10 Ağustos 2013 Cumartesi

SA349/AŞ5: Cemaat’in Din Gömleği Eskimiş

“Neye hizmet, bu hizmet?”

“Bir zamanlar halk adına devletten hesap soran AKP hükumeti şimdilerde kendini devlet sanıyor.”

Şu işin adını koyma zamanı geldi. Bir yere sığdıramıyoruz zaten; din mi dünya mı? Yoksa dünyanın gölgesinde din mi? Dinin gölgesinde dünya mı? Çabalarınızın amacı ne? Adını söylemeye de korkuyoruz artık kardeşlerimizin; ne desek bir itirazları var, bizden desek, değiliz derler; sizdeniz desek, olmaz derler. 

‘Cemaat’ diyoruz, rencide edici buluyorlar, “Biz dinî cemaat değiliz” diyorlar, ‘Hizmet’e de girdikleri yolun esvâbı uymuyor, siyaset yapıyorlar, iç ve dış politikada hoşlanmadıkları şeyler olduğu zaman yazarları doğrudan demokratik olsun ya da olmasın tepkilerini yansıtıyorlar.

Hizmet siyaset içeriyor muydu, bilmiyorum. Belki de içeriyordur.

Hizmet diyelim, gücenmesinler;  ama neye hizmet? Bunu sorgulamamıza müsaade ederler mi? Kendileri her şeyi sorgulamayı demokrasi ve fikir zenginliği olarak kabul edip her dinden her düşünceden insana kapılarını açarlarken, aynı fikir zenginliği kucağını bizden esirgemezler umarım. 

Hizmet’i ‘aynı duygu ve düşüncede birleşen fedakâr insanların birlikteliği’ olarak tanımlıyorlar, kardeşlerimiz.

Peki hizmetin amacı nedir? Din midir, dünya mıdır? Bu fedâkâr insanlar, ne için fedakâlık yapıyorlar? Din için yapıyorlarsa, dünyadaki bütün okullarında neden dinî bir müfredat yerine laik bir müfredat takip ediyorlar? 

Diyelim ki; Türkiye’nin bir dünya ülkesi, Türkçe’nin de bir dünya dili olması gibi bir hedefleri var, peki bu bir cemaatin hedefi olabilir mi? Bu olsa olsa pantürkist bir düşüncenin amacı olabilir, dinle ilgisi nedir?

Hizmet’in dine atfedilen elbisesine bu hedef sığmaz. O zaman hedefe baktığımızda "Biz dinî cemaat değiliz" demelerini tutarlı bulmak zorundayız.

Bana göre, dinî bir cemaat olmamaları, kanaat önderlerine Hocaefendi demelerine mânidir. Burada bir tutarsızlık var. Geleneksel dinî cemaatlerde kanaat önderine, şeyh, hoca, hocaefendi demek esastır.

Madem dinî cemaat değiller, o zaman dinî olmayan diğer cemaatler gibi muamele görmeleri lazım; ama onlara da cemaat denmiyor. Sivil toplum kuruluşları veya dernekler bu özelliğe sahip. Hizmet Derneği ve Hizmet Derneği Başkanı ya da kendi seçecekleri yeni bir isim daha uygun olabilir. Fethullah Gülen’e de ‘Başkan’ deriz, ‘Onursal Başkan’ da olabilir, kendi tüzüklerine göre artık ne diyeceklerse, ona ‘kabul’ deriz.

Madem dinî cemaat değiller, o zaman dinî sıfatlar kullanmaları onlar için de hayırlı olmaz. Dünya için hayırlı olmuyor, zira dinî cemaat değiliz diyorlar; ahiret için de hayırlı olmaz; o zaman ihlas problemi çok bilinmeyenli bir denklem gibi kapıda bekliyor.

Ben zaten dinî cemaat olmadıkları hususunda onlara inanmaya hazırım. Zira dinî hiçbir problem etrafında çömelip tartışmıyor ve çözüm üretmiyorlar. Dine ve dinin psikolojik- sosyolojik- ekonomik ve siyasî boyutlarına yönelik rasyonel direniş noktalarını ikna edici bir çabaları yok. Kapitalist sisteme entegrasyonunu tamamlamış devasa bir dünyevi konsensüse sahipler. Diyalog yoluyla, müslüman olmayan gruplarla onanma ihtiyaçlarını gideriyorlar ve bu hususta dinî  istişareye de açık değiller.

Dini yaşama biçimleri, hedefleri onları ilgilendirir. Yazarlarının dediği gibi Zaman ve Today’s Zaman gazetelerini Zaman Grubu olarak sınırlayıp  “Zaman Grubu’nun varlığı, demokrasimiz için bir şanstır ve inşallah bu duruşunu devam ettirecektir” diyorlarsa, bize düşen bu tanımlamayı kabul etmektir.

Zaman Grubu’nun da zaten dinle ilgili  herhangi bir niteliği yok. Biz onların demokrasi için şans olmalarını, onlara itimat edip, onların ‘Erdoğan İktidardan Nasıl Düşer?’ başlıklı yazılarını okumaya devam edebiliriz. Ama bir şartla; ‘AKP ve Gülen’i Bitirme Planı’ndan bahsetmekten ve bizleri tedirgin etmekten vazgeçecekler. 

Eğer Ergenekon yargılamalarında bir suç olarak konumlanan bu planın diğer yarısını uygulamaya sokmak demek değilse, Erdoğan’ı bitirme planının bir parçası olmak demek değilse bu tür yazılar, neye hizmet ediyor Zaman Grubu’nun demokrasi için bir şans oluşu?

AkParti-Cemaat Kavgası çıkarmak isteyenler fitne çıkarıyorlar deyip duruyorlar, uyarıyoruz,  ama duymuyorlar bile. Art arda aynı tip yazıları yayınlamaya devam ediyorlar; fitne katarına deve sürdüklerini bile bile üstelik. Neye hizmet bu hizmet?

Sizin yazarlarınızın yazdıklarını tartışıyoruz biz. Biraz ayıp olmuyor mu bu uyanıklık? İlk taşı siz atıyorsunuz, sonrada kalkıp suçluyorsunuz? Bizim  fikirlerimiz demokratik bir şans olma hakkına sahip değil mi?

O yazının başlığı, Ak Parti Genel Başkanı olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef almıyor mu? Siyaset mühendisliği başka nasıl yapılır? Üstelik rutin bir vergi incelemesini bir intikam algısıyla kuşatıp Koç Holding’e sahip çıkarak yapan yazarlar varsa nasıl bakılır bu meseleye? Türkçe Olimpiyatlarına sponsor olduğu için mi bu sahiplenme? Gazetecilik varsa da yoksa da rutin incelemede yasa dışı bir unsurun peşine düşmek değil midir? Neden gazetecilik yapılmıyor?


Gezi Parkı terörünün en şiddetli günlerinde MetroPoll'a anket yaptırmak, oy oranını %35,3' indirip 'AK Parti Eriyor' demek, 'En Çok Beğenilen Siyasi Figür' olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü öne çıkarmak ve neocon medya ile beraber Başbakan Erdoğan'ı basın özgürlüğünü kısıtlayan bir diktatör olarak  tanımlamak Zaman Grubu'nun gazetecilik işi mi?

Yoksa bu iş bir siyaset mühendisliği mi?

Doğru, buraya kadar baktığımız şeylerin hiçbirinde din ve dinî argümanlar yok; haklılar bu bir dinî cemaat değil. Bu grup, çıkarları, gelecek riskleri  ve ilişkileri olan bir grup. Dünyevî hedefleri olan ve eğitim, ekonomi, siyaset gibi iş ve işlem alanları olan işletmeler topluluğu.

Anlaşılan cemaatin dinî gömleği eskimiş, kendilerine dinî cemaat dememelerini böyle değerlendireceğiz artık.

Ama, ben hâlâ anlamadım. Neye hizmet bu hizmet? Madem dinî değil, o zaman neden Allah rızası için deniyor fedâkârlar bu hizmete davet edilirken?

Neye fedâ ediyorlar gençliklerini, mesailerini, enerjilerini, aile hasretlerini?

Grubun gazetecilerinin özgürce, demokratik birer şans olarak, Başbakan’ın nasıl devrileceğini anlatmaları için mi?

Yarın fedâkârların bunun için kalpleri incinirse, bu, Gayretullah’a dokunmayacak mı?

Zaman Grubu diyerek ayırdılar, biz de ses etmedik. Ama soracağız tabi bu grubun doğuşunu, doğuşundaki gönüllülerin  gazeteye sahip çıkışlarını. 

Unutmasınlar; bu grup kimseye babasından miras kalmadı.



Arif Şahin, 10.08.2013, Sonsuz Ark, Şaşkınların Tarihi 5





Seçkin Deniz Twitter Akışı