8 Şubat 2018 Perşembe

SA5613/KY49-İTIĞLI88: Direnişe “Terör” Diyebilmenin Âcizliği

 "Irak, Somali, Afganistan, Kolombiya veya nerede olursanız olun Amerikan işgaline karşı direnişe geçmişseniz sizin adınız artık teröristtir."


Bugün Müslümanların temel sorunlarından biri Batılıların kullandığı kavramlara mecbur oluşlarıdır. Örneğin 'terör' kelimesi bu kavramlardan biri olup üzerinde bir mutabakat sağlanmamışken bile Batının kullandığı şekilde görme zorunluğu ile bir tanımlama içerisine giriyoruz. Yirminci yüzyılda Avrupa’dan ithal edilen her kavram ve kelimenin bir popülerliği vardı. Şimdiler de ise ABD bu tanımlamada sinema sektöründe olduğu gibi kavramlaştırmada da öncü bir rol oynuyor.

Geçenlerde Trump yönetimi biz Müslümanların üzerinde fikir birliği içinde olduğu bir “direniş” hareketi olan Hamas’ı “terörist” ilan ederek yeniden acizliğini ortaya koydu. Son yıllardaki Amerikan yalnızlığına bir de Amerikan acziyetini eklemek lazım. Terörizmle uyuşmayan bir direniş hareketini “terörist” olarak görmek bir acziyetin dışa vurumudur. Çünkü bir hareketin terörist olarak ifade edilebilmesi için teröre dayanak olan kanıtların olması gereklidir.

Gerçi Amerikalılar bunu hep yapıyor. Japonya’nın iki şehri atom bombası ile bombalandığında kadın çocuk yaşlı 120 binden fazla insan hayatını kaybetmişti. Mac Arthur dönemin ABD başkanını arayarak teröristleri öldürdüklerini söylemişti. Yine ABD’nin haksız işgaline karşı direnen Vietnamlılar terörist olarak kabul edilmişti. Irak, Somali, Afganistan, Kolombiya veya nerede olursanız olun Amerikan işgaline karşı direnişe geçmişseniz sizin adınız artık teröristtir.

Tabii bu nitelendirmeye yine ABD tarafından icat edilen DEAŞ terörünü de eklemek lazım. DEAŞ’ın servis ettiği kafa kesme görüntüleri ABD’nin söylemlerinin kabulünde önemli bir rol oynadı. Bugün DEAŞ’a bir terör örgütü demek reddedilecek bir niteleme değildir. Ama Hamas’a terörist demek reddedilmesi, karşı çıkılması gereken bir durumdur. Hamas’ın en önemli özelliği İsrail işgali altındaki topraklarını, vatanlarını kurtarma çabasıdır. Direniş hareketlerini terör hareketlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri belirli bir hedefleri olmaları ve sivillere yönelik katliamlara girişmemeleridir.

Hamas, Filistin’i özgür kılmak için kurulmuş bir harekettir. Hamas, İsrail sorunu üzerine çıkmış bir sonuçtur. Yani bir sebep olarak ortaya çıkmamıştır. Kullandığı söylemlerinin dini referanslı olması ABD’nin terör listesine koymasına sözüm ona yetmiştir. Fakat belki de ilk defa ABD işgalci başka bir devletin çıkarlarına hizmet etmek için bu kavramlaşmayı gerçekleştirmiştir. Oysaki ABD uzun bir dönem İRA’ya bile bir terör örgütü diyemezken Hamas’ı suçlaması bu hastalıklı bakışın bir neticesidir.

ABD neden Hamas’ı terör listesine ekledi sorusuna çok boyutlu bakmak gerekiyor. Öncelikle bu nitelemenin altında İsrail koruyuculuğu var. ABD her fırsatta İsrail’in yanında yer alan bir devlet olduğu için zaman zaman işgalci devleti rahatlatmak için bu tür söylemler içine girebiliyor. Bu söylemler sonrası yeni bir İsrail saldırısı peşinden geliyor ve İsrail bölgede kan kusturacak adımlar atmaya başlıyor.

Diğer bir nokta ise Filistinlilere bir ders vermek. Gazze ablukasını kendince İsrail lehine meşrulaştırmak. Bugün hala Gazze ablukası kaldırılabilmiş değil, Gazzeliler tam nefes almaya başladıklarında yeni bir İsrail saldırı dalgası başlıyor.

Hamas lideri İsmail Haniyye’nin terör listesine konmasında Gazzelilere karşı ABD’nin bir mesaj vermek istemesi görülüyor. Aynı zamanda bu mesajda Filistin direnişine destek verenlere de bir uyarı var. ABD’nin terör listesine koyduğu bir direniş hareketinin dünyada seyahat etmesi bile imkansızdır. ABD, Hamas’a destek veren veya sempati ile bakan ülkelere aba altından sopayı gösteriyor.

Özellikle üç ülkeye doğrudan bir mesaj var; Türkiye, İran ve Mısır…

Türkiye, İsrail işgali altında olan Filistin’e en büyük desteği veren ülke. Filistin’e kalkınma yardımları yapılıyor, sağlıktan, eğitime birçok alanda Türkiye, Filistinlilere yardıma koşuyor. ABD, YPG/PYD’ye terörist diyemiyor ama Hamas ve onun liderine terörist nitelemesini yapabiliyor. ABD, Türkiye’nin Filistin’e yönelik desteğini çekmesini isteyerek başta Gazze olmak üzere Filistin’e yapılan ablukanın hafifletilmesini istemeyerek İsrail’in yaptığı cinayete ortak oluyor.

Suriye’de zor durumda kalan ABD, yarın Türkiye’yi teröre destekle itham edebilir. Bu bir bakıma Suriye’deki teröristlerle işbirliğini örtmek istemesine yönelik olup, işlediği suçu yansıtma psikolojisi üzerine giriyor.

Hedefteki ülkelerden biri de şüphesiz İran. Zaten ABD’nin İsmail Haniyye’yi terörist listesine koymasının nedeni olarak da İran ile kurduğu ilişkiyi gösteriyor.

İran’a birçok noktada kızalım, ama Filistin’e verdiği desteği de görelim. İran bir açıdan Suriye’de yaptıklarının günahını Filistin’e verdiği destekle de çıkarmak istiyor. Suud’la birlikte taş taş üstünde bırakmadıkları Yemen’in acısını Filistin’le örtme arayışı içerisinde.

Aynı zamanda Mısır’a da bir mesaj var. Son yıllarda Hamas ile Mısır arasındaki ilişkiler yeni bir boyut kazandı. Sisi iktidarı Mısır ihvanı ile sürtüşmeye devam ederken Hamas ile flört ederek bir şekilde İslam dünyasında hüsrana uğramış imajını düzeltme arayışındaydı. Diğer bir mesaj da yine Filistin’e destek veren ülkelerden biri olan Katar’a yönelik olduğunu da unutmamak gerek.

ABD’nin öncelikli amacı Filistin’i İsrail karşısında daha da yalnızlaştırmak, İslam dünyasından gelen desteği sona erdirmek. Daha sonraki hamlesi Hamas’a destek veren ülkelere yönelik olacaktır. Bu ülkeler teröre destek vermekle suçlanacak ve yaptırımlar yapılması istenecek. Bir şekilde ABD bu hamlesi ile Türkiye’den rövanş da almak istemekte.

ABD’nin ya da diğer bir küresel gücün bir direniş hareketi ve liderini terörist olarak nitelemesi kabul edilecek bir durum değildir. Eğer ABD terörist bulmak istiyorsa önce kendisine baksın. Bombaladığı Afganistan’da öldürdüğü masum sivillere baksın. Herat’ta bir düğün evini bombalarken 30’dan fazla sivilin öldüğünü düşünsün ve asıl terörist kime denirmiş anlasın.

ABD ve diğerleri kendi çıkarlarını savunmayan, kabul etmeyen onların işgallerine karşı direnenlere terörist demeye devam edecektir. Önemli olan bizim bu kavramlaştırmaya karşı bir cevabımız olması gerektiğidir. Bu cevap da, işgale, zulme, katliamlara karşı direnmek, direnişi vaz geçilmez olarak görmekten geçmektedir.


İbrahim Tığlı, 08.02.2018, Sonsuz Ark, Konuk Yazar, Afrika'dan
İbrahim Tığlı Yazıları




Sonsuz Ark'ın Notu: İbrahim Tığlı Beyefendi'den yazılarının yayınlanması için onay alınmıştır. Seçkin Deniz, 23.06.2016



Yazının İlk Yayınlandığı Yer: Gerçek Hayat




Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı