12 Temmuz 2014 Cumartesi

SA770/FT21: Ejder Kapanı: Cinsel Saldırılarla Paradoksal Döngülerin Çıkış Yolu Aradığı Sıra Dışı Bir Film

"Ejder Kapanı’nda Uğur Yücel, kendi filminin de bir tahrik kalıbı oluşturmasından korkmalıydı; herhalde işlediği konuda vazgeçilmez bulduğu çirkin ve iğrenç sahnelerin tahrik değil, tiksinti oluşturacağını umut etmiş."

Bu filmi analiz etmek kolay değil. Baştan sona şiddetin ve bu şiddetin gerekçelerinin analiz edildiği Ejder Kapanı’nda yönetmen Uğur Yücel Türk sinema geleneğinde örneği bulunmayan bir çalışmaya imza atmış. Yücel’in çift çıkışlı son yolla jenerik müziğinden itibaren sorgulanan filmi için söylenebilecek çok şey var.

Çekilen sahnelerin dozu yüksek şiddeti ve aynı şiddete entegre edilen vahşi cinselliği filmin bir aile filmi olamayacağına dair net kanaatler üretiyor. Bu film aileyle izlenemeyecek bir film. Fakat Yücel’in Abbas karakteriyle kişisel kaoslarına Camii’de bulduğu çözümün ve Kenan İmirzalıoğluna oynattığı Akrep Celal’in intiharına neden olan paradoksal döngünün önemi mukayeseli izlemeleri gerekli kılıyor.

Derinleşen sosyopsikolojik bozulmaların Sinema, TV, Yazılı-Görsel Basın etkisi ile de sürekli tahrik edildiği unutulmamalı. Son günlerde basında sıklıkla duyulan bebek ve çocuklara yönelik cinsel tacizlerin ulaştığı korkutucu boyutlar filmin iyi analiz edilmesi gerektiğini düşündürtüyor. Uğur Yücel sinema tekniklerini kullanarak, ileri tuşuyla kaçılacak sahneleri filmin akışındaki diğer sahnelerle iç içe tutuyor, izlenmesini arzu ettiği sahneleri seyirciye dayatıyor. Seyircinin izledikleriyle kendi kirli taraflarına bakmasını istiyor.

Uğur Yücel, Hollywood taklitçisi olmakla suçlandığı son filminde, konu bazında Hollywood ile karşılaştırılamayacak kadar yoğun bir analiz yapmış. Analizinde hızlı gelişen olaylarla ve kirli-eski mekânlarla, bu kirli konu üzerinde zekice eşlemelerle kurguyu bir bütünlük içerisinde vermeyi başarabilmiş. Cinsel tacizcileri acımasız yöntemlerle cezalandıran zehir polis Akrep Celal’in, yetiştirme yurdunda büyüyen stajyer polise memuresi Ezo’yu baştan çıkararak cinsel arzularına kurban edişini, filmin en önemli paradoksu olarak kullanıyor ve bu paradoksu Akrep Celal’i intihara sürüklerken sarf ettiği sözlerde yoğunlaştırıyor. Akrep Celal hiç düşünmediği bu konunun karşısına bu şekilde getirilmiş olması ile büyük bir şok yaşıyor ve intihar ediyor.



Adalet beklentilerinin içine yerleştirilmiş vahşi duyguların fırsat bulduğunda her türlü gayr-i meşru fiili onaylayacağını, bireyin ve toplumun bu türden tahrik edilmiş duygularla muhakeme kabiliyetini yitireceğini öne çıkarıyor mesajlarında Ejder Kapanı. Filmin tecavüz suçlularının siyâsî çıkar hesapları dikkate alınarak afla toplumun içine salıverilmesine karşı bir tepki filmi olduğu hiç saklanmıyor. Zaten kurgu bu şekilde planlanmış. Siyasetin ve adalet mekanizmasının çözüm üretemediği yerde bireysel çözüm arayışlarının ortaya çıkacağı gerçeği net bir şekilde işlenmiş; senaryo bu arayışların, arayış içinde olanları mahvedeceği teorisi üzerine bina edilmiş.

Güneydoğu’da askerliğini yapan acımasız ölüm makinesi Er Ensar (Nejat İşler)’ın askerdeyken 12 yaşındaki kız kardeşine tecavüz edilmesi ile başlayan tecavüzcüleri cezalandırma sürecinde, Er Ensar’ın öldürülmesi ve ona söz veren arkadaşı polis memuru Akrep Celal’in bu sürece dâhil olması senaryo klişelerinden sayılabilir. Filmin fantastik yönü, Akrep Celal’in sevgilisi Cavidan (Ceyda Düvenci) ile yeni bir hayat kurmak için emekliye ayrılacak olan patronu Abbas tarafından yakalanmayı planlaması ve ona kendisine ulaşabileceği deliller bırakması ile birlikte ejder zehiri kullanması…



Filmin en ürkütücü çerçevesi polis memurlarının sert, acımasız ve küfürbaz portreleri çizilirken dikkat çekiyor. Umarız, 80 öncesinin polislerini andıran bu tipler, Türk Polis Teşkilatı’nda barınmıyordur.

Bir pavyon şarkıcısı ile yaşadığı gayr-i meşru ilişkiye rağmen Abbas, dilinden mütedeyyin sözcükler eksiltmiyor. Filmin sonunda ikiye ayrılan tercih manzumeleri, Akrep Celal’i intihara sürüklerken, Abbas’ı, zor geçen bir ömrün zor geçen bir gecesinin sonunda sabah namazı için Camii’ye sürüklüyor.

Ekranların ve basılı materyallerin pazar araçlarından en önemlisi cinsellik, gerçekte bu bir pazar aracı da değil, hedef kitlenin psikososyal altyapılarını tahrip etmeye yönelik bir hedef araç. Hollywood filmlerinin hemen hepsinde özenle çekilmiş sahnelerin izleyicileri taşıdığı yer, cinsel tacizlerin ve tecavüzlerin arttığı kontrolsüz birey ve huzursuz toplum. Türk Sinema ve televizyon sektöründe aynı araç dikkatle ve özenle kullanılıyor; toplum bu vahşi duygularla ateş topuna/patlamaya hazır bir gizli bombaya dönüştürülüyor. Tahrik unsurlarının sürekli arttığı günümüzde, tetiklenen vahşi arzuların tatmini şehir, ırk, din, kültür, gelenek, görenek farklılığını ve eğitim seviyesini çok da ayrık tutmuyor.

Ejder Kapanı’nda Uğur Yücel, kendi filminin de bir tahrik kalıbı oluşturmasından korkmalıydı; herhalde işlediği konuda vazgeçilmez bulduğu çirkin ve iğrenç sahnelerin tahrik değil, tiksinti oluşturacağını umut etmiş. Ancak o sahnelerin kadın oyuncusu Berrak Tüzünataç (Ezo), çekimlerden sonra sinir krizleri geçirdiğine göre, Uğur Yücel bu hususta ilk kurbanı vermiş olarak başarısız olduğunu kabul etmeli.



Rol yapan oyuncuların, senaryoya uygun eylemlerinden ruhlarını ve bedenlerini çekemeyeceklerini sinema ve televizyon emekçileri mutlaka ve mutlaka anlamalı. Bu taraflarca açıkça tartışabilmeli. Salt dinî ve toplumsal nedenlerle değil, rol gereği yapılanlardan (seks, vs.) kaynaklanan psikolojik travmalar mesleki sorunlar olarak ele alınmalı ve insan hakları çerçevesinde meslekî etik standardı konulmalı…



Süreyya Sırrı Önder’in oyuncu seçiminde yönetmenin en büyük kusuru olduğunu belirttikten sonra, Kenan İmirzalıoğlu’nın oyunculuk kariyerinde, Deli Yürek dizisi ve filmiyle yerleştiği 'aile tipi yer'e yakışırken, Yandım Ali filmi, Acı Hayat ve Ezel dizisindeki rolleri ile ile aile tipi kahraman rolünden hızla uzaklaştığını ve gözden düştüğünü belirtmekte fayda var. Filmden sonra üç şeyden korkulması gerektiğini söyleyen bu İmirzalığlu, bu üç şeyi yaşıyor görünmekten çekinmiyor; Servet, Şehvet, Şöhret rollerinin bir parçası olduğu gibi, onunda hayatının bir parçası olmuş gibi.

Ejder Kapanı, filmin sonu ile ilgili eleştiriler aldı. İntihar ettirilen Akrep Celal’in sonunu beğenmeyenlerle Camii’ye sığınan Abbas’ın sonu yadırgandı. “Bu filmde Camii’nin ne işi var?“, diyenler Uğur Yücel’in vermeye çalıştığı temel mesajı alamayanlardı.


Faruk Tamer, 30.04.2010, Görsel Eleştiri - Visual Crituque XII

Faruk Tamer Yazıları


Film ile İlgili Teknik Bilgiler:

Yönetmen: Uğur Yücel
Senaryo: Kubilay Tat
Görüntü Yönetmeni: Tolga Kutlar
Müzik: Uğur ışık, Pelikan Müzik
Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu,Nejat İşler, Ozan Güven, Uğur Yücel, İlker Aksum, Ezgi Mola, Berrak Tüzünataç, Ceyda Düvenci, Ahmet Mümtaz Taylan, Barış Küçükgüler, Hakan Boyav, Ayşe Nil Şamlıoğlu, Sırrı Süreyya Önder, Ayşenil Şamlıoğlu, Hikmet Körmükçü, Kadir Kandemir,  Kemal Topuz, Sanem Öge, Barış Kaçkar, Bülent Yaşık, İlkem Aksu
Filmin Türü: Dram, Gizem, Gerilim, Macera,Suç, Polisiye
Orijinal Adı: Ejder Kapanı
Yapımcı: Erol Avcı
Yapımcı Firma: TMC film
Yapım Yılı: 2009
Yapım Ülkesi: Türkiye
Orijinal Dili: Türkçe
Resmi Sitesi: www.ejderkapani.com
Dağıtıcı Firma: UIP Filmcilik
Vizyon Tarihi: 22.01.2010
Süresi: 105 dk

Seçkin Deniz Twitter Akışı