8 Mayıs 2020 Cuma

SA8572/AŞ109: Yıldızları ile Parlayan Türkiye; Erdoğan, Selçuk Bayraktar, Fahrettin Koca

"Çünkü artık onursuzların kazandığı değil kaybettiği bir çağa giriyor şehrim, ülkem ve dünya. Bu muhteşem yolculuğun liderliğini yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da takdir eden, destekleyen ve örnek kabul eden insanların arttığı bir dünya artık mümkün olan bir dünya."


İçinde yaşadığım şehri, ülkeyi ve dünyayı dışarıdan seyretmek, olaylar arasındaki ilişkileri soruşturmak ve anlamak beni tedirgin etse de neler olup bittiğine dair bir fikir üretmemi sağlıyor. Bu bir hayat biçimine dönüştü bir anlamda benim için. Fikir üretmek, özellikle kirli ve yanlış, manipülatif bilgi saldırısı altında bunu yapabilmek, bu çağın en büyük başarısı olarak tanımlanmalı; çünkü fikirsizliğin yaygınlaştığı bir devrin tam ortasında başka bir zenginlikten bahsedilemez bile.

Bizi insan yapan hemen her şeyden uzaklaştığımız bu çağda para, ün, makam, sıfat, titr bir zenginlik sayılamaz; sıradanlaşmış ve büyük oranda karanlık güçler tarafından bahşedilmiş olan bu tür şeyler bir edinim ya da kazanım değil, tam aksine bahşedenleri tarafından bir gün diyeti istenecek bir kirlilik, yoksulluk; tam olarak onursuzluk.

Onursuz milyonlarca insanla bir arada yaşamak, bu onursuzların sürekli zihnimize boca ettiği karanlık şeylerle mücadele etmek demek. Kaç kişi bunun insanı insan yapan bir fikre sahip olmak demek olan insan onurunu koruma mücadelesi olduğunu anlayabilir, bilmiyorum. Beni teselli eden de bu onursuzluğun farkına varan yine milyonlarca insanın var olmaya devam etmesi. Ancak endişelerim, artan onursuzların bir standart oluşturacak kadar çoğalması ve değersizliğin, onursuzluğun gelecek nesillere doğru yayılmasından kaynaklanıyor.

Olaylar arasındaki ilişkileri soruşturmak, anlamak ve anlatmak bu yüzden önemli. İnsanların kirli bilgilerin ürettiği kaosa karşı bir duruşları olmasını istiyorsak, her birimiz onurumuzu korumak için kötülerden çok daha fazla çaba sarf etmek zorundayız.

Covid-19 salgınının hepimize dayattığı zorunlu bir tutsaklıkla boğuştuğumuz bugünlerde, istatistiksel olarak kötülüklerin azaldığı yazılıyor bütün ülkelerde. Çünkü durdurulmuş toplulukların, evlerine tıkılmış insanların hissettikleri ihtiyaçlar en temel düzeye inmiş durumda. Zorunlu ihtiyaçlar seviyesindeki insanın sorgulayacağı çok şeyleri olmak zorundadır ve insanlar sorguluyorlar. Dünya dönmeye devam ediyor ve yeni tanımlar, yeni düşünceler çıkıyor sıkıştırılmış insanın elinden… Bu da bir umut işaretidir gelecek için.

Ne var ki; salgınla mücadele ederken, kötüler ve kötülükler güçleri ve alanları sınırlansa da durmuyorlar, durmayacaklar. Yaşadığım şehrin yalanları, yaşadığım ülkenin yalanları ile birleşiyor ve dünyanın yalanları ile doğrusal bir ilişki kurarak hepimize, içinde yaşadığımız korkunç yalanlar cehenneminin bütün iç yüzünü gösteriyorlar. Her gün daha çok insanın bu yalanları görmesi, hissetmesi ve sorgulaması gerekiyor, aksi halde dünya kanlı üç yüz masonik yılın bütün irinleri ile her tarafta hüküm sürmesi kaçınılmaz olmaya, 21. Yüzyılı da mahvetmeye devam edecek.

Türkiye, muhteşem bir tarihe sahip insanların yaşadığı ülke, ama bu gerçek, bu insanların yaşadığı üç yüz yıllık dağılmışlığı tamamen fark ettikleri anlamına ulaştırmıyor bizi. Egemenlik dilini kaybetmiş bir milletin 2002’den beri yaşadığı şeylerin analizlerini yapabilecek çok fazla sayıda insanımız maalesef yok. Bunu aşmak zorundayız, çocuklarımıza bırakacağımız miras onurumuzla yürüttüğümüz bu mücadelenin sürmesini sağlayacak kadar güçlü olmaya mecbur.

Tarihin, yeniden, ancak bu kez Türkiye’nin de aktif bir şekilde katılarak yazıldığı bir devrin tarihi olduğunu iyi bilmeliyiz. Erdoğan liderliğinde bir tarih yazılıyor, bu millet yeniden bir tarih yazıyor; bunu anlamak bize daha güçlü adımlar atma imkanı verecek.

ABD, İngiltere, Fransa, Çin gibi BMGK üyesi dört süper devlete Covid-19 salgını karşısında yaşadıkları yıkımla başa çıkabilmeleri için her türlü tıbbi teçhizatı ‘yardım’ olarak gönderecek bir güce ulaşmış, beşinci ve son üye Rusya da yardım isterse gönderebileceğini ilan etmiş, aynı zamanda 83 milyonluk nüfusunu da bu salgından koruyacak bütün tedbirleri almış, uyguladığı stratejiyle de salgınla mücadelenin ilk aşamasını en düşük (%2.72) ölüm oranıyla başarıyla tamamlamış bir ülke olarak Türkiye, bir yıldız gibi parlıyor.

"Büyük Türkiye, Çin, ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya dahil 60 ülkeye koronavirüs krizi kapsamında maske, biyolojik tehlike tulumu, tek kullanımlık koruyucu kıyafet, önlük, koruyucu gözlük, eldiven, antiseptik ve COVID-19 test kiti gibi ürünler gönderdi." Seçkin Deniz, 5 Mayıs 2020

İngiltere ve Fransa dışında Almanya, İtalya, İspanya gibi Avrupa’nın lokomotif ülkelerine salgın karşısında merhametli ellerini uzatan bir ülkenin vatandaşı olmaktan onur duymak, ancak ve yalnızca onurlu insanların işidir. Salgının başladığı Mart 2020’nin başlarından ilk vakanın tespit edildiği 11 Mart’a kadar, Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin çevresini saran Covid-19 salgınına karşı aldığı tedbirlerle korunmuş olmasını kabullenemeyen ‘muhalif’ tipli sırtlanların bundan onur duymadığını biliyorum.

Bunlar hemen her gün yayınladıkları yalan, gerçek dışı ve iftira niteliğindeki karalama amaçlı haber ve yorumlarla bu onurlu milletin moralini bozmaya kalktılar; BBC, DW, Guardian, Euronews gibi yalan haber ve yorumları ile Türkiye karşıtlığı yapan küresel güçlerin tetikçileriyle iş birliği yaptılar, ama Türkiye’nin büyüklüğüne, başarısına engel olamadılar.

Çünkü artık onursuzların kazandığı değil kaybettiği bir çağa giriyor şehrim, ülkem ve dünya. Bu muhteşem yolculuğun liderliğini yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da takdir eden, destekleyen ve örnek kabul eden insanların arttığı bir dünya artık mümkün olan bir dünya.

Evlerimize çekildik, ailelerimizle daha çok vakit geçirdik, Covid-19 bir şerdi, küresel güçlere sahip satanizmin ürettiği bir tuzaktı; Allah o tuzağı tersine çevirdi, Covid-19 dağılan aileleri bir araya getiren bir unsur haline geldi. Avrupa evine kapandığında artan aile içi şiddeti tartışırken Türkiye, ailesinin farkına varan ve bir arada vakit geçirmeyi hatırlayan eski zamanlarına döndü.

4 Mayıs 2020 itibarı ile peyderpey Covid-19 sınırlamalarını kaldıran Erdoğan, muzaffer bir komutan olarak aynı zamanda, Suriye’de ve Libya’da aynı satanist gücün müslümanların başına sardığı terör ve savaşı, her gün etkisi daha da güçlü bir şekilde hissedildiği üzere, yerli İHA-SİHA teknolojisi ve savunma sanayi ürünleri ile defetmeye başardı. Libya’dan ve Suriye’den çökmeye başladığımız tarih, yine Libya ve Suriye üzerinden yürüyen onurlu savaşın bir sonucu olarak değişmeye, yükselişimizi sağlamaya başladı.

Suriye’de askerî gücümüzle geri adım atmaya zorladığımız ABD, BAE ile birlikte Türkiye-Erdoğan düşmanlığı yapan Suud diktatörlüğünden patroit savunma sistemlerini ve iki savaş filosunu çekiyor, Basra Körfezi’nde savaş gemilerini azaltıyor, petrol şirketlerini Doğu Akdeniz’den Türkiye’nin hak alanlarından çekmek zorunda kalıyor.

İçimizdeki hainler ise her gün yeni bir yalanla, yeni bir parti aparatıyla büyüyen Türkiye’nin önüne dikiliyorlar. Erdoğan’ın geçmişte Ak Parti bünyesinde Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakan, milletvekili yaptığı isimler, hiçbir onur kırıntısı taşımadan, Satanist Batı ile, CHP-HDP-İP-SP-PKK-FETÖ ile ortak bir cephede boy göstermekten ve Erdoğan'a ve bakanlarına saldırmaktan çekinmiyorlar. Bu onurlu halk her şeyi görüyor, hak ettikleri muameleyi gösteriyor, bir fikir ediniyor ve onları yok sayıyor.

İhanetin gözle görülebilir, kulakla duyulabilir bir hale geldiği bu çağda, kahramanlıklar da aynı şekilde görülebiliyor. ABD’nin, Rusya’nın, Fransa’nın, İngiltere’nin, Almanya’nın, İran’ın, İsrail’in, BAE’nin, Suud’un bütün şeytani planlarını ürettiği İHA-SİHA’larla yok eden; çok kısa bir sürede bütün dünya devlerini Covid-19 karşısında yokluğu ile çökerten ventilatör sistemini üreten Selçuk Bayraktar gibi bir kahramanı da görüyor, destekliyor ve onunla gurur duyuyor. Covid-19 salgını karşısında sorumluluğunu eksiksiz bir şekilde yerine getiren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya takdirlerini sunuyor.

Bizler, onurlu bir milletin onurlu insanları olarak tarihe şahitlik ediyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Biliyoruz ki; bu yolculuk ahmakların, onursuzların ve hainlerin durduramayacağı, kadın-erkek-çocuk-genç-yaşlı, ama insan olarak kalmamıza imkan sağlayan büyük bir yolculuk.


Arif Şahin, 08.05.2020, Sonsuz Ark, Şaşkınların Tarihi 109


 Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.



Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı