1 Haziran 2015 Pazartesi

SA1382/ÇY5-DÇ19: “Sebastian Bach'ın Do Majör Konçertosu Nasıl Çalışır?”/ 3.Bölüm; MİT Tırları, Cemaat, CHP ve Hatice Projesi

3.Bölüm
MİT Tırları, Cemaat, CHP ve Hatice Projesi



Tarih bugün 01.06.2015; TBMM Milletvekili seçimlerine altı gün var. Bir hafta önce Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Can Dündar’ın yayınladığı MİT Tırları'na yapılan operasyona ait olduğunu iddia ettiği video kayıtlarına ve haberine Devlet güvenliği gerekçesi ile yasaklama getirildi ve Dündar hakkında dava açıldı. Bir gece önce de TC. Cumhurbaşkanı televizyonda yaptığı açıklamada yapılan haberi, “Devlet güvenliğini ve sırlarını afişe etmek ve ülkeyi tehdit ettiği gerekçesi ile” yapanlar “Bedelini ağır ödeyecekler” sözleriyle yorumladı.

Bu sabah TV’leri açtığımızda buna çok içerleyen Halk TV ve çalışanları sabah sabah Levent Üzümcü’yü konuk almış. Olanları ya da olabilecekleri analiz etmeye çalışarak ortaya dâhiyane projeler sürüyordu.


Bilindiği üzere malum 17-25 Aralık 2013'te yapılan operasyonların ardından Ocak 2014'te MİT tırlarına yapılan operasyonlar Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı olarak Macaristan’da iken gerçekleşmişti.


TV’de Macaristan-Türkiye-Azerbaycan Doğalgazı  (TANAP-ŞAHDENİZ PROJESİ ) anlaşması imzalanırken haber basına düşmüştü. İmzalar atılırken yayınlar kesilmiş, haber tüm hızıyla malum medya organlarınca yayınlanmıştı. 

O anda bu operasyonun yapılma nedeninin bu anlaşmayı engellemek, "Durmazsanız sonunuz kötü olur" mesajı olduğunu, bir insanın anlamaması için yaşadığı ülkeyi hiç sevmeyen ya da kendini zeki zanneden ileri derecede geri zekâlı birisi olması gerekirdi, şüphesiz.


17 Aralık 2014 tarihinde o sırada bir taraftan Macaristan’ da gösteriler düzenleniyordu. Kimler tarafından mı?  Elbette ki; Macaristan Gezicileri tarafından…


Ekim ayından beri Macaristan’da gösteriler düzenleyen ekip, aynı gün nedense orada sahne almıştı. İddialar ise ülkemiz Gezi Ruhu ile birbirine çok paraleldi. Basında haber şu şekilde veriliyordu.


"Macaristan’ı otoriter politikalarıyla yöneten Viktor Orban' a yönelik tepkiler dinmek bilmiyor. Başkent Budapeşte'de binlerce kişi yolsuzluk iddiaları ve anti-demokratik uygulamalardan dolayı hükümeti protesto etti. "Artık geri adım atmak yok!" başlığı altında, eylem birliğine giden sivil toplum kuruluşları, hükümet üyelerinin karıştığı iddia edilen yolsuzlukları protesto ediyor.(1)


İçine çoktan gezi ruhu kaçan basınımızsa bu haberi "Başbakan Erdoğan Macaristan’da protesto gösterileri ile karşılandı", diyerek veriyordu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Macaristan Başkanı Viktor Orban' la 29 anlaşmaya birden imza atarak vizeleri kaldırıyordu. İki ülke arasında 1,7 milyar dolar olan ticaret hacminin 2015 yılına kadar 5 milyar dolara ulaştırılması konusunda mutabık kalarak TANAP-ŞAHDENİZ projesinin startını verirken “GELECEĞE BERABER YÜRÜYECEĞİZ”  mesajını da iki ülke Başbakanı beraber Dünya basınına karşı dillendiriyorlardı.(2) 


Bu olayların ardından Tır Operasyonları'ndan kendine fayda sağlayamayan ve birbirine karşı olan Cemaat ve Gezi medyasında 05.04.2014 tarihinde Azerbaycan’la ilgili olarak şu haber yer alıyordu.


"Erdoğan Azerbaycan’da Gülen Cemaati‘ne yönelik operasyonu konuşmak için günübirlik Bakü’ye gitti. Azeri devletinin içinde yer alan Gülen cemaati mensubu ve cemaatle ilgili ilk dosyayı bizzat kendisi sundu. Azeri istihbaratı çok geniş çaplı bir inceleme ve takip başlattı. 11 okul ve 13 dershanenin hükümet kararıyla kamulaştırıldı ve aralarında Bakü’deki Çağ-Kafkas Üniversitesi’nin de bulunduğu kurumları, Azerbaycan Petrol ve Gaz Şirketi ‘Socar’a bağlandı."(3)


Gelelim Halk TV’nin Hatice Projesi'e…


Sonuçları itibarı ile başarılı olamayan 17 Aralık operasyonu ve bizim medya organları 2015 Milletvekili Seçimleri öncesi gene seçmeni ikna edemeyeceğini anlamış olacağından Cemaat operasyonu olarak nitelendirilen MİT Tırları haberini ısıtıp temcit pilavı pişirmeye kararlı görünüyordu.


Bu sabah Halk Tv’de Medya Mahallesi Programını yapan Ayşenur Aslan programına Levent Üzümcü’yü davet etmiş, Türkiye’de bunları yaşıyoruz diyerek Azerbaycan’ da yaşanan paralel olayları anlatıyordu.


Azerbaycan’da Hatice İsmailova adlı bir gazetecinin Aliyev hakkındaki yolsuzluk iddialarını soruştururken “Gazeteci arkadaşını intihara sürüklemek” ve “Vergi kaçırmak” suçlamalarıyla hapse atıldığını, evine yerleştirilen gizli kameralardan internette yayınlanan bazı kasetlerinden  bahsederek başına gelmedik kalmadığından bahsediyordu.


Hürriyet Gazetesi Washington Temsilcisi Tolga Tanış’ın bu konuda yazdığı yazıyı ve ardından konuyla ilgili Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Örgütü gazetecilerinin birleşerek yolsuzluk iddialarını soruşturduğunu, soruşturmayı tamamlayarak haberin kesinlikle ve kesinlikle doğru olduğundan bahsediyorlardı.


Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Örgütünün yolsuzluk iddialarını Türkiye – Finlandiya – Panama üçgeninde Azercell’de gerçekleştirilen hisse devirleri sonucunda Azerbaycan halkının en az 600 milyon dolar zarara uğratıldığını ve bazı şirketlerin hisselerinin Aliyev ailesine ait olduğunu iddia ettiklerini belirterek konunun açıklamasını biz not düşelim.(4)


Halk Tv’de Ayşenur Aslan devamında Suriye üzerine yorum yapıyor. Başbakan Davutoğlu’nun, "Tırlardaki silahlar Suriye Türkmenlerine gidiyor" açıklaması ile ilgili olarak, “İnsan komşusunu hiç ateşe sürükler mi, yahu?”, diyordu. 


Musul Konsolosluğu'nda rehin alınan vatandaşlarımız olayında yahut IŞİD Kobani’ye saldırırken… “Türkiye Cumhuriyeti neden yardım etmiyor?”  diyerek Halk TV’nin attığı haber çığlıklarını unutacak kadar izleyici hafıza kaybına uğramış olamazdı.


Bu haberi izlerken aynı anda Bugün Tv’de Nazlı Ilıcak benzer açıklamalarda bulunuyor; basın özgürlüğünden, MİT Tırları'ndan bahsederek konunun puzzle'nı kendileri açısından tamamlamaya çalışıyordu.


Biz Azerbaycan’daki Hatice Projesini pek takip edememiştik. Azeri soydaşlarımızla değil proje gerçekleştirebilmek, bir iş projesine imza atmaya çalışmak bile bu ülkede nelere mal oluyordu?


Ne iftiralar atılıyor, ne düzenekler hazırlanıyordu...

Ülkemizi değil ileri taşımak soydaşlarımızı korumak için yapılan her çalışma suç, her projeye atılan imza yolsuzluktu öyle mi?  "Türkiye Türklerindi" öyle mi? 


Cumhuriyetin çağdaş ilerici vatanseverleri, 28 Şubat darbesinde bu ülke şeyhler, dervişler ve meczuplar ülkesi olamaz diyerek; ülkem halkının ensesinde boza pişirirken kafakol olanlar…


Cemaat medyası ile bir olmuş, basın özgürlüğü adına 'İftira Kampanyaları' için kol kolalar.

Azerbeycan’daki Hatice Projesi'ni biraz açalım.


Zamanında kapağı Bakü Üniversitesi'ne atan ve kullandığı Profesör unvanının sahte olduğuna dair iddialar olan Haydar Baş ve Fethullah Gülen yapılanması ile eş zamanlı organizasyonlardır. İki şahsiyetin de Modern Ekonomik Görüş'e hizmetlerinden dolayı Uluslararası Liyakat Topluluğu Sertifikası'na sahip olduklarını biliyoruz.


11.04.2015 tarihinde ABD’de Morehouse Üniversitesi'ne bağlı Martin Luther King Merkezi Dekanı Prof. Dr. Lawrence Edward Carter "Gandi-King-Ikeda Barış Ödülü “nü Gülen’e verirken basına şunları söylüyordu.


"Gülen gibi lider arıyorduk. Carter, ödülü alan ilk Müslüman olan Gülen’in 11 Eylül saldırılarını kınama cesareti göstermesinin bu özelliğinin belirleyici olduğunu dile getiriyor. Türkiye’de özellikle bazı basın kuruluşlarının Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketi hakkında karalayıcı yayınlar yaptığından haberdar olduklarını belirtirken ‘‘Ama Türk milleti bu yalanlara inanacak kadar aptal değildir" diye sözlerine devam ediyordu. Hoca Efendi’nin kritik zamanlarda, "Nereden, hangi gerekçeyle gelirse gelsin" şiddete karşı duruş sergilediğine işaret eden Prof. Carter, "Gülen’in New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırıyı kınamak yoluyla ortaya koyduğu cesaret, dünyadaki Müslüman liderler içinde tek duyduğum sesti. Sadece onu duydum. Başka değil. Hiç yapılmadı demiyorum. Ancak Gülen’in yaptığı gibi Amerikalıların dikkatini çekebilecek bir seviyeye ulaşmadı diğerleri", diyordu.(5)


Taksim Gezi'de zulmü 1453’te başlatan ve Fetullah’ın askerlerine karşı ortaya dökülen vandalların beraber sergiledikleri tiyatroları izlerken, iki gün önce İstanbul’da düzenlenen Fetih Şölenleri'ndeki Fetih Ruhu'nu anlamalarını elbette beklemiyoruz. 


Batının Ukrayna Devlet Başkanını, yolsuzluk hikâyeleri ile başlattığı Gezi Ayaklanması ile devirip Ukrayna’yı böldüğünü görmeyenlere, 2008’de Yunanistan’ın ekonomisini Gezi olayları ile şu anda iflasın eşiğine sürükleyenlere, sorulacak tek bir soru var.


"Macaristan, Azerbaycan ve Türkiye… "Üç Ülke, Üç BaşbakanDevlet Başkanı ve Üç Yolsuzluk" uydurulmuş hikâyenin portresi, Hatice Projesi mi?"


Hatice Projesi ile basında çığlık atan ülkem Kezbanlarının göllerine çaldıkları maya tutar ve bu TANAP projesi iptal olursa eğer; ülkemin gençleri gelecekte sorsunlar Sebastian’a…


Gökten düşen üç elma hangi ülkelerin başına düştü de, Türkiye Hatice Projesinin gazına geldi?


Ve biz, neden Bach’ın Do Majör Konçertosu'nu dinlerken çağ atlayamıyoruz? 




Duru Çağlayan, 01.06.2015, Sonsuz Ark, Çırak Yazar, 




Kaynakça:

1- http://t24.com.tr/haber/macaristanda-hukumet-karsiti-protesto,280706
2- http://www.yazete.com/politika/macaristanla-vizeler-kalkti-719865.html
3- http://odatv.com/n.php?n=erdoganin-aliyeve-o-dosyayi-vermek-icin-gitti--0504141200
4- http://t24.com.tr/haber/gazeteci-hapseden-azerbaycandaki-yolsuzluga-uluslararasi-arastirmaci-gazeteciler-orgutu-el-atti,298336
5- http://www.bugun.com.tr/dunya/-fethullah-gulen-gibi-bir-lider-ariyorduk--haberi/1586108

Seçkin Deniz Twitter Akışı