27 Kasım 2018 Salı

SA7183/SD1205: Nazizm Yeniden İsimlendiriliyor -Rebranding Nazism-

Sonsuz Ark'ın Notu:
Aşağıda çevirisini yayınladığımız analiz, Moskova ve Berlin'de yerleşik bağımsız bir gazeteci olan Josephine Huetlin'e aittir ve Almanya'da aşırı sağın yerine aşırı uç sağın yerleştiğini ve tehlikeli bir şekilde geliştiğini belirtmektedir. Josephine Huetlin, "2018'e yaklaştıkça Almanya’nın en acı dolu tarihlerinden bazıları yeniden pazarlanıyor." derken, son yerel seçimlerde büyük oy kaybı yaşayan ve bundan dolayı Başbakanlık için tekrar aday olmayacağını açıklayan Merkel'e teşekkür eden aşırı uç sağcıların gösterileri ivme kazanıyor; Avrupa ordusu kurulması gerektiğini söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a tepki olarak organize edilen göstericiler, yakıt fiyatlarındaki artışı bahane ederek Paris'te gösterilerine devam ediyorlar. ABD, Avrupa ülkelerini sarsmaya devam ediyor... ABD'nin kontrolünde olan Alman ordusunun darbe planlarına yapmasına yönelik (Bakınız; Haber notu) Amerika'nın Sesi (VOA) haberi şu şekilde: "Berlin merkezli TAZ gazetesinin yayınladığı bir haber, ırkçı Nazi örgütlenmenin devleti ve demokrasiyi tehdit eden bir boyut kazandığını ortaya koyuyor. Gazetenin Federal Savunma Bakanlığı ve Askeri İstihbarat Servisi kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Alman ordusu içinde örgütlü bir aşırı sağcı ağı yöneten, suikast ve terör yoluyla idareyi ele geçirmeyi planlayan bir Nazi örgütlenmesi son anda çökertildi." 
Seçkin Deniz, 27.11.2018

Rebranding Nazism

"Almanya'nın Chemnitz kentinde, aşırı sağ, aşırı uç sağ ile yer değiştirmiştir."

Alman Başbakanı Angela Merkel, Pazar günü (18 Kasım 2018) doğu Saksonya'daki Chemnitz şehrine geldiğinde, iki ay önce şehre taşınan bir Türk tıp öğrencisi olan Mustafa B., yolun karşısına geçmenin güvenli olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Onun tutuklanmasının sebebi caddenin karşısına uzanıyordu: Bütünüyle siyah giyinen bir grup adam kaldırımdan aşağı yukarı yürümeye başlamıştı. “Teşekkürler Merkel!” diye bağırdı neo-Nazi Blood and Honor (neo-Nazi Kan ve Onur) hareketinin eski bir üyesi olan liderleri, mikrofonla daha fazla slogan attı.


Mustafa B., protestonun amacını sormak için yakındaki bir polis memuruna döndü. Memur öfkeden burnundan soluyordu: “İroniyi anlıyor musun?”

Ağustos ayının sonlarında ve Eylül aylarının başlarında, Alman bir adamın iki sığınmacı tarafından öldürüldüğü iddia edilerek tetiklenen aşırı sağ ayaklanmalar, Chemnitz şehir merkezinde göçmenlere karşı düzenlenen haftalık gösterilere dönüştü ve bu gösterilere izin veren hükümete ev sahipliği yaptı. Göçmen karşıtı Alternative für Deutschland partisinden (AfD) birbirinden güçlü daha aşırı idi bu bireyler. 


Eylül ayının başlarında protestolara katılan AfD'li politikacılar daha sonra “pahalı arabalarına bindiler ve ortadan kayboldular” dedi, bu Cuma gecesi toplantısında haftalık olarak konuşan yerel avukat Martin Kohlmann'ın sözcüsü Benjamin Jahn Zschocke. Kohlmann, eski SS üyelerinin ve Holokost inkarcılarının Nazi Almanyası'ndaki hayat hakkında konuşmalar yaptığı toplantılara katılıyor. Cuma gecesi toplantılarında, göç politikaları konusunda Alman hükümetine karşı silahlı “direniş” çağrısı yapıyor.


Bazı yerlilere göre, tüm bu olaylar Alman medyası ve uluslararası medya tarafından orantılı olarak abartılıyor. Yine de STK'lar, son iki ay içinde, Almanya'da ve Chemnitz gibi bölgelerde, nefret suçlarında önemli bir artış kaydetmişlerdir. Ayrıca dikkat edilen şeyler değişmişti: insanlar sırt çantasında anti-faşist bir etiketle mi  dolaşıyorlar, yoksa hemen “Alman” olarak kodlanmayan dış görünüşleri mi vardı?


“Düşünüyorlar: eğer göçmenleri istemedikleri için onlar birer Nazi ise, o zaman ben de öyle düşünüyorum.”


Merkel’in Pazar günü konuştuğu oditoryumun dışındaki kalabalığın içinde duran, Marlene adlı 50 yaşındaki sarışın bir hemşire, yazdan beri her hafta aşırı sağ Pro Chemnitz göstericileriyle birlikte yürüdüğünü söyledi. Daniel Hinnig'den sonraki gece, diğer sağcı protestocularla sokaklarda olan, ölümü ayaklanmaları tetikleyen adam bıçaklandı. Bana, Neo-Nazilerin göçmenleri kovaladığını ya da yasadışı Hitler selamı verdiklerini görmediğini söyledi ve hükümetin kendileri hakkında yalan söylediğine inanmıştı. Ancak o zamandan sonra, Pro Chemnitz mitinglerindeki hooliganların ve dazlakların oluşturduğu ana grubu görmemek imkansızdı.


Almanya'da kaydedilen ırkçı ve yabancı düşmanı saldırıların sayısı 2016 yılında çarpıcı biçimde artmıştır. Ancak geçen sene, Alternative für Deutschland (AfD) muhalefet partisi olarak ilk kez meclise girmesine rağmen, bu sayı azaldı. Bu yüzden, Chemnitz'de aşırı sağ şiddet mağdurları için danışmanlık yapan Andre Löscher tarafından, Ağustos'taki ayaklanmalardan bu yana, kırk yedi ırkçı nefret suçunun bildirildiğine dikkat çekildi. Bu, geçen yıl küçük şehir kaydedilen toplam nefret suçların sayısının iki katıdır. Dört restoran saldırıya uğradı. 14 Eylül'de, bir grup erkek bir parkta 26 yaşındaki İranlı bir adamın kafasına, kimliğini görmek istedikten sonra bir cam şişe attılar; daha sonra, saldırgan gruptaki adamlardan bazılarının, Almanya'nın yeniden birleşmesinin yıldönümünde, 3 Ekim'de, silah satın aldığını ve “medya diktatörlüğünü ve kölelerini devirmek” için Whatsapp aracılığıyla bir plan yaptığını gördük. Almanya Yahudilerine karşı 1938 pogromu olan Kristallnacht'ın 80. yıl dönümünde, Pro Chemnitz avukatı “Merkel rejimine” karşı bir silahlanma çağrısı yaparken, bir düzine “tökezleme taşı- Holokost'ta ölen sakinleri anılan bronz plaklar” yağlı katranla sıvanmıştı.


Benzer bir şiddet örneği, 90'lardaki yeniden birleşme sonrası çıkan kaosta neo-Naziler tarafından daha önce terörize edilen bir başka Sakson kenti olan Wurzen'de gerçekleşti. Son zamanlarda, sokaklarda bir dizi kundaklama ve fiziksel saldırı gerçekleşti. Akşamları, “halkın milisleri” olarak adlandırılan gençler, “Yabancılar dışarı!” sloganları eşliğinde içki içiyorlar ve yürüyorlar. Onlar PEGIDA (Batı'nın İslâmileştirilmesine Karşı Yurtsever Avrupalılar kısaltması) gibi gruplarla ilişkili bir dizi sokak protestosu yapıyorlar. Saksonya'da, Löscher, Pegida ve diğer aşırı sağ gösterilerin birkaç yıl önce, başladıkları zamana oranla, protestoların durduğu bölgelerde nefret suçlarının azaldığını gözlemlenmişti. Şimdi, hem gösteriler hem de nefret suçları geri döndü. “Bu kadar çok insan sokaklarda dolaşıyor ve çok olduklarını fark ettiklerinde, bu onları gerçekten motive ediyor.” diyor.


Her şeye rağmen bu durumu kabullenmeme belirtileri de var. Birkaç hafta önce, Chemnitz belediye meclisi şehir merkezinde yeni bir güvenlik sistemi kurmak için parlak yeni kameralar kurdu. Berlin'de, aşırı sağı protesto etmek için 242.000 kişi geçen ay sokaklara çıktı. Chemnitz'de bir ırkçılık karşıtı rock konserine Eylül ayında 75.000 kişi geldi. Gelecek hafta, Ağustos ayından bu yana ilk kez Pro Chemnitz Cuma gecesi mitingi yapmayacak. Ve aşırı sağcıların  düşüşünden neredeyse iki hafta sonra, Angela Merkel, Pazar günü yaptığı ziyaret sırasında Alman başbakanı olarak -göçmen karşıtı kalabalık tarafından kutlanma sebebi olan- seçilmek için yeniden aday olmayacağını açıkladı.


Onlardan önceki aşırı sağ sokak hareketleri ve  ABD Başkanı Donald Trump gibi, Pro Chemnitz mitinglerindeki konuşmacılar, medyayı insan kalabalığından haberdar etmek için ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar. (Bir kişi Cuma gecesi mitinginde yaydı: “En az 5000 kişi görüyorum!”. Polis 2,500 kişi olarak tahmin etmişti.) Ancak, göze çarpacak bir şekilde hedeflerine ulaşmak için göz korkutucu olabiliyorlar, aynı zamanda grupların gerçek bir momentumdan yoksun oldukları da açık. “Biz çok azız” diyor bir adam. Bir yıl önce uzun süreli kız arkadaşından ayrıldığından beri aşırı sağcı siyasette aktif olarak çalışıyor. Ama şimdi o günışığı sınırlı ve kış geliyor, “Cuma akşamı, burada kıçımı dondurmak yerine başka şeyler yapmayı da düşünebilirim.” Akşamın çoğunu en son komplo teorilerini okuyarak harcayan Marlene bile, aşırı sağcı BM göç anlaşmasına dayanıyor ve “kıyametin geleceğine” inanıyor.


Ancak sorun göstericilerin azalmaya başlayıp başlamaması değil, daha önceki nesillerin rahatsız edici bulabileceği şekilde Chemnitz'de bir şey değişti; giderek, bir zamanlar affedilmez olarak görülen bir geçmiş normalleşmeye başlıyor. İlk kez göstericilerden bazıları, -herhangi bir sağcı aşırılık yanlısı gruba bağlı olmayan, ama geçen haftalarda “yabancılar dışarı!” diye tezahürat yapan kalabalığa katılan insanlar- politik ve kültürel kurumlarının haksız stereotipleme olarak algılamalarına yanıt olarak kendilerini sosyal medyada “Naziler” olarak tanımlamaya başladılar. Genç bir Chemnitz fotoğrafçısı olan Phillip T., “Bazıları için bu kafada olanlar onların arkadaşları ve komşuları” dedi. “Düşünüyorlar: eğer göçmenleri istemedikleri için onlar birer Nazi ise, o zaman ben de öyle düşünüyorum.”


Bu radikal haklara çok yakışıyor: Thüringen'deki bir neo-Nazi etiketi, “NAZI: Nicht an Zuwanderung interessiert” yazan T-shirt'leri basılmaya başlanmıştı bile: “Göçle ilgilenmiyorum.” 


2018'e yaklaştıkça Almanya’nın en acı dolu tarihlerinden bazıları yeniden pazarlanıyor.



Son aylarda Chemnitz'deki uçucu durum göz önünde bulundurulduğunda, bu makalede birkaç özel şahsiyeti sadece ilk isim olarak belirledik.


Josephine Huetlin, 21 Kasım 2018, New Republic


(Josephine Huetlin, Moskova ve Berlin'de yerleşik bağımsız bir gazetecidir.)



Seçkin Deniz, 27.11.2018, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar


Haber Notu:

VOA: Alman Ordusunda Darbe Planı Yapan Grup İddiası


BERLİN, Almanya'da ırkçılık ve yabancı düşmanlığı son yıllarda geniş bir zemine taşınıyor. 2015’de Başbakan Angela Merkel’in bir milyon mülteciye sınırları açması sonrasında yeni bir boyut kazanan ve toplumu ikiye bölen yabancı düşmanlığının siyasal yansıması, Berlin’de politik gündemi belirleyen parti haline dönüşen Almanya için Alternatif (AfD).

Şiddet yanlışı aşırı sağcı ve Neo-Nazi grupların düzenledikleri gösterilerin sayısı her geçen gün ürkütücü bir düzeye yükselirken, Berlin merkezli TAZ gazetesinin yayınladığı bir haber, ırkçı Nazi örgütlenmenin devleti ve demokrasiyi tehdit eden bir boyut kazandığını ortaya koyuyor.

Gazetenin Federal Savunma Bakanlığı ve Askeri İstihbarat Servisi kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Alman ordusu içinde örgütlü bir aşırı sağcı ağı yöneten, suikast ve terör yoluyla idareyi ele geçirmeyi planlayan bir Nazi örgütlenmesi son anda çökertildi.

''Hannibal'ın Gölge Ordusu'' adı verilen gruba karşı yürütülen gizli operasyonda, tamamı askerlerden oluşan ve aralarında bir albayın da bulunduğu teşkilatın, ''X Günü'' adını verdikleri bilinmeyen bir tarihte, Almanya’daki siyasetçilere yönelik suikastlar yaparak, iç savaş çıkartmayı, ardından da darbe planladığı iddia edildi.

TAZ, komplonun, Alman ordusunda 2017 yılında patlayan üsteğmen Franco A. skandalını soruşturan istihbarat birimlerinin araştırmasında ortaya çıktığını yazdı. O dönemde, aşırı sağcı 28 yaşındaki üsteğmen Franco A. adlı askerin ortalığı karıştırmak için Suriyeli sığınmacı kimliğinde terör eylemleri planladığı saptanmış, daha sonra ''kanıt yetersizliğinden'' serbest bırakılması hukuk skandalı olarak tanımlanmıştı.

Bakanlık ve ordu sessiz

Taz’ın ulaştığı bulgulara göre, federal ordunun ''Kommando Spezialkräfte'' adlı özel kuvvetler biriminden yaklaşık 200 askerin üye olduğu ve kripto chat’ler üzerinden iletişim kuran darbeci grup, eski Cumhurbaşkanı Joachim Gauck, Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Federal Meclis Başkan Yardımcısı Claudia Roth ve Sol Parti Federal Meclis Grup Başkanı Dietmar Bartsch’ın da aralarında bulunduğu bir dizi siyasetçiyi, ayrıca Müslüman ve Yahudi toplum liderlerini aynı gün aynı yerde toplayarak infaz etmeyi planladı. Neo-Nazi hücrenin silah, cephanelik, gıda, lojistik malzeme ve yakıt depoladığı da saptandı. Haberde, grubun lideri olarak tanımlanan Andre S. adlı albayın, soruşturma dosyalarını imha etmeye çalışırken yakalanarak, tutuklandığı da belirtildi.

Federal ordu ve Federal Savunma Bakanlığı’ndan konuyla ilgili şu ana kadar üst düzey açıklama yapılmaması dikkat çekerken, ordu içinde bu tarz bir yapılanmanın yuvalanması ve gizli kalması bile ürkütücü bir durum olarak yorumlandı.

Federal Savunma Bakanı von der Leyen, Franco A. olayının patlak vermesi sonrasında, orduda temizliğe gidileceğini ve bu kapsamda Hitler döneminde generallerin isimlerini taşıyan kışlalara yeni isimler verileceğini duyurmuştu. O dönemin Alman Genelkurmay Başkanı Vieper, ordu içindeki aşırıcı yapılara dair daha önce yapılan ihbar ve şikayetlerin görmezden gelindiğini itiraf etmişti.

Nazi sempatizanı sorunu yeni değil

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 1955 yılında kurulan Alman ordusundaki Neo-Nazi sempatizanı asker sorunu yeni değil. Son 10 yılda ordu içinde en az 199 askerin aşırı sağ eğilimlere sahip olduğunun tespit edildiği, bu kişilerin büyük çoğunluğunun ihraç edilirken, geriye kalanların ihraç sürecinin sürdüğü biliniyor.



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı