20 Temmuz 2019 Cumartesi

SA7847/KY13-AO287: 'Ayşe Tatile Çıksın!'

"Geçmişte yaşananları öğrenmek ise geleceğe sahip çıkmak son derece önemli."


“Türkiye, Kıbrıs’a müdahale ederse, bir günde Konstantinapolis’deyiz.”
Atina Radyosu, 19 Temmuz 1974

Ecevit, Kıbrıs’ta yaşananlar karşısında adaya İngiltere ile birlikte müdahale etmek istiyordu. Bu nedenle Ecevit, İngiltere’de görüşmeler yaparken, yerine vekalet eden yardımcısı Erbakan, İngiltere’den olumlu bir cevap gelmeyeceğini düşünerek adaya müdahale kararı aldı..

Atina radyosunun Türkiye’ye meydan okuyan açıklamasının ardından, 20 Temmuz saat 05.00’de uçaklarımız havalandı ve İngiltere’den beklediği olumlu cevabı alamayan Başbakan Ecevit,yurda dönüşte, saat 06.10’da Kıbrıs’a çıkarmanın başladığını açıkladı. Saat 08.30 olduğunda ise Türk askeri Kıbrıs’a ayak basmıştı.

Erbakan, o gün Ecevit İngiltere’deyken böyle bir karar almasını şöyle açıklamıştı;

“Sayın Ecevit, müdahalenin İngiltere ile birlikte yapılmasının daha uygun olacağını düşünüyordu. Bize gelince, bir yandan garantör devlet olduğu için İngiltere'ye teklif yapılmasını, ancak İngiltere'nin böyle bir teklife müspet cevap vermemesi durumunda Kıbrıs'taki katliamın daha uzun süre devam etmeden biran evvel durdurulması, diğer yandan Sampson'un duruma hakim olup müdahalemize karşı daha güçlü bir direniş göstermesine zemin hazırlamaması için harekatın geciktirilmeden başlatılmasını istiyorduk. Bu sebepten dolayı Sayın Ecevit, İngiltere'ye uğurladıktan sonra Başbakan Vekili olarak Genelkurmay Başkam ve Kuvvet Komutanlarıyla havaalanında yaptığımız toplantıda, gecikmenin olabileceği mahzurlarım dikkate alarak, komutanların askeri harekât hazırlıklarının derhal başlatılması, birliklerin yerlerinden getirilip çıkarma gemilerine bindirilmesi için hükümet emrine ihtiyaç olduğunu söylemeleri üzerine, kendilerine resmen bu emri verdik. Bu emri verirken şunu düşündüm: Şayet hükümet ortağımızı ikna edemezsek müdahale yapılmadan önce birlikleri geri döndürecek zamanımız olacaktı. Şayet mutabık kalırsak Sayın Ecevit'in geldiği akşamın, sabahında birliklerimiz Girne önünde bulunacaklar ve hareket geç kalmamış olacaktı. Böylece Harekât bizim ve komutanların uygun gördüğümüz şekilde başarılmış oldu."

Türk ordusu iki gün içinde hedeflerine ulaştı. Bu inanılmaz bir başarıydı. Neredeyse ciddi bir direnç görmeden ilerliyorduk. Bu arada B.M sürekli ateşkes çağrısı yapıyordu. Erbakan, Kıbrıs’ın tümü alınmadan ateşkese uymanın yanlış olduğunu, barış görüşmelerinde masaya güçlü oturmak için harekatın devam etmesini istiyordu. Ancak, Ecevit hükümete ateşkes kararı aldırttı.

22 Temmuz saat 17.00’de B.M’nin ateşkes kararına uyulduğunda 1. Harekat başarıyla tamamlanmıştı.

Ancak, ateşkese rağmen Rumlar işgal ettikleri topraklardan çekilmedikleri gibi, köylerde zulümlerini sürdürüyordu.

Rumlar’ın ateşkesi bozmasına rağmen Türk heyeti Cenevre’deki barış görüşmelerinde sorunu barış yoluyla çözmeye çalıştı. Bu arada Rumlar, saldırılarını iyice arttırmışlardı.

Cenevre'deki görüşmelerden sonuç çıkmayınca dönemin başbakanı Bülent Ecevit, dönemin dışişleri bakanı Turan Güneş'e ''Ayşe Tatile Çıksın'' parolasını iletti ve 14 Ağıstos 1974 günü saat sabah 04:30'da Kıbrıs'taki Türk birlikleri harekete geçti.

15 Ağustos 1974'te Kıbrıs'ın yüzde 38'i ele geçirildi. Rum kuvvetleri bu gelişmeyle beraber geri çekilmek zorunda kaldı fakat geri çekilirken Türk köylerini yaktılar ve çoluk, çocuk, kadın demeden insanları katlettiler.

Kıbrıs Barış Harekatı’nda Türk ordusu, 498 şehit verdi. Kıbrıs Türk tarafı ise, harekatta 70’i mücahit, 270 kişiyi kaybetti. Kıbrıs Türklerinin genel olarak verdiği şehit sayısı ise 1672 olarak kayıtlara geçti.

Sonuçta harekat sayesinde Kıbrıs’ın bugünkü sınırları çizildi. Kıbrıs harekatıyla bölgede yaşayan Türk halkının güvenliği bu kez tamamen sağlanmış oldu.

13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. Rauf Denktaş, Federe Devlet ve Meclis Başkanı oldu. 15 Kasım 1983’te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kuruluşu dünyaya ilan edildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı da yine Rauf Denktaş oldu.

Kıbrıs Barış harekatının üzerinden 45 yıl geçmesine rağmen hala barış görüşmelerinden sonuç alınabilmiş değil. B.M’nin Yunanistan tarafını koruması nedeniyle Rumlar sürekli barış görüşmelerini sabote ediyor ve görüşmeleri baltalıyor.

Yaşanan gelişmelere baktığımızda eğer 1974 müdahalesi olmasaydı bugün çok daha zor günler yaşayacaktık.

O nedenle; sadece bu müdahaleyi yapmış olmaları nedeniyle dahi CHP-MSP koalisyonunu önemli görmek gerek. Zira, her dönemde müdahale şartları oluşmasına rağmen Türkiye bu hakkını o ana kadar kullanamamıştı.

Şimdilerde, Kıbrıs’ın ne derece önemli olduğu Akdeniz’deki doğalgaz yataklarıyla bir kez daha ortaya çıktı. Eğer, oradaki haklarımızı koruyamazsak gelecekte daha büyük sıkıntılar yaşayacağız.

Geçmişte yaşananları öğrenmek ise geleceğe sahip çıkmak son derece önemli.

O nedenle Kıbrıs üzerine yazılmış eserler son derece önemli. Kıbrıs denince, öncelikle Denktaş’ı ve Kıbrıs mücadelesini anlatan eserleri ihmal etmemek gerek..


Adnan ONAY, 20.07.2019, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Gündem'in Düşündürdükleri





Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı