3 Haziran 2019 Pazartesi

SA7726/KY1-CÇ634: Suskunluk

"Çağdaş büyücülerin öfkeleri kuşlara döner diye korkuyorum. Birazdan fazla, bu yüzden susuyorum!"


Susuyorum. Suskunluğumdan medet umanlar pür dikkat. Konuşursa tökezler zannıyla gün tüketenler de pür dikkat. Oysa, oysa bir marifet yok suskunluğumda. Yahut konuşmakla ele verecek bir gizin sahibi değilim. Aymaz bir yanılgı içindeler. Kendi kurgularının esiri her biri. Bunu bütün çıplaklığıyla görüyorum. Bu yanılgı, bu kurgu nasıl yer etmiş her iki tarafın kafasında bilmiyorum. Bilmek için bir çaba harcayacak da değilim. Umursamıyorum. Umurumda değiller. 

Geçip gitmenin, hiç gelmemiş biri olmanın hesabı içindeyim. Yoruldum. Evet, yoruldum. Yorgunluğumda neler gizli değil ki? Yorgunluğumda neler yok ki? Yolumuzu kesenlerle omuz omuza veren yoldaşların ihaneti mi yok? Yoldaşlarını çarmıha gerenlerle birlikte sofra kuranlar mı yok? Hani kuşlar olmasa, şu kuşların ötüşü olmasa kendimi diri diri şu iğrenç kentin ortasında gömmez miyim? Hiçbir kutsala saygı duymayanların egemenliği altında soluk almaktansa diri diri gömülmek evla değil mi? 

Ama ya şu kuşlar! Onların ötüşleri. Kuşların ötüşleri bana hep bir muştu gibi gelmiştir. Süleyman’dan bir haberci her biri, bana hep öyle geldi, öyle geliyor. Kuşdilini bilen için elbet! Onların bitimsiz ötüşleri değil mi bugüne kadar yorgunluğumu alan? Onlar değil mi bugüne kadar beni hep diri tutan? Ne zaman tökezlesem, ne zaman ayağım sürçse, ne zaman umutsuzluk kapımda dikilse bir tek kuşun ötüşü bile kendime getirir beni. Şu kuşlar olmasa.. kuşlar olmasa diri diri gömerdim kendimi sokakları irine bulanmış şu kentin tam ortasına. Ve fakat işte kuş cıvıltıları.. çakalların ulumalarını bastırmıyor değil, bedenimde derin yaralar açan çakalların diş izleri acılarını hafifletmiyor değil.. canım yansa da.. susuyorum! 

Bir sırtlanla yol almışım. Bir çakalla yoldaşlık etmişim. Bir akreple, bir çıyanla türkü söylemişim. İnsanın bir sırtlana, bir çakala, bir yılana, bir akrebe, zehirli bir çıyana dönüşmüş olması ne hazin! Böyle bir şeyin olabilme ihtimalinin olması ne feci! Hangi küflü nefes dokundu ki acep? Acep ben de dönüşür müyüm? İşte korkum bu! İşte suskunluğumun temel nedeni bu. Ya bana da tesir ettiyse o küflü nefes, o zehirli soluk, o değiştirip dönüştüren, yoldan çıkaran hava bana da etki ettiyse? 

Yoldaşlarımı çakala dönüştüren, yoldaşlarımı sırtlana çeviren, yoldaşlarımı bir akrebe benzeten, zehirli bir çıyan gibi yapan o küflü nefesin, o soluğun, o havanın bir kuluçka evresi varsa? Ya ben de sırtlan sürüsü, çakal sürüsü içinde bulursam kendimi, bir akrep gibi fırsat gözler hale gelirsem? Hani var ya.. hani insan iken birden bir dolunayda kurt adama, vahşi bir canavara dönüştüğüne ilişkin masallardaki gibi bir şey beni de bulursa? Hem masal olduğunu kim savlayabilir? 

İşte birlikte yol aldıklarım! İşte birlikte bir diriliş savaşımı verdiklerim. Birden nasıl dönüştü her biri cellatlarına! Farkı var mı kurt adama dönüşenlerle! 

Korkuyor ve susuyorum! Suskunluğum bu yüzden. Bir canavara dönüşme korkusu kesiyor sesimi. Ürküyorum! Kendimden ürküyorum! Birlikte diriliş türküsü söylediğim insanların birer bozguncu oluşu, fasıklarla aynı safta duruşu kendimden ürkmeme, kendimden korkmama yetiyor. Dizlerimin bağı çözülüyor. Çenem kilitleniyor. Kuşların cıvıltısı, kuşların ötüşü olmasa bu çirkinliğe, bu korkuya daha fazla tahammül edemem, bunu seziyorum. Bu sezgiyle direniyorum. Bitmedi, diye haykırıyorum içimden. 

Varsın her bir yoldaşım celladına dönüşsün, kuşların çağrısı ayakta tutar beni. Yere sağlam basmamı sağlıyor her bir kuş cıvıltısı. Kuşların dilini bilselerdi, diyorum, onlar da dönüşmezdi. Besbelli kuşların dilini bilmedikleri için dönüştü her biri, diyorum kendi kendime. Kuşların dilini bilmedikleri için düştüler karanlığa, görme yetileri kayboldu, her biri kör oldu. Kuşların dilini bilselerdi körlükten uzak kalırlardı. Görme yetilerini kaybetmezlerdi. Bu bir teselli mi? Bu bir kendini aldatış mı? Hayır! Bin kere hayır! Kendini aldatış değil, bir teselli değil. Kuşların dilini bilselerdi kapılmazlardı kapıldıkları büyüye. Hiçbir büyücünün tılsımı işlemezdi hiç birinin içine. Gönülleri kararmazdı. Yarasalara heveslenmezlerdi. Sırtlanların, çakalların, akreplerin, çıyanların sofralarına oturmazlardı. Aynı safta buluşmazlardı.

Kuşlara tasallutta bulunmaya kalkışırlar diye susuyorum. Kuşların yuvalarına engerek yılanlarını salarlar diye korkuyorum. Çağdaş büyücülerin öfkeleri kuşlara döner diye korkuyorum. Birazdan fazla, bu yüzden susuyorum!



Cemal Çalık, 03.06.2019,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Deneme, Sözcüklerin Düş Hâli


Facebook 



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı