3 Ekim 2015 Cumartesi

SA1834/KY27-ŞT22: Biz Kimiz, Komşumuz Neden Aç?...

"Tıpkı Şair’in söylediği gibi ‘Her şey biz yaşarken’ oluyor…"


Lübnan’ın hali malum, öncesinde Filistin’in, Irak’ın daha öncesinde Afganistan’ın, Bosna’nın, Çeçenistan’ın halleri…Malum hepsi… (Şimdilerde Suriye'nin, Mısır'ın, Libya'nın, Sonsuz Ark, 03.10.2015) Sebepleri de malum bütün bu yürek dağlayan malum haller toplamının, zira İslam dünyasının- ki gündemde aslında böyle bir dünyanın olup olmadığı sorulmaya başlanmıştır ve oldukçada anlamlı bir sorgulamadır bu- hâli malum…Ümmetin hâli malum…

Oldukça geniş bir perspektif oldu bu farkındayım…İslam dünyası, ümmet vs, vs…

Belki de alışılmış dille söyleyecek olursak malumdan da öte bir malumu ilam bu…Halleri malum olanlar kimdir? Kimdendir? Kimdir bu halleri malum olanlar? Kimlerdir ve kimlerin kardeşleridir?
Hangi anlamda kime yakın, kimden uzak, kime ıraktırlar? Ne yapmışlardır da bugün bu haldedirler ve bu halleriyle kaç eksende kaç kere kendilerinden oldukları bilinen bir çizgiye dahildirler?

Bugün için bütün bu sorulara her kim 'Bu ülkeler ve bu ülkelerdeki insanlar bizdendirler’ diye cevap veriyorsa işte halleri malum olan bütün bu ülkelerdeki insanlar ‘Bizdendir’ diyenlerdendirler…

Kimdir bizden olan? Biz olmak ne demektir? Bizden olmayanlar kimlerdir?...

‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ diye buyuran son elçinin çizdiği bir ‘Biz’ sınırı var... Çok basit, çok anlamlı…

‘Biz’den olmayan kimdir sorusuna çok manidar bir cevap var bu ölçülü sözde…

Kimmiş bizden olmayan; komşusu aç iken tok yatanmış bizden olmayan…Komşusu acımasızca kurşunlanırken, arına namusuna dokunulurken, ülkesi işgal edilirken paparazzilerle dinlenenler, şenlenip şevke gelenler değil… Sadece komşusu aç iken tok yatanlar…

Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım düşünelim ve bütün bunları geçelim bir kalemde…

Bir yanda bütün suçu komşusu aç iken yatmak olan bir ‘Biz’ den sayılmama kusuru, diğer yanda ‘biz’ komşusu kurşunlanırken kapılarına kilit üstüne kilit vuranlar, gülenler, oynayanlar, şımarıp azanlar…

Aç bir komşu yine de evladır ölü bir komşudan yada öyle sayılması gerekir…Çünkü eğer böyle saymak gerekmiyorsa şöyle bir başka soruya cevap vermek gerekecektir!

Komşusu aç iken tok yatan bizden sayılmıyorsa komşusu kurşunlanırken keyf edip zil takanlar kimlerdendir?...

Biz evet biz kimiz ve o son elçinin ölçüsünü koyduğu ‘Biz’ kimleri içerir?...

Zaman kolaylıklar zamanı ve bu zaman içinde böylesine zorlu bir soruya cevap verebilmekte her babayiğidin harcı değil…

Bütün bu haller o son elçinin buyurduğu yasağı delmekle başlıyormuş demek ki…

Önce komşular aç kalıyormuş ve tok yatıla yatıla ‘Biz’ olmanın sınırı daraldıkça daralıyormuş…

Önce bir komşu aç iken tok yatılarak başlıyormuş ‘Biz’ deki çürüme… Sonra bir sokak sefalet içerisindeyken ötekinde cümbüşler başlıyormuş… Sonra bir şehir yıkılırken hemen yanıbaşındaki bir metropole camdan çelikten çehreler giydiriliyormuş…

En sonunda da bir ülke işgal edilirken diğer bir ülkede denize açılan sefahat şehirleri kurulabiliyormuş…

Derken önce bir ülke işgal ediliyormuş, sonra bir başka ülke, sonra bir başka ülke, sonra….

Velhasıl tastamam böyle bir hal içerisinde bugün herkesin kendisini ‘Biz’den saydığı ama emin olun çoğunluğun ‘Bizden olmadığı, herkesin kendi kendisinden, herkesin kendinden yana olduğu bir acaip gerçeği yaşıyoruz…

Kimse kimsenin derdini dert edinmiyor, kimse kimseyi umursamıyor…

Erkekler, kadınlar, gençler, çocuklar, hacılar, hocalar ‘Herbal Life’ pazarlıyor; asgari ücretle çalışan kasiyer kızlar gecenin bir vakti yorgun argın evlerine dönüyor, beş yaşındaki çocuklar sokaklarda mendil satıyor, romancılar pembe renkli, mavi renkli, yeşil renkli, saçma sapan mutluluk tembihleri ile dolu romanlar yazıyor, bir kanalda parçalanmış çocuk bedenleri kanarken bir başka kanalda dansöz yarışmaları yapılıyor…

Son elçinin bildirdiği tek bir komşunun kursağındaki buruntuyu duyup hissedebilen ‘Biz’ nerede ‘bizler’ neredeyiz?... Bırakalım Lübnan’ı, Filistin’i, Irak’ı, Afganistan’ı, Çeçenya’yı…

Evet ‘biz’ buradayız ve komşumuz aç…Biz binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce lirayla doymazken komşumuz üç kuruşla geçim ediyor…Biz perdelerimizle mobilyalarımızı birbirine uydurmak için terlerken komşumuzun tenceresi haczediliyor…Biz şaşaalı salonlarda düğün , bayram seyran ederken komşumuz evinde donarak ölüyor…Biz son model arabalarımızla asfaltta kayarken komşumuzun çocukları okula gitmek için 2 saat yol tepiyor…Biz kendi cemaatlerimizde, partilerimizde, guruplarımızda kendi kendimizi yağlayıp cilalarken komşumuz Gürcükapıda cami duvarının dibinde iş dileniyor…

Biz kaymak üstüne bal akıtırken komşumuz ekmek çalıyor… Biz demirden kuşlarla tatillere
uçarken komşumuz gurbetellerde sıla parasına çalışıyor…

Evet bütün bunlar biz ‘biz’ iken oluyor ve biz sadece seyrediyoruz…

Öyleyse sözü daha fazla uzatmaya gerek yok…

Tıpkı Şair’in söylediği gibi ‘Her şey biz yaşarken’ oluyor…

Şahin Torun, 03.10.2015, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Eleştiri, Kitap Notları, Kitapların Ruhu
Şahin Torun Yazıları



Sonsuz Ark'ın Notu: Yukarıdaki yazı 2007 'de yazılmıştır.

Seçkin Deniz Twitter Akışı