24 Mayıs 2018 Perşembe

SA6187/KY49-İTIĞLI104: Akif Emre’nin Filistin’i

"Şimdi onlar gittiler, yalnız bir hatırlama kaldı aramızda. Bu hatırlamanın adı da Akif Emre’nin deyimiyle “Kudüs bilinci”dir…"


Akif Emre aramızdan ayrıları bir yıl oldu. Geçen Mayıs kaybetmiştik kendisini. Akif Emre’yi kaybedişin ne kadar derin bir kayıp olduğu, şu Filistin’de yaşanan İsrail teröründen sonra daha da anlaşılır hale geliyor.

Akif Emre için Kudüs’ün, Filistin’in ümmet diyarı içinde ayrı bir yeri vardı. Belki de Filistin hakkında en fazla yazı yazanlardan biriydi. Filistin karşısında her zaman duyarlı, hassas bir yapısı vardı. Filistin’de ne zaman bir İsrail terörü gerçekleşse, o herkesin karşısında sağlam duran bu adamın hüzünlendiğini görürdüm.

Filistin hakkında nereden bir konuşma teklifi gelirse kaçınmaz, Anadolu’da bir kasaba dahi olsa oraya otobüsle gider, konuşmasını yapardı. Onun için Filistin bir dava, sırtımızda taşınması gereken bir sorumluluktu. Bir defasında Müslümanların yaşadığı bazı olaylara canı sıkılmış çağrılan yerlere gitmeme kararı almıştı. Fakat Filistin’de yine İsrail terörü gerçekleşince kendisini konuşma yapması için bir toplantıya çağrıldığına tanık olmuştum. Filistin sözünü duyunca tereddütsüz olarak kabul etmişti. Aslında diğer çağrılan kişiler arasında pek hoşnut olmadıkları olmasına rağmen bu daveti kabul etmişti. Telefondaki çağıran şahıs kendisini istediği yerden alabileceklerini söylemesine rağmen kabul etmemiş, o programa benimle birlikte otobüs ve metrobüsle gitmeyi tercih etmişti.

Programa giderken her zaman pek fark edemediğim bir heyecanı vardı. Filistin’i konuşmuştuk yine bir saati aşan yolculuğumuz esnasında. Programa konuşmacı olarak çıktığında kalabalık salonun pür dikkat bir şekilde onu dinlediğini görmüştüm. Akif Emre’nin Filistin söylemleri farklı ümmetin çözümler bulmasına yönelik söylemleri kapsıyordu. Dinleyici gençlerden biri “Filistin sorunu, ümmetin problemi” dediğinde o gence dönerek “Filistin sorunu diye bir şey yok, İsrail diye bir sorun var” demişti o latif sesini sertleştirerek.

İsrail yine Filistin’de kan döktü. Çocuklar, kadınlar, engelliler İsrail kurşunları altında can verdi. Ümmet yine yüreğini parçalıyor, İsrail her zaman yaptığını yapıyor aslında fakat bir farkla. Daha önce Amerika’yı arkasına alarak Filistinleri hizaya getirmek için öldürüyor, yok ediyordu. Şimdi ise ABD’yi yanına alarak, daha da göstererek bu işi tekrarlıyor. Filistinlileri değil Gazzelileri değil aynı zamanda onların üzerinden ümmeti hizaya getirerek yapmak istiyor.

Akif Emre’nin Filistin’i Kudüs’ü, Gazze’yi kapsayan bir Filistin’di. Yaşanan olaydan sonra yayınlara baktığımızda direnişi Gazze ile sınırlı tutmak gibi bir ayrıntı vardı. Oysaki direniş Gazze’de olsa bile Kudüs için Filistin için yapılıyordu. İsrail ölen 8 aylık çocuğu bile Hamas üyesi olarak göstermek gibi bir aymazlık içindeydi. Gazze’yi, Kudüs’ü birbirinden ayırmamak gerektiğini bizzat Gazzeli Müslümanların soylu direnişleri gösterirken, bizim Gazze’ye vurgu yapmamız bu parçalanmışlık algısına katkı sağlayacaktır. Önceden bir ümmet sorunu vardı, sonra Ortadoğu, sonra Arap-İsrail, sonra Filistin, Kudüs, Gazze… Aslında bunların temelinin İsrail sorunu olduğunu unutmamak gerekli.

İsrail, dikkati Gazze’ye çekerken Kudüs işgalini daha da derinleştiriyor.

Kudüs’ün işgal altındalığı sürüyor. ABD’nin Kudüs’e elçilik açması ile bu işgal yeni bir boyut kazandı. Artık sadece bir İsrail işgalinden söz edemeyiz, aynı zamanda Kudüs ABD tarafından da işgal edilmiştir. Ortadoğu coğrafyasının diğer bölgelerinin işgal edildiği gibi.

Akif Emre, Mısır’daki darbeci Sisi iktidarını bu işgal denkleminin bir parçası olarak görüyordu. Şimdi ise işgale yeni denklemler eklendi: Suud veliaht prensi ve Birleşik Arap Emiri. Daha önce Arap dünyasından hiçbir lider Kudüs’ü işgalci ABD ve İsrail’e hiç bu kadar peşkeş çekmemişti. Tarihin hiçbir zaman affedemeyeceği bu ihanetin benzeri daha önce görülmemişti.

Kudüs ve Gazze işgali ve saldırısı tüm Ortadoğu’ya tüm dünya Müslümanlarına saldırıdır. Yalnız bu işgal ve saldırının ehemmiyeti hala dünya Müslümanları tarafından idrak edilememekte, Ortadoğu, Filistin, Kudüs, Gazze Müslümanları yalnızlaştırılmaktadır. Birkaç Arap ülkesinde 100-200 kişinin protestosu gibi tepkilerle karşılaştık yalnız. Oysaki Gazze’de akan Müslüman kanı Bengladeş, Pakistan, Senegal, Endenozya’daki Müslümanınkinden farklı değildi.

Gazze, Kudüs, Filistin yalnız ortak bir dille, ortak bir direnişle kurtulur. Nijerya, Endonezya, Pakistan, Bengladeş, Mısır, Hindistan Müslümanları sokakları doldurursa kurtulur. Ortak bir direniş, eylem birliği oluşturursa kurtulur.

Akif Emre İslam coğrafyasını hep bir bütün olarak görür. Bosna, Kudüs, Buhara, Tanca, Patani, Üsküp onun için birbirinden farklı olmasa da Kudüs’ün ayrı bir yeri, Filistin’in ayrı bir yeri vardır. Çünkü onun için Kudüs sevilmeden insanlığa girilemediğine Kudüs’ü savunmanın insanlığı savunmak anlamına geldiğini düşünürdü. Kudüs İnsanlığın kutsal birikiminin bir sonucuydu, Esaret altında, işgal altında olan bir Kudüs, insanlığın da esaret altında olduğunu gösteriyordu.

Akif emre bir yazısında “Ramazan hilali Kudüs’ten doğar” demişti. Ramazan başlamasına birkaç gün kala tekrar bir saldırıyı topyekûn bir işgali yaşadık. Ramazan’ı Filistin’de şehid olan kardeşlerimizle karşıladık. Oruç bize kendisini hatırlattığında Kudüs’ün de işgal altında olduğunu hatırladık. Bu yüzden Kudüs’e bakarak çaresizliğimizi, yoksunluğumuzu hatırladık gelen oruç ayı ile birlikte.

Oruç bize Kudüs bilincimizi tekrar hatırlattı. Çünkü varlığımız, ümmet oluşumuz ancak Kudüs bilinci ile mümkün olabilirdi. Müslümanların çektiği sıkıntılara, felaketlere, işgallere, saldırılara ancak Kudüs bilincimizle karşı durulabilirdi. Bu yüzden hamasetten uzak ortak bir Kudüs direniş dili oluşturmak lazım.

Kudüs, Ramazan ve Akif Emre’yi hatırlarken Bahattin Yıldız’ı da unutmamak gerekli. Bahattin Yıldız Akif Emre’nin yol arkadaşıydı. Bahattin Yıldız bir Kudüs eylemcisi savaşçısıydı. Afganistan’da bir uçak kazası sonucu hayatını kaybedeli sekiz yıl oldu. O da yine mayıs gününde hakka yürümüştü. Bahattin Yıldız vefat etmeden bir hafta önce Akif Emre’nin Beşiktaş’taki ofisinde görüşmüştük. 

Şimdi onlar gittiler, yalnız bir hatırlama kaldı aramızda. Bu hatırlamanın adı da Akif Emre’nin deyimiyle “Kudüs bilinci”dir…



İbrahim Tığlı, 24.05.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Afrika'dan

İbrahim Tığlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: İbrahim Tığlı Beyefendi'den yazılarının yayınlanması için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 23.06.2016



Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Gerçek Hayat




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı