10 Eylül 2013 Salı

SA405/AŞ14: Araba Belası Değil Usta Belası

"Arabası olan herkesin başı büyük belada…"


Güven duymak ne zormuş. Defalarca aldatılsanız da yine güven duymak istiyorsunuz. Müslüman mıyız, neyiz bilmiyorum ve güvenilir olup olmadığımızdan emin değilim. Ben kendi işimi eksiksiz yapmaya çalışırım; herkesten de öyle davranmasını beklerim.

Usta bana,”Arabanıza hiç bakmamışsınız!” dediğinde şaşkın şaşkın yüzüne baktım. Daha geçen yıl  eylülde bin liraya yakın masraf yapmıştım ve ‘arabanız on numara!’ demişlerdi bana. Aldatılmışım besbelli. 

Birkaç yıl ömrü olan parçalar bile ölmüş; usta baştan sona neredeyse bütün parçaları yeniden değiştirmiş. Bu usta güvenilir mi? Güvenilir; soruşturarak bulduğum bir usta bu. Önceki ustalar ise, bir şekilde bulup güvendiğimiz bir arkadaşın, arabayı benden alıp onlara yaptırdığı ustalar ve hepsi sahtekar. Arkadaş mı, artık güvenmediğime göre… Bir insan nasılsa  iş yaptığı insanlar da öyle olur.

Geçen yıl arabanın yakıt pompasında sorun çıkmıştı. Sorunu çözdüklerini söylediler. Pompa öyle her gün arızalanan bir şey değil. Yıl dolmadan tekrar arıza yaptı. Bugün gün boyu servis-elektirikçi bekçiliği yaptım; sonra da elimde parça şamandıra  arıyorum yedek parçacılarda. Önceki elektrikçi parasını güzelce aldığı pompanın şamandırasını takarken kırmış. Tabi gizli saklı yürütmüş işini. Sıkıntılı iş gizli kalmaz ya; bugün yine aldatıldığımızı öğrendik. Yeni elektrikçi de yeni ustanın tavsiye ettiği bir usta.

Şamandıra parçasını, üretici firma artık ayrı üretmiyormuş, pompa ile beraber takım olarak satıyormuş. Fiyatı da 700 lira. Ama pompa arızalı değil; kırık şamandıra plastiği yüzünden şamandıra arızalı. Bir tel, kibrit kutusu kadar üç parça plastik ve 15 santimetre uzunluğunda kablodan oluşan şamandıra 250 lira; eski bir tanışıklıktan dolayı indirimle 150 liraya aldım.

Eski bir tanışıklık dediğim de şu. Güven diyerek girdim ya söze. 30 yıl önce babamın iş yerinin bulunduğu semtte bulunan bir yedek parçacının aynı işi yapan oğlu. İki yedek parçacıda parçayı bulamayınca, oraya uğramıştım. Diğer iki parçacı aracın şase numarası ile bir sürü tarama yaptılar bilgisayardan ve bana kötü haberi verdiler; parça yok. Sadece fabrikadan siparişle gelecek. Ama eski tanışıklıkla konuştuğumuz yedek parçacı parçaya şöyle bir baktı; getirin dedi, getirdiler. Sanki rafta hazır tutuluyor da beni bekliyormuş gibi.

“Eski dostluklar, samimiyet, insanlık, doğru sözler bitti!” dedi bana yedek parçacı. “ Biz mi bitirdik, sebep neydi bilmiyorum, ama bitti!” dedi.

Firmanın soygun düzenine mi kızsam, iki yıldır sürekli aldatıldığıma mı; kararsızdım gün boyu. Benim hatam yok muydu? Yoktu; güvenmek hata ise, çarkını zora takar sürüklerim bu hatanın. Güvenmek hata olamaz.  Hata güveni kötüye kullanmak ve aldatmaktır. Bunu böyle peşin peşin ortaya koymazsak, aldatanı değil, aldatılanı suçlarız; bu da iki kere aldatmaktır.

Sıkıntı bir değil; araba dediğinizde iş ustalarda bitiyor. Geçen yıl, aracın balataları değişmişti; ıslak olduğunda da tutmuyordu fren, tutunca da bırakmıyordu. Birkaç kez kaza yapmaktan son anda kurtuldum. Fren bu; hayatî derecede önemli.  Baktırdık; Çin malı takmış efendi. Neyse söylene söylene değiştirdi o zamanki usta. Çıktık gittik; araba da sıkıntı sürüyor ama.

Ustayı aradık o zaman; dalga geçiyor adam, alışacak araba diye. Bir ayda alışmadı frenler, balatalar. Ustayı aradım fırça atmak için telefona cevap vermedi. Arabayı ona götüren arkadaşa da kızdığımdan başka bir ustaya götürdüm. Bu kez berbere sorarak. 

Kulağı delik berberin  iyi usta diye beni gönderdiği adam, sorunu buldu; fren hidrolik hortumları tıkanmış, değiştirdiler sorun çözüldü. Ama bu kez değiştirdiği körük, hidrolik yağı sızdırıyor. Düştük peşine o zaman üç gün. Sorun basit; ama usta tuhaf, körük içten kanallı olmalıymış; takılan kanalsız… neyse değiştirdiler, sorun bitti.

Son bir aydır araba homurdanıyordu.  Bu kez tek sorumlu ve iyi bir usta bulalım dedim. Sorduk soruşturduk, tavsiyeyle gittik… Orada bir de uzaktan bir akraba  bulduk. Usta dürüst bir usta. “Çin malı istemiyorum!” dedim. “Arabayı size getirdim, durum bundan ibaret, iki yıldır araba belasından kurtulamadık. Her şeyini kendin elden geçir ve artık her şeyini sen kontrol et!” 

İş bittiğinde yeni ustamız direksiyona geçti ve birlikte test sürüşüne geçtik. Arabayı bana teslim ettiğinde içim rahattı. Elektrikçi sordum, yakıp deposundaki sıkıntı için. Benzin göstergesi çalışmıyor, geçen yıl yaptığımız onca masrafa rağmen. Onun tavsiyesi ile gittik. Servis beni parça aramaya göndermedi, ama elektrikçi gönderdi. Meğer hikayesini biliyorlarmış işin. Çırak almaya gitse, alamayacak, çünkü karar verici olanın gitmesi gerek.

Güven, insan için vazgeçilmez bir şey. Hele araba için. Canınızı ve başka canları taşıyor o araba. Küçük bir ihmal çok ağır bedeller ödetir. Ben  düzenli olarak para ödüyorum, arabanın bakımı için; ama düzenli olarak para alanlar arabanın bakımını düzenli yapmamışlar. Bir kaza yapmış olsaydım, muhtemelen araç bakımsız görüneceğinden sorumlu tutulacaktım. Allah korumuş diyorum.

Sanayi insanı düzeldiği gün bu memleket düzelmiş demektir. İstisnalar elbette var ve bu istisnalar güvenimizi diri tutuyor, sağ olsunlar.

Arabası olan herkesin başı büyük belada… Eline bir anahtar alan usta diye geçiniyor.

Devlet bu işe el atmazsa, denetlemez ve standart koymazsa işimiz çok zor. Helal-haram derdi sadece bizim gibileri geriyor.


Arif Şahin, 10.09.2013, Sonsuz Ark, Şaşkınların Tarihi 14



Seçkin Deniz Twitter Akışı