31 Mart 2018 Cumartesi

SA5880/SD933: Bir Facebook Sohbeti; Abdülaziz Tantik- Seçkin Deniz; 'Her Önüne Gelen Dinî Yorum Yapabilir mi?"

Âlimler-Denetçiler, İlmî Gelenek, Kur'an, Mükellef, Müktesebât, Akıl



Abdülaziz Tantik: 29-30.03.2018, Facebook

"Modern özne'nin yorum hakkının kutsallığı üzerinden mevcut yorumların eş değer oluşuna yapılan gönderme sorunludur. Mesele din olduğunda bu daha da büyük bir soruna göndermedir. Dini sahada yorumun belirli kriterleri vardır ve kriterlere uymayan yorum reddedilmiştir. O yüzden her önüne gelenin yorum yapma imtiyazı yoktur. Bir bilgiye istinaden yorum yapabilmenin önü ise açıktır."

Yorumlar:


Seçkin Deniz: Kriterlere uyulup uyulmadığını kim belirleyebiliyor?

Abdulaziz Tantik: Senin sevdiğin biçimi ile Kuran ve sünnetin üzerinde ittifak edilen boyutu tekil bir şahıstan bahsedilmez, bir ilmi gelenekten hareketle bu çok açık seçik ortada zaten.

Seçkin Deniz: Her kriter uygulayıcısı her an kriter denetçilerini nereden bulacak, denetçilerin denetlemesi olmadan, ki şu anda yok, 1200 yıldır yok, insan neyi ve kimi bekleyecek? Somuta indirelim bugün bu denetçiler kimler neredeler?

Abdulaziz Tantik: Denetçiler her bilgi ile uğraşanların kendisidir, üzerinde ittifak ettikleri meselelerdir; mutabakat olmadan neyin din veya doğru olduğuna kim karar verecek, kişinin kendisi mi? Denetçiler hem dün de bugün de yarın da vardırlar ve var olmaya devam edeceklerdir. Bunun temel sebebi de kayıt altın alınmalarıdır. Bugünün denetçileri dünün ilim erbabının yolunda yürüyenlerdir kim olacak ki başka?...

Seçkin Deniz: Kimdir ağa onlar.... şunlardır desen? Kişinin kendisi din dahil her konuda hesap vereceğine göre, niye başkasının denetçiliğine mahkum olsun ki? Denetçilerin denetçileri kimler?

Abdulaziz Tantik: İlim geleneğine tabi olanlar dedim ya, bunu da herkes bilir, isim yazmaya gerek yok ki.

Seçkin Deniz: İşte o geleneğe kim tabi? Ben tabi olanların kaldığını düşünmüyorum...

Abdulaziz Tantik: Ama şunlar değildir. Herhangi bir ilmî çabaya girişmeden salt sözlük bilgisi ile yorum yapanlar değillerdir mesela :)

Seçkin Deniz: Sözlük bilgisi ile yorum yapanlar, geleneksel ilim bilgisi ile yorum yapanlar ayrı cennetlere ya da cehennemlere mi gidecek?

Abdulaziz Tantik: Mesele doğru bilgiye ulaşma cennet ile cehennem Allah'ın dilemesidir beni ilgilendirmez bekçisi de değilim.

Seçkin Deniz: Mesele hesaba çekilmektir.... hem sen de bunun kendi adına bekçisisin:)

Abdulaziz Tantik: Bu ikisi aynı şey değildir. İşte usûlsüzlüğün burada da ortaya çıkıyor. Bir şeyin doğru olup olmadığı konusundaki bir olgu ile iradî olarak bir şeyi gerçekleştirmek arasında fark vardır. Tabii ki her kes kendi hesabını verecektir, ama bu hesabı verirken ben kendi aklıma uydum diye hesaptan kurtulmayacaktır. Bu da biline yani.

Seçkin Deniz: Olsalardı bugün Müslüman coğrafya kıyım kıyım doğranırken çıkarlarının metresi olup susmazlardı. Bunlar üzerinden 1.5 milyar müslüman birbirine düşman ama... ve o ulu alimler buna bir çözüm bulamadı:)

Abdulaziz Tantik: Düşünce alanından siyaset alanına sıçrama. Siyasal olarak olup bitenin düşünce dünyası ile bağı sınırlı ve sorunludur tarih boyunca. Kim çıkarının metresi?

Seçkin Deniz: Siyasetle ne alakası var, dinden bahsediyorum...

Abdulaziz Tantik: Eğer alimleri kastediyorsan yanılıyorsun ve hesabı zor verirsin, yok eğer alimsi kişileri kastediyorsan bu onlarla senin arandaki meseledir.

Seçkin Deniz: Alim diye pazarlanan herkesi kastediyorum... bugünlerin hesabını onlar nasıl verecekler merak ediyorum.... alimlerle olan nasılsa alimsi olanlarla da meselem aynıdır... ve bu meselem kişisel değildir, niye kişisel diyerek ayırıyorsun?

Abdulaziz Tantik: Adı üzerinde pazarlanan diyorsun; alim ise pazarlanmaz, pazarlayan da pazarlanan da kaybetmişlerdir zaten.

Seçkin Deniz: Peki prof. unvanını kim kime veriyor niye ilan ediyor, icazeti kim niye veriyor niye ilan ediyor? Piyasa ördeklerinden farkları ne? Piyasa ördeklerine de birileri el veriyor icazet adı altında laklak yetkisi veriyor.

Abdulaziz Tantik: Sen kimi pazarlıyorsun ona bak kendini mi ya da her insan teki bu işi yapar mı diyorsun o zaman senin batı düşüncesindeki modern özneden farkın ne bana söyle de ben de anlamış olayım. Bana göre ise yorum kutsal olmadığı gibi cehenneme de sürükler eğer bir ilmi usule dayalı değilse bu farklı yorumlar olmayacağı anlamına gelmez tabi. Ben çok daha geniş ve düzeyli bir ilmi gelenekten bahsediyorum. Modern dönemlerdeki icazetler zaten sorunlu ya da eksik oldukları ehli olanlarca biliniyor.

Seçkin Deniz: Ben herhangi birini pazarlamadığım için o sorun bana ait bir sorun değil, gördüğün üzere senle bu hususta teati ediyorum... ama sen ısrarla o birilerine atıfta bulunuyorsun, alim dediğin birileri ve sen alim diyorsun, sen pazarlıyorsun:)

Abdulaziz Tantik: Benim alim dediğim eğer ilim usûl geleneğine aitse alimdir, mevcut kişilere atfen söylemiyorum; buna uygun bir iki isim olsa da isim vermeye gerek görmem zaten, güneş gibi açık olan şeyi açıklamaya da gerek yok, ama aklına gelen isimlerle işi yoktur.

Seçkin Deniz: O zaman sen olmayanların yapacağı bir denetçilikten bahsediyorsun... ve diyorum ki madem alim var, kimdir, nerededir, ona alim demenin ölçüsü nedir, alim olmak, usul bilmek uygun fıkıh hükümleri çıkarmak yetkisine sahip olmak demek mi oluyor?

Abdulaziz Tantik: Bu da açık usul belli bilinmesi gerekenler de belli bunun neyini tartışıyoruz ki? Burada yazmaya gerek herhangi bir usul kitabında fazlasıyla vardır, ben metinlerde olan bir denetçilikten bahsediyorum.

Seçkin Deniz: Ama alimler dedin...

Abdulaziz Tantik: Alim olan bu ilmi talim eden ve öğretendir; varsa birileri başımızın gözümüzün üstünde yerleri vardır. Örnek; kafana göre herhangi bir ayet ve hadisi yorumlama imtiyazın yok diyorum.

Seçkin Deniz: Niye yok? Buna yasak koyan bir ilahi hüküm mü var? Herkes kendi kafası ile yargılanmayacak mı?

Abdulaziz Tantik: Tabii ki açık hem de zanna uymayın diye, yok başkasının kafası ile yargılanacak bu soru mu şimdi?

Seçkin Deniz: Bizim meselemiz hakikate spor yapmak için mi ulaşmak yani, herkes kendi kafası ile hakikate varmayacaksa, niye alimler onları sapkınlıktan korusalardı ya diye uyarır Kur'an?

Abdulaziz Tantik: Eğer herkes kendisi bu hakikate ulaşacaksa idi niye peygamber gönderildi ki? Buna dair ayetleri unutmuşsun sanırım; meşhur yaralı insan ile ilgili haber üzerine inen ayeti aranızda bilen birilerine sorsaydınız ya der. Ve sanırım buna dair başka ayetler de var. Yani sormak esas olandır. Bilmeden hareket etmek değil.. Bunun için gerekli olan şartlar var. Mesela bir ayetin bağlamını ve hangi soruya cevap verdiğini bilmeden yorum yaparsan yanılırsın diyorum.

Seçkin Deniz: Kur'an zaten o alimler sapkınlıktan koruyamadığı için gönderildi, peygamberler de. Ayetin bağlamı ansiklopedi olarak verilse, o ansiklopedi de insan tarafından yazılsa, bunun ilahi hüküm muamelesi görmesi Talmud gibi olmayacak mı?

Abdulaziz Tantik: İki şeyi birbirine karıştırıyorsun usta; birincisi bir hükmün neli başka bir şey bu hükmün aktüel olana uygulanması başka bir şeydir. İstersen karışık gitmeyelim de aynı yerden yürüyelim.

Seçkin Deniz: Ben hep dikkat edersen mükellef ve mükellefin mükellefiyete dair sınırlarının Kur'an merkezli akılla belirlenmesi gerektiğini ve bu meselenin de herkes için kişisel bir mesele olduğunu din alimi diyerek birilerinin ayrıcalığa sahip kılınmaması gerektiğini söylüyorum...

Abdulaziz Tantik: Bu da yanlış çünkü her insan Kur'an ı bilmeye güç yetiremez ki; diyelim meali okudu sadece Türkçe'de iki yüz tanenin üzerindeki meallerden hangisine göre hareket edecek?... Daha büyük bir muamma ile karşı karşıya kalır.

Seçkin Deniz: Allah insana taşıyamayacağı yükü yüklemez, ayetle sabittir, Allah herkesin Arapça konuşmadığını ikimizden de iyi biliyor, ama herkese aynı aklı vererek bu riski ortadan kaldırıyor.

Abdulaziz Tantik: Elbette ki, ama her insana bilme yetisi vermiştir. Bu yüzden çok rahat bir şekilde birden fazla dil veya kültür öğrenebilir insan ya da kaderine razı olur.. o onun tercihi tabi.

Seçkin Deniz: Kaderine razı olmak... işte bak senin zihninde bu var, benim zihnimde bu yok... razı olunacak bir kaderi kim yazıp eline vermiş ki?

Abdulaziz Tantik: Bak işte nasıl yorumluyorsun? Burada kaderi kendisi yazıyor. Başkasının yazmasına gerek yok ki... Bir önceki metinle birlikte okusan bu yorumu yapmazdın, ayrıca bilmiyorsun, metinlerinden hareketle yanlış tanım yaptığın için yazdım veya bir hadisi kafana göre ya da benim aklım almıyor diyerek reddedemezsin, ancak bir başka haber ile nakzedebiliyorsan veya tarihsel bir gerçeklikle aleni çatışıyorsa ya da açık bir hükme uymuyorsa gibi temel kıstasları vardır.

Seçkin Deniz: Geçmişin hiçbir şeyinden haberi olmasa bir insan teki, Kur'an'la akletse bu aklıyla hesaba çekilmeyecek mi?

Abdulaziz Tantik: Geçmişten haberi yoksa zaten Kur'an'dan akledemez, akletse de bu Kur'an'ın aklı olmaz. Yani akıl üzerine de farklı düşünüyoruz. senin akıl dediğin şey ile benim ki aynı şey değil.. ama şunu belirteyim ki senin akıl dediğin şey İslamî akıl değil, bu açık,

Seçkin Deniz: Analitik akıl... şu anda sergilediğim akıl... her insanda olan akıl usta... İbn-i Sina'nın bile ne olduğunu bilmediği, ama hepimizin her gün kullandığı ve hesaba çekileceğimiz câri akıl bu.... başka akıl da yok beşer için:)

Abdulaziz Tantik: Bu akıl üzerine hiç okumadığın anlamına gelir. Felsefî olarak yüzlerce akıldan bahsedilir. Sadece senin analitik akıl dediğin şey ise Kur'an'da yoktur, o akıl işlevsel akıldır. Yani iki şeyin arasını bağlar. Modern akıl ise bizzat hüküm koyucudur. Ayrıca onlarca fikri akıldan haber verilebilir. Öyle kavramları dilediğimiz şekilde kullanamayız maalesef.

Seçkin Deniz: Ve kalkıyorsun İslam dediğin bir şeye bina ederek seninki İslamî akıl değil diyorsun, daha ne diyeyim Allah aklı sana bana bakarak mı yaratmış?:)))

Abdulaziz Tantik: Aramızdaki anlaşmazlık da buradan doğuyor. Çünkü aynı anlamı vermiyoruz.

Seçkin Deniz: Unutma senin gibi batı klasiklerini yutmuş biri değilim, sendeki akıl bence batılı akıl:)

Abdulaziz Tantik: Akıl; tabii ki Hıristiyan aklı, Yahudi aklı ve Müslüman bir akıl vardır.

Seçkin Deniz: Bu insanların yaptığı ayrımdır, akıl Allah'ın yarattığı şekliyle herkeste aynıdır, aklın kullanış şekli aklın varlığını ve kimliğini zedelemez, eğer böyle olmasaydı insanlar İslam'ı kabul etmeye mecbur olmazlardı.

Abdulaziz Tantik: Akıl isim olarak Kur'an'da bir tek yerde geçiyorsa, bana o ayeti yazsana ya da isim ile sıfat arasındaki farkı da buraya yazayım mı? Burada hepsini saymaya gerek ehli olan zaten biliyor. Sorum çok net: modern öznenin sahip olduğu yorumun kutsallığını kendine kabul ediyor musun, etmiyor musun?

Seçkin Deniz: İtirazım da çok net değil mi? "Dini sahada yorumun belirli kriterleri vardır ve kriterlere uymayan yorum reddedilmiştir. o yüzden her önüne gelenin yorum yapma imtiyazı yoktur." diyorsun ve bunu kanıtlayamıyorsun...

Abdulaziz Tantik: Kanıtlıyorum bir usul geleneği var mı yok mu nasıl kanıtlanmış olmuyor? Bu usûl geleneği ile de ilgili yüzlerce eser vardır ve ortaklaşa kabul ettikleri yüzlerce madde var. Hangi ispattan bahsediyorsun?

Seçkin Deniz: Sana mantığın akıl yürütmeye odaklı soruları üzerinden yola çıkarak sorular sordum, alim dediğin denetçileri gösteremedin, oradaki sorumluluk zincirini bağladığın yer muhal-belirsiz... ve doğal olarak "Bir bilgiye istinaden yorum yapabilmenin önü ise açıktır." Önermesinin de doğruluğunu kanıtlıyorsun... o halde bu önermen doğru ise önceki önermen yanlıştır... çünkü bahse konu olan ve öncelediğin usul geleneği de bir bilgidir bu usûl geleneğine göre yorum yapan da, "Bir bilgiye istinaden yorum yapabilmenin önü ise açıktır." önermesinin kapsamındadır...  "Dini sahada yorumun belirli kriterleri vardır ve kriterlere uymayan yorum reddedilmiştir. O yüzden her önüne gelenin yorum yapma imtiyazı yoktur." şeklindeki iki önermen de senin cevapların dikkate alınırsa kesinlikle yanlıştır. Yorumun kutsallığına gelince.... herhangi bir akıl yürüten, yorumunun kutsal olmadığını çok iyi bilir.

Abdulaziz Tantik: Valla fazla yorulmuşsun, nasıl bir yoruma vardın anlamak mümkün değil... çok açık bir şey söylüyorum, dini alanda yorum yapabilmenin imkanı haber ve icmâ'ya dayalıdır. Yorumunun kutsal olduğunu düşünen, dürüst değildir ki her şeyden önce... bunu nasıl ona bağlayabiliyorsun? Bu haberin ne olduğunu ve icmânın ne olduğunu da buna tanıklık edenler tarafından tarih boyunca ortaya konmuştur. Bu silsileyi aşarak yorum yapmak mümkün değildir. Bunun neresini yanlışlıyorsun? Gerisi ise şu oluyor ben kafama göre yorumlarım dersin. Bu da mümkün ama bunun kabul edilmediğini de bilerek yola devam edebilirsin ve tarihte değişik dinler tarihinde benzer vak'alar vardır.

Seçkin Deniz: "Bu haberin ne olduğunu ve icmân'ın ne olduğunu da buna tanıklık edenler tarafından tarih boyunca ortaya konmuştur. Bu silsileyi aşarak yorum yapmak mümkün değildir" diyorsun, ben de diyorum ki haberin doğruluğu ve icmâ'nın hakikate isnadı sorgulanmalıdır, sorgulanmaz der isen kendinle çelişirsin, çünkü her ikisi de kutsallaştırılmış yorumlar haline gelirler...

Abdulaziz Tantik: Yorumun kutsallığı şuna dayalıdır. Yani bilginin kaynağı bizzat öznenin kendisidir ve özne bilgiye ulaşmak için dış bir şarta bağlı değildir. Önce ne söylediğimi anlarsan mesele çözülür.

Seçkin Deniz: Sufizm'in kâşifleri ancak bilginin kaynağını, güya Allah'tan aldıklarını iddia edip maskeleyerek kendileri sayarlar, ötekiler bunu niye yapsın ki eğer kayda aldıkları şey hakikate dair olanı bulmak ise?

Abdulaziz Tantik: Bütün bir tarihi müktesebatı ortadan kaldıranın durumu ile sufinin durumu aynıdır. İkisi de direk kendisi yorumlar.

Seçkin Deniz: Sufist kaynağını Kur'an'dan mı alıyor, nasıl aynı diyebiliyorsun?

Abdulaziz Tantik: Tabii ki, Kur'an dışından mı aldığını düşünüyorsun, o da yorumluyor, Kur'an yorumlayanlar da yorumluyor, mesele yorumsa ve kelime anlamı ise ikisi de aynı işi yapıyor.

Seçkin Deniz: Hangi sufist hangi ayete binaen keşf yapmıştır ağa, nasıl aynı diyorsun? Bence neye itiraz ettiğimi anlasan sorun çözülür:)

Abdulaziz Tantik: Açık yaz ya da bilelim neye itirazın?

Seçkin Deniz: Tarihi müktesebât dediğin şeye itiraz ediyorum usta... ve diyorum ki sen de bu tamamı yorum olan müktesebatı kutsallaştırıyorsun... açık değil mi?

Abdulaziz Tantik: Tarihi müktesebat dediğimde özellikle bir vurgu yapıyorum, ilim-usûl geleneği bu tarihteki usûl olmadan yorum yapanların dışlandığı bir zemini işaret eder, yani sınırlı ve özel bir alana ama tarihsel sürekliliğe bağlı bir alana tekabül eder ve sen bunu anlamakta zorlanıyorsun sanırım, yani daha açık yazayım, usûl ilmi olmadan aktarılan bütün bilgilerin kalu kil olarak kabul edildiğini ya da tergip ve tezhip olarak tanımlandığını her ilim ehli insan bilir ve bunların dinde motivasyon dışında bir karşılıkları da yoktur, kutsallaştırma yok tecrübeye ve birikime değer verme var.

Seçkin Deniz: "Tarihi müktesebat dediğimde özellikle bir vurgu yapıyorum ilim usul geleneği bu tarihteki usul olmadan yorum yapanların dışlandığı bir zemini işaret eder yani sınırlı ve özel bir alana ama tarihsel sürekliliğe bağlı bir alana tekabül eder ve sen bunu anlamakta zorlanıyorsun sanırım" Bu cümleni buraya yakıştıramadım.... halen kutsallaştırıyorsun tarihteki yorumları... hem de bu saatte:)

Abdulaziz Tantik: Eğer buna kutsallaştırma diyorsan sen kusura bakma ama kutsallığın ne olduğunu da bilmiyorsun bu saatte kavramları yerli yerinde kullanmadığın belli ...

Seçkin Deniz: Sana hiç şunu bilmiyorsun demedim ama bak... dediklerin üzerinden yorum yapıyorum sen niye benim adıma benim hakkımda yorum yapıyorsun.... kutsallaştırmayı mı tartışalım şimdi?:) Sen ilmi gelenek dediğin şeyin dışındaki her şeyi reddediyorsun, bu kutsallaştırma değil midir? İlmi gelenek de yorumla oluşmuş bir yapı değil midir?

Abdulaziz Tantik: Metin yukarıda duruyor. Tarihin neresini kutsallaştırmışım peki? Tarihsel sürekliliğe vurgu yapmak ve sıhhatı bir geleneğe vermenin neresi kutsaldır.

Seçkin Deniz: "Dini sahada yorumun belirli kriterleri vardır ve kriterlere uymayan yorum reddedilmiştir. O yüzden her önüne gelenin yorum yapma imtiyazı yoktur" Bunlar senin cümlelerin, hüküm cümleleri ikisi de, bunlar ayet midir? Ayet değilse bu hüküm cümleleri olarak değiştirelemez formda sana göre, o halde kutsallaştırılmış olmuyorlar mı? Matematikten bahsetmiyoruz ya da fizikten ya da tarihten, çünkü herkes bunlardan değil bizzat Kur'an'dan hesaba çekilecek, kendi diliyle gönderilmemiş Kur'an'dan hesaba çekilecek Çinli.

Abdulaziz Tantik: Öğrenmek için ömrünün yüzde biri bile yeter bu kadarını versin cennet karşılığında yetmez mi?

Seçkin Deniz: E bırakmıyorsun ki... hemen alimden tanrılar ve buyruklarını döşüyorsun insanın önüne:)

Abdulaziz Tantik: Anladım sen tanrı olmak istiyorsun bu yüzden itiraz ediyorsun... yakışır ustaya biz bir tek tanrıya inandık ve ölene kadar da öyle ama o alim olanlara tabi ol dediği için tabi oluyoruz ve onların insan olduklarını bilerek ama tanrı olduklarını zannedenler ancak ölüm geldiğinde görecekler kendi akibetlerini üzülmeye değer mi değmez mi pek anlamasam da durum bu :)

Seçkin Deniz: Tövbe estağfurullah.... ben bir kul olarak sorguluyorum sen buyruklarla geliyorsun:))) Yarın bir daha oku yazdıklarını:)

Abdulaziz Tantik: Hatta modern akıl en az üç temel akla tabidir. Modern post modern ve varoluşçuların aklı. Buyruk Allah'a mahsustur, ama düşünce de neyin doğru ve yanlış olduğunu bana kazandırılan akıl üzerinden tanımlıyorum. Yani İslami akıl ile… Buradaki tanrı kavramı yunan tanrılarının taşıdığı anlamı taşır. Yani felsefi tanrıdır. Bilgi felsefesi üzerine bir hüküm koymak ile fıkhî bir hüküm arasındaki farkı da ferasetine bırakıyorum.

Seçkin Deniz:  İşte problem burada.... böyle bir ayrım yok... aynı akıl milyonlarca yıldır var ve dönüp duruyor, ya nefsin ya da hakikatin emrine giriyor, sen dışarıdan görünen şekline, çıktısına bakarak ayrım yapıyorsun, Batı da aynen böyle yapıyor.

Abdulaziz Tantik: Sen şu an hangi aklı kullanıyorsun. merak ediyorum, kendine ait herhangi bir yere ait olmayan bir akıl mı var zannediyorsun? Eğitim-kültür ve içinde bulunduğun bilgi havzasının dışında kendine menkul bir aklın da var onu mu kullanıyorsun? İlginç; tarihte ilk olursun tebrik etmek lazım seni ama o zaman bu aklını bize tarif etmen lazım...

Seçkin Deniz: Ben Allah'ın bana verdiği aklı kullanıyorum usta... onu senin gibi kutsallaştırılmış yorumlarla kısıtlamıyorum, ondan tuhaf geliyor:)

Abdulaziz Tantik: Allah sana özel bir akıl yaratmış da onu mu kullanıyorsun, usta, dikkat et, sonuç itibarı ile bu akıl piyasadan elde ettiğin bilgi verileri ile sınırlı bir şey sonuç itibarı ile bu inandığını düşündüğün şeyleri birileri söylüyor ve yazıyor ve sende onları akıllıca buluyorsun, hepsi o kadar. Akıl üzerine çok şey söylenebilir. ama istersen bilge adamlardan makaleme bakabilirsin; akıl özel sayısı yayınlandı.

Seçkin Deniz: Akıl ve zihinsel bileşenlerle ilgili yaklaşık 90 çalışmam var, henüz yayınlamadım.... o vakit karşılaştırırız, şimdi ne desem kızacaksın:)

Abdulaziz Tantik: Tamam kardeş.

Seçkin Deniz: Benim ayrılma vaktim geldi... hayırlı geceler usta... bol kutsal olmayan yorumlar dilerim sana:)

Abdulaziz Tantik: Sana da hayırlı geceler, Allah akıl fikir versin bolca ama bu akıl ve fikir de müslüman bir akla uygun ve uyumlu olsun.

Seçkin Deniz: Ben memnunum ve müslümanım, müslüman akla sahip olduğunu zannedip o akla sahip olmadıklarını bilmeyenler düşünsün.... :)

Abdulaziz Tantik: İnsanlar hep böyle yanılmışlardır. Eğer bir ölçü yoksa sorun başlar neyse sen dinlen benim de ayrılma vaktim geldi.

Seçkin Deniz: Ölçüm Kur'an'dır beşerin uydurduğu kıstaslar değil, ölçüsünün olduğunu düşünüp ölçüyü kaçıranlar utansın:) Hayırlı geceler.

Abdulaziz Tantik: Beşerin ölçüsü belli, Kur'an ölçüsü de belli, seninki olmadığı açık:) müslüman olarak Kur'an'ın haber verdiği ve resulünün izindeyim... kim neye talip olursa sorun onundur. Beni ilgilendirmez. Kur'an müslüman olmanın temelini belirler ve bunu resule itaat ile taçlandırır. Tecrübe ve birikim bu işin aslıdır.  Hiç kimse masum değil ki, ama resul vahiy ile sürekli denetlenmiş ve yanlışları düzeltilmiştir. Başka söze de hacet yoktur. Eğer bütün bu yazdıklarımı beşer görüşü olarak yorumluyorsan Kur'an'a dayalı görüş belirtmekte bir beşer görüşüdür ve bu yüzden bağlayıcı değildir. Her söz sahibini bağlar. Sana da hayırlı geceler.

Seçkin Deniz: Ölçüm Kur'an'dır, dedim, ama sana göre ölçü nedir, bana göre nedir, işte akıllarımız arasındaki fark da bu... 'Saf Aklın Eleştirisi' oluyor benimkisi:)



Not: Abdülaziz Tantik, bu sohbetten mütevellit bir yazı kaleme almıştır. SA5879/KY71-ATANTİK1: Dini Yorum Yapmanın İmkânı… başlıklı bu çalışmayı da okumanızı tavsiye ederiz...


Abdülaziz Tantik'in çalışmasını analiz eden SA5892/SD938: İnsan Aklının İmtiyazlı Sınıfların Baskısı Altındaki İmkânı; Fıtrat ve Kur'an başlıklı analizi okumanızı tavsiye ederiz...




Seçkin Deniz, 31.03.2018, Sonsuz Ark, Sohbetler, Sorgulamalar






Sonsuz Ark'tan


  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı