14 Eylül 2018 Cuma

SA6819/ÂA33: İdlib Barış Harekâtı

İdlib, Suriye'de yeni bir başlangıç için, barış için Türkiye tarafından atılan diplomatik ve askerî adımların üçüncü ve son büyük adımıdır.


Fırat Kalkanı ve Zeytindalı Harekatları küresel konsensüs ağına girilerek ustalıkla başlatılıp tüm engellere rağmen nasıl başarıldıysa İdlib Harekâtı da aynı stratejik ustalıkla gerçekleşmeye doğru ilerliyor. Bu harekâtın adının da İdlib Barış Harekâtı olması kuşkusuz çarpıcı gerçeğin en net temsilidir.

ABD-Rus-İran fırsatçılığının kirli ve sinsi çarpıtmaları, tehditleri her zamanki gibi Türkiye'nin  'insan' temelli politikalarında dağıldı. Fırat Kalkanı ile Zeytindalı Harekâtlarının etki alanında ürettikleri barış ve huzur iklimi artık mağdur ve mazlum Suriyeliler için umut anlamına geliyor. Türkiye Suriye-İdlib sınırına tank ve asker yığarken kanlı haritalarının başında şeytanî planlar yapanlar seslerini kısmak zorunda kalıyor.

Türkiye, Rus-İran entrikalarına karşı ABD-AB entrikalarını İdlib'de çatıştırarak, muhtemel İdlib Barış Harekâtını meşrulaştırdı; kendisi için büyük tehdit sayılabilecek bir stratejik kuşatmayı yeniden yarmaya kararlı olduğunu bütün dünyaya gösterdi. Lazkiye'de yakalanarak Türkiye'ye getirilen bombacı katil Yusuf Nazik'in itiraflarıyla Reyhanlı katliamının sorumlusu olarak katil Esat artık Türkiye'nin kişisel meselesi, İdlib bu kişisel meselenin kişisel olmayan harekât alanı.

Türkiye bir yandan Suriye'de demokratik seçimlerin yapılabilmesi için Astana ve Cenevre süreçleri çerçevesinde girişimlerini sürdürürken, diğer yandan Özgür Suriye Ordusu'nun yeniden inşâsı ile Suriye'nin mağdurlarına ve mazlumlarına umut aşılamıştır. 

ABD'nin, Suriye topraklarının yarısına tekabül eden Fırat'ın doğusunu terör örgütü PKK ile birlikte işgal etmesi ve Türkiye'den başka tehdit edeceği hiçbir düşman olmamasına karşılık Rusya ve İran'ın son Tahran Zirvesine kadar bu işgale ses çıkarmaması, aksine Putin'in Suriye'nin %90'ının teröristlerden temizlendiğini iddia ederek İdlib'i bombalaması Rusya-ABD ve İran'ın başından beri Suriye'de ortak çalıştıklarının bir göstergesidir.

Putin, tehditlerle sonuç alamayacağını anladığı zamanlarda yaptığı gibi Türkiye'nin kararlı duruşu karşısında sessizliğe gömülmüş, İran büsbütün görmezden gelmeye başlamıştır. ABD de Esat'ı rahatsız edecek herhangi bir girişimde bulunmayacağını açıklamış, yıllardır yaptığı gibi savsaklama ve Esat'a zaman kazandırma amaçlı 'kimyasal silah kullanma' tehditleri savurmakla yetinmiştir, ancak İsrail Esat'ın kontrolü altındaki topraklara dilediği zaman, dilediği şekilde saldırılar düzenlerken Putin, hava savunma sistemlerini devreye sokmamıştır.

İdlib'de ve genel olarak Suriye'de savaşın bitmesi ve barışın tesis edilmesi, İsrail için kabustur, Rusya, ABD ve İran için gerekçelerin ortadan kalkması ve işgal ettikleri toprakları terk etme zorunlulukları anlamına gelmektedir. Ancak eğer Türkiye etkisinde bir Suriye yeniden tesis edilebilirse İsrail bundan rahatsızlık duymayacaktır; gelinen noktada ABD ve AB ile Netanyahu ile sık sık görüşen Putin için de İsrail'in bu beklentisi kaydadeğerdir ve önemlidir.

Suriye'deki savaşın alternatifli olarak iki temel amacı vardır. Birincisi Türkiye, Suriye, Irak, İran ve Arabistan'ı parçalamak Türkiye ve Ortadoğu'ya bir Kürdistan kazandırarak ağırlıklarını yitirmiş yönetilebilir ve tehdit olma potansiyeli yok edilmiş küçük ve güçsüz müslüman devletler kurmak, bu başarılamazsa ikinci amaç olarak Türkiye'ni İsrail sınırlarına kadar çekerek İsrail'in güvenlik sorunlarını ortadan kaldırmaktır.

Artık Türkiye'nin parçalanamayacağı, Türkiye, Irak, İran ve Suriye'den toprak alınarak Kürdistan'ın kurulamayacağı, IŞİD Terör Devleti ile Irak-Suriye arasında bir Sünnistan kurulamayacağı anlaşılmıştır. Türkiye bu iki planı da Fırat Kalkanı ve Zeytindalı Harekâtları ile çöpe atmıştır. İdlib Barış harekâtı da Fırat'ın doğusunda kurulması planlanan PKK Terör Devleti'nin sonunu getirecektir. İlk amacına ulaşamayan küresel terör tröstü ikisi de İsrail'in güvenliği için oluşturulan amaçlardan ilkini gerçekleştiremeyince ikinci amacın gerçekleşmesini çaresiz kabulleneceklerdir. 

Türkiye tarihteki yerine geri dönerken iyi düşünülmüş stratejik planlarla güçlü bir devlet olduğunu, ekonomik krizle sıkıştırılsa bile, bu planlarından vazgeçmeyeceğini asker sevkiyâtı ile ilan etmiştir. Türkiye on iki askerî gözlem noktası ile İdlib'in güvenliğini sağlamak üzere zaten İdlib'dedir, buna rağmen herhangi bir şekilde yapılacak kara harekâtını da ÖSO ile birlikte karşılayacağını, harekât alanını da İdlib'le sınırlı tutmayacağını somut bir şekilde hissettirmektedir.

İdlib, Suriye'de yeni bir başlangıç için, barış için Türkiye tarafından atılan diplomatik ve askerî adımların üçüncü ve son büyük adımıdır.




Âkil Ağazâde, 14.09.2018, Sonsuz Ark, Stratejik-Diplomatik-Politik Mülâhazalar





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı