30 Ağustos 2019 Cuma

SA7938/KY1-CÇ661: Kaybettik

"Ferit’ten çok umutluydum. O bu tespitlere katılırdı. Evet, kesinlikle katılırdı. İçimizde en ateşlisi oydu."


- Kaybettik, diye yazıyorum. Bir şeyler umarak. Ne umduğumu biliyor muyum? Doğrusu hayır. Bu grubu niye kurduğumu bile bilmiyorum. Akıllı telefonu olan, whatsapp programından haberli telefonunu bildiğim üniversiteden arkadaşlar var grupta. Her birini tanıdığım, her birinin beni tanıdığı kişiler. On kişilik bir grup. Eski günlerden olduğu gibi. Sanal öğrenci evi gibi bir şey mi ummuştum.
Öyle ya derdi aynı olan dostlardık. Yoldaşlar. Birlikte bir yol gittiğimiz kişilerdik. Yoksul ve mütevekkil. Dün gibi hatırlıyorum. Bir akşam üstü evin salonunda yemeğe sofraya bağdaş kurup oturmuştuk. Küçük siyah beyaz tv.yi açmıştık. İsrail Lübnan’ını bombalıyordu. Göğüs göğüse bir çarpışma olduğundan söz ediyordu haber programı. Lokmalar boğazımıza dizilmişti hepimizin. 

Yemeğimiz menemendi sanırım. Haberin veriliş şekli öfkemizi kabartmıştı. Dualar yükselmişti. ‘Yarab bu şeytanın askeri gasıp İsrail’i kahhar isminle kahret!’ demiştik hep birlikte. Gözlerimiz buğulanmıştı. Birbirimizin yüzüne bakmaya utanır gibiydik. 

- Görüyor musunuz, demişti meslek yüksek okulu torna tesviye bölümü ikinci sınıf öğrencisi Nusret, spiker tarafgirliğini saklamııyor bile.. gasıp İsrail’in haklılığını söylerken utanmıyor bile!

- Yanılıyorsun, demiştim, nihayetinde önüne konan metni okuyor, bilemeyiz..

- Nusret haklı, demişti sosyoloji birinci sınıf öğrencisi Ferit, metni okumak zorunda mı? İsyan etsin!

- Ekmek parası, demiştim, utana sıkıla..

- Evine kanlı bir dilim götürmektense aç kalsın, demişti Nusret.

Susmuştum. İdealisttik. O spiker olmaz başkası okurdu o metni. Yine de kıpır kıpırdı içim.

- Metni okuyanı değil, yazanı taşlamalı! Demiştim.

- Sen hep artistik tümceler kurarsın, demişti Ferit. Sofra başında üçümüzdük konuşan. Diğerleri –şuan grupta olanlar gibi- susmuş bizi dinliyorlardı. Grupta da öyle. Ne Samet, ne Saffet, ne Hüseyin, ne Muhammed, ne Bahri, ne Timur, ne Erol.. fazla konuşmazlardı, burada da fazla yazmıyorlar. Emojilerle yetiniyorlar. Üşeniyorlar mı acaba?

Bir daha yazıyorum;

- Biz kaybettik, safımızı kaybettik, her birimiz bir yere savrulduk, algımızı kaybettik, duyarlılığımızı yitirdik!

Tık yok. Bekliyorum. Hiç değilse Ferit’in,

- Sen hep artistik tümceler kurarsın! Bırak bu artistik tümce sevdasını! Yazmasını. O da meşgul olmalı. Başka birine cevap yetiştirmekle meşguldür belki. Başka bir grupta, başka bir tanıdıkla sanal bir tartışmanın, atışmanın, dertleşmenin içindedir. Ev ortamı gibi değil ki! Ev olsa böyle olur mu? Olmayacağı ortada.

- Biz kaybettik dostlar.. dilimiz bile aynı değil, kaldı ki derdimiz aynı olsun! Derdimizi kaybettik. Hani ümmetin önündeki yapay sınırları kaldıracaktık? Hani zulmü otağında vuracaktık? Sevdanın dilini egemen kılacaktık yeryüzüne. Hani kurtla kuzuyu kardeş yapacaktık? Ne güzel derdimiz vardı bizim.. ne güzel dilimiz vardı.. kaybettik!

Emojiler göründü. Gözyaşı emojileri. Nusret suskun! Ferit suskun. Emoji bile yok. 

- Dolara endeksli bir yaşam sürüyoruz, diye yazıyorum, göndermiyorum. Duruyorum. Utanıyorum. Kendimi aklayan, onları suçlayan bir tümce gibi olur, kaygısıyla yazdığımı siliyorum. 

- Aloo.. orada mısınız? Diye yazıyorum. Yine göndermiyorum. Siliyorum. Ev gibi olmadığını biliyorum. Ev gibi değil. Hem vakit de bir hayli geç oldu. Çevrim içi görünseler de belki yatıp uyudular. Gidip ben de uyusam ya! Uykum yok! Gevezelik yapma dürtüsü –güdüsü de denebilir- ha bire zorluyor. 

Ferit’ten çok umutluydum. O bu tespitlere katılırdı. Evet, kesinlikle katılırdı. İçimizde en ateşlisi oydu. Müslümanlara yönelik olumsuz bir şeyde en önde koşanımızdı O. En şedit itiraz edenimiz oydu. En kavi direnişi onda görürdük. Hani ne yalan söyleyeyim gıpta etmez değildim gözü pekliğine. Pervasızlığına! Niye suskun ki bugün? Benim gibi iftar yemeğini fazla mı kaçırdı? Bir mahmurluk mu çöktü üstüne. İki gözlü o öğrenci evinde olsak her şey kolay olurdu ya.. sanal bir ortam. Neyin ne olduğunu bilemiyoruz ki! Bilinmiyor ki!



Cemal Çalık, 30.08.2019,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Öykü

Cemal Çalık Yazıları











Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı