28 Mart 2022 Pazartesi

SA9605/SD2363: Sıkıntı (Roman); 3. Bölüm-Cennet 20

           Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Kökleri nereye dayanırsan dayansın bir ‘ahlak’ olgusuna temas eden her türlü ‘Kültür’ü yok etmekti amacı Masonların; insanı insan yapan, erkek ve kadın yapan, çocuk ve yaşlı yapan, masum ve suçlu yapan, iyi ya da kötü yapan algıları üreten değerlerin tamamını yerle bir etmekti. Bunu görmemek imkansızdı. Olan biten her şeyin bir açıklaması mutlaka olmalıydı."


Kolaycılığa kaçmıyordu ‘Cennet Yazarı’; bir analitik serim yapıyor, tümevarım ve tümdengelim yöntemlerini yerli yerinde kullanarak ve bazen kartezyen teknikler üreterek anlattığı olguyu sağlam temellere oturtuyordu. 1215 Magna Carta ile İngiltere’yi, 1776 Bağımsızlık Bildirgesi ile ABD’yi, 1789 İhtilali ile Fransa’yı, 1808 Sened-i İttifak ile Osmanlı Hanedanı’nın yönettiği Türkiye’yi üst seviyelerde saran Masonik ağın zafer çığlıklarının atıldığı tarihleri dikkatle izlemişti, şimdi halkları sindirilmiş Çin ve Hindistan’ı hareket zemini olarak kullanacaklarını söylüyordu:

“Kuşkusuz bir yaprağın düşmesini de masonlara bağlayacak teoriler üretmeyeceğiz. Zaten Masonların yaprağı düşürüp düşürmemekle ilgileri yoktur; onlar yaprakla değil yaprağı besleyen suyla, karbondioksitle ve diğer minerallerle meşgul olmayı tercih ederler. Masonik programların Batı’yı kullandığı artık açık bir gerçektir ve mahvolmuş ahlakî yapısı, çökmüş ekonomisi ile Batı Masonlar tarafından çöpe atılmış durumdadır. Ancak çöpleri dönüştürme kabiliyetleri aşırı gelişmiş olan masonların bu çöpü de yönetmeyi gerekli bulacakları ve bundan dolayı ellerini çöpten süresiz olarak çekmeyecekleri de aşikârdır. 

Türkiye’deki dönüşüm maceralarının (Osmanlı’nın çöküşü, Cumhuriyet’in Kuruluşu, Darbeler) ve bu maceralarda kullandıkları kimliklerin ve kişiliklerin posaları çıkıncaya kadar gündemde tutulmasının tek nedeni de sadece budur. Masonlar ölüleri bile aktif olarak kullanmakta bir beis görmezler; kişilerin ölü olmaları onlar için kullanılmış olmaktan kurtulmak anlamına gelmez.

Avrupa’nın son hasta hâlinde sürekli kışkırtılan ırkçılığın ve fundamentalist Hıristiyanlığın (Bütün mezhepler dâhil) köklerinin, Batı’nın Roma İmparatorluğu’ndan daha önceye dayanan çok eski virüsleri olduğundan şüphe edilemez. Avrupa, bugün masonlar tarafından yayılan aynı virüslerle mahvedilmektedir. Hızlandırılmış ekonomik çöküş, bu virüslerin yayılabileceği mükemmel bireysel ve sosyal alanlar inşa etmektedir. 

Büyük Masonik oyun sürmektedir. Türkiye’de ortaya konan oyunların sonunun gelmemesi de bu büyük oyunla ilişkilidir. Türkiye, iç ve dış sorunlarını analiz ederken, bulduğu kısa vadeli çözümlerin uzun vadeli sorunlara yetmeyeceğini unutmamalıdır. 

Geçmişte masonlara atfedilen her bir iç ve dış sorunun ana kaynağı ile ilgili teorilerin hiçbiri komplo teorisi olarak kalmadı; her biri tek tek kanıtlanarak teoreme dönüştü. Jöntürk, İttihâd-ı Osmanî, İttihat ve Terakki, Osmanlı’nın Çöküşü, Cumhuriyet’in Kuruluşu, Darbeler, Kürt sorunu, Başörtü sorunu gibi temel alanlarda sarf edilen bu türden teorilerin hepsi birer birer sonuçları görülerek kanıtlandığı için tereddüde gerek yoktur.”

Kökleri nereye dayanırsan dayansın bir ‘ahlak’ olgusuna temas eden her türlü ‘Kültür’ü yok etmekti amacı Masonların; insanı insan yapan, erkek ve kadın yapan, çocuk ve yaşlı yapan, masum ve suçlu yapan, iyi ya da kötü yapan algıları üreten değerlerin tamamını yerle bir etmekti. Bunu görmemek imkansızdı. Olan biten her şeyin bir açıklaması mutlaka olmalıydı.

‘Bekçi’ Türkiye’de uygulanan Masonik projelerin amacının da binlerce yıllık kültürü yok etmek olduğunu söylüyor ve kısmen de olsa başarılı olan Masonların neden istedikleri ölçüde amaçlarına ulaşamadığını şöyle izah ediyordu:

“Kültür'ün kendi varoluşunu sürdürebilmesi ya da yeni bir forma bürünmesi ilginç bir hadisedir, bütün ideolojilerin aşamadığı bu engel, ideolojilerin de ölümünü hazırlayacak kadar güçlüdür. Bu engel en önemlisi insanın doğasından ve doğal etkileşim ihtiyacından beslenir. İnsan ilk yaratıldığından beri alternatif saldırıların kuşatması altındadır ve bu alternatif saldırıların bütün planlayıcısı, Allah'ın mümkün kıldığı evrende ve şartlarda aktif olarak çalışan Şeytan'dır; işbirlikçisi de asla sorumluluk kabul etmeyen insan nefsidir.

Etkileşim kasırgalarına maruz kalan günümüz insanının zihninin medyanın, özellikle sosyal medyanın ve sanat dünyasının yankı odalarında kıstırılmış olmasından kaynaklanan, bize göre 'baş belası benzersiz bir stres'i olduğu şüphe götürmeyen bir gerçektir; bu stres insanın ihtiyaçlarının sıralamasını karmakarışık hale getirmiş, kaygı eşiğini yok etmiş, iradî seçimlerini sınırlamış ve seçenekler alanını daraltmış durumdadır. Duyguların öldürülmesi için tasarlanan bu iklimin inançları da öldüreceği ya da inançlara olan ihtiyacın farkına varılmasını sağlayacağı gerçeği önümüzde apaçık bir şekilde duruyor... 

Adem'in ve eşinin yaşadığı travmadan çıkış da böyle bir stres altında gerçekleşmişti, ancak Adem ve eşi örneğinde olduğu gibi, tecrübe-deneyim sonraki nesillere olduğu gibi aktarılamamıştır, günümüz insanının yaşadığı bu stresin aslında tarihin her aşamasında var olduğu da sabittir. O halde çözüm her zaman yeni bir başlangıçtır, insanlığın yaşadığı stresin Nuh Tufanı'yla tamamen temizlenmesinden sonra, çok sonra binlerce yıl sonra geldiğimiz noktada yaşadığımız şey aslında benzersiz değildir, ama baş belası olduğu, kıyamete dek de öyle olacağı gerçeği şüphesizdir.

Ne kadar isterdim, sadece düşünerek ve sohbet ederek geçireceğimiz zamanlarda yaşıyor olmayı; ama düşünün ki bir laboratuvar nesnesi olarak tanımlanan bir coğrafyada ve ülkede yaşıyorum ve zihnimin her anı her türlü saldırıya maruz; strateji ve siyaset kaçınılmaz hale geliyor. Haset ve kibir Şeytan'ın insanda bulduğu iki mümbit toprak parçasıdır. Ve düşünün; hemen hepiniz bu topraklarınızı Şeytan'a tapusuyla vermiş durumdasınız, o kadar esirsiniz ki yerinizden kıpırdayamıyorsunuz bile...” 


<< Önceki                      Sonraki>>


[(27.03.2022, (3/41 (265))]

Lütfen gitmek istediğiniz bölümü tıklayınız:


Seçkin Deniz, 28.03.2022, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

   

Seçkin Deniz Twitter Akışı