1 Mart 2019 Cuma

SA7479/KY1-CÇ598: Pembe Abla

"Domatesin hasadı için daha iki saat vardı."


Yetmiş yaşlarında dul Pembe Hanım iyiden iyiye sıkılmış bir an önce kendini evden dışarı atmış, üst kat komşusunun kapısını çalmıştı. Zili dördüncü çalışıydı. Bir an evde olmadıklarını düşünmüş iç sıkıntısı daha bir artmıştı. Dönüp gitmeyi düşünse de bir kez daha zili çalmaktan kendini alamamıştı.

Ana kız evde olmalıydı. Büyük bir ihtimalle zili duymuyorlardı. Evden daha çıkmadan yukarıdan gelen sesleri duymuştu. Anne kızına bir şeyler demişti yüksek sesle. Kızı da aynı şekilde –belki annesinden daha yüksek sesle- cevap vermişti. Kesin evdeydiler. Ve fakat zili duymuyorlardı. Beşinci zili çaldı. Kulağını kapıya dayadı. 

- Kızım kapıya bir baksan ya! Komşusunun kızına seslenmesini duydu rahatladı.

- Bir dakika anne, diye cevapladı kız. Şu petekleri toplayayım.

- Kapı bekler mi? Diye çıkıştı anne. Elinden tableti koltuğunun yanında duran fiskos masaya bırakıp hışımla kalkıp kapıyı açtı. 

- Aa sen miydin Pembe Abla! Dedi komşu kadın, sahte bir gülümsemeyle. 

Pembe Abla mahcup, ezile büzüle komşusuna baktı. Komşu kadın ‘Ne istiyorsun?’ der gibi bakıyordu. Pembe Abla gülüyor mu ağlıyor mu? Belli değildi. Komşunun buyur etmesini beklemeden sağ ayağını eşikten içeri attı. Komşu kadın ister istemez kenara çekildi.

- Buyur Pembe abla, biz de Aynur’la oturuyorduk. Ne iyi ettin de geldin, dedi yüzünde beliren memnuniyetsizliğini gizlemeye çalışarak. Pembe abla önde ev sahibi arkada oturma odasına geçtiler. 

Aynur elinde tablet Le koltuğa uzanmış, harıl harıl çiftlik oyununu oynuyordu. Pembe ablayı görünce şöyle bir toparlanır gibi yaptı. Yerinden kalkmadan burun ucuyla,

- Hoş geldin abla! Dedi. 

Ev sahibi Pembe Abla'yı kendi oturduğu tekli koltuğun karşısındaki tekli koltuğa oturttu. Kendisi de oturdu. Hoş beşten, "nasılsın?" sorularından sonra ev sahibi fiskos masasındaki tablete uzandı. Tavukların yemlenmesine iki dakika vardı. Gazete ilanlarına geçti.

- İçim daraldı da, dedi Pembe Abla utana sıkıla.

- Yalnızlık kötüdür, dedi ev sahibi başını tabletten kaldırmadan.

- Evet, dedi Pembe Abla içini çekerek.

- Aynur, dedi ev sahibi, kızım biraz toparlansan ya!

Aynur yerinden doğruldu. Ayaklarını koltuktan aşağı sarkıtıp sırtını koltuğunu arkalığa verdi somurtarak.

- Hadi yavrum, dedi ev sahibi kızına, bir çay demle de çay içelim.

- Şu keçileri sağmam lazım, dedi Aynur somurtarak, Tom’un da yeni görev için iki dakikası var..

“Keçiler mi?” dedi Pembe Abla kendi kendine. "Ya Tom?" Misafirleri vardı demek.

- Şey, dedi sıkıntılı bir sesle Pembe Abla, misafiriniz varsa..

- Misafir mi? Dedi şaşkınlıkla ev sahibi, tabletten başını kaldırmadan.

- Hani Aynur kızım Tom dedi ya..

- Ha o mu?, dedi ev sahibi kahkaha atarak. Yok Abla o oyundan..

İçi rahatlamıştı Pembe Abla'nın. Keçileri sormayı gereksiz buldu. O da oyundan olmalıydı. Eli ayağı tutsaydı kendisi de şişlerini alır gelirdi. Gençlik günlerindeki gibi. Hem çay içerler, hem çene çalarlar hem de işlerini aksatmadan sürdürürlerdi. 

- Aynur çay, dedi ev sahibi dedi başını elindeki tabletten kaldırmadan.

- Duydum anne, dedi Aynur.

- Aman komşum, dedi Pembe Abla, kızın işi var.. işini bitirsin..

- Zaten az kaldı, dedi Aynur.

- Elmas yüzük iste Tom’dan, dedi anne.

- Olmaz, dedi Aynur, ballı keke ihtiyacım var.

- Bu sıralar şekerim yüksek ben almıyayım, dedi Pembe abla utanıp sıkılarak.

- Yok, dedi ev sahibi, oyundan.. şu domatesler de bitmedi gitti.

- Dört saatte oluyorlar bilmiyor musun? Dedi Aynur.

- Ne güzel bir şey, dedi Pembe Abla.

- Hı hı! Dediler ana kız.

Pembe abla iç sıkıntısından kurtulmayı, dertleşmeyi koymuştu aklına evden çıkarken. Bu yüzden bu evin kapısını çalmıştı. Son günlerde inmeyen inatçı şekerden, sağ dizine musallat olan ağrıdan, başına saplanan ağrılardan, sol göz kapağının sabahları zor açılmasından söz edecek, ağrılarına-sızılarına çare olacak teklifleri duyacak biraz olsun rahatlayacaktı ya.. olmuyordu. Öyle anlaşılıyordu ki olmayacaktı da. 

Ana kız pek meşgullerdi. Beslenecek koyunları, inekleri, tavukları, hasat edilecek sebzeleri, toplanacak meyveleri.. yüklenecek gemi.. birinin gemisi keçi peyniri istemişti. Hem de – Aynur’un deyimiyle- ‘anasının dini kadar’, diğerinin siparişi keçi peyniri. Domatesin hasadı için daha iki saat vardı.



Cemal Çalık, 01.03.2019,  Konuk Yazar, Sonsuz Ark, Öykü

Cemal Çalık Yazıları







Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı