3 Aralık 2017 Pazar

SA5262/Sonsuz Ark-YD64: En Güçlü Tanık SDG Sözcüsü Albay Talal Silo ABD-YPG/PYD/PKK İlişkisini Anlatıyor

SDG Sözcüsü Talal Silo:
"Bu (SDG) sadece bir isim. Başka bir şey değil. Biz maaş dahil her şeyi YPG'den alıyoruz. SDG'nin kuruluşunun asıl nedeni ABD'dir. ABD yönetimi Kürtlere silah vermek istiyordu. SDG'nin kuruluş ilanı sadece bir tiyatroydu."
    
Obama ve Trump'ın özel temsilcisi Brett  McGurk PKKYPG'lilerle toplantıda. Fotoğraf: Washington Post

Suriye'de terör örgütü YPG/PYD/PKK'nın paravan kuruluşu SDG'den kaçan Talal Silo, ABD'nin silah yardımlarının iç yüzünü anlattı. Silo, ABD'nin SDG'ye teslim etme görüntüsü altında PYD/PKK'ya çok büyük miktarda ağır silah verdiğini ve nerede nasıl kullanıldığını denetlemediğini anlattı.

YPG/PYD/PKK'nın paravan olarak kullandığı Suriye Demokratik Güçleri'ndeki (SDG) sözcülük görevi sayesinde terör örgütünün ele başlarıyla oldukça yakın ilişkiler yürüten Silo, ABD'nin silah yardımlarına ilişkin ayrıntıları paylaştı.



SDG Sözcüsü Albay Talal Sülo, Fotoğraf; Anadolu Ajansı

Anadolu Ajansı: PKK ile ilişkiniz nasıl başladı?


Albay Talal Silo: İlk başta Afrin'den (YPG'den) benim grubuma yani Selçuklular Ordusu grubuna davet geldi. Ceyşul Suvvar'a (Devrimciler Ordusu) katılmamı önerdiler. Afrin'dekilerle anlaşıp katıldım. Afrin'deki PKK bölge sorumlusu Hacı Ahmet Hadro idi. Ceyşul Suvvar'ın kuruluşunu hazırlıyorlardı. Arapların başında Ebu Ali Berad, Kürtlerin başında Selah Çebbo vardı. Ben de Türkmenlerden sorumluydum. 2015 ağustos başlarında Afrin'e gittim. Ceyşul Suvvar yönetiminde çalıştım. Ancak karar sahibi biz değil, (PKK'lı) Hadro'ydu. Daha sonra SDG'ye katılacağımı söylediler. İlk toplantıyı PKK bölge yöneticisi Şahin Cilo'yla yaptık. SDG ile toplantımız ayın 15 Ekim'deydi. Ancak Şahin Cilo (SDG'nin kuruluşunu ilan eden) toplantı tarihi için 10 Ekim 2015 yazmamızı istedi. Sebebini sorunca, ABD'nin Haseke'de YPG'ye silah yardımını 10-15 Ekim arasında yaptığını söylediler. ABD'nin uluslararası topluma durumu izah edebilmesi için böyle yaptılar. Silahlar YPG'ye değil SDG'ye gidiyor diyebilmek için. SDG böyle kuruldu.


Anadolu Ajansı: ABD Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Raymond Thomas, "zekice bir hamle yapıp" itibar kazanması için YPG'ye SDG adını bulduklarını söylemişti. SDG'nin kendi kimliği halen oluşmadı mı?


Albay Talal Silo: Bu sadece bir isim. Başka bir şey değil. Biz maaş dahil her şeyi YPG'den alıyoruz. SDG'nin kuruluşunun asıl nedeni ABD'dir. ABD yönetimi Kürtlere silah vermek istiyordu. SDG'nin kuruluş ilanı sadece bir tiyatroydu. Bileşenlerin birliğinden bahsettiler ancak böyle bir şey yok. ABD liderliği Kürtlere ve PKK'ya verdi. Terörle mücadeleden bahsettiler ancak baktık ki ABD yönetimi ve Şahin Cilo arasında yapılan anlaşmayla terör örgütü DEAŞ'lıların kaçakçılığı yapılıyor. SDG üzerinden o bölgede yaşayan vatandaşların fikirlerini etkilemek istediler. SDG'yi özgürleştirici ve terörle mücadele eden güç olarak lanse ettirdiler. Ancak bunların yüzünden evler yıkıldı, halk tehcir ettirildi. Halka kamplarda bile rahat verilmedi, paniğe sürüklediler. 


Anadolu Ajansı: ABD bir dönem YPG'ye değil Araplara silah verdiğini iddia etti. Bu doğru muydu?


Albay Talal Silo: İlk başlarda silahları aldığımıza dair (Amerikalıların verdiği belgelere) sadece imza atıyorduk. Ama tüm silahlar PKK liderlerinden Türkiye Kürdü, Safkan diye birine gidiyordu. Safkan, silahları sadece kendi bildikleri bir yere götürürdü. Yine böyle devam ediyor. Mesela Münbiç operasyonunda tüm silahları (kağıt üzerinde) Arap asıllı Ebu Emced'e teslim ettiler. Bilerek yaptılar. Fakat bu bir tiyatroydu. Ebu Emced, bana "Büyük miktarda silahlar alıyorum ancak bana tek parça silah verilmiyor. Görevim ve yetkim sadece imza atmak." diyordu.


 Anadolu Ajansı: ABD neden böyle bir yöntem tercih etti? 


Albay Talal Silo: Tüm fikirler Brett McGurk tarafından ortaya atılıyordu. Rakka operasyonu sırasında McGurk, Arap Koalisyonu adında güç kurulmasını istedi. Arap Koalisyonu'nun görevi sadece silahları teslim almaktı. Nitekim çok büyük miktarlarda silah alındı. Ama Kürtler dışındaki Arap, Türkmen ve Süryanilere sadece hafif silahlar dağıtıldı. Koalisyonun adı Arap'tı ancak Arapların hiçbiri şeyi yoktu. Deyrizor askeri meclisi de sadece imza atıyor. ABD'nin bundan haberi vardı, tiyatroyu kendileri istedi. Tüm bu oyunlar, bir gün bu silahların PKK'ya ulaştırıldığının ortaya çıkmaması için yapıldı. Ancak biz bu gelişmiş silahların PKK ve YPG'ye gittiğinden emindik.


Anadolu Ajansı: ABD verdiği silahların nereye gittiğini kime karşı kullanıldığını denetliyor mu?


Albay Talal Silo: Amerikalılar için silahların nereye gideceği umurlarında değildi. Bir kere bile silahları ne yaptığımızı nerede kullandığımızı sormadılar. "(YPG'nin) Silahları bitirdik" oyununa bile geliyorlardı ve hemen yeni silah teslimatı başlıyordu. ABD zaten Arap, Türkmen ve Süryanilerin bu denklemde yer almadığını biliyor. Obama döneminde sınırlı destek vardı. Trump başa geçtikten sonra destek şekli değişti. Obama döneminde bize kullanılmış silah da geliyordu, bazıları kullanılamaz haldeydi. Trump gelince zırıhlı araçlar gelmeye başladı.


Anadolu Ajansı: Şahin Ferhad Abdi kod adlı Şahin Cilo, Türkiye'nin terörden arananlar listesinde. Kırmızı kategoride ve başına 4 milyon TL'ye kadar konulmuş bir ödül var. ABD'li yetkililerle pozlar veren Cilo bu işlerde ne kadar etkili?


Albay Talal Silo: (Silahlar için) Talep listesi oluşturuyorduk. Listeyi Şahin Cilo sunuyordu. Verilen silahlar basına yansımazdı. Ne tür silahların verildiğinin bilinmesi istenmezdi.


Anadolu Ajansı: SDG olarak görünen yapıyı kimler yönetiyor?


Albay Talal Silo: ABD tarafı yönetiyor aslında. Seçimler yapılsa da hepsi tiyatro. Şahin Çilo'yu herkes biliyor. İşlerin başında bu şahıs var. Yardımcısı Kahraman'dı. Bu da PKK yöneticilerindendir. 3 numaralı yetkili bendim. Her noktada PKK'ya ait kontrol noktaları ve takip ekipleri var. Mahkemede, sivil meclis, sağlık ve diğer her alanda illaki bir PKK lideri mevcut.


Anadolu Ajansı: PKK’nın Kandil kadroları SDG’nin neresinde?


Albay Talal Silo: Cilo başkan olsa da kendisinden üstte bir otorite var. Bu kişi Bahoz Erdal. Bahoz da talimatları Kandil'den yani Sabri Kök'ten alıyor. Erdal, Kandil'e atanınca yerine Nureddin Sofi geldi. Cilo'ya talimatları bu veriyor. Cilo ile (yardımcısı) Kahraman sadece lider takımda. Çok sayıda ofis var ancak anlaşmazlıklardan dolayı yeni isimler getirilemiyor. Afrin’deki PKK ve YPG sorumluları Hacı Ahmet Hudro, Mahmut Berhudan ve (kadınlarda) Nocin. İdari olarak tüm bölge Halil Tefdem tarafından yönetiliyor. Bahoz Erdal, ona talimat veriyor. Münbiç’i PKK liderlerinden İsmail Direk yönetiyor ama askeri sorumlusu Cemil Mazlum. Rakka’nın askeri ve sivil yöneticisi Avrupa'dan getirilen Hasan. Deyrizor’unki ise Polat Can ki kendisi PKK’nın önde gelen isimlerinden. Ben de Bahoz'la ilişkim sayesinde bir keresinde Kandil'den Murat Karayılan ile görüşme daveti almıştım. Giderken, fotoğraflarımız falan (basında) yayınlanırsa diye iptal ettiler. Nureddin Sofi ise Karayılan'ın açıklama yaptığı sırasında oraya gitti. Sonra geri geldi. Gizlice gidip geliyorlardı. PKK, Salih Müslim'in ise basındaki rolünden yararlandı ve onu kullanmada başarılı oldu. Gerçekte hiçbir rolü yoktu. Özerk yönetim ilanı sırasında da salonda Müslüm'i 7. sıraya oturtmuşlardı. Hiçbir yeri yoktu bu projede.


Anadolu Ajansı: SDG adı altında görünen kaç silahlı adam var?


Albay Talal Silo: Net veriler olmasa da 50 bin militanı var. Kadın erkek toplam. Bunların yüzde 70'i YPG ve YPG (kadın unsurlar). Türkmenler olarak benim liderliğimde 65 kişi vardı. Süryani Askeri Meclisi'nin sadece 50 adamı var. Türkmen Askeri Meclisi'nin sembolik olarak kurulmasını istediler. 150 isim önerdim oysa. “Neden 150? 50 yeterli” denildi bana. Araplardan Sanadid Güçleri var Şammar aşiretinden. Şeyh Bender bu gücün başında. Bunlar da PKK tarafından yok sayılıyor. Öte yandan Rakka operasyonlarında ölenlerin yüzde 80'i Araplardan yüzde 20'si Kürtlerden. Arapların sayısının artırıldığını görüyoruz ancak kandırıldılar. Sahte vaatler verildi. YPG’liler SDG'nin parçası görünse de bunu kabul etmiyorlar ve biz bağımsızız diyorlar. SDG, sadece bir isimdir. Yeryüzünde gerçek varlığı yok.


Anadolu Ajansı: Batı ülkelerinden YPG’ye katılanların durumu nedir?


Albay Talal Silo: Çeşitli ülkelerden gelip YPG'ye katıldılar. Kadınlar da vardı. Bazılarının reklam amaçlı geldiğini gördük. Kanadalı bir kadının ülkesinde manken olduğu ortaya çıkmıştı. İçlerinden geri dönenler DEAŞ'a karşı savaştıklarını anlatıyor ve kendilerini milli kahraman ilan etmeye çalışıyor.


Anadolu Ajansı: Örgüt mensupları ne kadar ücret alıyor?


Albay Talal Silo:  Maaşlar aylık 170-200 dolar arasında. Liderler maaşsız ama kaçakçılık ve rüşvetten kazanıyorlar. Ben Şahin Çilo'dan doğrudan maaş alıyordum. Binlerce dolar alıyordum ve durumum gayet iyiydi. Militanlar ise Suriye lirası alıyor. PKK lider takımı maaşsız ancak tüm talepleri yerine getiriliyor. Zaten yolsuzluklar da ortaya çıktı daha sonra. (Anadolu Ajansı Röportajı,   02.12.2017)


ABD'nin "Akdeniz'e çıkış projesi"ne bakışı, örgütün silah depolarını Türkiye'ye karşı nasıl koruduğu, Afrin'deki durum ve petrol ticareti


Suriye'de bir süre terör örgütü PYD/PKK'nın paravan kuruluşu SDG'nin sözcülüğünü yaptıktan sonra bölgeden kaçan Talal Silo, örgütün "Akdeniz'e çıkış projesi"ne dikkati çekti. Silo, ABD'li bir istihbarat yöneticisinin kendilerine, "kalıcı" olabilmek için karadan Akdeniz'e ulaşmak gerektiği telkininde bulunduğunu açıkladı. 


PYD/PKK, Suriye topraklarının dörtte birinden fazlasını işgal ediyor. Örgütün yayılma stratejisi, ülkenin doğusunda Irak sınırında başlayan hakimiyet alanını Türkiye sınırı hattından batıya doğru ilerletmek şeklinde gelişmişti.


Gelecekte, dış dünyayla doğrudan bağlantı kurma ve destek alma imkanına kavuşabilmesi, örgütün karadan Akdeniz'e çıkacağı bir koridor açabilmesine bağlı. Türkiye'nin örgütün hedeflerine ilişkin uyarıları karşısında, ABD yönetimi gelişmelerin DEAŞ'a karşı mücadeleden ibaret olduğunu savunuyor.


Silo, PYD/PKK'nın en büyük destekçisi durumundaki ABD'yle yapılan temaslara birçok zaman katıldı.


Anadolu Ajansı:  Son dönemde Irak sınırındaki Deyrizor'da hem savaş hem de uluslararası rekabet şiddetlendi. Perde arkasında neler yaşandı?


Albay Talal Silo:  9 Eylül'de (DEAŞ'a karşı SDG adıyla) operasyonu başlattık. Duyurusunu bizzat ben yaptım. Hedef Suriye’nin el-Cezire bölgesinin kalanını ve Fırat Nehri’nin kuzeyini almaktı. Ne bizim ne YPG'nin DEAŞ’a karşı operasyon başlatma imkanımız vardı. Bu operasyon ABD'nin isteğiyle oldu. Konu kesinlikle petrol ile alakalı değildi. Hedef bu güçlerin SDG adı altında rejimden önce Bukemal ve Meyadin ilçelerine varmasıydı. Böylelikle Irak ve Suriye arasında bir barikat kurulacaktı. ABD başında yardım etmeye çalıştı ama başarısız oldu. İlk başlarda Rusların tacizine uğradık. Hatta birçok kişi Rus ve rejim saldırılarında öldü. ABD ile SDG omuz omuza savaşıyordu. Rejim uzaktaydı. Ama ABD, rejimin hızla o bölgelere ulaştığını görünce SDG'yi harekete geçirdi. (YPG'li) Şahin Cilo’dan bu işi yapmasını istedi. Çoğu kimsenin bilmediği bir şey var. Alınan birçok nokta Ruslara bırakıldı. Hatta Konoko gaz tesisi ve çevresindeki petrol sahaları Ruslara terkedildi. Bunlar devredilince rejim ve Ruslar daha fazla ilerlemedi.


Anadolu Ajansı:  PKK, Deyrizor ve Haseke'deki petrolü nasıl işletiyor?


Albay Talal Silo:  YPG ve PKK, 2012’de Rumeylan’daki petrol kuyularını ele geçirdikten sonra işletmeye başladı. Önceleri bu petrolleri, DEAŞ bölgeleri üzerinden ihraç ediyorlardı. PKK kadrolarının Cezire’deki parasal işlerinin sorumlusu Ali Şeyr, Kamışlı'da yaşıyor. PKK elebaşlarıyla doğrudan bağlantılı. Petrol anlaşmaları yapmaya yetkili olan kişi. Elde edilen gelirleri sadece o bilir. Bu, PKK’nın sırrıdır. Ali Şeyr, 2012'den beri petrolü dışarıya satıyor. Eskiden satış sadece DEAŞ bölgeleri üzerinden sağlanırdı. Rejim ordusunun subayı el-Katırcı, PKK’dan petrol alan genel sorumludur. Hatta Şahin Cilo’nun bile buna müdahale edemeyeceğini söylediler. Petrol konusu örgütün sırrıydı. Sora sora bazı bilgilere ulaştım. Sattıkları petrolün parası, Lübnan bankalarında kendilerine yakın bazı isimlerin hesabına yatıyordu. Sonra para Avrupa’ya aktarılıyordu. İsimlerin hepsi PKK'lı. Konu çok büyük. Her gün yüzlerce tankerle petrol taşınıyordu.


Anadolu Ajansı:  Uzun süredir, PYD/PKK'nın Suriye'nin kuzeyinden Akdeniz'e çıkacağı bir hakimiyet koridoru projesinden bahsediliyor. Ziyaretler ve görüşmelerde Amerikalı yetkililerin tutumunu öğrenme şansınız oldu mu?


Albay Talal Silo:  Proje değil, bir sözdü. Araştırma merkezinden geldiği söylenen bir Amerikalı ile görüştük. Görüşmeyi onlar istemişti. Çok sayıda koruması vardı. Daha sonra ABD istihbarat yöneticisi olduğu ortaya çıktı. Bize dedi ki "Eğer siz Deyrizor’a yönelirseniz, ABD de SDG ve Suriye Demokratik Meclisi'ne, denize doğru bir nokta sağlama konusunda gereken desteği verir." Bunun için söz verildi. Ancak şu anda Deyrizor’u alma operasyonu başarısız oldu. Asıl mesele köylerin ya da petrol sahalarının alınması değil. Şahin Cilo ve SDG’ye (Akdeniz'e çıkış için) söz verildi. Ben de orada hazır bulundum, oradaydım. Bu (Deyrizor) operasyon başarıyla sonuçlansaydı, zafer kazansaydık ABD belki SDG için denize doğru bir koridor açmaya çalışacaktı. (Amerikalı istihbarat yöneticisi) "Böyle bir oluşumun denize bir erişimi olmazsa, bir geleceğinin olması mümkün değil" dedi. Kürdistan ve Erbil konusunu örnek gösterdi. Kürdistan'ın denize açılan bir noktası yok. Dolayısıyla diğer tarafları her zaman razı etmek durumunda. Yoksa petrolü nereden ihraç edecek. Mecbur bir noktası olacak, bir liman gibi. ABD tarafı bu konuda söz verdi. Ama bundan sonra, şu an sanırım planlandığı gibi gitmedi. Ne olduğunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.​


Anadolu Ajansı: Türk ordusu, 25 Nisan'da Karaçok'ta YPG hedeflerini vurdu. Karaçok'ta YPG'nin ne tür unsurları vardı?


Albay Talal Silo: Karaçok, YPG'nin silah ve mühimmat depoları ile para kasasının bulunduğu başlıca üstü. Bahoz Erdal ile Şahin Cilo oralarda ikamet ediyordu. PKK liderlerine ideolojik eğitim verilen yerdi aynı zamanda. YPG'liler de askeri eğitim alıyordu. Ben oraya iki kez gittim. Birinde Şahin Cilo'yla görüşüp kendisinden araba devraldım. YPG'nin arşiv ve basın merkezi de Karaçok'taydı. Burada bulunanların hepsi lider kadroydu. Türkiyeli Nalin, kadınlardan sorumluydu, Arapça bilmiyordu. Şevin de Türkiyeli Kürttü, çok az Arapça biliyordu. (YPG gruplarından sorumlu) Rüstem ve Haseke sorumlusu Gerzan da vardı.


Şahin Cilo'ya ölü sayısının bu kadar fazla olmasına şaşırdığımı söyledim. O da "Karaçok'ta Türkiye güvenlik ihlali yaptı. Liderler arasında yeni görevlere seçilecek olanlar vardı. Rüstem, Türkiye'ye giderek orada çalışacaktı. Türk istihbaratı bunu biliyordu. Biz ise zaten ABD'den 'hedef alınmayacaksınız' mesajı henüz gelmediği için dışarda kalıyorduk" dedi.


Anadolu Ajansı:  ABD'li komutan Karaçok'ta vurulan yere gelince neler yaşandı?


Albay Talal Silo:  İkinci gün ABD'li sıradan bir komutan oraya geldi. Şahin Cilo da ilk defa basında çıkmış oldu. ABD'linin koruması İngilizce konuşan Selar'dı. Saldırının nasıl gerçeleştiğini anlattılar. Komutana, orada PKK'lı yöneticilerin değil, sivillerle militanların bulunduğunu anlattılar. Komutan kınamadı bile. 5 gün kadar sonra Cilo bize, ABD'nin Türkiye ile konuştuğunu ve hiçbir saldırı olmayacağını anlattı.


Anadolu Ajansı:  YPG, silah deposu sorununu nasıl halletti?


Albay Talal Silo:  Ağır silah ve mühimmatlar Hemin'e teslim ediliyordu. Hemin de bunları depolara bırakıyordu. Türkiye, Amerikalıların koruduğu bu depoları hedef almadı. Birçok silah ve mühhimat Türkiye hedef almasın diye ABD'lilerin olduğu (üslere) yerlere bırakılıyordu.


Anadolu Ajansı:  PKK, Afrin ile arasında bağlantı olmayan doğudaki alanların bağlantısını nasıl sağlıyor? Kopukluk örgütü endişelendirmiyor mu?


Albay Talal Silo:  Suriye rejimi Halep’i alınca doğrudan bir yol oluştu. Fırat Kalkanı Harekatı alanına (güneyinden) paralel bir koridor bu. Yol, Afrin’den çıkıp (rejim bölgesinden geçip) Halep’in dışından Münbiç’e uzanıyor. Münbiç’ten de (Fırat'ın doğusuna) Cezire’ye yöneliyor. Güzergahı kullanmak için rejimden ya da Rus tarafından onay gerekiyor. Hatta bazen İranlıların.


Anadolu Ajansı:  ABD'nin YPG'yi koruyan tavrı Afrin için de geçerli mi?


Albay Talal Silo:  ABD, Afrin için hiçbir güvence vermedi. Hatta McGurk ile ilk görüşmemizde sordum. O zaman daha Afrin ile (doğudaki alanların) hiçbir iletişim yolu yoktu. Ona Afrin'e desteği sordum. ABD yönetimi olarak Afrin'e destek vermeyeceklerini söyledi. Bu bizim ilk görüşmemizde oldu. "Afrin'dekiler başka bir destekçi istiyorsa arasın bulsun" dedi. "Ben de belki Rus tarafı olur" dedim. O da "Bizim için bir mani" yok dedi.


Sonra beni Esed'in amca oğlu Hüseyin Esed aradı. Hımeymim Üssü’nde bulunan Rus tarafıyla SDG arasında bir hat kurmamı istedi. Durumu Şahin Cilo'ya açtım. Bu hattın ABD’yi rahatsız edeceğini söyledi. Ama (sözde YPG genel komutanı) Sipan Hamo, Ruslarla iletişime geçmeyi istedi. Ben de durumu Hüseyin el-Esed’e aktardım. Ardından Rus tarafıyla iletişim kanalı açıldı. Birçok konuda Rusya’dan yardım istiyorlardı.


Anadolu Ajansı:  Türkiye'nin Afrin'e müdahalesi PKK'yı ne kadar endişelendiriyordu?


Albay Talal Silo: Türk kuvvetleri (Afrin'e) müdahale ederse çok hızlı şekilde kenti ele geçirebilirlerdi. Aslında Afrin'deki durum örgütün dışarıya gösterdiği gibi değil. Bundan dolayı çok korkuyorlardı. Mesele sadece Afrin’in düşmesi değildi. Türk güçlerinin kuzey kırsalını kesmesi, tüm (Akdeniz'e çıkış) projelerinin başarısızlığa uğraması demekti. Çünkü Afrin’i projenin kalbi sayıyorlardı. Türkiye'nin müdahalesi, pazarladıkları rüyaların sonu olurdu. Afrin'de, Türk kuvvetlerinin olası müdahalesine karşı orada Rus varlığını istiyorlardı.


Suriye rejimi, Afrin'de Türklerle herhangi bir temas durumunda Suriye bayrağı çekilmesini istedi. Ama rejim bayrak asılan noktaların kendine devrini şart koştu. İşte bu talebi Kandil reddetti. Ama en nihayetinde sınır unsurları korkuyordu. ABD’nin Türkiye’ye Afrin’i ele geçirmemesi için baskı yapacağına inanıyorlardı. ABD ise şu ana kadar cevap vermedi. ABD başlangıçta kurtarılan bölgelere destek sağlayacağını söyledi ama Afrin’e destek vermeyeceğini başından beri ifade etti. (Anadolu Ajansı Röportajı, 03.12.2017




'PYD/PKK ve ABD 3 kez DEAŞ'ın kaçmasına izin verdi'

Suriye'de bir süre terör örgütü PYD/PKK'nın paravan kuruluşu SDG'nin sözcülüğünü yaptıktan sonra bölgeden kaçan Talal Silo, örgütün birçok kez ABD'yle anlaşma içerisinde, DEAŞ'lıların kaçmasına izin verdiğini söyledi.

Anadolu Ajansı: Amerikalılarla ilk temaslarınız nasıl oldu?

Albay Talal Silo: (SDG sözcülüğüne getirilince) Benimle Suriye dışında görüşmek istediler. Helikopter benzeri bir araçla geldiler. Alıp Erbil’e götürdüler. Erbil Havaalanındaki ABD üssünde iki gün kaldım. İşlerin koordinasyonu ve basın çalışmaları üzerine konuştuk. SDG’ye destek veren medyayı belirledik. Hangilerine röportaj verebileceğimizi konuştuk.

Anadolu Ajansı: Amerikalı üst düzey yetkililerle doğrudan görüştünüz mü?

Albay Talal Silo: Görüşmeler doğrudan gerçekleşirdi. Ben de bu görüşmelere katıldım. (ABD'nin DEAŞ'la Mücadele Özel Temsilcisi) Brett McGurk, (ABD öncülüğündeki Doğal Kararlılık Operasyonu Birleşik Ortak Görev Gücü Komutanı) General Stephen Townsend ve (ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı) CENTCOM komutanı Votel ile görüşmelere katıldım. Bizden katılanları (sözde SDG genel komutanı YPG'li) Şahin Cilo belirliyordu. Çelebiye üssündeki tüm görüşmelere katılıyordum. ABD Dışişleri heyeti ile toplantı yaptık. Cilo ile ABD yönetimi arasında tam bir koordinasyon vardı.

Anadolu Ajansı: PYD/PKK’nın paravan kuruluşu SDG’nin ambleminde Suriye haritasına Hatay’ı neden dahil ettiniz?

Albay Talal Silo: Cilo bize dedi ki “Suriye devleti Türkiye’ye bir (il) kurban vererek kuruldu. Ama biz ondan vazgeçemeyiz”. Bu toplantıyı Haseke’de YPG’nin halkla ilişkiler binasında yaptık.

Anadolu Ajansı: SDG sözcüsü sıfatıyla ne konuşacağınıza nasıl karar veriyordunuz?

Albay Talal Silo: Ben, Cilo’nun talimatıyla sözcülüğe atandım. Atanınca, (dönemin PKK Suriye sorumlusu) Bahoz Erdal beni Karaçok’a yemeğe davet etti. Her şeyi konuştuk. Bana bir silah hediye etti. SDG’de açıklama yapma talimatı Cilo’dan gelirdi. Metni bana WhatsApp veya Viber’dan gönderirdi. Redakte ederdim. Bahoz Erdal ayrılınca (Kandil’den) Nureddin Sofi geldi. Açıklamaları (Cilo’nun üstü olarak) o da denetliyordu. Taziyeleri bile onayla yayınlardım. Okuduğum Rakka’nın kurtarılışı açıklamasını da Cilo verdi. Bence o da yazmamıştır. Öyle bir kabiliyeti yoktu.

Anadolu Ajansı: Amerikalıların talep ettiği basın açıklamaları oldu mu?

Albay Talal Silo: Türkiye’deki bir patlamayı kınamamızı istediler. Bir de SDG’nin PKK ile ilişkisi olmadığına dair açıklama yapmamızı istediler. Açıklamayı Cilo verdi. Cilo’ya sebebini sorunca, “ABD istedi. Böylelikle bizimle (SDG) PKK arasında bir bağ olmadığı gösterilecek” dedi. Bizim rolümüz kağıt üzerindeydi.

Anadolu Ajansı: Sözde SDG ile PKK’nın Kandil elebaşları arasındaki iletişim nasıldı?

Albay Talal Silo: Şahin Cilo, SDG genel komutanı olmasına rağmen söz sahibi değildi. Talimatlar Bahoz Erdal’dan geliyordu. Bahoz da (PKK/KCK üst düzey elebaşı) Sabri Ok’tan emir alıyordu. Bu ilişkileri çözmek iki yılımı aldı. Kolay olmadı. Beni özellikle ABD ile toplantılarda yanlarında bulundurmak zorundaydılar. Silah teslimatları sırasında dahi katıldım. Bu süre içerisinde onların güvenini kazandım. Bütün özel sırlarına vakıftım. PKK, bölgede alınan askeri, sivil ve ekonomik kararlara imza atıyor. Bütün kararlar Kandil’den alınıyor, oradakilere uygulamak düşüyor.

Anadolu Ajansı: PYD/PKK, SDG adı altında ABD yardımlarını almaya nasıl başladı?

Albay Talal Silo: SDG’nin kuruluşundan bu yana ABD’nin silah ve mühimmat yardımı var. Bunları YPG’ye paraşütlerle atıyordu. SDG ilan edildikten sonra ABD’nin isteği üzerine Kürt unsuru zikredilmeden farklı isimler altında silah ve mühimmat yardımı yapıldı. Ben de iki parti silah aldım. Bizim aldığımız hafif silahlardı. Rus yapımıydı. SDG kurulurken Amerikalı bir heyet geldi. SDG askeri konsey üyelerinin parmak izlerini ve retinaları taradı, fotoğraflarını çekti.

Amerikalılar sahaya ilk geldiklerinde Haseke ile Tel Temr arasında İstirahet el-Vezir adlı küçük bir üsse yerleşti. Orada helikopter pisti yaptılar. Yakınında Dirbasiye yolu üzerinde Tel Beyder adlı ikinci üssü kurdular. Burada da helikopter üssü kuruldu. Bize oradan silah veriyorlardı. (Suriye-Irak sınırındaki) Simalka sınır kapısından da geliyordu. 

Sonra, Çelebiye üssü devreye sokuldu. Burası eskiden (Fransızların Lafarge) çimento fabrikasıydı. Ayn İsa ile Karakozak köprüsü arasındaki Sırrin yakınlarındaydı. Büyük bir ABD üssü inşa ettiler. SDG’ye sağlanan tüm desteğin ana deposu burası. Çelebiye üssü devreye girince yardım arttı. Trump geldikten sonra tam destek aldık. (Irak sınırındaki) Simalka sınır kapısından askeri malzeme taşıyan yüzlerce askeri araç gördük. Hepsi Çelebiye’ye taşınıyor. Buradan SDG’ye gidiyor diye YPG’ye veriliyor.

Çelebiye’nin girişinde adı Hemin olan bir YPG temsilcisi var. Koordinasyonu o sağlıyor. İster silah ister araç olsun o teslim alıyor. Bazen üsse bırakıyor, bazen aynı bölgedeki ana depoya koyuyor. YPG’nin silahlardan sorumlu komutanı Safkan’a da teslim ediyor. O da belirli bölgelere dağıtıyor.

Anadolu Ajansı: ABD silah yardımı dışında ne tür destekler sağlıyor?

Albay Talal Silo: Askeri eğitimler veriyor. Bu amaçla kurulan bir kamp vardı. Tedaviler için sağlık merkezleri bulunuyor. İlk yardım ve hızlı cerrahi müdahalede kullanıyorlar. Amerikalı ve Fransız sağlık ekipleri var. Ayrıca Fransızlar keskin nişancı (Kanas) eğitimi verdi.

Anadolu Ajansı: ABD yardımlarının duracağı konusunda bir sinyal alındı mı?

Albay Talal Silo: ABD’nin son açıklamalarına göre, artık silah sevkedilmeyecekmiş. Ama yeterince silah aldılar zaten. Aldıkları paranın haddi hesabı yok.

Anadolu Ajansı: PYD/PKK, ABD’den bağımsız hareket edebiliyor mu?

Albay Talal Silo: ABD onayı olmadan hiçbir hamle yapamaz. Çünkü desteği ABD veriyor. Özellikle de hava desteğini. Amerikalılar da DEAŞ’ı karadan harekat olmadan yok edemez. Herkes bunu biliyordu.

Anadolu Ajansı: PYD/PKK elebaşları ile ABD’liler arasında ihtilaf çıkmıyor mu?

Albay Talal Silo: Hiçbir ihtilaf yok. Çünkü iki taraf tüm konularda ittifak sağlamış durumda. ABD, SDG'ye açık ve sınırsız askeri destek sağladı. Birlikte hareket etmesinde ortak fayda söz konusu. SDG veya PKK’nın menfaati, bu bölgelerde hakimiyet kurmaktır. Nitekim kurdular. ABD’siz bu gerçekleşemezdi.

Anadolu Ajansı: ABD’nin Suriye sahasındaki askeri varlığı ne düzeyde?

Albay Talal Silo: Görüşmelerde bize söylenene göre şu an 2 bin Amerikalı asker bulunuyor. Eğitmenler, danışmanlar, hava operasyonlarının irtibat görevlileri gibi elemanları var. Denizcilerin batarya bölükleri ve özel kuvvetler personeli mevcut. Diğer ülkelerden de var. İngiltere, Fransa, Danimarka gibi. Ama çok az.

Anadolu Ajansı: ABD’nin DEAŞ’la Mücadele Özel Temsilcisi McGurk’ün Suriye sahasındaki etkisi nedir?

Albay Talal Silo: En başından beri çok etkili. Mesela Çelebiye üssündeki ilk toplantımızda, Münbiç’in kurtarılması konuşuldu. Bunu öneren oydu. Türk tarafını ikna etmemiz için çoğunluğunu Arapların oluşturacağı kente özgü askeri konsey kurulması gerektiğini söyledi. Böylece şehri kurtaranların Münbiç’in kendi evlatları olduğu havası verilmek istendi. Aynı öneriyi Rakka’da da gördük. Önerileri yaparken, “Türk tarafını ikna etmemiz gerekiyor” derdi. Onun için de sahadaki unsurların Araplardan oluştuğu görüntüsünü vermemiz gerektiğini söylerdi. Münbiç Askeri Konseyi bünyesinde Münbiç Türkmenleri Birliği görünüyordu. Oysa içinde kimse yoktu. Ben bile bana bağlı görünen grubun isimlerini uydurarak yazdım. Bu McGurk’ün talebiyle yapılıyordu.

Yine Rakka operasyonuna sadece Arap Koalisyonunun katılacağı açıklanmıştı. Aslında Arap Koalisyonu diye bir şey yoktu. Şahin Cilo komutasındaki SDG’nin izlediği politikaları McGurk yönlendiriyordu.

Münbiç’in kurtarılmasının ardından, SDG’nin kenti kurtardığını, YPG’nin şehrin dışına çekildiğini, şehirde kalanların oranın evlatları olduğunu belirten bir bildiri yayınlamamızı istedi. Tabi gerçekle alakası yoktu.

Anadolu Ajansı: PYD/PKK’nın Rakka’da DEAŞ’la anlaşarak oradan çıkmalarına yardım etmesi büyük yankı uyandırdı. Rakka’da neler yaşandı?

Albay Talal Silo:  Rakka müzakereleri Ayn İsa'da SDG genel karargahında yapıldı. İki gün sürdü. (DEAŞ’la irtibatı sağlayan) Ebu Muhammed, Cilo ve yardımcısı Kahraman görüştüler. DEAŞ’ın Deyrizor dışında gideceği yer yoktu. ABD buna razı gibiydi. Çünkü SDG (Rakka ve Deyrizor’da) aynı anda iki hamle yapmıştı. Deyrizor’daki adamları güçsüzdü. ABD ise rejim ordusu gelmeden Irak sınırına ulaşması için SDG’nin Deyrizor operasyonuna başlamasını istiyordu. Amerikalılara göre, rejim ordusu Deyrizor’a 6 haftada ulaşabilirdi. Fakat rejm ordusu beklenenden hızlı ilerleyince, ABD SDG’nin DEAŞ ile müzakerelere başlamasını istedi. Böylece teröristler (Rakka’dan çıkıp Deyrizor’daki) Bukemal’a gidecek, rejimin ilerleyişini engelleyecekti. 3 bin 500 teröristin çıkışına izin vermek amacıyla görüşmeler yapıldı. 500 kadar da kadın ve çocuk vardı.

ABD ile Cilo, bu teröristlerin Suriye rejim ordusundan önce Deyrizor’a ulaşmasını istiyordu. Bu nedenle Rakka'dan çıkanlar vurulmayacaktı. Aynı gün Cilo benden basının karşısına geçip bir tiyatro oynamamı istedi.

Medya ekibi olarak “tiyatro”yu hazırladık. Oyuna göre, Rakkalı Arap aşiretlerinin girişimiyle 275 yerli DEAŞ’lı terörist SDG’ye teslim olmuştu. Karşılığında kentten sözde 3 bin 500 sivil çıkarılacaktı. (Aslında kimsenin teslim olmadığı) Bu tiyatroda, 275 kişinin varlığını göstermek için Ayn İsa kampından birilerini getirip koydular.

İkinci oyunu basına oynadılar. Gazetecilerin Rakka’ya gitmesini yasakladılar. Gazetecilere, içerden çıkmaya yanaşmayan yabancı DEAŞ’lılarla çatışılacağını söylediler.

Oysa bir kurşun bile sıkmadılar. Bu süre zarfında kentten çıkarılan DEAŞ’lılar gidecekleri yere ulaştı. Ardından, Rakka’nın alındığını ilan ettik.

Sonradan öğrendik ki DEAŞ’lıların bir kısmı rüşvet vererek (Deyrizor dışında) başka yerlere ulaşmış. Birçoğu Fırat Kalkanı bölgelerine girmiş.

Anadolu Ajansı: Rakka’nın içine girince neler gördünüz?

Albay Talal Silo: Rakka'da yaşananlar kentin kurtarılması değil yıkımıydı. Rakka'nın kurtarıldığını ilan edeceğimiz gün oraya gittim. Maalesef kentteki tahribatın büyüklüğü karşısında şok oldum. Yüzde 95'inden fazlası yerle bir olmuştu.

SDG'nin kuruluş amacı halk ve topraklarımızı DEAŞ terörü ve zulmünden kurtarmaktı. Ancak kurtuluş denilen şey benim gördüklerimse, böyle bir kurtuluşa gerek yoktu. Çünkü bu yıkımdı. Yıkım iki tarafın eliyle oldu. SDG yıktı ABD de kentin tamamının yıkımına neden oldu. Sebebini halen bilmiyorum. Sonra Rakka Sivil Meclisi, uluslararası toplumdan kentin imarı için maddi destek istiyor. Kentin imarı bahanesiyle kişisel çıkar sağlayacaklar gibi görünüyorlar.

Anadolu Ajansı: Rakka gibi başka danışıklı dövüşler oldu mu?

Albay Talal Silo: Rakka, DEAŞ’lıları anlaşarak tahliye ettikleri ilk yer değildi. Üçüncüsüydü. ABD ve (sözde genel komutan) Cilo anlaşarak yaptılar. Münbiç’in kurtarıldığının ilanından hemen önce Münbiç Askeri Meclisi açıklama yayınladı. 2 bin DEAŞ’lının sivil kalkanla kentten çıkışına izin verildiğini duyurdu. SDG, ABD ve Münbiç Askeri Meclisi; DEAŞ'lıların can güvenliğini sağlayıp Cerablus'a doğru gitmelerine izin verdiler. İlk anlaşma buydu.

Anadolu Ajansı: PYD/PKK’nın DEAŞ’la diğer anlaşması neredeydi?

Albay Talal Silo: Diğeri (Fırat Nehri üzerindeki) Tabka’da oldu. Tabka, baraj ile yerleşim bölgesi Sevre olarak ikiyi ayrılıyor. Tabka alındı ve duyuruldu. Ama Sevre kaldı. Kaç kez operasyon düzenlendiyse başarısız oldu. DEAŞ’ın şiddetli direnişi vardı. Müzakereye mecbur kaldılar. (Rakka’da da arabuluculuk yapan) Ebu Muhammed devreye girdi. Kızkardeşinin eşi Tabka’da DEAŞ emiriydi. Kendisinden, 500 teröristin Cilo ve Amerikalılar tarafından güvenli şekilde çıkması için DEAŞ’la görüşmesi istendi. DEAŞ’lıların talebi, silah ve mühimmatlarıyla Tabka’dan Rakka’ya geçmekti. Cilo bizim adımıza Amerikalılarla görüştükten sonra DEAŞ’lılara güvenli çıkış izni verildi.

Anadolu Ajansı: Türkiye, ABD’ye Rakka’yı ortak operasyonla almayı önermişti. ABD bu meseleyi sahaya taşıdı mı?

Albay Talal Silo: Amerikalıların o öneriyi getirdiği (Çelebi üssündeki) toplantıya ben de katılmıştım. McGurk ve (Amerikalı senatör) John McCain vardı. McCain, Türkiye’nin Tel Abyad’dan açılacak 25 kilometrelik bir koridordan Arap savaşçılarla beraber kendi birliklerini Rakka’ya geçirmeyi önerdiğini söyledi. McCain’in getirdiği öneriydi, bağlayıcı değildi. Şahin Cilo, bunu farkedince, Türkiye’ye ve beraberinde geleceklere 25 santimetrelik bir koridor dahi açmayacaklarını söyledi. McCain o sözlerle yetindi. Sonra SDG’nin silah talebi üzerinde konuşuldu. McCain desteğini tekrarladı. Yardım sözü verdi. Tek bir şeye karşı çıkacaklarını, uçak savar verilemeyeceğini söyledi.

Anadolu Ajansı: Rakka’da terörist elebaşı Öcalan posterlerinin asılmasına ABD’den yazılı açıklamayla tepki geldi. Taraflar arasında ne yaşandı?

Albay Talal Silo: Amerikalılar, örgüt kamuoyu nezdinde zorda kalmasın diye posterler ve sloganlar konusunda hep uyarırdı. Kürt tarafı uyarıyı kabul etmezdi. Amerikalıların bizle görüştüğü yerlerde Öcalan posterleri oluyordu. Hatta SDG’nin ilk kurultayında bile vardı. Bölgedeki bayrakların tümü YPG, YPJ ve benzeridir. Yani SDG bayrakları göremezsin. Amerikalılar kiminle çalıştıklarını iyi biliyor.

Anadolu Ajansı:: Örgüt elebaşları verdikleri bunca destek karşılığında PKK/KCK yani örgütün ana gövdesi için uluslararası alanda açık destek istemedi mi?

Albay Talal Silo: Daha nasıl bir destek olacak ki? PKK’nın silah ve para desteğine ihtiyacı var. Silahlar SDG’ye ondan YPG’ye gidiyordu. YPG’den de PKK’ya ulaşıyordu. Dolayısıyla Şahin Cilo’nun gelin PKK’ya silah verin demesine gerek yok. Yolun sonunda YPG üzerinden PKK’ya ulaşıyor zaten.  (Anadolu Ajansı Röportajı, 04.12.2017)


Seçkin Deniz, 03.12.2017, Sonsuz Ark, Yayın Dünyası'ndan, Özel Dosyalar, Çeviri
Seçkin Deniz Yazıları



Sonsuz Ark'tan
  1. Sonsuz Ark'ta yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. 
  2. Sonsuz Ark linki verilerek kısmen alıntı yapılabilir.
  3. Sonsuz Ark yayınları Sonsuz Ark Manifestosu'na aykırı yayın yapan sitelerde yayınlanamaz
Yorum Gönder

Seçkin Deniz Twitter Akışı