25 Ocak 2021 Pazartesi

SA9045/SD1943: Sıkıntı (Roman); 2. Bölüm-Yer 9

    Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Pentagon’un emrinde çalışan Norfolk’taki NATO’nun orduları CIA desteğiyle, Firavun’un, Nemrud’un, Roma’nın orduları gibi karşı çıkan herkesi, her ülkeyi terörle, kaosla, askerî darbelerle, iç savaşlarla ve ülkeler arası savaşlarla ezip geçiyordu, amaçları Dünya’ya ‘düzen’ getirmekti."



Bân’ın balkonunda, bilgisayarımın başında romana ara vermiş göle bakarken düşünüyordum. 15 Temmuz’u yapanların Allah’a, inançlarına, vatanlarına, kendilerine güvenen insanlara ihanet edebilmelerinin nasıl mümkün olduğunu anlatan psikolojik altyapı çözümleniyordu ‘Yer Yazarı’nın bana teslim ettiği notlarda. 

Allah’a ulaşmak için ‘aracı’ gerektiğine inandırılmış olan insanlar tarih boyunca sonsuz ahiret mutluluğuna ulaşmayı umut ederek, ruhlarıyla ve bedenleriyle her kılıktaki efendilerine sorgusuz itaat etmişlerdi. Bütün bunlar, uydurulmuş ‘Tanrı Vekili’ sıfatıyla, insanları inanma ihtiyacı ve inançları gereği her şeylerini feda etme samimiyeti ile her türlü günaha sürükleyen insandan ve cinden şeytanların eseriydi. Bir insan ya da bir cin nasıl Tanrı Vekili sayılabilirdi ki? Tanrılık vekâlet edilebilecek bir makam mıydı? Bir şeyhi, imamı, dedeyi, kardinali, hahamı, guruyu memnun etmek nasıl Tanrı’yı memnun etmek anlamına gelebilirdi ki? 

Tanrı ya da bize göre Allah ile doğrudan ve kesintisiz bir iletişimde bulunması ve her türlü şüpheden uzak bir onaya ihtiyacı olan herhangi bir insan tarihte var olmamıştı. Allah’ın mucizelerle gönderdiği elçileri bile Allah’ın vekili olarak iş görmemişler ve insanı her türlü eylem ve düşüncesi ile kısıtlayacak emir ve yasaklar getirmemişlerdi. 

Antik Mezopotamya’nın, Antik Çin’in, Antik Japonya’nın, Antik Yunan’ın, Antik Roma’nın tanrı, yarıtanrı maskotları ile Antik Mısır’ın Firavunları ve büyücü rahipleri arasında ya da Antik Hind’in günümüze dek uzanan insanda, hayvanda, eşyada zuhûr ettiğine inanılan binlerce tanrısı arasında herhangi bir fark yoktu, hepsi aslında putperest Mekke halkı gibi kendilerini tanrıya ulaştıracak bir aracı olarak gördükleri şeylere tapınıyordu. 

Mistisizm’in Neoplatonik Antik Yunan düşüncelerinden devşirerek Sufizm’de inşâ ettiği ve ‘Varlığın Birliği’ anlamına gelen Vahdet’ül Vücud, her türlü varlığı Allah ile bir kabul ediyor ve putperestliği de bu zeminde haklı buluyordu. Tasavvufa göre her şey Allah’ın bir parçası ise köpeğe bile secde edilebilirdi. Bu çerçevede şeyh tapınılacak bir ilahi varlık haline geliyordu. 

Bütün bunlar doğru olsaydı Allah neden elçisi Muhammed’i Kur’an ile birlikte gönderme gereği duymuştu ki? Platon ve tüm antik inançlar Son Elçi’den önce yaşamıştı. Mekke putlarla doluydu ve Allah’ın elçisi o putları yıktırarak Kâbe’yi pislikten temizlemişti. 

İslâm her yeniden gönderilişinde bu kendilerini tanrı ya da yarı tanrı ya da tanrı vekili ilan eden sahtekarların insanlara zulmetmelerini ve onları Allah’a ortak koşmaya zorlamalarını engellemek ve insanlara umut olmak üzere elçilere indirilen kitaplarla sabitlenen mesajlar taşımıştı. Tevrat bunun içindi, Zebur ve İncil de. Ancak Allah’a meydan okuyan her coğrafyadan alimler, güçlüler ve zenginler, kimi zaman da krallar gönderilen elçileri engellemek, öldürmek ve getirdikleri mesajları değiştirmek, bozmak için çok büyük çabalar sarf etmişlerdi. 

Kur’an artık gönderilen Son Kitap’tı. Ne yazık ki Kur’an’ı kendilerinden başkasının anlayamayacağını, herhangi bir insanın şeyhi ya da imamı olmadan Kur’an’ı tek başına okumaması gerektiğini dayatan şeytanlar yüzünden Müslümanlar Kur’an’dan da uzaklaşmışlardı onu hemen her gün okumalarına rağmen okuduklarının anlamı üzerinde düşünmüyor, bu anlamları hayatlarına doğrudan uyarlayacak bir şekilde davranmayı akledemiyorlardı. 

FETÖ ve benzeri şeytanî yapılar daha modern, daha ılımlı ve daha bilimsel kılıkta, imamsız, şeyhsiz gibi görünen bir maske ile ‘Hocaefendi’ gibi ulûhiyyet giydirilmiş sıfatlarla desteklenmiş, CIA-NATO ve masonik yapılar tarafından Türkiye’de özellikle beslenmişti.  

Bütün her şeyi Allah rızası için yaptıklarını sanan binlerce sıradan insan, ‘Hocaefendi’ dedikleri şahsın Allah’ın yasakladığı her şeyi, dalga geçercesine ‘Allah rızasını elde etmek için yapın’ talimatı verdiği psikonevrotik bir süreçte aldatılmışlardı. Virginia bütün dinler için her bir ayrıntısı özenle tasarlanan paralel dinlerin ‘yeni’ doğum yeriydi. 

Binlerce yıl önce Tevrat’ın ve Zebur’un anlattığı dine paralel dinler üreten hahamlar-rabbiler, İncil’in anlattığı dine paralel dinler icat eden rahipler-azizler, Kur’an’ın anlattığı dine paralel dinler inşâ eden şeyhler ve imamlar, Mısır’da, Kudüs’te, Babil’de, Atina’da, Roma’da, Şam’da, Bağdat’ta, Buhara’da, Semerkant’ta, Taşkent’te, Merv’de, Konya’da, İstanbul’da İmparatorlukların merkezlerinde bu şeytanî doğumları gerçekleştirdikleri gibi, 1945’ten beri, kendilerini yetiştiren ve aynı kökten gelen gizli öğretilerin daha modern bir şekilde olgunlaştırıldığı ve yeryüzüne yayıldığı Virginia’daki CIA merkezinde ‘doğurulan’ yeni dinleri yayıyorlardı. 

Pentagon’un emrinde çalışan Norfolk’taki NATO’nun orduları CIA desteğiyle, Firavun’un, Nemrud’un, Roma’nın orduları gibi karşı çıkan herkesi, her ülkeyi terörle, kaosla, askerî darbelerle, iç savaşlarla ve ülkeler arası savaşlarla ezip geçiyordu, amaçları Dünya’ya ‘düzen’ getirmekti. 

Potomac Nehri’nin doğu yakasındaki Washington, Beyaz Saray’da dünyanın bütün ülkelerine emredecek olan demokrat ya da cumhuriyetçi kukla kralların, Kongre’de tek tek yetiştirilmiş kanun yapıcı temsilcilerin ve senatörlerin, IMF ve Dünya Bankası’nda dünyanın parasının kontrol edilmesini sağlayan genel merkezlerinin mekânı olarak seçilmişti. Amerikan Yüksek Mahkemesi de dünyanın bütün haklarının denetlendiği ya da belirlendiği bir yüksek yargı sahnesiydi.

Bakara Suresi 11-14. Ayetler insanı ve şeytanı tanrılaştıran bu gücün hizmetkârlarını şöyle tanımlıyordu: 

‘Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.’

Tarihten gelen şey değişmemişti; Allah’ın yerine yeni tanrılar koymak, insanların hayatlarını, mallarını ve çocuklarını istedikleri gibi tanzim etmek ve kendi kanunlarını yaparak insanları bu kanunlara uymaya zorlamak; karşı çıkanları da acımasızca yok etmek. 

Allah’ın elçisi Musa’nın gösterdiği mucize karşısında iman eden büyücülerini A’râf Suresi 123 ve 124. Ayetlerde belirtildiği gibi tehdit eden Firavun’u görmek mümkündü: 

‘Firavun, “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha!” dedi. “Şüphesiz bu halkını oradan çıkarmak için şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Göreceksiniz! Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım.”’ 

A’râf Suresi 125, 126 ve 127. ayetler de iman eden büyücülerin verdikleri cevapları anlatmaktaydı: 

‘Dediler ki: “Biz mutlaka Rabbimize döneceğiz. Sen sırf, Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.” Firavun’un kavminden ileri gelenler dediler ki: “Sen (sihirbazları cezalandıracaksın da) Mûsâ’yı ve kavmini, bu ülkede fesat çıkarsınlar, seni ve ilâhlarını terk etsinler diye bırakacak mısın?” Firavun, “Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?” dedi.’ 


<< Önceki                      Sonraki>>


[(24.01.2021, (2/16 (134))]


Seçkin Deniz, 25.01.2021, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı