25 Mart 2020 Çarşamba

SA8457/KY1-CÇ704: Müstahaksın Ey İnsan!

"Kuşlar bu sabah daha bir şen, daha bir cıvıl cıvıl. Çünkü sen sokakta yoksun! Kediler, köpekler görüyorum pencereden dışarı bakıp.. görsen nasıl neşe içinde, nasıl korkusuzca, nasıl sevinçle oynaşmaktalar.. çünkü sen yoksun sokaklarda."


Bir dostum, bir gönüldaşım, bir aşinâm, yüreğimizde benzer yaralar olan bir yoldaşım, "Yaz!" dedi. "Bugünü yaz! Bugünü anlat!" Ne yazayım? 

Teneke uygarlığın tutkunusun, doğayı bir düşman belledin, fareyi, maymunu, tavşanı, kurdu, kuşu bir canlı görmedin, bir denek gördün, onlara dahi ülseri-veremi-kanseri-vebayı yaşattın, diye yazdım. Tınmadın! Duymadın! Görmedin! Nedamet getirmedin, daha bir pervasızca sürdürdün eylemlerini. Müstahaksın ey insan!

Hem hemcinsini, hem hemcinsin olmayan canlı-cansız hiçbir varlığı var olarak görmedin. Düşman belledin. İnsan insanın kurdudur, dedin kardeşinin kanını dökmek için yol aradın. Doğa-İnsan düşmanlığı ön kabulüyle doğayı kirlettin. Doğanın ırzına geçtin! Yediğin tokatlardan bir ders almak yerine yok etme amaçlı daha şedit tepkiler sergiledin. Öyleyse müstahaksın ey insan!

Sen ki dağın-taşın, cansız varlıkların dahi almaktan çekindiği emaneti sırtlandın düşünmeden. Tartmadan, ölçmeden, ölçüp-biçme gereksinimi duymadan. Bu halin seni yoktan var edene “İnsan ki zalim ve cahildir hemen aldı!” dedirtti. Bir hevesle sırtlandın. Sonra da sırt çevirdin emanete. İlahlık peşinde koşmanın sarhoşluğuyla ilahlık tasladın. Şimdi canlı mı cansız mı olup olmadığına karar veremediğin bir varlık (virüs) önünde dün olduğu gibi bugün de çaresizlik içinde kıvranmaktasın. 

Maymunların, yarasaların, kuşların, börtü-böceğin yaşama alanlarını tahrip etmekten ötürü bir pişmanlık içine girmedin, girmezlikte direnmektesin. Buzullar eriyor görmektesin, buzullar içinde dinozorlar dönemine ait virüsler olabileceğini sezmektesin, hatta sezmenin ötesinde bilmektesin ve fakat buna rağmen buzulların erimesine yönelik eylemlerinden vazgeçmeyi aklına bile getirmemektesin, hali hazırdaki virüsten daha korkuncunun ayak seslerini duyuyor ve fakat hala umursamıyorsun, cehennemi dileyeceğin zamanlara doğru yürümektesin! Öyleyse müstahaksın ey İnsan!

Havayı kirlettin, denizi kirlettin, suları ifsat ettin. Daha da etmektesin. Uzayı kirletmek için bile seğirtmektesin! Pis boğazlığın, doymaz iştahın seni cennetten ettiğini unuttun, aşağılara fırlatıldığını unuttun, bu unutkanlık, bu vurdumduymazlık aşağının dahi seni istemezliğine yol açtın. Bunu ayrımsayacak mısın? En ufacık bir im yok! Öyleyse müstahaksın ey insan!

Sen olmayanlarla birlikte yaşamanın yollarını hiçbir dem aramadın. Bencilliğin zirvesinde talan şölenleri hazırladın, hazzın ayrıcalıklarına zeminler hazırladın. Ve işte şimdi tabiatın tokadına hazırlıksız yakalandın. Kıvran kıvranabildiğin kadar! Müstahaksın ey insan!

Kuşlar bu sabah daha bir şen, daha bir cıvıl cıvıl. Çünkü sen sokakta yoksun! Kediler, köpekler görüyorum pencereden dışarı bakıp.. görsen nasıl neşe içinde, nasıl korkusuzca, nasıl sevinçle oynaşmaktalar.. çünkü sen yoksun sokaklarda. Onlardan çaldığın ve kendi üzerine tapuladığın alanlar boşalınca huzura kavuşmuş gibiler. Kuşları görsen! Kuşları duysan! Senin eve kapanman nasıl da coşkuyla doldurmuş her birini! Her biri nasıl da bayram etmede, nasıl da şevkle haykırmakta! Sen bu yalnızlığa, sen bu korkuya, sen bu çaresizliğe müstahaksın ey insan!



Cemal Çalık, 25.03.2020,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Sözcüklerin Düş Hâli


Facebook 


Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı