5 Kasım 2018 Pazartesi

SA7081/KY1-CÇ554: Sigaya Çekmek Çekilmeyeni

"Hak etmiyor bağışlanmayı dil. Kovuldu dil bilinsin gönlün sözcülüğünden. Ona yaraşır bir kılavuz değilmiş meğer. Öylesi bir yetkinlikte değilmiş. Sığlığın çukurunda debelenmeyi kendine bir yol bilmiş."


Nedendir bu sessizlik? Diye sorarım dilime. Bilgeliğinden kuşkusu mu var gönlümün? Dilin gönle sırt çevirecek kadar muhteşem bilgiler mi saklıdır dağarcığında? Derinliklerinde sakladığı erişilmez gizler midir? Hem nereden almıştır o ihtişamı? 

Ey dil kimedir bu caka satışın? Bu toz kondurmazlık, bu ‘ben bilirim’ tavırları ne gün onandı? Kimdendir bu cesaretin? Beslendiğin sular bu denli kibirli miydi? En sonunda, evet en sonunda gelip duracağın yer kibrin otağı mı olacaktı? En sonunda, evet en sonunda en körlüğün, en sağırlığın, en acımasızlığın, en hazımsızlığın, en vurdumduymazlığın, en paçozluğun, en şımarıklığın, en vurdumduymazlığın, en bencilliğin, en kaypaklığın içinde güle oynamayı göze hoş gösterecek yanılgıların kurbanı mı olacaktın? 

Bir de bütün bunların yanına ulu orta meydan mı okuyacaktın?

Bu efelenişinin kaynağını da bilirim.. eğer dilersen düşüreyim pazar meydanlarına kentlerin. O iğrenç o sefih pazarlarına ikiyüzlü kentlerin. Var mı cesaretin? Ah seni gidi ikiyüzlü! Korkak seni! Madem miniciktir, bir serçenin yüreği kadar bile değildir yüreğin gönle bukağı vurmaya nasıl yeltenirsin? Seni korkak cüce! İşte böyle veririm sırrını ele. Ah! Bu bir muhbirlik değildir elbet! Silkinip kalkman içindir ayağa. Tozunu-pasını silmen içindir üzerine sinen zehirlerin. Kentlerden üzerine yağan kapkara kurumlardan temizlenmen içindir.

Sen ne de arsız olmuşsun bu uzun uykuda! Ne de yakışmış ama sana arsızlık! Hor görsem de böyledir bu. Arsızlığa sırnaşmanın bedeli ağırdır. Böyle bilmeliydin. Böyle bilmelisin. Ve bir sıçan gibi kaçıp gitmek daha soysuzcadır. Sıvışmak daha da kötüdür arsızlıktan. İnkâr gelirse kolayına, inkâr et bakalım! 

Ah sen ne hokkabazmışsın ey dil! Sen hep böyle miydin? Sanki sen hep böyleydin. Kendini boyayıp satmış gibisin. Satar gibiydin. Sen ne sinsiymişsin! Uzak dur! Evet uzak dur bulaşmasın sinsiliğinden bir zerre bile gönlüme! Görmekteyim pek erken olduğunu bozgunun. Bir bozgun denebilirse eğer. Vakitsiz bir zaman.. hangi temizlikçi temizleyebilir sinsiliğinden ilişen lekeyi. Ben hiç lekeli dolaşmasını beceremedim. Hem heveslenmedim. Ve kimseye önermedim. Hele sana asla! Ama işte sinsiliğinle canını sıkıyorsun gönlümün. Ve benim. Ayaklarımı kurtardığımda bu kentin bataklığından hesabı en önce görülecek olan sensin. 

Ah nasıl da sırnaşmayı bellemişsin en usta aktörlerine taş çıkarırsın şu kentin. Nasıl da yaltaklanıyorsun sünepe bir köpek gibi. Dur! Daha fazla yaklaşma! Hatta git birkaç adım daha git benden öteye. Benden ve gönlümden öteye.

Kentin dehlizleri mekânın olmuş. Yolun lağım güzergahıymış her daim.. İşte böyle çıkarırım ipliğini pazara. Başkalarının ayakları altında kalır kendi ayakları altına almayan kendini. Sakın kendini, sakınmak olur iyiliğin bize! Hem iyilik de istemiş değiliz ne ben ne gönlüm senden. Sakınmak kendine iyilik olur, kendini kendinden sakın! Ve çıkma iyice bir temizlenmeden karşıma. Çıkma karşımıza. Katılma şölenlerimize arınıp durulanmadan.

Bilirsin “merhamet”i kovmuştum evrenimden. Sakınman merhametin olur senin sana. Seni arınmadan yoldaş etmem gönlüme! Ne gönlüme ne kendime! 

Bir bak ne sefih şeylerdir öykündüğün! Ne pespaye! Ne zavallı mezatlık şeylerdir! Demek, diyorum gönlüme, demek kulakları tıkalıymış dilin! Demek sağırmış! Hiçbir şey almamış coşkun söylevlerimizden. Şölenlerimizden. Hiçbir şey ulaşmamış derinliklerine. Pek sahteymiş duruşu. Dinleyişi. Pek sığmış. Sığlıktan nemalanmış. 

Sığlığın en bariz göstergesi genellemedir..  yani ahretlik "bütün kuğular beyazdır" önermesine sıkı sıkıya sarılmaktır. Bu tavır ise çıkmazların en derinine düşmektir diye öğrettim sanıyordum sana ey dil. Öğrendin sanıyordum. Bir sanıdan öte değilmiş demek. Yani ahretlik "bütün kuğular beyazdır" önermesine sıkı sıkıya sarılmışsın bunu geç fark ettik. 

Sığlık bir tavırdır... olanı olduğu gibi ortaya koymak yerine kendinde olanı olan olarak ortaya koyma gayretinden öte değildir.. yani ahretlik sığlık "madem ben böyle diyorum öyle ise o öyledir" deme halidir. Bu halin en kötürüm bir hal olduğunu belleyip belletmek için yola çıkmışsın diye bildik. 

Halin içler acısı, oysa sığlığın temelini bilgiye ulaşmanın zorluğundan sanışım üzerinden yaklaşık otuz yıl geçti.. yani ahretlik 'kazın ayağının öyle" olmayışını gönül öğreneli otuz yıl olmuş. Bu bilgi sana bir yol bulamamış. Ne de ustaymışsın aldatmada.

Ne de ustaymış aldatmada. Nasıl da kulak ardı etmiş “aldatan kendini aldatmıştır!” düsturunu. Ve nasıl bir utanmazlıkla katılmış meclisimize. Nasıl da sezmemişiz! Yine de işte çıkardım ipliğini pazara. Hani kızarsa yüzü diyeceğim; hak ediyor bağışlanmayı. Bak nasıl da küstah gülüşleri. Nasıl ifritçe bakıyor. 

Dağlanacak gözler edinmiş dil. Kör bir bıçakla çıkarılmayı hak eden gözler bulmuş. Kim bilir hangi ifritin otağında sabahlamış. Hangi büyücünün irinli çorbasından içmiş. Ne de kötü kokular salmakta çevresine. 

Hak etmiyor bağışlanmayı dil. Kovuldu dil bilinsin gönlün sözcülüğünden. Ona yaraşır bir kılavuz değilmiş meğer. Öylesi bir yetkinlikte değilmiş. Sığlığın çukurunda debelenmeyi kendine bir yol bilmiş.



Cemal Çalık, 05.11.2018,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Sözcüklerin Düş Hâli




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı