9 Kasım 2017 Perşembe

SA5135/KY35-YTK233: Game of Thrones

"İzlerken bizi sadece içinde olduğumuz iyi ilişkiler nedeniyle değil, sadece bölgenin önemli bir aktörü olarak değil, yine sadece Sünnî bloğun ciddi bir parçası olarak da değil… Filistin, Suriye ve Irak açısından da çok ilgilendirecek gelişmeler yaşanacak."


Son yılların en popüler, Türkçeye çevirirsek “Taht Kavgası” diyebileceğimiz televizyon dizisinin adını yazının başlığı yapmamın sebebi basit; canlı olarak bir taht kavgası izliyoruz çünkü.

Nerede? Suudi Arabistan’da.

Biz sosyal medyada Aykut kocaman istifa mı etti diye tartışıp dururken Yemen’den atıldığı iddia edilen bir füze Riyad’a düşüp gözleri Suudi Arabistan’a çevirmişti. İlk haber Milli Savunma Bakanı’nın değiştiğiydi. Sonra Ekonomi Bakanı gitti diye düştü haber. Gece yarısına doğru onlarca prens, onlarca işadamı ve dört bakanın tutuklandığı, malvarlıklarının dondurulduğu haberi patladı.
Başkente düşen füze pek bir şey yapmamıştı ama patlayan Veliaht Prens Muhammed bin Selman bombası şu an itibariyle ülkeyi ve bölgeyi hâlâ sallamaya devam ediyor.

Şimdi yaşananlar kısa süre önce veliaht prensin değişmesiyle başlayan bir sürecin devamı şüphesiz. Ama iki önceki veliaht prensin helikopter kazasında ölmesi; teyit edilmemiş haberlere göre 2005’te hayatını kaybeden Kral Fahd'ın oğlu, bir başka güçlü prens olan Muhammed bin Fahd’ın da çatışmayla öldürüldüğü gibi bilgiler üst üste gelince taht kavgasının aşırı sert ve hatta kanlı başladığını, bundan sonra da daha da sertleşeceğini gösteriyor.

Yeni Şafak’ta bölge meselelerine vakıf Zekeriya Kurşun hocanın yazdığı yazı iç hesaplaşmanın bizde fazla bilinmeyen ekonomik boyutuna değiniyor.

Serbestiyet’te aylar önce Murat Çelik genel bir analiz yaparken aslında neredeyse bugün yaşanacaklara dair çok sayıda tereddüde de işaret etmiş. Tıpkı Takvim’de Tayfun Er’in ta Ocak ayında ilk değişime dair yazısı ve dünkü kısa analizi gibi.

Bahse konu yazılar Suudi Arabistan’ın kendi dinamikleri, tarihi, iç gerilimleri ve bütün bunların toplamı olarak bir taht kavgasını açık seçik ortaya koyuyor.

Bunun yanında şüphesiz bu ülkede yaşananların bölgesel gelişmelere yönelik atılacak adımların yönü, şiddeti açısından da etkileri olacak. Bütün bu operasyonun birinci sorumlusu görünen yeni veliahtın İran monusunda şahin, modernleşme, çağdaşlaşma konularında ufak tefek sinyaller veren, henüz ne anlama geldiğini bilmediğimiz şu “Ilımlı İslâm’a geçiş”ten yana tutumu olduğu biliniyor.

İç gerilimleri, taht kavgaları, Yemen’deki başarısızlıkları, ekonomik olarak çok zorlanmaya başlamaları, öyle ki “denizin suyu bitiyor” denilebilecek göstergeler yani bu haliyle yola devam edemeyeceklerinin ortaya çıkması sadece tahtın varisini değil, bundan sonra uygulanacak ekonomik, sosyal, kültürel ve tabii ki dış politik tercihlerin de değişmeye başlayacağı anlamına geliyor.

Fazla büyük bir toprak üzerinde, sanılanın aksine bütün nüfusun Vahhabî olmadığı, son sert operasyona rağmen iktidar denilen şeyin tek elde toplanmasına müsaade etmeyecek bir güç dengesi ve geleneklerin bulunduğu, Ortadoğu’da petrol savaşlarının yeni etnik ve mezhebî çatışmalar içinde debelenmeye neden olduğu bir dönemde Suudi Krallığı’nın çok yaşlı olan Kral’dan sonra nasıl şekilleneceğini hep birlikte izleyeceğiz.

İzlerken bizi sadece içinde olduğumuz iyi ilişkiler nedeniyle değil, sadece bölgenin önemli bir aktörü olarak değil, yine sadece Sünnî bloğun ciddi bir parçası olarak da değil… Filistin, Suriye ve Irak açısından da çok ilgilendirecek gelişmeler yaşanacak.

Bütün bu seçeneklerin toplamının da İran’la ilgili olduğundan şüphe yok.

İktidara gelecek olanın da gidecek olanın da genel olarak “Amerikancı” bir politikanın dışında kalması pek mümkün olmayan bir ülkede yine de iktidarını sağlama almanın yolu konjonktürel olarak da Amerikan politikalarına daha fazla sarılmak mı olacak, bunu İran meselesinde test edebileceğiz.

Ortada bir taht kavgası var, orası kesin.

Her kavga ve her “taht” meselesinde olduğu gibi, sonunda “Değdi mi acaba?” diyecek bütün taraflar. 

Bu kesinlik dışında, şimdi her şey çok bulanık…





Yaşar Taşkın Koç, 09.11.2017, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Ankara'nın Ruhu
Yaşar Taşkın Koç Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Yaşar Taşkın Koç Beyefendi'nin yazılarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 16.07.2015


İlk yayınladığı yer: Yeni Şafak




Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı