2 Ekim 2020 Cuma

SA8884/SD1825: Belarus için Ermeni Modeli

Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

Sonsuz Ark'ın Notu:
Çevirisini yayınladığımız analiz, 2006'dan 2014'e kadar İsveç Dışişleri Bakanı, 1991'den 1994'e kadar İsveç'in AB'ye katılım müzakerelerinde Başbakan, AB'nin Eski Yugoslavya Özel Temsilcisi, Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi, BM Balkanlar Özel Temsilcisi ve Dayton Barış Konferansı Eş Başkanı olarak görev yapan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi Eş Başkanı diplomat Carl Bildt'e aittir ve Belarus'ta yeniden seçilen meşru Cumhurbaşkanı Alexander Lukashenko'yu illegal yöntemlerle iktidardan indirme girişimlerinin nasıl başarılı olacağına odaklanmaktadır. Okuyacağınız analiz, Küresel Satanist Çete'nin nasıl çalıştığını, Avrupa Birliği, DTÖ, IMF, NATO ve benzeri kurumları ve paket teknikleri kullanarak ülkeleri nasıl baskı altına aldığını ve Satanist Çete'nin kontrolünde bir rejim değişikliği için insanları nasıl kullandığını anlamanızı sağlayacaktır. Basit bir diplomat olarak Carl Bildt'in üstlendiği  Yugoslavya'da, Bosna-Hersek'te ve Balkanlar'daki görevlerin sonuçlarını irdelediğinizde de şiddet, insan hakları ihlalleri, iç savaşlar, soykırımlar, katliamlar ve parçalanan ülkelerden oluşan o 'korkunç kontrol operasyonu'nun dehşet verici bir planın ayrıntısı olduğunu fark edeceksiniz. Carl Bildt'in hangi hakla Avrupa Birliği'nin bunları yaptığını izah etmediği analizinde Belarus için en doğru modeli bulmak amacıyla Ukrayna ve Ermenistan modellerini karşılaştırırken, her iki ülkenin de yönetimlerini  Rusya ile ortak çalışan Avrupa Birliği (İsrail ve ABD)'nin 'değiştirdiğini' itiraf etmesi siyasî tarihe geçecek kadar önemli bir ayrıntıdır. Bugün farklı iki Avrupa Birliği Müdahale Modeliyle siyasi, ekonomik ve sosyolojik her alanda istikrarı bozulan Ukrayna ve Ermenistan, artan yoksulluk, işsizlik, eşitsizlik ve yok olan ulusal bağımsızlık ve onurla baş başa bırakılmıştır. Ukrayna Kırım gibi büyük bir toprak parçasını Rusya'ya kaybetmiştir. Alexander Lukashenko, 1990'larda Sovyet sonrası geçiş döneminde Batı destekli ekonomik şok terapisine karşı çıktığı için hedeftedir. Bugün (27 Eylül 2020) Azerbaycan'a saldıran, aç, yoksul ve AB tarafından öne sürülerek desteklenen Paşinyan gibi özgürlük nidaları atarak seçilen bir kuklanın yönettiği Ermenistan, Türkiye'yi sıkıştırmak ve baskı altına almak için kullanılmaktadır. Terör, emniyet-yargı darbesi, askerî darbe ve ekonomik saldırılarla 2002'den beri boyun eğdiremedikleri Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı da Ekmeleddin İhsanoğlu ile başlayan Abdullah Gül, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu ile devam eden, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in “Bugün Ermenistan’da Soros rejimi var. Belarus’ta başarısız olan darbe, iki yıl önce Erivan’da başarılı oldu. Bugün Paşinyan şahsındaki Ermenistan yöneticisi Soros’un uşağı" dediği  'Paşinyan' türü aparatları siyaset sahnesine sürmek, hedef ülkeleri IMF gibi kurumlara bağımlılığı arttıran ve istenen reformlara mahkum edilen anlaşmalara zorlamak Avrupa ve ABD'nin itiraf etmekten çekinmediği bir çalışma biçimidir. Nereye hangi modeli uygulayalım şeklindeki tartışmaların ne kadar aşağılık ve ne kadar insanlık ve hukuk dışı olduğunu izah etmeye gerek yoktur; bütün bunlar uluslararası hukukun ağır şekilde ihlali anlamına gelmektedir ve dünyanın bütün ülkeleri için gerçek bir tehdittir. 
Seçkin Deniz, 02.10.2020

The Armenian Model for Belarus
"Pek çok Batılı gözlemci, Belarus'taki kitlesel protestoları anlamak için Ukrayna'nın 2004-05 ve 2014 devrimlerini değerlendirirken, çok daha iyi bir benzetme, Ermenistan'ın 2018'deki demokratik dönüşümüdür. Ermeniler ülkenin jeopolitik yöneliminde değil, iç yönetiminde bir değişiklik talep ettiler ve bu bütün farkı ortaya çıkardı."

Benzeri görülmemiş sayıda Belaruslu'nun sokağa çıkması ve devlet şiddetine maruz kalmayı reddetmesi sonrası, Belarus (Beyaz Rusya) Cumhurbaşkanı Alexander Lukashenko'nun başka bir seçimi çalma ve iktidarda kalma süresini uzatma girişiminde başarısız olduğu açık. Tüm standartlara göre, iktidardaki günleri artık sayılı.

Pek çok yorumcu Belarus'taki durumu Ukrayna'nın sırasıyla 2004-05 ve 2014'teki Orange ve Maidan devrimleriyle karşılaştırıyor. Ancak Beyaz Rusya Ukrayna değildir ve Maidan modelini Minsk'te ve diğer Belarus şehir ve kasabalarında oynanan sahneye uygulamak özellikle yararlı değildir.

Ukrayna'nın Soğuk Savaş sonrası siyasi gelişmelerinde şüphesiz yerel yolsuzluk ve kötü yönetim gibi sorunlar rol oynamış olsa da, ana belirleyici faktör, ülkeyi Avrupa'ya taşıma isteği olmuştur. Maidan hareketi, dönemin Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukovich'in Avrupa entegrasyonu ve reformu hedefini terk etme girişimine doğrudan bir yanıttı. Devrimciler, Avrupa Birliği bayrağı altında açıkça harekete geçtiler.

Beyaz Rusya'daki ayaklanma farklı. Yurtiçi endişeler açıkça daha göze çarpan bir rol oynuyor ve ülkenin Avrupa ya da Rusya'ya yönelimi ile ilgili sorular neredeyse tamamen yok. Belaruslular, toplumla bağını giderek daha fazla koparan bir adamın 26 yıllık hükümdarlığından bıkmış durumda. Devrimin bayrağı, muhtemelen yakında (1918 ve 1991-95'te olduğu gibi) yasaklanmış beyaz-kırmızı-beyaz Belarus ulusal bayrağı ülkenin resmi bayrağı olacak. Nitekim, başka hiçbir bayrak henüz ortaya çıkmadı.

Yine de, her siyasi devrim kendi yolunu çizmek zorunda olsa da, dışarıdaki gözlemcilerin ileride ne olabileceğini anlamalarına yardımcı olacak modeller mevcuttur. Belarus ile ilgili değerlendirmemde, Ukrayna'ya değil, uzun zaman süren kitlesel gösterilerin 2018 baharında Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın istifasına yol açtığı ve ülke için yeni bir demokratik dönem başlattığı Ermenistan'a bir benzetme yapacağım.

Ermenistan da hem tarihi hem de stratejik nedenlerden dolayı Rusya ile her zaman yakın bir ilişkiye sahip olmuştur. 2013 yılında ülke, AB ile Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşması imzalayan Gürcistan, Moldova ve Ukrayna'ya katılmaktan çekindi ve bunun yerine Rusya liderliğindeki Avrasya Ekonomik Birliği'ne (AEB) katılmayı tercih etti.

2018 olayları sırasında, Rusya'nın eski bir Sovyet cumhuriyetinde başka bir “renkli devrimin” önüne geçmek için bir şekilde müdahale edeceğine dair haklı korkular vardı. Ancak Ermenistan'ın jeopolitik yönelimi değişmeye hazır olmadığı için Kremlin kendini dizginlemiş görünüyordu.

En iyi şartlar altında, Ermeni devrimi Belarus için bir şablon oluşturabilirdi. Acil hedef, bir geçiş yönetiminin uluslararası gözetim altında yeni bir cumhurbaşkanlığı seçiminin yolunu açmasıdır. Sorunsuz bir süreç sağlamak için Belarus'un dış yönelimi masanın dışında tutulmalıdır. Seçim ve daha geniş mücadele sadece ülke içindeki demokrasiyle ilgili olmalı, başka bir şeyle değil.

“Ermenistan modeli” nin koşullarını oluşturmak için AB, yaklaşan yaptırımlarını dikkatli bir şekilde hazırlamalı, yalnızca seçimin açık bir şekilde tahrif edilmesinden ve ardından protestoculara yönelik şiddetli baskılardan sorumlu olan ve bunlara dahil olan kişileri hedef almalıdır. Belarus toplumuna ve daha geniş anlamda ekonomiye maliyet getiren herhangi bir eylem ters etki yaratacaktır.

Dahası, Avrupa ve diğer Batılı güçlerin, yeni demokratik bir Beyaz Rusya'nın ekonomik olarak en azından şimdilik Rusya'ya bağımlı olacağını kabul etmesi gerekecek. Beyaz Rusya ekonomisini modernize etmek için uzun zamandır ihtiyaç duyulan reformların, bu ilişkiyi AEB çerçevesinde kademeli olarak daha dengeli hale getireceğini umuyoruz.

Benzer şekilde, AB ile Ukrayna tarzı bir ortaklık anlaşması bir seçenek olmayacağından, öncelik Beyaz Rusya'yı Dünya Ticaret Örgütü'ne taşımak ve Uluslararası Para Fonu aracılığıyla desteklemek olmalıdır. Bu süreçlerin her ikisi de yerel ekonomik reformlar için koşullar getirecektir ve demokratik bir rejimin bunları hızla benimseyeceği umudu korunmalıdır.

Demokratik devrimden sonra Ermenistan, başkent Erivan'ın dışında bir Rus askeri üssüne ev sahipliği yapmaya devam etti. Rusya, Beyaz Rusya'da benzer bir askeri varlığa sahip olmasa da, küçük bir hava kuvvetleri birimi ve iki stratejik tesisi ile bariz güvenlik çıkarlarına sahip. Başkası için bir tehdit oluşturmayan bu ve benzeri savunma konularında, mevcut düzenlemelerin yerinde kalmaması için hiçbir neden yoktur.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Belarus'ta Ermeni tarzı bir siyasi geçişi kabul edip etmeyeceği elbette cevabı belirsiz bir sorudur. Putin'in yakın çevresinde NATO'nun yönetimi ele geçirmesine neden olacak olan kaygan bir yokuşla ilgili paranoyak uyarılarda bulunan bazıları olacaktır. Her türlü demokratik atılımı önlemek için acımasız bir baskı çağrısı yapanların önüne geçmek için, Batı'nın diplomasisinde proaktif olması ve Rusya ile yakın bağları olmayı tercih eden demokratik bir Beyaz Rusya'yı destekleyeceğini açıkça belirtmesi gerekecek.

Belarus'taki durum jeopolitik bir mücadele değil. Bu, Belarus halkını ilgilendiren bir iç mesele ve meşruiyetini yitirmiş ve faydasını geride bırakmış bir rejim. Batı diplomasisi, Belarus halkının demokratik bir sonuca ulaşmasına yardımcı olabilir, ancak bu yalnızca akıllıca yapılırsa mümkün olabilir.

Carl Bildt, Stockholm, 18 Ağustos 2020, Project Syndicate

(Carl Bildt, 2006'dan 2014'e kadar İsveç Dışişleri Bakanı ve 1991'den 1994'e kadar İsveç'in AB'ye katılım müzakerelerinde Başbakan olarak görev yaptı. Tanınmış bir uluslararası diplomat, AB'nin Eski Yugoslavya Özel Temsilcisi, Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi, BM Balkanlar Özel Temsilcisi ve Dayton Barış Konferansı Eş Başkanı olarak görev yaptı. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi Eş Başkanıdır.)



Seçkin Deniz, 02.10.2020, Sonsuz Ark, Çeviri, Çeviri ve Yansımalar


Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı