14 Şubat 2022 Pazartesi

SA9554/SD2324: Sıkıntı (Roman); 3. Bölüm-Cennet 14

     Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"‘Cennet Yazarı’nın, ‘insan şeytanlardan biri’ olarak tanımladığı İbn-i Arabî’nin çarpıtmalarına çok sert ve net karşılıkları vardı."



‘Cennet Yazarı’ kendilerine indirilmiş Kur’an gibi muhkem bir kitaba sahip olan Müslümanları aldatarak Allah’tan ve Allah’ın vaat ettiği cennetlerden uzaklaştıran zan, yalan ve yaldızlı sözlerden oluşan ‘Tasavvuf Külliyâtı’na temas etmişti.

“Cehennemle ilgili ayetleri iki tasavvuf erbâbının cehennem hakkında söylediklerine karşılık kesin bir bilgi olarak aktaralım. Ama önce mezkûr şahıslar ve cehennem ile ilgili görüşleri” demiş ve Tasavvufun Şeyh’ül Ekber’i İbn-i Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem’inden alıntıladığı şu cümleleri paylaşmıştı:

“Cehennem, uzaklık demektir ki, cehennem ehli böyle bir uzaklığın olacağını vehmediyorlardı. Halbuki Allah, onları bu mekâna sevk edince, yakınlığın ta kendisinde bulunurlar. Bu durumda uzaklık kaybolur ve cehennem denilen şey onların hakkında ortadan kalkar. Böylece onlar, kazanım yönünden yakınlık nimetini elde ederler. Çünkü onlar, günahkârlardır Allah tadılan ve haz duyulan makamı, onlara ihsanından kaynaklanarak vermiş değildir. Onlar, yaptıkları işlerden hakîkatlerinin hak edişine göre bu makamı almışlardır. Onlar, amelleri için çalışırken, Rabbin dosdoğru yolu üzerinde bulunuyorlardı. Çünkü onların perçemleri, bu niteliğe sahip kimsenin elindedir. Dolayısıyla tam yakınlık derecesine varıncaya kadar, kendi iradeleriyle yürümemişlerdir, zorla yürümüşlerdir.” 

‘Cennet Yazarı’, “Halbuki Allah, onları bu mekâna sevk edince, yakınlığın ta kendisinde bulunurlar. Bu durumda uzaklık kaybolur ve cehennem denilen şey onların hakkında ortadan kalkar” diyen İbn-i Arabî’nin bu cümlelerinin çarpıklığını “Cehennem onların hakkında ortadan kalkar öyle mi? Kalkmaz, kalkmayacaktır da’ diyerek Nisâ Suresi 14. ayetle tashih etmişti:

 “Kim de Allah’a ve Peygamberine isyan eder ve O’nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.” 

‘Bekçi’ yorumlarına devam etmişti:

“Böylece onlar, kazanım yönünden yakınlık nimetini elde ederler” Cehenneme giren kişi cehennemde hangi şeye yakınlık duyarak nimetini elde edecek? Cehennemde ‘nimet’ nasıl bir şeydir ki? Azap mı? Az sonra azabı haz alınacak mazoşist bir evrimle tatlandıracaktır İbn-i Arabî; cehennemi övecektir:
 
“Çünkü onlar, günahkârlardır Allah tadılan ve haz duyulan makamı, onlara ihsanından kaynaklanarak vermiş değildir. Onlar, yaptıkları işlerden hakîkatlerinin hak edişine göre bu makamı almışlardır.” 

“Onlar bu makamı kendi ihsanından kaynaklanarak vermiş değildir” diyecek, çünkü; “onlar alın teriyle bu makama ulaştılar.”

Allah’ın sonsuz ceza verme gücünü ve merhametini bir kenara fırlatıp insanın kendi emeklerinin karşılığında azaba düçâr olmalarını bir kişisel kazanım olarak gören İbn-i Arabî acaba ömrünü hasrettiği Kur’an’ı okurken bu ayeti hiç fark etmemiş midir? Âl-i İmrân Suresi 192. ayette beyan edildiği üzere onları cehennem azabına sokan Allah’tır:

 “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.” 

Ancak İbn-i Arabî dosdoğru yol üzerinde bulunduğunu iddia ettiği cehennemlikler için ilginç bir sayfa açıyor ve yazıyordu: 

“Onlar, amelleri için çalışırken, Rabbin dosdoğru yolu üzerinde bulunuyorlardı. Çünkü onların perçemleri, bu niteliğe sahip kimsenin elindedir. Dolayısıyla tam yakınlık derecesine varıncaya kadar, kendi iradeleriyle yürümemişlerdir, zorla yürümüşlerdir.” 

Az önce cehennem azabını günahkârlar için hak edilmiş nimet ve makam olarak telakki ederken, şimdi ne diyor İbn-î Arâbî?

Cehennemlikler kendileri için çizilen yolda zorla ilerletilmişlerdi. Onların perçemlerini elinde tutan onları zorla yürütüp getirmiş bu yakınlık makamına öyle gelmişlerdi, öyle mi? 

“Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara Suresi 81. ayet) “Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü’min olarak salih bir amel işlerse, işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır.” (Mü’min Suresi 40. ayet) “İnkâr edenlere de ki: “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!” (Âl-i İmrân Suresi 12.ayet)

Dosdoğru yolda ilerleyenler neden günahkâr olsunlardı ki? 

“Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükâfat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.” (Enbiyâ Suresi 101.ayet) 

Böyle buyuruyor Allah. Dosdoğru yolda ilerleyenler için de özel olarak yaklaştırılan yer cehennem değildir: “Cennet, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak.” (Kâf Suresi 31. ayet)

‘Cennet Yazarı’nın, ‘insan şeytanlardan biri’ olarak tanımladığı İbn-i Arabî’nin çarpıtmalarına çok sert ve net karşılıkları vardı.

“Bu yalan ve iftiranın amacı cehennemi hakikî değerinden uzaklaştırmak ve cehennemliklere verilecek şeyin bir azap değil, bir nimet ve makam olacağını söyleyerek insanları aldatmak ve hakikati anlatan ayetleri geçersiz kılmaya çalışmaktır. Allah, onları da müjdeliyor zaten: “Âyetlerimizi geçersiz kılmak için çaba gösterenler var ya, işte onlar cehennemliklerdir.” (Hac Suresi 51. ayet)

Nimet ve makamlar ancak cennette verilecek olan ödüller için için kullanılacak kavramlardır ve bu iki son mekânda bulunanlar aynı değerde olmayacaklardır: “Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Haşr Suresi 20.ayet)

İbn-i Arabî yine ‘Fütuhât’ adlı başka bir eserinde şöyle der:

“Bu durumda cennet nimeti hakiki cehennem nimeti sanal ve hayalîdir. Cehennemdeki kimse ne tam azab ne de tam nimet içindedir, ayette (Tâ-Hâ 74: Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de yaşar.) geçtiği gibi ne hayattadır ne de ölü. Buna karşılık cennette insanlar halis nimet içinde yaşarlar..." 

Cennet’in nimetlerini hakikî, cehennemin nimetlerini sanal ve hayalî olarak tasnif eden ve Tâ-Hâ suresinin 74. ayetini kendi keyfine göre anlamını değiştirerek yorumlayan ve böylece cehennemin tüm korkutucu özelliklerini hayalîleştirerek bir kalemde silip atan İbn-î Arabî için verilecek en güzel cevaplar ayetlerde değil midir? 

“İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlar var ya; işte onlar cehennemliklerdir.” (Mâide Suresi 10.ayet), “O gün cehennemi; gözleri Zikr’ime (Kur’an’a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kâfirlerin karşısına dikeriz! İnkâr edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere konak olarak hazırladık.” (Kehf Suresi 100-102.ayetler)
Demek her şey sanal ve hayalî?

“İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkâr edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. Onunla, karınlarının içindekiler ve derileri eritilir. Onlar için bir de demirden topuzlar vardır. Her ne zaman cehennemden, o ızdıraptan çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara, “Tadın yangın azabını” denilir.” (Hac Suresi 19-22. ayetler)

Demek Allah’ın vaat ettikleri üzerinde âciz bir kul kendinden menkul zırvaları insanlara gerçek diye anlatıyor? A’râf Suresi’nin 44 –51. ayetleri okumamış olması düşünülemez, demiş ve ayetleri eklemişti:

“Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’dettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın lâneti zalimlere!” diye seslenir. Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkâr edenlerdir. İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A’râf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, “Selâm olsun size!” diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar. Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler. A’râftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!”.“Sizin, ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz” derler. Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır” derler. Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.” 

“Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!?” (Fecr Suresi 22-23. ayetler)

“Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün! “(Meryem Suresi 86. ayet)

“İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da, “Evet geldi” derler. Fakat inkârcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir.” (Zümer Suresi 71. ayet) 



<< Önceki                      Sonraki>>


[(06.02.2022, (3/28 (252))]


Seçkin Deniz, 14.02.2022, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

 

   

Seçkin Deniz Twitter Akışı