26 Ekim 2020 Pazartesi

SA8917/SD1848: Sıkıntı (Roman); 1. Bölüm-Gök 56

    Sonsuz Ark/ Evrensel Çerçeveye Yolculuk

"Tıpkı karımla aramızda olanları ikimizin de farklı bir şekilde değerlendirmesi gibi, hangimizin düşündükleri normaldi ve neden farklı normaller ikimizi rahatsız ediyordu?"




Normalleşmek istiyordu insanlar, ama normalin ne olduğu konusunda anlaşamıyorlardı. Tıpkı karımla aramızda olanları ikimizin de farklı bir şekilde değerlendirmesi gibi, hangimizin düşündükleri normaldi ve neden farklı normaller ikimizi rahatsız ediyordu?

“Normalleşme taleplerinin değer kazanabilmesi için 'Normal' ve 'Normalleşme' üzerine düşünmek zorundayız, aksi halde binlerce yıldır yapılan hataları tekrarlar dururuz... İnsanın kendisine ve çevresine bakarken nasıl düşündüğünü anlayabilmemiz için, onun hangi normali ya da normalleri standart olarak kabul edip gördüğü şeyleri o standartlarda algıladığını, yorumladığını ve bir karar aralığına sürüklediğini ve davrandığını tespit etmiş olmamız gerekiyor.” diyordu Gök Yazarı.

“Tabi bunun yanında insanın 'norm(lar)'a ne kadar uygun davrandığı sorusu da varoluşun, açık bir şekilde cevaplanmış asıl sorularından biri; sayısız 'suçlu' ve 'günahkâr'la dolu insanlık tarihinde kanıt aramaya gerek yok; bizzat kendimiz 'norm(lar)'a uygun davranıp davranmadığımızı çok iyi biliyoruz.

Norm nedir? Normal nedir? Normalleşme nedir? Şükür ki bu kavramların ne olduğuna dair ortak bir karara varmış durumda insanlar... Kişi ve grupların, tavır ve davranışlarının nasıl olması gerektiğini belirleyen ve yaptırımlarla desteklenen ortak toplumsal kurallara norm(lar), bu norm(lar)a uyan şeylere, durumlara, davranışlara 'normal' denirken; hukuk sisteminde yer alan, devletin resmi organlarınca düzenlenen ve uymayanlara çeşitli yaptırımlar uygulanan, kanun, tüzük, yönetmelik gibi uyulması zorunlu kurallara 'yazılı-resmî normlar'; sosyal ilişkilerin düzenlenmesi ihtiyacından doğan, toplumun belirlediği ve uymayanlara kınama, ayıplama dışlanma gibi yaptırımlar uyguladığı kurallara 'yazısız-resmi olmayan normlar' deniyor; bu normlara uygun olanlara 'normal', bu normallerin uygulanışına ve yaygınlaşmasına da 'normalleşme'.

Normalleşme taleplerinin değer kazanabilmesi görüldüğü gibi çok karmaşık ve ürkütücü bir konu, bir durum. Normu belirleyen(ler) kim(ler)? Kim(ler)e göre normal? Her normalleşme evrensel olarak, herkesi bağlayan bir normalleşme midir?

Norm, normal ve normalleşme kavramlarına dair ortak bir karara varan insanın iş 'norm'u belirlemeye gelince yaptığı tek şey mızıkçılıktır; her insan norm belirleyici olarak kendisinin güç sahibi olmasını, oyunun açık kazananı olmak, şeyler üzerinde hâkim olmak ve kendi istediğini normlaştırmak, öteki insanları bu normlara uygun davranmaya zorlayarak normalleştirmek ister, bu durum mızıkçılığın tanrı kompleksine doğru yol almasının baskıcı/faşizan pozisyonunu belirler.

Krallar, şahlar, padişahlar, imparatorlar ya da günümüz profiliyle diktatörler tek norm belirleyici olarak, normalin ve normalleşmenin sınırlarını çizdiler tarih boyunca... Norm belirleme gücünü Tanrı'dan aldığını iddia edenlerle, kendilerini tanrı ilan ederek bu gücü sadece kendilerine ait bir hak olarak ilan edenlerin sürünerek, tasfiye edilerek geldikleri nokta, yine eş zamanlı olarak demokrasi denilen bir şeyin karşıt olarak konumlanmasını sağladı; site devletleri ya da yunan demokrasisi, bu anlamda sınırlı sayıda 'seçkin' insanın belirlediği normlara uygun davranmayı normal saydılar ve bu normlara uymayanlara yaptırım uygulayarak onları normalleşmeye zorladılar.

Normalleşmeye zorlamak bile başlı başına sorunlu bir sonuç olduğuna göre normalleşme her zaman herkesin istediği bir şey demek olmuyor; gerçekten de sınırlı bir süre dışında bu normalleşme etkin ve yaygın da olmuyor... İnsan bu dayatmayı bir süre sonra yerine yenisini kurarak tarihe gönderebiliyor. 
Şeyler'e dair varsayımlar dışında kesin bir fikri olmayan, bu şeylerin varoluşunda herhangi bir katkısı bulunmayan insanın bütün şeylere dair norm belirleme çabasını bir küstahlık olarak değerlendirmek gerekir. 

Şeyler'den müteşekkil insanın yine şeylerden müteşekkil diğer insanı, kendi sınırlı yeterliliği ile kapsamaya ve çerçevelemeye çalışması da hem bireysel anlamda hem de toplumsal anlamda bir hak ihlalidir. Hak ihlallerinden oluşan bir normlar sisteminde normalleşme de asla evrensel bir normalleşme sayılamaz. Çünkü evrene dair olanı evrenin küçük bir parçası olan insanın bilmesi ve evrensel olanı belirleyebilmesi mümkün değildir. 

Evreni ve içindeki her şeyi yaratan ve kesin olarak bilen bir Tanrı, bize göre Allah, bu yüzden norm belirleme yetkisine sahip tek güçtür. Çünkü yarattığı zamana bağlı değildir, bilmediği hiçbir şey yoktur ve yarattığı canlı cansız her varlığın var olma normlarını belirleyen odur, doğal olarak zamanın getirdiklerine göre bilgisi artan ve sürekli değişen insanın, değişen ve çoğunlukla birbirleri ile çelişen normlar geliştirme çabası da bu bakış açısıyla bütün insanlık için evrensel normlar geliştirme imkanına sahip olamaz.” 



< Önceki                      Sonraki>>


[(17.10.2020, (1/87 (111))]


Seçkin Deniz, 26.10.2020, Sonsuz Ark, Sıkıntı, Roman

Sıkıntı





Sonsuz Ark'tan

  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark manifestosuna aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz.
  4. Sonsuz Ark Yayınlarının Kullanımına İlişkin Önemli Duyuru için lütfen tıklayınız.

Hiç yorum yok :

Seçkin Deniz Twitter Akışı