2 Ekim 2016 Pazar

SA3491/KY35-YTK122: Akıl Oyunları

"Bizim anladığımız şey açık, şeffaf, dürüst, yalın, net ve bir o kadar basit bir şekilde buna uygun bir hayat, yönetim, anlayış, devlet, hem kendi aramızda hem başkalarıyla böyle ilişki kurmak."


Bilmem bayram mıydı o zamanlar yaygın olan öylesine bir aile ziyareti miydi, aile büyüklerinden biri bir makas istedi. Sonra içtiği Maltepe sigarasının paket kağıdını özenle çıkardı. Sigaranın yenilenen yeni paket görseli üzerindeki iç içe iki sert kavisi önüne koydu. Bir yandan da anlatıyordu; “Yeni desenle meğer Nazi işareti yapıyorlarmış…”

Biraz uğraştı, çıkmadı pek gamalı haç. Babam, ben, bir iki aile büyüğü daha sonunda biraz svastikaya yani gamalı haça benzer bir şey çıkarabildik.

“Vay be” diye düşündük hep beraber… “Faşizm ne kadar tehlikeli hale gelmiş, Nazi sembolünü gizlice sigara paketinin üzerine basmış…”

Evet, sokakta sert çatışan iki kamptan biri diğeri için faşistse onun ötekine bakışı da komünistti.

Komünistler Birinci sigarası içerdi ve Birinci paketinin üzerindeki “20 yuvarlak sigara” yazısının 20'sini paketi şöyle yan çevirip rahatlıkla kasketli bir köylü yapabilirdiniz.

Onlar da Birinci sigarası üzerinden sızıyordu hayatımıza işte.

Bu yazıyı yazarken araştırdım ki meğer Bahar sigarasının deseninde de gizli bir Mao yüzü saklıymış.

Şimdi ta buradan, onca uzaklıktan bakınca bunlar komik geliyor evet.

Sol'a göre faşist olanların Nazi özentisi bile tarihin hem dar bir kesitinde hem küçük bir kesimiyle sınırlı kaldı.

Sağ'a göre komünist olanların da Birinci veya Bafra paketine kasketli köylü ya da gizli Mao yüzü işleyecek imkânı veya düşüncesi olduğunu hiç sanmıyorum.

Şimdi rahatlıkla karşıma geçip, “İyi ama Maltepe sigarasının paketindeki değişiklik 1976'da yapıldı. 1 Mayıs 1977'de de ülkeyi bir iç savaşa sokabilecek kadar kanlı, alçakça ve belli ki özenle çalışılmış, ispatlanamasa da yabancı parmakların da izi çok net olan bir katliam yapıldı Taksim'de?..” diyebilirsiniz.

Doğru. Aynen de öyle oldu.

Sırf bu yüzden de Kara Kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun, hem de sağın lideri Başbakan Süleyman Demirel tarafından 200 askerle birlikte re'sen emekli edildi.

Ama ne iç savaş tehdidi ortadan kalktı ne sokaklardaki ölümler azaldı. Bilâkis çatışma ve ölümler aşırı arttı.

Ve nihayetinde tarihin en kanlı darbelerinden biri ülkenin üzerinden silindir gibi geçti.

Hepsi doğru…

Meselemiz tam da bu.

Maltepe, Bafra, Birinci sigara paketleri üzerindeki desenler, yazılar, simgeler içinden bin türlü akıl yürütme ve oyunla gamalı haç, kasketli köylü, Mao vesaire ararken olgunlaşan bir darbenin kendisi görünmez olmadı mı?

Darbenin temel dinamiklerinin bir kavis, bir el işlemesi, bir el yazısı içine gizlenmiş olduğu tartışması bölgedeki değişimleri ve ülkedeki ana çatışmaları analiz edememeye mi sebep oldu?

SSCB Afganistan'ı niye işgal etmişti ve İran'daki devrimin bizi ilgilendiren sonuçları neydi?

O günün iki kutuplu kampının acımasız yer kapma savaşının tam ortasındaki Anadolu nerede nasıl konuşlanacaktı?

Yalta'da dahil edildiği kamp, savaş sonrası uğratıldığı korkular ve kendi karakteri itibariyle durmaya çalıştığı pozisyon her an değişime açık mıydı?

Türkiye dünyada tuttuğu yer açısından iki kamptan birine, olmadı Bağlantısızlar'a, hatta belki ondan başka bütün kamplar için en korkutucu olan “kendine ait bir varoluşa” dair bir seçeneği bulabilir miydi?

Sorular ne kadar soruldu, üçüncü ve hele ki dördüncü seçenek ne kadar ciddiye alındı artık tarihî bir tartışmadan fazlası değil.

Bu dış konjonktür ve içeride de sürdürülemez hale gelmiş ekonomik model içinde çalışanlar, emekçiler, üreticiler, köylüler de mutsuzdu tüketiciler de burjuvazi de.

Darbe tanklarıyla bütün bir halkın ve memleketin ve kurumların ve seçeneklerin üzerinden geçti.

Geçti ama gitmedi.

Kalıcı hale geldi ne yapılması istendiyse.

12 Eylül Cuma günü sigara paketleri üzerindeki simgelerden ne olup bittiğini anlamaya çalışanlar sokaklardaki askerleri gördüğünde bilmem ne düşündü?

Velhasıl darbe, ikinci darbe, üçüncü dalga ve benzeri tartışmaları yaparken zihnimizin bize oynadığı oyunlar gerçekleri ve gerçek sebepleri görmemizi sakın ola engellemesin.

O oyunları en çok da bu işe yatkın olanlar sahneliyor, dikkatimizi dağıtıyor.

Oldum olası hile, düzenbazlık, bu tarz oyunlar, kurgu dedektiflik işlerinden çok anlamayan çünkü dili ve karakteri müsait olmayan bir millet olarak yapmamız gereken basit şeyin altını tekrar tekrar tekrar çiziyorum;

Bizim anladığımız şey açık, şeffaf, dürüst, yalın, net ve bir o kadar basit bir şekilde buna uygun bir hayat, yönetim, anlayış, devlet, hem kendi aramızda hem başkalarıyla böyle ilişki kurmak.

Gerisi kaybedeceğimiz kesin olan yalanlarla dolu gri bir dünya.

'Akıl oyunları'na değil, 'makul olan'a ihtiyacımız var.



Yaşar Taşkın Koç, 02.10.2016, Sonsuz Ark, Konuk Yazar

Yaşar Taşkın Koç Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: Yaşar Taşkın Koç Beyefendi'nin yazılarının yayınlanması için onayı alınmıştır. Seçkin Deniz, 16.07.2015


İlk yayınladığı yer: Yeni Şafak, 

http://www.yenisafak.com/yazarlar/yasartaskinkoc/akil-oyunlari-2032151

Seçkin Deniz Twitter Akışı