyen Hasan, ceza evinin soğuk duvarları, kalın demir parmaklıklar arasında, tuvalet kokan daracık bir yerde bir yandan pişmanlık, bir yandan derin özlemler içerinde başını nerelere vuracağını bilmeden iki gün geçirdi.

Polislerin durumu ailesine bildirmesi üzerine annesi hemen koşup onu görmeye gitti. Uzun konuşmadılar, çünkü annesi sadece ağlıyordu, Hasan’ın ise teselli edecek ne bir cümlesi ne de yüzü vardı. 

Ailesi onu İslam üzerine yetiştirmek isterken, şimdi oğulları bir uyuşturucu bağımlısı ve sahtekar olmuştu. Hasan kendine göre haklıydı, yahudiler tüm dünyayı sömürüyordu, onların parasını gasp etmek helaldi.

Mahkemeye çıkarıldı ve iki yıla mahkum oldu. Bu mahkumiyet sadece bir dosya içindi. Hakkında elliden fazla  açılmış dava vardı.

İlk günler ceza evinde Türk ve müslüman olmasından dolayı ırkçı saldırlara maruz kalıp, işkence gördü ise de daha sonrasında Türkleri seven bir kadın gardiyan denk geldi ve Hasan bir nebze olsun rahatladı.

Kendisini hala masum ve suç işlemiş olarak görmüyordu. Verdiği paralarla insanların mutlu olduğu anları hatırlayıp  kendini avutuyordu. Her gece yatağa uzandığında demir parmaklıklara bakıp “Ben suçlu değilim, haksızdan alıp, mazluma verdim” diyordu kendi kendine.

Ara sıra uyuşturucu krizi tutuyordu, cezaevi yönetimi onun tedavi ettirmeye karar verdi. Hasan kendisi de tedavi olmayı arzuluyordu. Hiç olmazsa bu yanlıştan kurtulmalıydı, uyuşturucu kullandığı için kendi suçlu hissediyor “Evet, bu suç ve günah” diyordu.

İki yıl geçtikten sonra mahkeme tahliye kararı verdi, lakin pek sevinemedi; kendisini bekleyen diğer davalardan da mahkumiyet alması kaçınılmazdı.

Babası cezaevinden çıkar çıkmaz onu Türkiye’ye gönderdi. Hasan için artık  Almanya yoktu. Kaçak yollarla giriş yaparsa belki adım atabilirdi, ama bir bilet alıp Almanya uçağına bindiği anda ensesinde polisleri bulacaktı. 

Kolay para kazanmaya alışan Hasan Türkiye’de zorlanacaktı. İş bulsa bile sabıkalı idi, zaten iş bulup çalışmak istemiyordu. Kendi işini kurmayı hayal ediyordu.

Eli bir kere alışmıştı çalışmadan para kazanmaya, sabah erken kalmak, disiplin, sorumluluk, bunların hiç birisini şimdiye kadar yaşamamıştı.

Şimdi yine aynı şekilde para kazanmalıydı. Çalışmadan ama nasıl?

Kötü arkadaşları onun peşini hala bırakmamıştı. Günlük ev kiralayıp o evi de başkalarına kiralayacak, yahudi müşteri gelirse üç katı para alacaktı onlardan. Evlerde yapılacak olan iğrençlikler onu alakadar etmiyor, o sadece alacağı paraya bakıyordu.

Hasan artık hiç iflah olmayacaktı. Anne ve babası ise sadece üzülecek, nerede hata yaptıklarını arayacaklardı.

"Sevgisiz, ilgisiz, baskıyla mı büyütmüşlerdi, yoksa çok mu serbest?" Bir müddet kendilerine bu soruyu cevap arayacaklar belkide suçu kendilerinde değil Hasan’da bulacaklardı.

Gurbetçi Hasan şimdi, yahudi düşmanı bir kaçak, sahte evraktan sabıkalı, bırakmaya çalışsa da bırakamadığı uyuşturucunun esiri, arkadaş kurbanı.

Ve gurbetçi Hasan yakasına yapışan bu sıfatlardan ömür boyunca kurtulamayacak, yanlışlarına yanlışlar ekleyerek bu dünyayı terk-i diyar eyleyecekti.


Ahu Öztürk, 06.06.2016, Sonsuz Ark, Çırak Yazar,

Seçkin Deniz Twitter Akışı