5 Ocak 2020 Pazar

SA8265/KY13-AO326: İslâm Coğrafyası'nın Zihinsel Değişim İhtiyacı

"Küresel tecrübeleri dikkate alan, evrensel yaklaşımları hedefleyen bir zihinsel evre geçiremezsek, emperyallere yem olmaya ve birbirimizi boğazlamaya devam edeceğiz."


'İslâm Dünyası' dediğimiz coğrafyada türlü türlü 'İslâm' var. İnsanlığa rahmet olarak vahyedilen İslâm dini, bırakınız insanlığı, müslüman diye nitelendirilenleri dahi bir araya getirmekten uzak bir anlayışa teslim olmuş durumda..

Bunun ana nedeni, öncelikli olarak cehâlet..

Cehâlet denince; neredeyse hiç eğitim görmemiş, sadece okul dışı dini bilgiler edinen ve evrensel eğitim sistemine sıcak bakmayan sömürü konumundaki fakir ülkelerde yaşayanlarla, sadece şatafat içinde yaşayan, dine dayalı devlet iddiasındaki petrol zengini monarşik ülkelere kadar uzanan bir ümmetin dünyayı okumaktaki zaafiyetinden bahsediyorum..

Hayatı -asgarî- evrensel doğrular üzerinden kavrayamayanları yönlendirmekte mahir olan emperyalizmin öncü gücü, toplum mühendisleri bu cehalet örgüsünü besleyerek 'İslâm Ülkeleri' denen ülkelerde diledikleri kadar ayrıştırma zemini oluşturabiliyor, bu grupları birbirlerine kolayca düşman edebiliyor, diledikleri gibi kullanabiliyorlar..

Emperyal güçler bu işi o kadar ileriye götürmüşler ki, artık dilediklerinde İslâm adına tüm müslümanları gözlerini kırpmadan katledebilecek kadar insanlıktan yoksun DAEŞ-IŞİD gibi gruplar türetebiliyorlar.

Bugün İslâm coğrafyasına baktığımızda;

Hak mezhep diye nitelenen 4 mezhep, onlardan yeni çıkarımlar üreten Selefilik, vehhabilik.. 

Bunlardan doğan silahlı- silahsız onlarca grup..

Caferîlik-Şiâ çizgisinde onlarca mezhep ve onlarca grup..

Bütün bunların içinden üretilmiş onlarca farklı ekol ve onlarca tarikat-cemaat vs...

İşte yüzlerce ekole ayrılmış bu gruplar, emperyalist yönlendirmeler sonucu birbirlerinden hızla uzaklaştırılıyor ve hızla birbirlerine düşman yapılıyorlar.

Ne yazık ki; bu devletlerin yöneticileri de bu kötü tablodan istifade etmenin ötesinde bir şey düşünmüyorlar..

O hâle gelinmiş ki, bu coğrafya içerisinde yer alan ve 'Müslüman' diye tanımlanan birileri yok edilmekle karşı karşıya gelse, onları yok etmek isteyenlerin kimlikleri önemsenmiyor ve diğerleri buna göbek atıyorlar..

Ne garip!

İslâm'ın ilk dönemlerinde müslüman olmayanları İslâm'a ısındırmak için gayret sarfedilirken şimdilerde kendi gruplarından olmayan müslümanlar yok edildiğinde müslüman olmakla övünen diğerleri buna seviniyor...

İslâm coğrafyasının içinde bulunduğu bu durumdan kurtulması için öncelikli olarak zihinsel bir devrime ihtiyaç var..

Bunun tek yolu ise ilmi/bilimi yüceltmekten geçer.

Küresel tecrübeleri dikkate alan, evrensel yaklaşımları hedefleyen bir zihinsel evre geçiremezsek, emperyallere yem olmaya ve birbirimizi boğazlamaya devam edeceğiz.

Avrupa, 60 milyon kurban verdikten sonra birlikte düşünmenin önemini kavradı.

İnşallah, bizler de aynı şeyleri yaşamayız, aklımız bir an evvel başımıza gelir ve ayrılıkları sona erdirecek çözüm yolları geliştiririz..



Adnan ONAY, 05.01.2020, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Gündem'in Düşündürdükleri





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı